Wembley Atı

Eski Wembley Stadı; dünya futbol tarihinin önemli anlarına, büyük maçlarına ve eşsiz futbolcu performanslarına sahne olmuştu. Fakat stadın açıldığı gün, başrolde beyaz bir polis atı olan Billie vardı.

19 Mayıs 2018

Fotoğraf: Getty Images

Türkiye Milli Takımı formasını 1980’li yıllarda giyen futbolcuların birçoğundan “Avrupa’da birçok statta oynadım ama Wembley’i unutamam”  minvalinde cümleler duymanız mümkündür. 5-0 ve 8-0 gibi skorlarla kariyerlerinin en ‘unutulması gereken’ 90 dakikalarını orada oynasalar da girişteki kuleleri gördükleri ânı ya da heybetli tribünlerin ortasında bir kazanı andıran yeşilliğe ayak basışlarını, hâlâ etkilendiklerini belli eden duygu yoğunlukları ile anlatırlar. Pele’nin de dediği üzere “Wembley, futbolun katedralidir” ve orada oynamak büyük bir ayrıcalıktır.

Tarihin en karizmatik stadyumu, yıkıldığı güne kadar kendi kahramanlarına ve onların özel anlarına sahne olmuştu. Ama açılış gününün kahramanı ne bir futbolcu ne de bir antrenördü. Beyaz bir polis atı olan Billie, 28 Nisan 1923’teki siftaha damga vurmuştu…

Birinci Dünya Savaşı’ndan çıkan İngiltere’de hayat yavaş yavaş normale dönerken insanların en büyük sosyalleşme alanlarından birisi de futbol sahaları idi. Bu yönelişe cevapsız kalınmadı ve tarihler 1922’yi gösterdiğinde, başkent Londra’da yeni bir ulusal stadyum yapımına başlandı. Açılışın 1924’te olması planlanmıştı fakat 10 ay içerisinde stadyum bitmişti. Gündemde yeni bir talep vardı: “FA Cup Finali burada olmalı!”

Bolton Wanderers ile West Ham United arasında oynanacak olan ülkenin en prestijli finalinin adresi, yeni Wembley olmuştu. 126 bin kişilik kapasiteye sahip stadyum, dönemin şartlarını da göz önünde bulundurursak büyük bir merak konusuydu. 28 Nisan sabahı Londra sakinleri ve trenlerle şehir dışından gelen futbolseverler, stadyuma akın etmeye başladı. Kısa bir süre sonra toplanan kalabalığın sayısı 126 bini geçecek, -kimilerine göre- 300 bine kadar çıkacaktı. Wembley’e giremeyenler gişelere aldırış etmeden barikatları yıkarak stada girmeye başladı. Öğlen 3’te başlayacak final için sahaya çıkan futbolcular büyük bir şok içindeydi; tribünlere sığmayan yaklaşık 10 bin kişi, sahayı işgal etmişti. West Ham’lı Jimmy Ruffell, verdiği bir röportajda “İnsan selinden geçerken o kadar çok kişi omzuma vurmuştu ki orta alana geldiğimde omzumda ağrı vardı” diyordu. Karşılaşma, başlayacak gibi değildi. Günün kahramanı, işte o anda sahaya çıktı…

“Sahaya girdiğimde kafalardan oluşan bir deniz gördüm. ‘Bunu yapmamamız imkânsız’ diye düşündüm. Kalenin olduğu bölgede bir boşluk fark ettim ve oraya yöneldim. Atım çok iyiydi. Burnu ve kuyruğu ile insanları uzaklaştırmaya başladı. Kale çizgilerini temizlemiştik. Her şey atım sayesinde oldu.” Polis memuru George Scorey, yıllar sonra verdiği röportajda atı Billie’yi bu sözlerle övüyordu. 15.45’te nihayet başlayan karşılaşma, Bolton’ın 2-0’lık üstünlüğü ile sonuçlanmıştı ama ertesi gün manşetlerde Billie vardı. Kalabalığı sahadan çıkarmak için olaya müdahale eden onlarca polis arasında Scorey ve atı en çok dikkat çekenlerdi. Billie, oradaki tek beyaz at idi ve siyah beyaz fotoğraflarda sahanın içinde bir tek Scorey ve Billie, kalabalıkla mücadele ediyor gibi gözüküyordu. İngilizler, yeni mabetlerindeki ilk masala ismi bulmuştu: White Horse Final (Beyaz At Finali).

Billie, İngiliz futbolunda ismiyle olmasa da sıfatıyla büyük bir yer edindi. Memur Scorey, 1965’te vefat edene kadar her FA Cup Finali’ne davet edildi ama futbola ilgi duymadığı için hiçbirine gitmedi. Etkisi ise yeni mimarisi ile yerini koruyan Wembley Stadı’ndaki geçide ‘White Horse Bridge’ adı verilerek modern döneme kadar taşınacaktı.

Fakat ona minnet duymayanlar da vardı. West Ham yardımcı antrenörü Charlie Paynter, kilit oyuncusu Ruffell’ın omzunu sakatlayanların Bolton’lular olduğunu söyledikten sonra konuşmasına şöyle devam ediyordu: “Atın ayakları sahada büyük çukurlar açtı. Kanat oyuncularım devamlı düştü. Her yer tümsekler ve çukurlarla doluydu!”

İlhan Özgen

İlhan Özgen
Marmara Üniversitesi'nden mezun oldu. 2013'ten beri spor medyasında çalışıyor. Futbol tarihi ile ilgileniyor. Socrates'te editör olarak görev yapıyor.

  • BUNLARA DA BİR GÖZ ATIN