Socrates Web Beta v1.0

 
Futbol Basketbol Tenis Bisiklet Diğer Sporlar

DergiOcak 2017TenisUmuda Yolculuk

İpek Soylu, kariyerinin en iyi yılını geride bıraktı. Türk tenisinin yeni umudu gelecekten beklentilerini Socrates'e anlattı.

İki yıldır birlikte çalıştığınız, kariyer gelişiminizde büyük payı olan Goran Prpic ile yollarını ayırdınız. Sezona koçsuz başlıyorsunuz. Nasıl bir planınız var?

Kariyer gelişimimde kesinlikle çok katkısı oldu. Onun gibi tecrübeli bir koçla çalışmak elbette ki çok önemliydi, kendisine teşekkür ederim. Ortak aldığımız bu karar sonrasında yeni antrenör arayışına girdik ve sonuca varmak üzereyiz. Sezona çok iyi başlayacağım konusunda kendime güvenim tam.

Çiftlerde çok ileri bir noktaya gittiniz ve ilk 100’e girdiniz. Peki teklerdeki performansınızı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Çift oynamayı çok sevdiğim doğru ama çift oyununun teklerdeki performansıma da etkisi çok fazla. Açıkçası bu sene, çiftlerdeki performansımla ilk 100’de yer alabildim. Bunun yanında, teklerde oyunumu puana çevirecek çok değişik tecrübeler kazandığımı düşünüyorum. Bunları 2017’de oyuna da yansıtmak için sezon öncesi hazırlıklarımı tamamladım.

Çiftlerde üç WTA turnuvası kazandınız, Grand Slam ana tablosu gördünüz. Yeni yıldan ne umuyorsunuz?

En tepelerde yer almak her tenisçinin hayalidir ancak bu hayale ulaşmak için küçük hedeflerle başlamak lazım. Sene boyunca oynamamız gereken turnuvalar, korumamız gereken puanlar, fiziksel ve zihinsel sağlık gibi faktörler nedeniyle üzerimizdeki baskı oldukça fazla. Şimdiye kadar hedeflerime ulaşmak için planlamamın başarılı olduğunu düşünüyorum. Elbette ki planladığınızın dışında gelişmeler olabiliyor ancak en önemli hedefim başarılarımdaki tutarlılık. Bunun beni hedefime ulaştıracak en önemli etkenlerden biri olduğunu çok iyi biliyorum.

Geçen yıl yaptığımız röportajda, “Gençler ve WTA seviyesi çok farklı, WTA hata affetmiyor” demiştiniz. 2016’da tur seviyesinde yaptığınız maçlarla birlikte, WTA’e uyum konusunda aşama kaydettiğinizi düşünüyor musunuz?

Junior kategorisinde oynamak inanılmaz bir tecrübeydi aslında. Farklı kategoriler olsa da WTA oyuncuları ile aynı tesislerde bulunmak, aynı kortlarda maç yapmak ve turnuva atmosferini deneyimlemek benim için çok önemliydi. Her maç ayrı bir heyecan olsa da bir üst seviyeye zihinsel olarak hazır başladım. Fiziksel gelişimim konusunda da çok sistemli çalışmalar yapıyoruz ama bu kategoride başarı anahtarının fiziksel güçten çok zihinsel gelişim olduğunu görüyorum. Bu konuya geçtiğimiz sene özellikle ağırlık vermeye başladık. Stres ve baskıyla başa çıkabilme konusunda mentorumla çalışmalar yapıyoruz.

Bu yıl çok fazla çiftler tenisi oynadığınızı gördük. Hatta WTA turda dört finalden üç şampiyonluk çıkartmayı başardınız. 2017’de, rota biraz daha tekler ağırlıklı olacak diyebilir miyiz?

Daha önce de bahsettiğim gibi; çiftler oynamayı hep çok sevmişimdir ama asla bu yönde ilerleme gibi bir planım olmadı. Yani turdaki bazı tenisçiler gibi sadece çift oyuncusu değilim. Daha fazla başarı elde etmiş olmak, rotamı hiçbir zaman çiftlere döndürmedi ama ilk 100’e girmek tabii ki önemliydi benim için. Bu sene aynı başarıyı teklerde de yakalamak ve sezonu ilk 100 içinde bitirmek en önemli hedefim.

Aslında sahip olduğunuz silahlar; geri çizgiden güçlü bir oyunla, tam olarak güncel güç tenisini oynamana izin verecek cinsten… Bunun avantajını kort üzerinde siz de hissediyor musunuz?

Çok erken yaştan beri oyunum puanı kontrol etmek ve rakibi baskı altına alabilmek yönünde oldu. Günümüzde üst seviyedeki sporculara baktığımda çoğu sporcunun bu tarz oynadığını görüyorum. Hız ve güç ön planda. Bu yüzden oyunumun gelişebilir olduğunu ve gelecek vadettiğini düşünüyorum.

Bu yıl Fransa Açık’ta gördüğünüz ana tablodan biraz bahsedersek… Size neler hissettirdi?

Hem kendi adıma hem de Türk tenisi adına tarihi bir gündü. O gün gerçekten daha iyi geçemezdi. Benim için hayallerimden birini gerçekleştirdiğim bir gündü. İnanılmaz üç eleme maçı, ilk ana tablo… Her zaman özel kalacak.

Ana tabloya çıkmak, hem de bunu iki Türk tenisçi ile birlikte yapmak sizin için ne kadar anlamlıydı?

Türkiye’den iki kadın sporcunun ana tabloya aynı gün ilk kez çıkışı… Marsel İlhan’ın da tekrar ana tabloya çıkması inanılmazdı. Hepimiz çok mutlu olduk ve bence birbirimizden güç aldık.

İlk turda Virginie Razzano karşında maça muazzam girmiştiniz ancak sonra ne olduysa oldu… İlk seti kazandıktan sonra sadece bir oyun alabildiniz. Orada devreye giren stres miydi?

Benim için zor bir maçtı. Fransa seyircisi önünde tecrübeli bir oyuncuya karşı oynamak hiç kolay değil. Aslında maça çok heyecanlı başladım. Maçın başından itibaren topu ve kortu çok hissedemedim. İlk seti aldıktan sonra mental olarak biraz zorlandım diyebiliriz. Maalesef iyi maçlar gibi, bu tip maçlar da olabiliyor. Hepsi tecrübe.

Çağla Büyükakçay’ın başardıkları size ne hissettiriyor?

Türkiye’de tenis deyince akla gelen en önemli isimleriz sanırım ve ülkemizi de dünyada en iyi şekilde temsil etmeye çalışıyoruz. Takım olduğumuz milli maçlarda iyi performans sergiliyoruz. Tabii rakip olduğumuz turnuvalar da oldu biliyorsunuz. Orada da herkes elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyor. Türk tenisi ve örnek teşkil etmesi adına elbette ki mutlu oluyorum bu başarılarına. Sonuçta bir şekilde bir misyon yüklendi bizlere. Bu görevi zamanı geldiğinde bizlerden etkilenen yeni nesillere aktarmak en önemli hedefimiz diye düşünüyorum.

Hedeflerinizi dinleyebilir miyiz? İlk 100? Teklerde daha ileri gitmek? Yeni Grand Slam ana tabloları?

Biliyorsunuz, teniste sıralamalarda bir anda çok büyük atlayışlar yapmak mümkün değil. Her tenisçinin hayali her ne kadar sıralamada en tepede olmaksa da geçeceği yollar kademeli olacaktır. Hedeflerimiz küçük küçük belirlenirse bu uzun yolda daha sabırlı olunacağına ve her başarının tadının çıkarılacağına inanıyorum. Geçtiğimiz sene çiftlerde ilk 100 içine girdim. Bu yıl teklerde de bu başarıyı elde etmek istiyorum. Tabii çiftlerde de çıta yükseldi böylece. 2017’de bu kategoride ilk 50 içine adımı yazdıracağımı düşünüyorum.

Son zamanlarda medyada görünürlüğünüz oldukça arttı. Kadınlar arasında bir rol modeli oldunuz. Bunun spor kariyerinize etkisini nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu durum sizde nasıl bir motivasyon yaratıyor?

Medyanın bu ilgisi beni çok umutlandırıyor açıkçası. Sporun genç kızları ve kadınları güçlendirdiğini düşünüyorum. Hayatlarının tüm alanlarında daha iyi olmaları için ihtiyaç duydukları motivasyonu spor sayesinde bulabilirler. Sporcu bir kadın olarak başarılarımın diğer kadınlara ilham vermesinden çok mutluyum. Hedeflerine ulaşmaları için disiplinli olmaları, çok çalışmaları ve kendilerine inanmaları gerektiğini anlatabilmek özel bir his. Diğer yandan tenis, futbol haberlerinden arta kalan satırlarda bahsedilen bir spordan hafta sonu sayfa sayfa ekleri hazırlanan bir spor hâline geldi. Bunda tabii ki yapılan yatırımlar, ülkemizde gerçekleştirilen turnuvalar ve federasyonumuzun katkıları göz ardı edilemez. Yavaş yavaş bireysel sponsorluklara yönelen firmaları da unutmamak gerek tabii ki. Onların da iletişim araçları sayesinde görünürlüğümün arttığını farkındayım. İnsanların, beni daha fazla tanıdıktan sonra başarılarımı olduğu kadar yenilgilerimi de kucaklaması ve desteklemesi manevi açıdan bana güç veriyor.

Geçtiğimiz haftalarda, Adana’da spora başladığınız Tenis, Dağ ve Su Sporları Kulübü’nü ziyaret edip altyapıdaki sporcularla söyleşi yaptınız. İlgi nasıldı?

Adana Tenis Kulübü; benim tenise başladığım, 13 yaşına kadar geliştiğim yer ve bence Türkiye’nin en özel tenis kulüplerinden biri. Altyapısı, hocaları, tüm sporcu ve çalışanlarıyla çok sıcak bir atmosfere sahip. Her gittiğimde büyüklerimin ve genç sporcuların yakın ilgisiyle karşılanıyorum. Yaptığımız söyleşi de çok güzeldi ve beni duygulandırdı. Sevmek ve sevilmek çok güzel.

Türkiye, FED Cup’ta birkaç yıldır 1. Küme’de ve dünya grubunu zorluyor. Önümüzdeki yıl, siz ve Çağla takımın yıldızları arasındasınız. Arkadan gelen oyuncularla Türkiye, dünya grubuna çıkabilir mi?

Fed Cup takımında yer almayı çok seviyorum. Alaaddin Karagöz hocamız ve takım arkadaşlarımla beraber çok iyi bir ekip olduğumuzu düşünüyorum. Bireysel spor yaptığımız ve çoğu zaman kendimiz için maçlara çıktığımızdan, ülkem ve takım arkadaşlarım adına kortta olmak bana güç veriyor. Umarım bu yıl da iyi bir performans gösterir ve en iyi sonucu elde ederiz.

*Bu röportaj ilk olarak Socrates‘in Ocak 2017 sayısında yayımlanmıştır. Bütün sayılarımıza online satış sayfamızdan ulaşabilirsiniz.