Tardelli’den Locatelli’ye…

Juventus-Milan karşılaşmaları, İtalya'daki derbiler kadar büyük bir geçmişe ve kültüre sahip değil. Ama iki takımın 1960'lardan itibaren yükselişe geçtiği dönemlerindeki önemli mücadelelerin sayısı oldukça fazla.

31 Mart 2018

Juventus-Milan maçları, 2000'li yıllarda büyük önem taşıyan mücadelelere sahne oldu

Foto: Getty Images

Juventus ile Milan arasındaki mücadele hiçbir zaman Inter-Milan ya da Roma-Lazio derbilerindeki gibi köklere sahip olmadı. Napoli’nin kuzey takımlarına karşı gelişi tarzında bir isyan da yoktu ortada. Fakat hiçbir büyük rekabette olmayan bir şey vardı. İtalya futbolunun zirveye çıktığı 1980’ler ve o dönemin uzantısı 1990’larda iki takım da -farklı dönemlerde- Avrupa’nın zirvesine çıktılar. Juventus, 1980’lerde bayrağı dikti; Milan, dönemin sonunda devraldı ve 2000’lerin başına kadar bu devir teslim devam etti… Hatta 2000’lerin başında bir Şampiyonlar Ligi finali seyahatinde yolları dahi kesişmişti… ‘Büyük derbiler’ sınıfına girmese de tansiyonu ve seyir zevki yüksek birçok maça imza atan iki takım arasında oynanan karşılaşmalardan -biraz da kişisel olarak- öne çıkan beş mücadeleye ve bir de ‘absürd’ ana göz atalım…

Avrupa Falan Dinlemem!

İtalya’ya damga vuran Torino takımı, geçirdiği uçak kazası sonrasında toparlanmaya çalışırken, ülke futbolunun hâkimiyeti hemşerileri Juventus’a kalmıştı. 1950’lerde lige damga vurdular ama 1960’lara iyi girmediler.

1960’larda sıra Milano’ya geçmişti. Milan ve Inter hem ülke sınırları içinde hem de Avrupa’da zaferler kazandılar. Açılışı yapan Milan idi. 1963’te Benfica’yı mağlup ederek Avrupa Kupası’nı aldılar ve Kupa 1’i kazanan ilk İtalyan takımı oldular. Fakat İtalya’da Juventus’a diş geçiremediler. 18 Kasım 1962’deki karşılaşma, Omar Sivori’nin kafa golüyle 1-0 Juve lehine sonuçlandı. Bu galibiyet, 1960-1969 arasında Juventus’un Milan karşısında aldığı iki galibiyetten ilki olmuştu…

Benzer senaryo, 23 yıl sonra tam tersi şekilde sahnelendi. 1980’lerin başında skandallar nedeniyle kötü günler yaşayan ve iki kez küme düşen Milan ile Giovanni Trapattoni önderliğinde UEFA Kupası, Kupa Galipleri Kupası ve Süper Kupa zaferleri yaşayan Juventus, 17 Şubat 1985’te karşı karşıya geldi. Milan, eski Juventus’lu Pietro Virdis’in iki gol attığı karşılaşmayı 3-2 kazandı ve sıkıntılı günlerde moral buldu. Juventus ise birkaç ay sonra dramatik finalde Liverpool’u geçerek Şampiyon Kulüpler Kupası’nı tarihinde ilk kez müzeye koyacaktı…

Bir Garip Müdahale…

1960’larda tepeye çıkan, 1970’li yıllarda ise istikrarsız performanslar sergileyen Milan, 1978-1979 sezonunda eski yıldızı Nils Liedholm’un antrenörlüğünde sezona iddialı girdi. Efsane 10 numaraları Gianni Rivera’nın son senesinde şampiyonluk isteyen Milan, ilk altı maçından beş galibiyet ve bir beraberlikle sahadan ayrıldı. Yedinci haftada, tarihler 5 Kasım 1978’i gösterdiğinde rakipleri Juventus’tu.

Juventus tarafında ise maça fazlasıyla odaklanmış bir genç vardı: Marco Tardelli. Sert orta saha oyuncusu, rakibin en etkili ismi Gianni Rivera’ya fazlasıyla bilenmiş olacak ki hakemin düdüğüyle beraber gereğinden sert bir müdahale ile Milan kaptanını yere serdi. Sonuç; dönemin kuralları gereği sadece sarı kart! Juventus, bu hadiseden bir dakika sonra Roberto Bettega’nın golüyle rakibine sezonun ilk mağlubiyetini tattırsa da Tardelli’nin kayarak müdahalesi, maçla ilgili en çok akıllarda kalan an oldu. Dayak yiyen Rivera ise sezon sonunda Scudetto zaferi ile futbolu bırakmanın mutluluğunu yaşayacaktı…

San Siro’da Kâbus

Milan, Arrigo Sacchi ile 1980’lerin sonuna damga vurmuş, Sacchi’nin yerine göreve gelen Fabio Capello ile de 1994’te Barcelona’yı geçerek saltanatı pekiştirmişti. Fakat 1990’ların ikinci yarısında yavaş yavaş değişen jenerasyonları ile doğal olarak düşüşe geçmeye başladılar. Juventus ise göreve gelen Marcello Lippi ile İtalya’nın Avrupa’daki yeni yüzüydü. 1996 Mayıs’ında Ajax’ı penaltı atışları ile geçerek Şampiyonlar Ligi’ni kazanmışlardı ve tartışmasız İtalya’nın en iyi takımı durumundaydılar. Fakat ibre her ne kadar Juventus’tan yana olsa da 6 Nisan 1997’deki maçın sonucunu birçok futbolsever tahmin edemezdi. Juventus, Jugovic ve Vieri’nin yıldızlaştığı maçta Milan’ı 6-1’le bozguna uğratmıştı; hem de San Siro’da! Bu sonuç, iki takım arasında oynanan maçlarda Juventus’un deplasmanda aldığı en farklı sonuç olarak tarihe yazıldı.

O sezonu ligde şampiyon kapatan Juve, Şampiyonlar Ligi’nde de finale kadar emin adımlarla yürüyecek fakat Borussia Dortmund’a mağlup olarak üst üste zafer fırsatını kaçıracaktı. Milan ise eski günlerine dönmek için 2000’leri beklemek zorundaydı…

Sıkıcı Ama Tarihi

Juventus, Marcello Lippi ile bir sene sonra bu sefer Real Madrid’e finalde kaybetmişti. 1999’da İtalyan futbolunun ‘Paul Newman’ı ile yolları ayırdılar ve genç antrenör Carlo Ancelotti ile yola devam etmeye çalıştılar. Ama olmadı. Ancelotti, 2001’de takımdan ayrılırken, purolu Lippi’nin kapısı yine çalınıyordu. Beklentiler boşa çıkmadı da… Lippi, ilk sezonunda daha önce üç kez Torino’ya getirdiği Scudetto’yu bir defa daha Juve formasına işledi…

Juventus’tan ayrılan Ancelotti ise Milan’ın başına geçmiş ve 2002-2003 sezonu öncesinde Nesta, Seedorf ve Rivaldo gibi isimlerle güçlenen Milan’a eski Avrupa zaferlerini yaşatma hedefini koymuştu. Real Madrid, Ajax ve Inter gibi rakipleri geçip Şampiyonlar Ligi finaline çıktıklarında, rakipleri Juventus olmuştu. Lippi’nin eski ruhu kazandırması uzun sürmemiş özellikle yarı finaldeki Real Madrid eşleşmesinin rövanşındaki 3-1’lik galibiyet, Juve taraftarlarının unutulmazları arasına girmişti.

28 Mayıs 2003’te Old Trafford’da sahaya çıkan iki takım, bir Avrupa mücadelesinde ilk kez karşı karşıya geliyordu ve tarihlerine yakışır şekilde sahaya çıktıkları seviye bir finaldi. Fakat bütün bu karizma, sahaya yansımadı. Inzaghi’nin kafasında harika bir refleks gösteren Buffon’un kurtarışı dışında futbol adına pek de olumlu hareketler yoktu. Penaltı atışlarına giden maçı, Milan kazanacak ve Kupa 1 hasretine son verecekti. Lippi ise bir kez daha finali kaybederek tarihe geçiyordu…

Genç Milan’lılar Şampiyona Karşı

Juventus ve Milan’ın bu kıran kırana mücadelesi aslında 2006 yılına kadar devam etti. Şampiyonluk için en büyük adaydılar ve aralarındaki maçların neredeyse hepsi final havasında geçiyordu. Fakat 2006’da İtalya’da patlayan şike skandalı, Juventus’u Serie B’ye çekmişti. Milan da 2011’den itibaren zayıflamaya başladı ve yeniden yapılanma sorunları yaşadı. Juve ise önce Serie B’den kurtuldu, birkaç deneme sezonu geçirdi ve sonra da tekrar lige hükmetmeye başladı.

2012’de yaşadıkları şampiyonluktan beri unvanı hiçbir takıma bırakmayan ‘Yaşlı Hanımefendi’ doğal olarak Milan’a da büyük bir üstünlük kurmuş durumda. Milan ise 2011’deki şampiyonluktan itibaren hâlâ kendine gelemedi. Tabii bazı istisnai durumlar da olmuyor değil. Geçtiğimiz sezonki Juventus maçlarında yaşananlar gibi…

2016-2017’ya son beş sezonun şampiyonu sıfatıyla giren Juventus, hedefini aynı doğrultuda belirlerken Milan da ‘İtalyan sahipli’ son sezonunda gençleştirilmiş kadrosu ile UEFA Avrupa Ligi bileti peşinde koşma kararı almıştı. 22 Eylül 2016’da San Siro’da oynanacak maçta da favori Juve gibiydi. Ama büyük bir sürpriz yaşandı ve genç orta saha oyuncusu Manuel Locatelli’nin şık golü ve genç kaleci Gianluigi Donnarumma’nın muhteşem son dakika kurtarışı, üç puanı Milan’a getirdi.

2012’den beri yenemedikleri Juventus’a karşı alınan bu galibiyet basında “Genç Milan’ın Zaferi” manşetiyle verildi ve “Milan bu gençlerle eski günlerine dönecek mi?” gazına gelen birçok futbolseverlere yeni bir umut aşıladı.  ‘Genç Milan’ bununla da yetinmedi ve sezon arasında İtalya Süper Kupası’nda bu kez penaltı atışları ile şampiyonu alt etmeyi başardı. Fakat Süper Kupa, Milan’a hiç yaramayacaktı. Ligin ikinci yarısında ilk beş maçta sadece bir galibiyet alabildiler ve üst üste üç mağlubiyet yaşadılar. Sezon sonunda Milan, altıncı sıradaydı. Juve ise üst üste altıncı kez en tepede!

İlhan Özgen

İlhan Özgen
Marmara Üniversitesi'nden mezun oldu. 2013'ten beri spor medyasında çalışıyor. Futbol tarihi ile ilgileniyor. Socrates'te editör olarak görev yapıyor.

  • BUNLARA DA BİR GÖZ ATIN