Socrates Web Beta v1.0

 
Futbol Basketbol Tenis Bisiklet Diğer Sporlar

Diğer SporlarRöportajTırmanış: Eda Tuğsuz

20 yaşındaki Eda Tuğsuz'un 67 metrelik derecesi ciritin en büyükleriyle yarışır durumda. Peki Eda'yı gelecekte neler bekliyor?

Önemsiz gibi görünüp hayatta genelde büyük değişime yol açan detaylardan biri… Eda Tuğsuz, Türkiye Atletizm Federasyonu’nun 2016’daki Adana kampında, spora başlamasında önemli pay sahibi Fatih Avan ile bir araya geldi. Bu sayede, sırf Eda yetkin bir çalıştırıcıya kavuşmakla kalmadı, Türkiye’nin en rekortmen ciritçisi Avan da (sakatlığı nedeniyle son üç yılda uzak kaldığı) ‘sahalara’ dönmüş oldu. Aradan geçen sekiz ay, bu kimyanın tuttuğunu bize gösterdi. Eda Tuğsuz, Türkiye rekoruna neredeyse 10 metre ekledi ve IAAF dünya listesinde 1 numaraya yükseldi.

Gençler yaş grubundan (U20) bu yıl itibariyle çıkan Tuğsuz’un adı geniş kitlelerce birkaç aydır duyuluyor olabilir. Ama genç ciritçi, 15 yaşından beri hafife alınmayacak başarılar kazanıyordu. 2013’te EYOF rekoru kırıp altın madalya aldığından bu yana büyüklerde Balkan şampiyonluğu, U23’te Akdeniz şampiyonluğu, gençlerde dünya üçüncülüğü ve nihayet ilk büyükler şampiyonası olan Amsterdam’da 19 yaşındayken final atma başarısına ulaştı.

Sekiz ayda neler oldu?

Tuğsuz ve Avan, çalışma grubundaki diğer ciritçiler Emin Öncel, Ömer Faruk Avan ve Toygar Pekbak ile birlikte ayda 130 saatlik bir mesai harcayarak bugünlere geldi. Eda, Avan ile çalışmaya başlamadan 10 ay önce Aysel Taş’ın 17 yıllık Türkiye büyükler rekorunu eline geçirmişti. Ama son bir yılda bu rekoru bambaşka bir aşamaya getirdi. Aysel Taş’ın 56.90’lık rekorunu geçen yıl 58.95’e taşıdı, üzerine bu yıl ekledikleriyle 67.21’e kadar yükseldi.

Mersin’deki Seyfi Alanya Atmalar Kupası’nda 59.68 ile sezonu açan Eda Tuğsuz, Gran Canaria’daki Avrupa Atmalar Kupası’nda 60.98 ile U23 ikinciliğini aldı. Bu yarışmada Hırvat olimpiyat şampiyonu Sara Kolak’a sadece üç santimetreyle geçilen Tuğsuz, o deneyiminin madalyadan daha büyük bir kazanç olduğunu söylüyor: “Olimpiyat şampiyonu ile aynı yarışmada olmak ve kendimi onunla test etmek bambaşka bir duygu. Orada Sara’ya üç santim gibi cirit için önemsiz bir farkla geçilmem bana mental olarak sınıf atlattı. Bence sonrasında gelen derecelerimin arkasında da bu özgüven var.”

Kolak’a üç santimetreyle geçildiği yarışmada Avrupa Kupası ikincisi olarak kürsü gören Eda, yarışma sonrası hemen Adana’daki kampa;sıkı antrenman temposuna geri döndü. 40 gün sonra ise dört yıldır pek seyrek gördüğü ailesinin yaşadığı Antalya’daydı. Anne-babasını ziyaret ettikten sonra onların önünde İslami Dayanışma Oyunları seçmesine çıktı ve tek atışta 64.30 gibi bir dereceye ulaştı! Bu müthiş atışla, 22 Nisan gibi erken bir tarihte hem Londra barajını yakalamış oldu hem de rekoruna üç metre ekledi.

Dünya liderliği

Dereceler üst üste gelirken, basamakları ikişer-üçer tırmanan Eda Tuğsuz’un televizyon canlı yayınlarına çağırılma eşiği, Bakü’deki performansıydı. İslami Dayanışma Oyunları’nda attığı derece ise onu ilgi çemberinin ortasına oturttu. European Athletics, 67.21 ile 2001’den kalma Avrupa U23 rekorunu kırıp dünya liderliğini alan Eda Tuğsuz’u internet sitesinde manşete taşırken, ilgili ilgisiz herkesin gözü genç atıcının üzerine çevrilmişti bile… Fatih Avan, bu derecelerin tesadüfen ortaya çıkmadığını, daha işin en başında sporcusundaki potansiyelin farkında olduğunu anlatıyor: “Eda’yı ilk gördüğümde 12-13 yaşlarındaydı. 15-20 gün önce spora başlamıştı. O zaman bile ‘Bu çocukta 70 metre kapasitesi var’ diye söylüyordum zaten. Geçen yıl, atması gerekenin altında dereceler yaptı. 2016’yı 58 metreyle bitirdi ki 62-63 olması gerekiyordu. 2017’ye başlarken sıkı bir programla eksiklerini kapatınca bir anda atması gereken dereceyi attı. Kısacası, çok şaşırtmadı beni…”

“67 metre, yaşına bakıldığında biraz erken gelen standart üstü bir performans. Herhâlde planında bu derece yoktu” diye eklediğimde ise bana hak veriyor: “Doğrusu 2017 içinde 65’i bulabileceğimizi düşünüyor ve ona göre planlama yapıyorduk. Ama Eda, sezonun ilk bölümünde benim tahminimin üzerine çıktı. Şimdi bunu sezona yayıp hedef yarışmalarda da benzer performanslar göstermek gerekiyor. Çünkü derece atmak başka, büyük yarışma ve final kazanmak başka. Kendi yarışma tecrübelerim, bu noktada bize çok yardımcı oluyor. Benim de en iyi dereceleri attığım sezonlarda, şampiyonalarda yaşadığım sorunlar malum. Aynı şeyi Eda’nın yaşamaması için kılı kırk yarıyoruz. En ince detayı bile düşünmek zorundayım…”

Daha önce Eda’yla yaptığım görüşmede genç atletin, ona bir yol çizen Fatih Avan’a saygısı gün gibi ortadaydı. Bu sıkı bağ, Avan’ın işini hayli kolaylaştırıyor. Eda da antrenörüyle ilgili şunları söylüyor: “Fatih Abi, olimpiyat görmüş, dünya beşincisi olmuş çok büyük bir atlet. Kendisiyle yarışma şansına sahip olduğum dünya rekortmeni Barbora Spotakova ile birlikte idolüm diyebileceğim bir isim. Beni Fenerbahçe Kulübü’ne yazdıran kişi ve bugünlere gelmemde önemli pay sahibi. Bu önemli şampiyonalar öncesinde kendisiyle çalışıyor olmak benim adıma büyük bir şans.”

Üç ana durak

Tarihî bir yolculuğa çıktıkları 2017 serüveninde Eda Tuğsuz ve antrenörü Fatih Avan, bu yıl için üç ana durak belirledi: Bydgoszcz (Avrupa U23 Şampiyonası), Londra (Dünya Şampiyonası) ve Taipei (Universiade). Eda, yaptığı derece ve istikrarıyla Dünya Şampiyonası için madalya potasına girmesine karşın, adım adım ilerlemekten yana: “Londra’da favoriler arasında gösterilmem gurur verici ama benim hedefim hâlâ Avrupa U23 Şampiyonası. Geçen yıl dünya üçüncüsü olduğum stadyumda olimpiyat şampiyonu Sara Kolak ile yarışacağım. Bu önemli bir sınav. Önceliğim orada şampiyonluğu kazanmak. Bunu başarırsam zaten o moralle Londra’ya gideceğim, orada da öncelikle finale kalmam gerekiyor. Aslında, yaptığım 67 metre, temel planımızda bir değişikliğe yol açmadı.”

Avan da sporcusunun yıl içindeki hedeflerinden şaşmaması için çok dikkat ediyor: “Haziran’dayız. Eda ile şu ana kadar Londra hakkında tek kelime bile etmedik. Kafasının karışmasını istemiyorum.” Yine de gelecekte başarılı atletin önünde aşması gereken önemli bir psikolojik eşik şimdiden belirdi. Kariyeri boyunca Tuğsuz’un -hep birinci sırada yer almasa da- başarısız addedilebilecek bir yarışması olmadı. Kaybetme duygusunu pek yaşamaması, istediği dereceler gelmediğinde nasıl bir ruh hâline bürünmesine sebep olacak? Bunu açıklayıp “Kaybetmeye ne kadar hazırsın?” diye soruyorum…

“Ben başarıya aç bir insanım” diyor Eda ve devam ediyor: “Hiçbir zaman yenilgiyi kabul etmem. Bazen tecrübe gerektiren yarışlar olabilir, antrenman yüzünden aksaklık çıkabilir. Ama ne kadar dibi görürsen zirveye çıkmak da o kadar kolay olur. Sporcuda hırs, azim bitmedikten sonra her zaman gelişme olacaktır. Yaşım ilerliyor. Bir müddet sonra derecelerimde duraklamalar olabilir, bu normal. Ama buna hazırlanıyorum. Bir yandan da kendimdeki cevheri görüyorum. Bir gün derece olarak düştüğümde, o noktadan sağ salim ayağa kalkabilirim.”

 

*Bu yazı Socrates’in Temmuz 2017 sayısında yayımlanmıştır. Bütün sayılarımıza buradan ulaşabilirsiniz.

İlginizi çekebilecek diğer içerikler

Katedral

Katedral

3 gün önce
Neyse O

Neyse O

1 ay önce
Öncü

Öncü

2 ay önce