“Baskıyı en iyi yöneten kazanır”

4 dk

Milano Cortina Kış Olimpiyat Oyunları’nda elbette en dikkat çekici disiplinlerden bir tanesi de biatlon. Bizi nelerin beklediğini bu sporun eski emektarlarıyla, yeni Eurosport yorumcularıyla konuştuk.

Getty Images Turkey

Getty Images Turkey

Bayrak yarışı, olimpiyat oyunlarının en duygusal branşlarından biri. Sizce bayrak yarışını bu kadar “özel” yapan şey ne?

Tiril Eckhoff: Dört yılda bir yaşanıyor ve takım arkadaşlarınla birlikte yarışıyorsun. Bu zaten tek başına çok şey ifade ediyor. Bir de arkanda ülken var, o destek duygusu… Bence onu gerçekten özel yapan şeylerden biri bu.

Sandrine Bailly: Bayrak yarışı, özellikle olimpiyat oyunlarında bir kariyerin çok önemli bir parçası. Çünkü takımın gücünü hissediyorsun. Madalyayı birlikte kazanıyorsun, sevinci de birlikte yaşıyorsun. Sadece “sen” değilsin, “biz” oluyorsun. Her sporcu için çok özel.

Michael Rösch: Bakın, bu madalya bende… (Gülerek) Dün oğlumun okulundaydım ve çocuklara bayrak yarışında olimpiyat şampiyonu olmak benim için ne demek anlatmaya çalıştım. Dört kişi birlikte kutlayabiliyorsan -hele altınsa- bu gerçekten inanılmaz bir his. Bireysel yarışlar farklı. Orada daha yalnızsın, sorumluluk tamamen sende. Bayrak yarışında ise her şey olabilir. Mesela 2006’da ben çok iyi bir yarış çıkardım, Sven Fischer ceza turu döndü ama yine de kazandık. İşte bayrak yarışı böyle, dört kişi beraber ve her an her şey değişebilir. Bir de artık karışık bayrak yarışı var. İki kadın iki erkek birlikte kutlayabiliyor. Bu da ayrıca özel. Bayrak yarışının kendi kuralları var ve onu özel yapan şey de bu, her şeyin mümkün olması.

Favori olmayan ülkeler için bayrak yarışında en önemli şey ne? Strateji mi, atış mı, yoksa sporcuların sıralaması mı?

Michael Rösch: Ben koç olsam en iyi sporcuyu ilk ayakta başlatırım. Belki önde giderler, “tesadüfen” TV’ye düşerler; ülke görünür olur, takım konuşulur. Açık konuşayım, özellikle de bayrak yarışında favori olmayanın işi çok zor. O yüzden görünürlük bile çok değerli.

Sandrine Bailly: Olimpiyat oyunları bu açıdan küçük takımlar için iyi. Herkesin bir yeri var ve kendini gösterme şansı var. İlk ayakta iyi bir isimle önde görünmek de mantıklı, sonrası zaten yarışın akışına bağlı. Olimpiyat oyunlarının güzelliği de bu, küçük ülkeler de sahnede.

Tiril Eckhoff: İyi bir plan yapın. Büyük hedef koyun. Ofansif olun, gidin ve deneyin. Belki altın gerçekçi değil ama elinizden geleni yaparsanız her şey mümkün. Olimpiyat oyunlarında bunu daha önce gördük. En önemlisi iyi bir ruh haliyle orada olmak, keyif almak ve unutulmaz bir deneyim yaşamak.

Norveç takımı Milano Cortina’ya çok duygusal bir sezonun ardından geliyor. Sivert Guttorm Bakken’in kaybı hâlâ çok taze. Böyle bir şeyi olimpiyata “ekstra baskı” olarak değil de anlam ve motivasyon olarak nasıl taşırsınız?

Tiril Eckhoff: Herkesin aklının bir köşesinde bu var. Özellikle ona çok yakın olanlarda… Bu büyük bir yas… çok fazla acı ve hüzün demek. Ama aynı zamanda takımın birbirine daha çok yakınlaşmasına da yol açtı. Umarım onun “biatlon ruhunu” ve biatlonun neşesini yanlarında taşırlar. Bunu iyi bir şekilde yönetebilirlerse bunu motivasyona dönüştürmek mümkün.

Milano Cortina, önceki kış oyunlarına kıyasla sizce yeterince popülerlik ve medya etkisi üretiyor mu? Yaz oyunlarıyla kıyaslayınca kış oyunları yeterince iyi “pazarlanıyor” mu?

Michael Rösch: Yaz olimpiyat oyunları hâlâ biraz daha büyük; daha çok sporcu, daha çok branş var. Atletizm mesela büyük bir “mıknatıs”. Ama kış sporlarını seven biri olarak söyleyeyim, bambaşka bir ruh var. Dağlar, kar umudu, Avrupa’ya dönüş ve İtalya… 2006’da İtalya’da o ruhu yaşadım, çok iyiydi. Umarım TV görüntüleri ve atmosfer harika olur. Ve şunu unutmayalım. Mesele yaz-kış değil; o beş halka. Onları görünce bile tüylerim diken diken oluyor. Sporcu arenaya girdiğinde de aynı şey olur. Hangi spor olduğu fark etmez: Olimpiyat ruhu budur. Evet yaz biraz daha büyük olabilir ama “seviye” bence olimpiyat duygusunda eş.

Sandrine Bailly: Kış Oyunları daha küçük, evet. Fransa’da mesela şu an televizyonu açınca olimpiyatla ilgili çok bir şey yok. 2024 Paris, Fransa’da olduğu için doğal olarak çok daha büyük bir görünürlük vardı. Milano–Cortina’nın aynı ölçekte olması kolay değil. Ama Fransa’nın madalya şansı artarsa -özellikle biatlonda- ilgi de oyunlar sırasında büyür.

Tiril Eckhoff: Dürüst olalım: Kış sporlarında ülke sayısı daha az, bu da kış olimpiyat oyunlarını yazdan biraz küçük yapıyor. Türkiye’de de belki kış sporları daha sınırlı olduğu için aynı ölçekte hissedilmeyebilir ama Norveç’te kış olimpiyat oyunları yazla aynı seviyede. Ben sadece olimpiyat oyunlarının tekrar Avrupa’ya dönmesine çok seviniyorum. Michael’ın dediği olimpiyat ruhunu tekrar yaşamak için sabırsızım.

Nove Mesto Dünya Kupası’nı nasıl buldunuz?

Michael Rösch: Nove Mesto “mükemmel”. 2023’te Dünya Şampiyonası için oradaydım; Çek sınırına iki dakika mesafede yaşıyorum, neredeyse yarı Çek sayılırım. Sabahları Çekya’da kayak yapıyorum, parkurlar genelde çok iyi hazırlanıyor. Taraftar coşkusu inanılmaz. Evet önce buz hokeyi ama biatlon son 10 yılda müthiş büyüdü. Stadyum büyük ve çok gürültülü; 120 desibel gibi… Her sporcuya sorun, hepsi aynı şeyi söyler. Şehir küçük olabilir ama stadyuma girince bunun hiçbir önemi yok. Biri “Hangi Dünya Kupası’na gidelim?” dese, benim 1 numaram Oslo evet ama ikinci sıraya kesin Nove Mesto’yu koyarım. İnanılmaz bir yer.

Sandrine Bailly: Ben Nove Mesto’yu seviyorum. Televizyondan bile atmosferi hissedebiliyorsun. Orman içinde, bazen rüzgâr ve sis olur ama atmosfer “sıcak”. Oberhof tarihsel bir yer, Nove Mesto daha genç bir organizasyon ama taraftarlar her zaman orada ve çok etkileyiciler.

Tiril Eckhoff: Nove Mesto’dan yakın zamanda döndüm, sanırım kulağım “mahvoldu” çünkü seyirci çok gürültülüydü. (Gülerek) Ama gerçekten yarışmak için en harika yerlerden biri. Orada kazanmayı da başardım, benim en sevdiğim yarış yerlerinden. Çek seyircisi “çılgın”, orada yarışmak çok eğlenceli.

Bu kez biatlon olimpiyat yarışları Dünya Kupası’nda ikonikleşmiş bir tesiste yapılacak. Bu, sonuçları nasıl etkiler? Dünya Kupası’nın “alışkın” isimlerine avantaj sağlayıp sürprizleri azaltır mı?

Sandrine Bailly: Sorunuzun içinde cevap da var aslında: Parkuru ve profili bilmek elbette işinizi kolaylaştırır; nerede bastırabileceğinizi, atış alanını, ritmi daha iyi bilirsiniz. Bu bilgi herkese bir avantaj sağlar. Ama yine de sürpriz olabilir. Yükseklik faktörü önemli, irtifada hızlı gidenler avantajlı olacak. Yani “ne olacağını az çok biliyoruz” ama olimpiyat her zaman olimpiyat.

Michael Rösch: Normalde en büyük belirleyici irtifadır. Ama bu kez hazırlık için iki haftadan fazla zaman var. Herkes irtifada hazırlanmış olacak ve parkurları da biliyor. Fakat bir “sınırlayıcı faktör” daha var, o beş halka. Arenaya girdiğiniz an her şey değişir. Olimpiyat oyunlarının özgül baskısını tecrübeli sporcular daha iyi yönetir. Asıl ilginç olan bu. Tecrübe mi kazanacak, yoksa hiçbir şeyi umursamayan biri mi sürpriz yapacak, göreceğiz.

Tiril Eckhoff: Katılıyorum. Bu olimpiyat, baskı var. Biatlon zaten sürprize açık. Parkur çok ağır ve atış poligonunda insanlar zorlanacak. O yüzden sürprizler görebiliriz. En kritik şey baskıyı en iyi yönetenin kazanması.

İtalya biatlonda hiç olimpiyat altını kazanmadı. Bu kez çok iyi bir takımları var ve ev sahibi oldukları için büyük baskı da olacak. Sizce bu baskıyı yönetip en azından madalya alabilirler mi?

Michael Rösch: Baskı büyük olacak ama bazı isimler bunu yönetebilir. Bir sporcunun son yarışlarda form düşüşü yaşaması bazen iyi bile olur, üzerindeki baskı azalır. Bazıları bu tesisi çok seviyor, kadınlar tarafında da burada hep iyi performans verenler var. Dediğiniz gibi, baskı onların üzerinde. Yine de ilk yarıştan itibaren kazanabilecek güçteler.

Sandrine Bailly: Evde olmak baskıyı zirveye çıkarır. Sonuçlar, ne kadar sakin kalabileceklerine ve güveni ne kadar toparlayabileceklerine bağlı. On gün boyunca evde olacaklar, “madalya” lafını sürekli duyacaklar. Kafa olarak çok güçlü olmaları gerekecek. Takım iyi ama yorgunluk da var. Doğru zamanda doğru enerjiyi bulmaları gerekecek. Sakinlik ve özgüven… Bunu yakalarlarsa, bu takım için her şey mümkün.

Tiril Eckhoff: Bence soru büyük ölçüde cevaplandı. Sadece şunu ekleyeyim: Bazı İtalyan sporcular daha önce Dünya Şampiyonası gibi büyük baskı anlarında bunu başardı. O yüzden bir kez daha yönetebileceklerini düşünüyorum. Evet, ev sahibi oldukları için daha fazla baskı var ama bunu güce çevirirlerse daha da büyüyebilirler.

Socrates Dergi