Socrates Web Beta v1.0

 
Futbol Basketbol Tenis Bisiklet Diğer Sporlar

FutbolToprak SahaTürkiye’nin Wohlfahrt’ı Reşat Dermanver

Bayern Münih doktoru Wohlfahrt'ın kulüpten ayrılışı çok tartışıldı. Türkiye ve dünya futbolunun yıldızlarına sıhhat veren Reşat Dermanver’i yâd etme vakti…

“Her topçunun hekimi” lâkabıyla tanınan Hans-Wilhelm Wohlfahrt’ın ayrılığı, uzun süreli Bayern Münih takipçileri için şok etkisi yarattığı kesin. Nisan 77’den başlayarak tam 35 yıl Bayern Münih’in tıbbi 10 numarası olan Wohlfahrt, zaman zaman tartışmalara neden olan yöntemleriyle adını futbol tarihine çoktan yazdırdı. Türkiye’den Rıdvan Dilmen, Tanju Çolak ve Cüneyt Tanman gibi mühim topçuların da tedavisinde başrol oynayan Alman tıp adamı, sadece Bayern Münih’in değil, gerek Almanya Milli Takımı’ndan gerekse de yurtdışından futbolcuların sakatlıklarla olan mücadelelerine sihirli değneği ile destek atmıştı.

Wohlfahrt’ın Türk futbolundaki tezahürü olarak adlandırabileceğimiz, ‘herkesin hekimi’ rolünü üstlenen bir isim vardı: Reşat Dermanver. Bir Fenerbahçe sevdalısı olan ve Fenerbahçe’ye hem yönetici hem de hekim olarak katkılarını esirgemeyen Dermanver, Suat Mamat, Recep Adanır, İsfendiyar Açıksöz gibi rakip takımların yıldızlarının da sağlıklı bir şekilde stadyumlarda arz-ı endam etmelerinde başrolü oynamıştı. Hasta listesine Eusebio ve Puskas gibi beynelmilel yıldızları da alan Reşat Dermanver’i, 18 Mart 1969 tarihinde yayımlanan Fotospor’da kendisi hakkında yazılan yazı ile anıyoruz…

Doktor Reşat Dermanver, hastalarından Ferenc Puskas ile ilgilenmekte.
Doktor Reşat Dermanver, hastalarından Ferenc Puskas ile ilgilenmekte.

Futbol tutkusunun ve de kulüp aşkının, kişiyi tümüyle etkilediğinin canlı örneğiydi Reşat Dermanver. Tüm yaşantısının Fenerbahçe’ye olan tutkusuyla dolu olduğunu belirtiyor, sonra da, kendisini bugünkü kişiliğin sahibi yapan olayların ‘bismillahını’ şöyle anlatıyordu:

“Lisede okurken, her maç günü Papaz’ın çayırına gidip Fenerbahçeli ağabeylerimin maçlarını heyecanla izlerdim. Takımım yenerse sevincimden uçarak eve dönerdim. Yenilince ağzımı bıçak açmazdı. Bir de Hasan Kemal Ağabey’imin, Zeki  Rıza Ağabey’imin, İsmet Ağabey’imin, Cafer Ağabey’imin, Bedri Ağabey’imin Fahir Ağabey’imin ve de Sabih Ağabey’imin sakatlıkları çok üzerdi beni. Kendi kendime doktor olmayı, sevgili ağabeylerimin sakatlıklarını çabucak iyileştirmeyi kurardım. İşte, Tıp Fakültesine bu hevesle girdim.”

Baba Reşat

1939 yılının ‘çiçeği burnunda’ doktoru Reşat, şimdilerin Baba Reşat’ıydı artık. Hemen her futbolsever ve özellikle Fenerbahçeliler Baba Reşat’ı iyice tanırlardı. Anlattıklarına göre, doktor olduktan sonra Ankara Gülhane Hastane’sinde Fiziko-terapi ihtisası yapan Doktor Reşat Dermanver, Cerrahpaşa ve Haydarpaşa hastanelerinde de Fizik Tedavi Kliniği şefliği yapmıştı. Ama Reşat Dermanver için varsa da yoksa da futbol ve Fenerbahçe’ydi. Bu nedenle de, dişinden tırnağından arttırıp sporcuları iyileştireceği bir fizik tedavi muayenehanesi açmış, tüm futbolculara ve özellikle, Fenerbahçelilere “Buyrun Gari” demişti. Ve o günden sonra, kimler gelmemişti ki Reşat Dermanver’de ‘derman’ bulmaya. Kendisi bir çırpıda, eskilerden Recep Adanır, Suat Mamat, Canavar Burhan, Müjdat, Melih, Turgay, Gündüz Kılıç, Ali İhsan, Kamil, İsfendiyar, Rober, Tahtabacak İsmet, Kör Galip, Kadri ve Hilmi’nin adlarını sayıyor. “Şenol, Birol, Ergun, İsmail ve şimdi Almanya’daki futbol elçimiz Özcan’ı da unutmayalım” diyordu.

Puskas Bile…

Reşat Dermanver’in muayenehanesine gelenler yalnız ülkemizdeki futbol yıldızları değildi. 1956 yılında Macaristan Milli Takımı’yla gelen ve Macar doktorların “sakattır, oynayamaz” dedikleri Puskas’ı iyileştirmişti. Hatta bu yüzden de kısa süre sonra Macaristan Futbol Federasyonu’ndan bir takdirname almıştı. “Ben olmasaydım, futbolseverlerimiz belki de Puskas’ı göremeyeceklerdi.” Diyen Reşat Dermanver’in, ‘derman’ verdikleri arasında Eusebio, Didi, Vava, ünlü antrenör Sepp Herberger ve Japonların şampiyon güreşçileri Sasahari bile vardı. “Yalnız sporcular değil, başkaları da fizik bakımından rahatsızlanınca bana gelir” diyen Dermanver, Zeki Müren’i de zaman zaman kendisinin iyileştirdiğini söylüyor, sonra da şunları anlatıyordu:

“İnanır mısınız, soyadımı bile bu futbol tutkusu yüzünden aldım. Fakültede okurken maça gitmiştim. Futbolculardan birisi sakatlanmıştı. O zamanlar saha doktoru ne arar. Gidip baktım… Acı çekiyordu. Biraz masaj yaptım, biraz moral verdim. İyileşti. Arkadaşlarım, o futbolcuya hemencecik derman verdiğimi söylediler. Kısa süre sonra da soyadı kanunu çıkınca Dermanver soyadını aldım.”

Futbolcuların Baba Reşat’ının anlatacakları bitecek gibi değildi. Ama iyileştirmesi gereken sporcular da bitecek gibi değildi. Bu nedenle de Dermanver fazla konuşamıyor, “bizim işler böyledir.” diyerek ‘derman vereceği’ bir sporcunun yanına gidiyordu.

İlginizi çekebilecek diğer içerikler