Socrates Web Beta v1.0

 
Futbol Basketbol Tenis Bisiklet Diğer Sporlar

FutbolSaha DışıTutku Buharlaşıp Yok Olduğunda

Ressamlık ve futbol, bir dönem Burhan Doğançay'ın önündeki iki seçimdi. Ölüm yıldönümünde hatırlıyoruz.

1946 sezonu Türkiye Futbol Birinciliği, Eskişehir Demirspor ve Gençlerbirliği karşı karşıya. 19 Mayıs Stadyumu’nu dolduran 20 bin kişi maçın henüz ikinci dakikasında gelen golle ayakta. Gençler 1-0 öne geçiyor. Maçın 26. dakikasında, ilk gole imzasını atan Ali, sağa kayarak verdiği pasla Hamdi’yi ikinci golle buluşturuyor. Eskişehir temsilcisi yılmıyor ama; atak üstüne atak… Ve ilk yarı bitmeden mağlup vaziyetine son verip beraberliği bulmayı başarıyor. Yine de Gençler bunlar; Ankara’nın şampiyonu! İkinci yarı daha arzulu çıkıyorlar sahaya. Süratli oyunları semeresini iki golle veriyor ve maç, 4-2 Gençler’in galebesi ile bitiyor. Ankaralı futbolcular başbakan Şükrü Saraçoğlu’nun elinden şampiyonluk kupasını alıp gururla havaya kaldırıyorlar. Sonrası mı? Kupayı kaptıkları gibi, doğru takım arkadaşları Burhan’ın evine. O Burhan ki hasta yatağında bekliyor onları. O Burhan ki bu başarıda en az onlar kadar var payı. O Burhan, kırmızı-siyahlı ekibin efsane sağ içi; sanat dünyasının ise Burhan Doğançay’ı.

“Ben girdikten sonra takım toparlandı, 1946′da Türkiye şampiyonu olduk, ben Paris’e gidince takım dağıldı, kötüleşti.”

Böyle diyordu bir röportajında Burhan Doğançay. Babasına “Bir, resim yapmayacağım; iki, futbol oynamayacağım!” diyerek gitti Fransa’ya. Sözlerinden yalnızca birisini tutabilecekti. Nantes’a, Nancy’ye, hatta Racing’e gitme ihtimali belirdiğinde dahi itibar etmedi. Futbol yaşantısını bir süre daha amatör olarak sürdürdü; empresyonist sanatçılarıyla ünlü Honfleur kasabasının takımında forma giydi. Sonrasındaysa eski aşkı futbolun sıkı bir takipçisi olarak kalmayı tercih etti. Peki sadece futbolun mu? “Spor çok önemlidir benim için. Askeri milli takımda senelerce futbol oynadım, Gençlerbirliği’nin kaptanlığını yaptım, iki defa Türkiye, beş defa Ankara şampiyonu oldum. Hâlâ çok ilgiliyim futbolla, sporla. Finlandiya’da kayak şampiyonası varsa skorları bilirim, New York’ta basket maçı oynanıyorsa sorun, sonucunu söyleyeyim” diyordu bir başka röportajında.

Burhan Doğançay çalışmalarında sürekli tekrarlayan bir motif olarak ‘kent duvarları’nı seçti. Hayatı boyunca 100’ün üzerinde ülke, 500’den fazla kent gezdi. Kent duvarlarına yansıyan insan ve isyan hikayelerini, kültürel sembolleri, pop-art imgelerini, grafitilerde, posterlerde dile gelen siyasi fikirleri tuval üzerinde yeniden yarattı Doğançay. O fısıldayan duvarları, yüksek perdeden konuşturdu. Yok yok, duvarlara insanlığın en güzel şarkılarını söyletti. Doğançay’a ‘duvarların ressamı’ denmesi sebepsiz değildi…

Burhan Doğançay gençliğinde tam anlamıyla bir komple atletti. “Gayet iyi pinpon, tenis oynardım, basket, atletizm, futbol, yüzme hepsini yaptım bunların” diyen, spora bu kadar meraklı bir sanatçının çalışmalarında sporun etkisini görmemek mümkün olabilir mi? Doksanların başında imza attığı iki önemli seriden birinin adı; Formula 1 Duvarları. Duvarların ressamı bu serisini, yarışlar sırasında yarışçıların dikkatlerini dağıtmasın diye kısmen siyah plastikle kaplanan Monaco duvarlarından etkilenerek hazırlamış. Rengarenk olimpiyat halkalarının üstüne siyah bant çekilmiş bir şekilde resmedildiği Olimpiyat Halkaları, bu serideki tablolardan biri. Buz Hokeyi, 1993’te imza attığı bir diğer yapıtının adı. Sonra, Muğla Milas’ta karşılaştığı bir lastik tamircisi dükkanından esinlenerek hazırladığı Taş Duvar çalışması. Eşi Angela Doğançay tarafından İstanbul Modern’e bağışlanan tabloda yer alan Beşiktaş takımının posterleri, sadece Muğlalı lastik tamircisi için değil, ünlü ressam için de futbolun önemini anlatıyor gibidir.

Clive Giboire, Doğançay’ın tüm eserlerini analiz ettiği yazısında, ressamın uzun zaman önce gerçekleşmiş faaliyetleri betimleyerek, tutku buharlaşıp yok olduğunda ya da basitçe hayat devam ettiğinde geride neler kaldığını gözler önüne serdiğini söyler. Doğançay’ın farklı dönemlerde yaptığı ve kırmızı-siyah şeritleri yoğun olarak kullandığı The Great Breakthrough, Trojan Horse, Saratoga Dreaming ve Opening of Red and Black gibi eserlerine bir bakın. Ressamın bir zamanlar tutkuyla giydiği kırmızı-siyah çubuklu formaya gönderme yaptığı izlenimine kapılabilirsiniz.

İlginizi çekebilecek diğer içerikler