Socrates Web Beta v1.0

 
Futbol Basketbol Tenis Bisiklet Diğer Sporlar

Diğer SporlarUluslararası Yarış Festivali’nde İlk Gün

Türk safkanları Veli Efendi Hipodromu'nda dünyaca ünlü rakipleriyle karşılaştı.

Longines x Socrates

Uluslararası yarışlar her zaman çok özeldir. Atçılığımızı dünya standartlarına göre değerlendirme şansı verir. Bu hafta sonu önümüzde yine böyle bir şans var. Longines Uluslararası Yarış Festivali sayesinde…

Socrates’in 25. sayısı için Kutay Ersöz’le birlikte Türk atçılığının efsanevi şampiyonu Bold Pilot için bir sözlü tarih dosyası hazırlamıştık. Şaşırtıcıdır ki dosyanın yapım aşamasında konuşma şansı bulduğumuz kişilerden en sık duyduğumuz Bold Pilot zaferi, safkanın Triple Crown’ı tamamlama yolunda rekor dereceyle kazandığı Gazi Koşusu değildi. Onlara göre Bold Pilot’ın en sansasyonel yarış galibiyeti, “Bir milli maç atmosferiydi” diye niteledikleri 1996 Boğaziçi Enternasyonel Koşusu’nda gelmişti.

1991 yılından beri bu tür, yani uluslararası yarışlara ev sahipliği yapan Veliefendi Hipodromu için ‘yılın o günleri’ yine geldi çattı! Evet, Longines Uluslararası Yarış Festivali’nden bahsediyoruz. Toplam yedi uluslararası yarışın koşulacağı maraton başladı.

Festivalin ilk gününde Veliefendi Hipodromu’ndaydık. Üç uluslararası koşunun yapıldığı, dünyanın en büyük ekürilerinden Godolphin’in gövde gösterisine sahne olan ilk gün, hipodromu dolduran yarışseverlere doyumsuz bir heyecan yaşattı. Uluslararası Anadolu Koşusu’nu Godolphin temsilcisi Leshlaa kazanırken, İstanbul Koşusu’nu aynı eküriden Arabian Hope ve IFAHR Koşusu’nu da Hamdan Al Maktoum’un sahibi olduğu Handassa galibiyetle tamamladı.

Biz de festival alanında ilk günkü yarışların tadını çıkaran yetiştiricilerle konuştuk. 2001 yılından beri İstanbul’daki uluslararası yarışları takip etmek için ülkemize gelen İrlandalı yetiştirici Llama O’Mahony’ye, atçılığımızın seviyesini sormak için mikrofon uzattık. O’Mahony, dünya yarışçılığına entegre olma sürecimize en yakından tanık olanlardan biri ve her geldiği yıl biraz daha fazla gelişim gördüğünü söylüyor. Ancak asıl dikkatini çeken nokta, Türk at yarışı izleyicisinin hipodroma getirdiği tutku düzeyi. Hatta O’Mahony’ye göre bu tutku seyirciyle sınırlı kalmıyor, yetiştiricisinden jokeyine kadar tüm atçılığımıza sirayet ediyor ve bu büyük başarılara giden yoldaki ilk adım.

Türkiye için son derece önemli olan bu uluslararası yarışlar, dünya klasmanında da anlamlı. Bunu, festival alanında, ikinci gün Trakya Koşusu’nda Bayezid isimli safkanıyla ülkemizi temsil edecek olan Emir Alkaş ile konuşuyoruz. Deneyimli yetiştirici, “Uluslararası temas her sporda olduğu gibi atçılıkta da çok önemli” diyerek söze başlıyor. Alkaş’a göre 26 yıldır düzenlenmekte olan bu uluslararası yarışlar, “Bir kutunun içinde yapılıyor” diye nitelediği Türk atçılığının az sayıdaki gövde gösterisinden birisi.

Son 10 yılda ikramiyelerin arttığı ve yabancı ünlü ekürilerin de katılım gösterdiği bu yarışlar, atçılığımızın seviyesini görmemiz açısından da önemli. Alkaş’ın dikkat çektiği önemli bir nokta daha var. Aslında yabancı atların buraya getirilmesi; ahır bakımları, veteriner hizmetleri ve idman yöntemlerini gözlemlemek için de oldukça mühim.

Peki acaba onlarla rekabet edebilecek güçte miyiz? Emir Alkaş’a bu soruyu yönelttiğimizde ilk olarak yarış takviminden dem vuruyor. Örneğin bir hafta önce koşulan Büyük Taaruz Koşusu’na katılmaları nedeniyle son Gazi şampiyonu Piano Sonata ve üçüncüsü Finesse, festival kapsamında uluslararası yarış koşamayacak. Zaten seviye olarak yabancı safkanlara yaklaşma konusunda zorlandığımız yarışlarda, en azından en iyi atlarımızın yarışabileceği planlamanın yapılabilmesi Alkaş’ın en büyük dileği.

Tabii bir de atçılığımızı çevreleyen sınırlar ve kurallar var… Alkaş kapanışı bu noktalara değinerek yaparken diğer sporlardan örnek veriyor: “Sporların hepsi bir yabancıyla, iki yabancıyla başladı ama artık sınırların açılması lazım. Türkiye’den atçılık olarak çok geride olan bir ülke olan Yunanistan, tüm kapılarını açtı ve muazzam bir ilerleme içerisinde. Benim şahsi görüşüme göre daha doğru yaklaşımlarla dünyaya entegre olmalıyız.”

Longines Uluslararası Yarış Festivali, iki gün boyunca Türk atçılığının sınırlarını kaldırıyor. Festivalin ikinci gününde dört uluslararası koşu daha olacak ve hepsinde safkanlarımız, dünyaca ünlü ekürilerden rakiplerle yarışacak. Amaçları ise geçmişte tıpkı Bold Pilot, Grand Ekinoks ve Ribella gibilerinin yaptığını yapıp milli bir mutluluk yaşatmak. Ayakları düz bassın!

İlginizi çekebilecek diğer içerikler

Kazanmak

Kazanmak

11 ay önce
Dönemler Üstü

Dönemler Üstü

11 ay önce