
Bir Hayalin Peşinde
6 dk
Halis Karataş ve Selim Kaya gibi şampiyon jokeylerle aynı pisti paylaşmak, atçılığın en önemli kupaları için yarışmak… Ekrem Kurt Apranti Eğitim Merkezi, jokey olma tutkusuna sahip gençlere kapılarını aralıyor.
Türkiye’de atçılık, sadece bir spor veya bir bahis sektörü değil; kökleri tarihin derinliklerine uzanan devasa bir kültür ve ekonomi döngüsü. Türkiye Jokey Kulübü (TJK) bünyesinde faaliyet gösteren Ekrem Kurt Apranti Eğitim Merkezi, bu köklü geleneğin yeni temsilcilerini yetiştirme noktasında oldukça önemli bir yere sahip. Zira birbirinden başarılı şampiyon jokeylerin arasına katılmak, Türkiye’de ve dünya pistlerinde at sırtına çıkabilmek için gereken eğitimin verildiği, global standartlarda bir binicilik okulundan bahsediyoruz. Yıllardır sektörün paydaşları arasında bulunan eğitim kadrosunun tecrübesiyle şekillenen bu kurum, bugün Türkiye’de jokeylik mesleğini uluslararası standartlarda icra edecek sporcuların tek yetişme noktası konumunda. Önümüzdeki satırlarda, bir jokey adayının yolculuğuna nasıl başladığı ve ötesi var…
Kimler Apranti Olabilir?
Atçılık, fiziksel kuralları son derece net ve tavizsiz bir spor. Bu nedenle Apranti Eğitim Merkezi'nin kapılarından içeri girmek, ciddi fiziksel ve akademik kriterleri karşılamayı gerektiriyor. Okul Müdürü Zeynep Haldan Postalcı, yönetmeliklerle belirlenmiş bu katı kuralları şöyle özetliyor:
"Adaylarımızın 17 yaşından gün almamış olması, 30-45 kilogram ağırlığında ve 130-165 santimetre boy uzunluğunda bulunması gerekiyor. Ayrıca ilköğretimin 8. yılını, yani 4+4 sisteminin ikinci kademesini bitirmiş olmaları şart."
Bu şartları taşıyan gençler, Ağustos ayında başlayan zorlu bir seçme sürecine giriyorlar. İlk aşama, adayların bedensel kapasitelerini ölçen zorlu kondisyon ve yetenek istasyonları. Buradan en az 60 puan alanlar, yarışçılığın gerektirdiği analitik zekayı ölçen yazılı sınava; ardından da yönetim kurulu üyeleri, bakanlık temsilcileri ve eğitmenlerin bulunduğu mülakata alınıyor.
Bu uzun ve heyecanlı yoldan geçen gençlerden biri de 14 yaşındaki Ömer Faruk Evcimen. Elazığ’da atçı bir babanın oğlu olarak büyüyen ve at sevgisini küçüklükten itibaren yüreğinde taşıyan Evcimen, o süreci şu sözlerle anlatıyor: "Önce kondisyon sınavında belli bir skor yaptık, ardından yazılı sınava ve sözlü mülakata girdim. En büyük hayalim, kendi stilimi yaratıp yurt dışında ülkemizi temsil eden bir jokey olmak."

“Dünya Vatandaşı Yetiştirmek”
Ekrem Kurt Apranti Eğitim Merkezi'ni sıradan bir spor okulundan ayıran en büyük özellik, jokeyliği sadece "at sürmek" olarak görmemesi. Okul, atın üzerindeki sporcunun aynı zamanda ahlaki değerlere sahip, vizyoner ve entelektüel bir birey olması gerektiğine inanıyor.
Müdür Zeynep Haldan Postalcı, Türkiye'nin dört bir yanından, farklı sosyo-kültürel geçmişlerden gelen öğrencilerin adaptasyonu için uyguladıkları programı şu anekdotlarla aktarıyor: "Öğrencilerimize Davranış Bilimleri dersi veriyoruz. Çatal, bıçak, kaşık nasıl kullanılır, takım elbise nasıl taşınır, bir kadınla veya toplumla nasıl selamlaşılır, ses tonu nasıl kontrol edilir... Hepsini öğretiyoruz. Fair Play derslerimiz var; çünkü sahada kıyasıya rekabet etseler de dışarıda dostluklarını korumak zorundalar. Dahası, mezun olup yıldızlaştıklarında onlara mikrofon uzatılacak; işte o an için 'Medya ile İletişim' dersinde nasıl demeç vereceklerini bugünden çalışıyoruz."
Global Tecrübe
Atçılık dünyasının küresel bir iş olduğunu en iyi bilen isimlerden biri, okulun teorik binicilik eğitmenlerinden eski jokey Ömercik Ay. Avustralya, Güney Afrika ve Yeni Zelanda gibi atçılığın dev ülkelerinde yıllarca at binen Ay, Türk jokeylerinin doğal yeteneğinin dünyada eşi benzeri olmadığını ancak dil bariyerinin bu yeteneği gölgelediğini çarpıcı bir gerçekle ortaya koyuyor:
"Hindistan'da, Çin'de milyarlarca insan var ama jokey çıkmıyor. Bizim çocuklarımızın ise kanında var, yetenekleri muazzam. Ancak yurt dışına açılmanın ilk kuralı iletişimdir. İstediğiniz kadar yetenekli olun, İngilizce konuşamıyorsanız uluslararası arenada yer bulamazsınız. Ama İngilizce konuşuyorsan, dünya sana çok küçük gelir; her ülkeye gidebilirsin."
Okul yönetimi bu gerçeğin farkında olarak öğrencilerine haftanın 5 günü, yoğunlaştırılmış İngilizce eğitimi veriyor. Başarılı olan mezunlar, TJK'nın tam sponsorluğuyla İngiltere'deki prestijli British Racing School’a (Newmarket) 12 haftalık eğitime gönderilerek dünya vizyonu kazanıyor.

Zeynep Haldan Postalcı
En İyilerden Öğrenmek
Ekrem Kurt Apranti Eğitim Merkezi'nin en tecrübeli eğitmenlerinden biri; kariyerinde 3000’i aşkın yarış, 250’nin üzerinde birincilik bulunan eski jokey Nuri Şölen. Jokeylik kariyeri sona erdikten sonra deneyimlerini gençlere aktarmakla kalmayan Nuri Hoca, aynı zamanda sahibi olduğu ve aslında yarış pistleri için büyük umutla yetiştirdiği bir kısrağı da okula armağan etmiş. Öğrenciler, uysal okul atlarından gerçek yarış atlarına geçiş yaparken, bu safkan onlara biniciliği güvenle öğreten, son derece önemli bir durak konumunda.

Nuri Şölen
Üç Yıllık Devrim
2022 yılı okulun tarihinde bir dönüm noktası oldu. Eğitim süresi iki yıldan üç yıla çıkarılarak, öğrencilerin gerçek dünyayla, yani hipodromların sert ve rekabetçi atmosferiyle daha erken tanışması sağlandı.
İlk iki yıl okulun "emekli" ve uysal atlarıyla temel eğitimi alan gençler, üçüncü sınıfa geçtiklerinde gerçek birer profesyonel adayı (apranti) olarak sahaya, sabah idmanlarına çıkıyorlar. Müdür Postalcı bu geçişin etkisini, bir öğrencisinin o masum ama çok şey anlatan cümlesiyle özetliyor: "Öğrencimi ilk kez sahaya, gerçek yarış atlarının idmanına gönderdiğimde ne hissettiğini sordum. 'Hocam,' dedi, 'bizim okul atlarının kanat takmış halleri...' Aradaki o muazzam güç farkını, hız farkını ve heyecanı o kadar güzel anlattı ki…"
Bu 3 yıllık yeni sistemin ilk mezunlarından olan Sakaryalı genç yetenek Ömer Faruk Özen, jokey olan amcası Sinan Özen’i izleyerek girdiği bu yolda henüz üçüncü sınıf öğrencisiyken yarışlara katılma fırsatı bulduğunu belirtiyor: "Emekli eğitim atları çok rahattır, huysuzluk yapmaz. Ama yarış atları kazanmak için azimlidir, güç harcarlar. Okulumuzun üç yıl olması bize büyük avantaj sağladı. Sabah 05.00'te sahaya inip antrenörlerin atlarını çalıştırdık. Hem onları tanıdık hem de kendimizi kanıtladık. İlk profesyonel yarışıma çıkarken idollerimle yan yanaydım; o tribün atmosferi, o heyecan bambaşkaydı ama okulda aldığımız eğitim sayesinde hiçbir aksaklık yaşamadım." Ömer Faruk Özen, bu özgüvenle kısa sürede 700'den fazla yarışa çıkıp 88 birincilik elde ederek geleceğin yıldızları arasına adını yazdırdı.
Okul Sıralarından Şampiyonluğa
Ekrem Kurt Apranti Eğitim Merkezi, gencecik hayatları kökünden değiştiren sihirli bir dokunuş aslında. Bunun en canlı örneği, geçtiğimiz sezonun en çok yarış kazanan jokeyi, Baş Jokey unvanlı Ali Yıldız…
Artvinli olan ve ailesinde atçılıkla ilgilenen hiç kimse bulunmayan Yıldız, meslekle tanışmasını gülümseyerek anlatıyor: "Hayatımda at bile görmemiştim. Zayıf ve kısa boylu olduğum için bir aile dostumuz beni görüp 'Senden çok iyi jokey olur' dedi. Araştırdım ve içimde bu hayal büyüdü."
2020 yılında 2 yıllık sistemden mezun olan Yıldız, mesleğin sadece fiziksel değil, mental bir dönüşüm olduğunu vurguluyor: "Okulda çocukluktan çıkıp bir anda olgunlaşıyorsunuz. Size sorumluluklar yükleniyor ve o sorumluluklarla yüzleştikçe dışarıdaki o zorlu dünyaya hazır hale geliyorsunuz." İzmir'deki ilk tecrübelerinin ardından atçılığın kalbi olan İstanbul'a gelen Ali Yıldız’ın kariyeri, tesadüflerle cesaretin kesiştiği o unutulmaz günle zirveye taşındı. Efsanevi jokey Halis Karataş’ın rahatsızlanması üzerine "Vincitore" isimli ata binme şansı bulan Yıldız, büyük bir risk alarak antrenörün "önde kaç" direktifinin dışına çıktı: "Antrenör için de riskliydi, çünkü İstanbul'da yeniydim. Atın stili önde gitmekti ama ben inisiyatif alarak kendi stratejimi uyguladım. Eninde sonunda kazandığım için insanlar beni konuşmaya başladı." O cesur karar, Ali Yıldız’a bir yılda tam 1600 küsur kez at binmesi ve bir sezonda en çok kazanan jokeyi olması yolunu açtı.

Ali Yıldız
Milyarlık Sektör
Atçılık, dışarıdan bakıldığında sadece bir tutku gibi görünse de Ömercik Ay’ın altını çizdiği gibi aslında devasa bir sanayi. "İngiltere'de, Dubai'de, Suudi Arabistan'da kralların, kraliçelerin yönettiği büyük bir endüstriden bahsediyoruz." Bu endüstrinin kuralları acımasız, rekabeti ise saliselerle ölçülüyor. Ay, yarış içerisindeki pozisyonun milyon dolarlık farklar yarattığına dikkat çekerek, bu okulda verilen taktiksel eğitimin ne denli hayati olduğunu vurguluyor.
Dahası, bu okul gençlere tarihi bir mirası devraldıklarını da öğretiyor. Dünyadaki tüm safkan İngiliz atlarının soyunun, Osmanlı döneminde İngiltere'ye götürülen Byerley Turk, Darley Arabian ve Godolphin Arabian (Türk atları) soyundan geldiği gerçeği, bu sıralarda okuyan her gence gurur verici bir tarih dersi olarak anlatılıyor. "Tıpkı Hollanda lalesi gibi," diyor Ömercik Ay, "aslında bizim olan bir değer, dünyada markalaştı."
Geleceğe Yatırım: %98 İstihdam Oranı
Bugün Türkiye'de hangi üniversite, hangi meslek okulu mezunlarının %98'inin kendi sektöründe anında iş bulduğunu iddia edebilir? Ekrem Kurt Apranti Eğitim Merkezi bu yüksek istihdam oranıyla gurur duyuyor. Okul müdürü Postalcı, "Kilo alan veya boyu uzayan mezunlarımız bile sistemin dışında kalmıyor. Sabahları idman jokeyi oluyorlar, antrenörlüğe evriliyorlar. Mezunlarımız daha 17-18 yaşında sabah karnesini alıp, akşam Bursa'da yarış koşarak büyük bir ekonomik bağımsızlık elde ediyorlar" diyerek mesleğin sunduğu maddi ve manevi güvencenin altını çiziyor.
Efsanelerin Ayak İzleri
Türkiye Jokey Kulübü Ekrem Kurt Apranti Eğitim Merkezi; fiziği nedeniyle dezavantajlı görülebilecek gençleri alıp, onların omuzlarına devasa yatırımların sorumluluğunu yükleyen; onları saniyeler içinde karar verebilen, yabancı dil konuşan, centilmen birer dünya vatandaşına dönüştüren bir eğitim yuvası.
Halis Karataş, Selim Kaya ve Ahmet Çelik gibi şampiyonların ayak izlerini takip edecek yeni yetenekler, her sabah atçılığın kendine has dünyasına adım atmak için sıkı çalışmalarına başlıyor. Amaç, "kanat takmış atların" sırtında başarılı bir kariyer inşa etmek ve hem lokal hem global ölçekte yarışlar kazanmak. Türkiye'nin atçılıktaki geleceği, işte bu sıralarda, bu ahırlarda ve bu pistlerde ilmek ilmek dokunuyor…
*Türkiye’de jokey yetiştiren tek kurum olan Türkiye Jokey Kulübü bünyesindeki Ekrem Kurt Apranti Eğitim Merkezi için 2026 yılı ön başvuru süreci başladı. Ön başvurular 31 Mayıs 2026 tarihine kadar online olarak yapılabilecek.