Socrates Web Beta v1.0

 
Futbol Basketbol Tenis Bisiklet Diğer Sporlar

FutbolSaha DışıYeşil Takım Sahaya Çıkıyor

Forest Green Rovers veganlığın yeni yüzü ama eleştirmenlere göre bunun nedeni hayvanların huzuru değil, takımın performansı. Sporda veganlık üzerine bir inceleme...

Bu yazı, 30 Temmuz 2017’de The Guardian’da, “A vegan diet helps them win – but are sports stars committed to the cause?başlığı ile yayınlanmıştır.

Önümüzdeki cumartesi (bugün) saat 3’te (TSİ 17.00) dünyanın ilk ve tek vegan futbol takımı, ligdeki (EFL League 2) ilk maçına çıkarak spor tarihine adını yazdıracak. 19. yüzyılda Peach adında biri tarafından kurulan Forest Green Rovers, yeni sezonun ilk maçında, kendi sahaları New Lawn’da ‘Arılar’ olarak bilinen Barnet’i ağırlayacaklar. Bu yeni statülerini ise spor dünyasında vegan beslenmeyi yaymak için kullanacaklar.

Hem kulübün hem de yeşil enerji şirketi Ecotricity’nin multimilyoner sahibi ve İşçi Partisi’nin en büyük bağışçılarından Dale Vince ise “Büyük bir etki yarattık çünkü mantık dışıyız” diyor: “Vegan kelimesini futbol dünyasına yaymak? Bundan daha mantık dışı ne olabilirdi ki?”

Vince, Gloucestershire’daki Nailsworth stadyumunda seyirciler ve futbolcular için sadece bitkisel beslenmenin mümkün olduğunu garanti ediyor. Ve bu konuda yalnız değil. Sporun birçok alanında ünlü atletler et yemeyi bırakıyor ve bu, bitkisel beslenmeyi deneyen birçok insan üzerinde etkili oluyor.

Barcelona’lı Lionel Messi ve Manchester City’li Sergio Agüero da dahil olmak üzere birçok önde gelen futbolcu sezon sırasında et yemiyor. Hatta İngiliz forvet Jermaine Defoe işi bir adım daha ileri götürerek vegan besleniyor. Wimbledon finalisti Venus Williams, bir İtalyan rugby oyuncusu, bir Amerikan olimpik halterci, birçok Amerikan futbolu oyuncusu, eski ağır sıklet dünya şampiyonu David Haye, iki snooker dünya şampiyonu ve birçok Avusturalyalı kriket oyuncusu da vegan beslenenler listesinde.

Barcelona’lı Lionel Messi, sezon sırasında et yemiyor
Barcelona’lı Lionel Messi, sezon sırasında et yemiyor.

Veganların başarılı olduğu diğer sporlarsa; güreş, sörf, bisiklet, buz hokeyi, parkur -olimpiyatlara eklenebilecek olan ‘ekstrem jimnastik’ sporu- squash, bobsled, MMA ve ultra maraton.

Son yıllarda dijital medya tarafından yönetilen bir akım var diyor Vince. “Bu akım, sadece sporda değil, sağlık anlamında da performanslarını geliştirmek isteyen; bilinirliğini arttırmak ve veganlığa geçmenin yararları hakkında daha fazla bilimsel bilgiye sahip olmak için yeni yollar arayan insanların birleşimi.”

Vince ve Vegan Society sebzeden güç alan yeni spor yıldızlarına kucak açsalar da bazı kesimler sporcuların yalnızca kişisel performansları için bu yolu seçtiklerinden ve tercihlerinin vegan hayat tarzıyla ya da hayvanlara duydukları şefkatle bir alakası olmadığı için daha az mutlular.

Vegan Society’nin medya çalışanı Dominika Piasecka yeni katılan sporcuları mutlulukla karşılıyor ve daha fazla gelen olacağını umuyor. Spor yıldızlarının kesinlikle veganlığın yayılmasında çok daha etkili olacağına inandığını söylüyor. “İnsanlar gerçekten fark ediyorlar. Özellikle o insanın sıkı takipçisiyseler.”

1944’te vegan hareketi başladığında İngiltere’de kurulan vegan topluluğu, veganlığın 21. yüzyılın en hızlı büyüyen yaşam trendi olacağını öngörmüştü. Araştırma verilerine göre Britanya’daki veganların sayısı 542.000 -son on yılda yüzde 260 artmış- ve Britanya’daki, Almanya’daki ve Amerika’daki nüfusun yüzde 1’i vegan. “Vegan sporcuların sayısında bir artış olması oldukça olası çünkü Vegan beslenmenin faydaları yayılmaya başlıyor” diyor Piasecka. Forest Green Rovers önyargıları kırıyor ve insanların veganlıkla sağlığı, fitness’ı ve kaliteli yaşamı özdeşleştirmelerine yardımcı oluyor.

Çocukluğundan beri vejeteryan olan Finlandiyalı Paavo Nurmi 20. yüzyılın en iyi orta ve uzun mesafe koşucusu oldu.
Çocukluğundan beri vejeteryan olan Finlandiyalı Paavo Nurmi 20. yüzyılın en iyi orta ve uzun mesafe koşucusu oldu.

Protein için et yenmesi gerektiği miti ortadan kalkalı çok oldu. 1908 Londra Olimpiyat Oyunları’nda gümüş madalya kazanan aristokrat tenisçi Britanya’da veganlığın pazarlamasını ilk yapanlardandı. Health Without Meat’in hayırsever yazarı Eustace Miles’ın kitabı 1915’te basıldıktan yıllar sonra çok satanlardan biri oldu. Birkaç yıl sonra, çocukluğundan beri vejetaryen olan Finlandiyalı Paavo Nurmi 20. yüzyılın en iyi orta ve uzun mesafe koşucusu oldu. Olimpiyatlarda dokuz altın madalya kazandı.

Avustralyalı yüzücü Murray Rose, vegan diyetinde çok fazla su yosunu yediği için ‘The Seaweed Streak’ (Hızlı Su Yosunu) lakabını almıştı. Rose, 1956’daki olimpiyatlarda üç altın madalya kazandığında 17 yaşındaydı.

Televizyon çağında, 400 metre engelli yarışında sekiz yıl boyunca yenilmez olan Ed Moses ve 100 metre dünya rekortmeni Leroy Burrell de vejetaryendi. Ve en önemlisi, tavuk nugget seven Usain Bolt gelmeden önce dünyanın en ünlü sprinteri olan Carl Lewis de vegan beslenen önemli isimlerdendi. Kötü şöhretiyle tanınan Mike Tyson da ringleri bıraktıktan sonra bitkisel beslenenlerden. Fakat Lewis ve Tyson bunu yalnızca birkaç yıl boyunca sürdürebildiler, belki diğerleri de rekabet bittiği zaman aynı şeyi yapabilirler.

Forest Green’in ’vegan kulüp’ etiketi tam da görüldüğü gibi değil. Aslında oyuncular vegan değil, sadece maçlarda ve antrenmanlarda bitkisel beslenmek zorundalar. Statlarında hayvansal hiçbir ürün satılmıyor. “Kulüp dışında onların beslenme biçimlerine müdahale etmiyoruz ama futbolcuların beslenme biçimlerine yaklaşımlarının değiştiğini duyuyoruz, aynı durum taraftarlar arasında da gerçekleşiyor” diyor Vince. “Sadece bunları yapmak ve bunun hakkında konuşmak bile herkes üzerinde bir etki yaratıyor – futbolcuların, taraftarların hatta medyanın.

Venus Williams genellikle -hatta kendisi tarafından bile- ‘Cheagan’ (Vegan yaşayış tarzına tam olarak sadık olmayan, hileci vegan) olarak görülüyor
Venus Williams genellikle -hatta kendisi tarafından bile- ‘Cheagan’ (Vegan yaşayış tarzına tam olarak sadık olmayan, hileci vegan) olarak görülüyor

Venus Williams genellikle -hatta kendisi tarafından bile- ‘Cheagan’ (Vegan yaşayış tarzına tam olarak sadık olmayan, hileci vegan) olarak görülüyor. The Ecorazzi web sitesinde bir blogger, veganlığı, kendini övme ve reklamını yapma yolu olarak kullandığı için Haye’i eleştiriyor. “Hayvanların iyiliği için… Kariyerlerinden başka hiçbir şeyle ilgilenmeyen bu atletlere ilgi göstermemeli ve güven duymamalıyız.”

Öte yandan Vince bu eleştirinin yanlış olduğuna inanıyor. “Bu konuda bu kadar tutucu olmak hata. Bizim yapmak istediğimiz şey kamuoyunun dikkatini çekmek, insanların bitkisel beslenmenin de kolay ulaşılabilir bir şey olduğunu bilmelerini istiyoruz. Dolayısıyla bu, ulaşılabilir bir şey olmalı ve sporcular bu konuda bize kesinlikle yardım edebilirler.”

2006’da emekli olana kadar kriketin en iyi atıcılarından biri olan Avustralyalı Jason Gillespie, çok başarılı olduğu beş yıllık Yorkshire koçluk kariyeri boyunca vegan besleniyordu. Geri dönüşümü desteklemek için yardım mağazalarından kıyafetler alan Gillespie, kriket toplarının deri kullanmadan yapılmasının bir yolunun bulunmasını önerdiğinde ve Yorkshire’ın gerçekten ana sponsor olarak bir süt şirketine ihtiyacı olup olmadığını sorguladığında büyük bir sansasyon yaratmıştı. Hatta bir keresinde, “Süt ürünleri endüstrisi umarım bir gün tamamen kapanır” demişti.

Gillespie, vegan beslenmeye çoğu ünlü sporcudan çok daha bağlı ama Vince’e katılıyor. Adelaide’deki evinden “Sadece performans için ya da diyet olarak vegan beslenenlerdense, vicdani sebeplerden dolayı vegan beslenmeyi seçen insanların bunu sürdürmeleri daha olası” diyor Gillespie. “Sadece performanslarını artırmak için vegan beslenen atletlerle ilgili hiçbir sorunum yok. Eğer bu mesajın yayılmasına bir fayda sağlıyorsa, doğru yöndeyiz demektir. Benim oynadığım zamanlarla kıyaslandığında vegan beslenme hakkında farkındalık oranı bugünlerde çok daha fazla. Önümüzdeki beş yıl içinde vegan yemek endüstrisinin oldukça genişleyeceğini düşünüyorum. Bu, çok heyecan verici bir durum.”

ABD’deki Vegan Health and Fitness dergisinin sahibi ve editörü Brenda Carey, bunu iyi karşılamak konusunda tereddütte. “Bir idealist olarak, herkesin hayvanların acı çekmesine son vermek için vegan olmasını tercih ederim. Ayrıca, insanların hayvansal ürünleri kullanmayacak kadar çevreye duyarlı olmasını da isterim çünkü çevreye en çok zararı veren şeylerden biri de hayvansal ürünler.

Tabii ki bu sebeplerden dolayı vegan olan ünlü atletler var ve hepsinin performansı çok iyi. Ama öte yandan, hayvansal gıda tüketmemenin ve bitkisel beslenmenin kendi işlerine yarayan kısmı dışında hiçbir şeyden bahsetmeyen birçok yüksek profilli vegan atlet de var. Vegan yaşam tarzını tamamen benimsemek yerine sadece sebze yiyen bu insanlara ‘bitkisel beslenen’ diyoruz. Sevdikleri atletler ya da ünlüler böyle yaptığı için insanların da bu şekilde davranacağı konusunda endişelerim var.

101 yaşında Londra maratonunu koşan 106 yaşındaki atlet Fauja Singh.
101 yaşında Londra maratonunu koşan 106 yaşındaki atlet Fauja Singh, “Bana sorarsanız; insanlar kıtlıktan ziyade çok yemekten ölüyorlar” diyor.

Maalesef, vegan beslenmeye yönelen insanlarda sadece performansını arttırmak ya da kilo vermek gibi kendi çıkarı için bunu tercih edenler raydan çıkmaya ve tekrar hayvansal beslenmeye çok daha meyilliler.” Ama Carey idealist olmasının yanında realist de biri ve şunu da ekliyor: “Herhangi biri hayvansal ürün tüketmemeyi seçtiği zaman mutlu oluyorum.”

Sadakatsiz ‘sebze yiyicilere’ karşı en güçlü ses, Britanya’nın -kendisine göre dünyanın ilk vegan futbolcusu- Neil Robinson’a ait. 1974’te başlayan 16 yıllık kariyeri boyunca Everton, Swansea ve birçok farklı takımda forma giyen Robinson, futbolun veganlar için hala ‘Taş Devri’nde’ olduğunu söylüyor. ‘Cheagans’ ve moda olduğu için vegan beslenenlere karşı oldukça eleştirel.

“Bir açıdan Dale’in ne düşündüğünü anlayabiliyorum ama ben bu konuda titiz ve tutucuyum. Bir sporcunun ya da ünlünün sağlık nedeniyle bitkisel beslendiğini duyduğumda genelde hep şüpheyle yaklaşıyorum. Bunlar veganlığı sadece bir diyete çevirerek içini boşaltıyor. Aslında veganlık bir dünya görüşü, şiddetsiz bir yaşam biçimi ve yaşayan her şeye karşı merhamet duymaktır. Futbolda veganlığa gelince; hâlâ taş devrinin yaşandığını söyleyebilirim. Bugünlerde kulüpler ‘nitelikli’ beslenme uzmanlarını işe alıyorlar ve bu sözde ‘uzmanların’ hayvansal gıdaların insan sağlığı, özellikle de spor performansı için nasıl da gereksiz olduğunu görememeleri beni hayrete düşürüyor. Bireysel sporcular şu an bunun farkında ama kulüpler ve otoriteler, Forest Green Rovers dışında, bitkisel beslenmeyi kavramaktan çok uzaklar.”

Bir reklam kampanyasında David Beckham’ın arkasında görünen ve 101 yaşında Londra maratonunu koşan 106 yaşındaki atlet Fauja Singh bitkisel beslenmenin sağlığa nasıl da iyi geldiğinin en iyi örneği olabilir. 80 yaşında vejetaryen olmuş ve genelde; yeşil mercimek, ıspanak ve zencefil yiyor. Küçük porsiyonlar tüketiyor ve “Bana sorarsanız; insanlar kıtlıktan ziyade çok yemekten ölüyorlar” diyor.

Ama küçük bir sürpriz istediğinde, milkshake için hiçbir veganın uğramadığı bir yere gidiyor: McDonald’s’a. Küçük boy tabii ki…

Çeviri: Gizem Denizcioğlu-İpek Sezer

İlginizi çekebilecek diğer içerikler

Yanılgı

Yanılgı

2 gün önce
Hepimiz Kardeşiz

Hepimiz Kardeşiz

4 hafta önce