Socrates Web Beta v1.0

 
Futbol Basketbol Tenis Bisiklet Diğer Sporlar

EditoYeni Dünya

Socrates'in 30. sayısında ana konu: Hedef. Girişte Caner Eler'in kaleminden Julian Nagelsmann'ın öyküsü var.

“İnsanın yöneldiği tek hedef, hedefini elde etmek için harcadığı sürekli çabadır, başka bir deyişle yaşamın kendisidir.” Dostoyevski / Yeraltından Notlar

Gesamtkunstwerk. Almancanın uzun ama bir başka derinlikli kelimesi. Müziğin, tiyatronun, şiirin ve sahnede bulunan her şeyin gerçeklikle aynı düzlemde estetize edilmesiyle mükemmel ve tamamlanmış bir başka sanat eserine ulaşılacağını savunan teorinin adı. Kısaca bütünlüklü sanat eseri. Besteci Richard Wagner’in ünlenmesini sağladığı bu kavram, operada bir devrime imza atmıştı. Kendisi her ne kadar ırkçılık yönünden tartışmalı bir figür olsa da sanatçı olarak bıraktığı mirasa farklı bir kıymet verilir. Wagner’e göre geleceğin sanatı, sanatların birliğinden oluşacaktı. Bir keresinde “Hedefim, her gittiğim yere yenilik getirmek. Yarının tiyatrosuna buruk, acı bir tat vereceğim” demişti hatta. Bu kavrama Liverpool’un ünlü Alman teknik direktörü Jurgen Klopp üzerine yazılan bir yazıda rastladım. Lakin bir Liverpool sempatizanı olarak geçtiğimiz ay Şampiyonlar Ligi elemesinde Liverpool ile Bundesliga ekibi Hoffenheim arasındaki eşleşmeyi takip ederken asıl dikkat ettiğim kişi, öteki kulübedeydi.

23 Temmuz 1987 doğumlu Hoffenheim Teknik Direktörü Julian Nagelsmann kısa sarı saçları ve gencecik ama kendinden emin yüz ifadesiyle kenarda her an oyuna girecek bir yedek futbolcu edasında duruyor. Lionel Messi’den bir ay, Cristiano Ronaldo’dan ise sadece iki yaş küçük. 2016 Şubat’ında takımın başına geçtiğinde 28 yaşındaydı. Bundesliga tarihinin en genç teknik direktörü oldu. Ne iz bırakan bir futbolculuk kariyeri ne de bir A takım antrenörlük tecrübesi vardı. Frankfurter Rundschau gazetesi, bu karar için Schnapsidee deyimini kullanmıştı; alkol etkisinde alınan sıra dışı karar manasında. Rhein-Neckar gazetesi bunun bir halkla ilişkiler numarası olabileceğini yazmıştı. Fakat onu yakından tanıyanlar şaşırmamıştı.  Zira Nagelsmann, çocukluğundan itibaren hayatını futbol üzerine kurmuştu.

19 yaşında Augsburg için oynarken dizinden geçirdiği sakatlık nedeniyle futbolu bırakmak zorunda kaldı. Tam da o günlerde babasını kaybetti. Yıkıldı. Ailenin yükü onun omuzlarındaydı artık. Bir röportajında o dönemi anlatırken çok çabuk büyümesi gerektiğinden bahsediyor: “Hayatta futboldan daha önemli şeyler olduğunu ve bunu bu kadar ciddiye almamanız gerektiğini anlamıştım. Olgunlaşmıştım. Şimdi de Bundesliga’da teknik direktör olmanızın ne kadar önemsiz kaldığını anlamak için televizyonda haberleri açmanız yeterli.” O zor dönemde Augsburg’un teknik direktörü olan Thomas Tuchel, futbolun taktikanaliz kısmına merakını bildiğinden, kulüp tarafından sözleşmesi devam ettiği için kerhen teknik kadroda görev verilen Nagelsmann’a sahip çıkmıştı. Ona rakip analizi görevi vermişti.

Genç adam mutfağın dibinden başlamıştı yeni yolculuğuna. Kısa sürede, yazdığı raporlarla çevresindekileri etkileyip önce 1860 Münih’e altyapı antrenörü oldu, sonra da Ralf Rangnick tarafından 2011’de Hoffenheim U17 asistanı olarak işe alındı. O sırada üniversitede spor bilimleri de okudu. Bayern Münih’in dikkatini çekmişti. Bu sefer de zamanında Jurgen Klopp’u ilk keşfedenlerden efsane Uli Hoeness, Nagelsmann’ı bonservis ödeyip U23 takımının başına getirmek istedi. Ancak 3200 kişilik bir kasabanın takımı olan, zengin iş adamı Dietmar Hopp’un uzun vadeli sabırlı yatırımıyla 9. Lig’den Bundesliga’ya kadar yükselen Hoffenheim buna izin vermedi. Zira Hopp ve yönetimi, onu gelecekte A takım için düşünüyordu. Şubat 2016’da teknik direktör Huub Stevens hastalığı nedeniyle görevden ayrılınca Nagelsmann için o gün daha da erken geldi. Henüz UEFA lisansını yeni alıyordu. Hoffenheim 9 maçta 1 galibiyet ile düşme hattındayken Nagelsmann ile 14 haftada 7 galibiyet ile ligde kalmayı başardı. Ertesi yıl, ilk tam sezonunda heyecan verici bir futbol oynatıp Bundesliga’yı dördüncü bitirip Şampiyonlar Ligi elemesi oynama hakkı elde etti. Almanya’da yılın teknik direktörü seçildi.

Getty Images Turkey

Nagelsmann başarılarının ötesinde, farklı bakış açısıyla dikkat çekiyor. Takımının sahadaki dizilişini ve taktiğini rakibe göre her maç değiştirerek nam salıyor. Örnek aldığı Pep Guardiola başta olmak üzere Arsene Wenger, Ralf Rangnick, Johan Cruyff gibi isimlerin fikirlerini sentezlediği biliniyor. Rakibe kalesine en yakın yerde baskı yaparken aynı zamanda topa daha fazla sahip olmayı da hedefliyor. Antrenörlüğün bir numaralı kuralı olan hedefe yönelik çalışma ve antrenman konularında takıntılı. Taktiklere tutkun gibi gözükse de iletişim konusuna daha çok önem veriyor. “Teknik direktörlükte yüzde 30 taktikse yüzde 70 de sosyal beceridir” diyor. İdmanlarda elinde tabletle antrenman sahasının kenarındaki büyük ekrana pozisyonlar yansıtıp görsel üzerinden detaylara yoğunlaşıyor. Mehmet Scholl’ün ‘Laptop Antrenörleri’ diyerek eleştirdiği yeni neslin belki de en modern, inovatif öncülerinden biri. Dogmatik ve egosantrik davranmıyor. Oyuncularıyla kurduğu ilişkide yaşam koçundan yararlandığını söylüyor: “Koçum bana öğrenme teorisi, motivasyon ve takım liderliği konusunda ders veriyor. Grup fonksiyonunu bilimsel yönden açıklıyor.”

Sadece futbola hapsetmiyor zihnini. Hem taktikte hem de soyunma odasında farklı dallardan yeni bir bütünlüklü eser oluşturmaya çalışıyor.  Şampiyonlar Ligi ön elemesinde, Klopp’un Gesamtkunstwerk’i Nagelsmann’ınkini yendi. Genç teknik adam, kısa sürede erken büyüdü belki ama çabalamak için önünde daha çok uzun bir yol var. Yaşamın ta kendisi…

Bu sayı; kendine hedef koyanlar, bu hedeflere ulaşamasa da bıkmadan yenilerini yaratanlar, hedefe giden yol boyunca yaşananların da değerini anlayanlar, insanlara boş umutlar değil de gerçekleri sunanlar ve anlatanlar, hayallerin bitmeyeceğini başkalarına anlatıp umut ve ilham kaynağı olanlar için…

İlginizi çekebilecek diğer içerikler

Uzak

Uzak

2 hafta önce
Hatıralar

Hatıralar

1 ay önce
Tozlu Raflar

Tozlu Raflar

3 ay önce