Socrates Web Beta v1.0

 
Futbol Basketbol Tenis Bisiklet Diğer Sporlar

Diğer SporlarRIO 2016Tatlı Sert

Katinka Hosszu çok istediği olimpiyat altınına ulaştı. Eşi ve antrenörü Shane Tusup'la kurdukları ilginç ilişkinin bu başarıda payı büyük.

*New York Times’da yayımlanan Karen Crouse imzalı yazının orijinaline buradan ulaşabilirsiniz.

2012 yılının sonbaharında, Shane Tusup’a Katinka Hosszu’nun yüzme kariyerinde daha fazla yer alması teklifinde bulunuldu. Bu teklif, kendisine koçluk yapmasını öneren kız arkadaşı Katinka Hosszu’dan gelmişti. Dediğine göre, yüreğinin derinliklerinde bunun işe yarayabileceğini biliyordu. Fakat bir gün bundan pişman olabileceklerinin de farkındaydı.

Evlendiler ve Hosszu’ya, iki kez yılın kadın yüzücüsü ödülü, bir dünya rekoru, dördü altın olmak üzere toplam altı dünya şampiyonası madalyası getiren profesyonel bir birlikteliği parçası oldular. (Rio’daki olimpiyat oyularıyla birlikte buna iki altın madalya daha eklendi.) Kariyerleri boyunca ilişkileri büyük ses getiren bir olay hâline geldi.

Başta tenis olmak üzere birçok spor dalı, koçlar ve sporcular arasında tartışmalı ilişkiler yabancı değil. Bunların çoğu, tipik olarak çocuklarının kariyerlerini yönlendiren babalardan oluşuyordu. Sporcunun eşinin koç olması ise daha az rastlanan bir şeydi.

Bir dönem Los Angeles’ta Hosszu ile birlikte antrenman yapan ve bir çocuk olarak maruz kaldığı duygusal ve sözlü istismar hakkında yazan olimpik yüzücü Jessica Hardy, “Shane’de birçok uygunsuz ve hiç de iyi olmayan davranışlar gördüm. Antrenmanlarda bu tarz davranışlar sergileyen koçlar gördüm ama bu farklı bir boyut. Korkunç…” diyordu.

Hosszu ve Tusup anlaşmalarının karmaşık olduğunu kabul ediyor ama sağlıksız olmadığı konusunda ısrar ediyorlar. Sporcu ve koç ilişkilerini, karı-koca ilişkilerinden ayrı tutabildiklerini söylüyorlar.

27 yaşındaki Hosszu, Michael Phelps’ten fazla olarak, Rio’daki oyunlarda beş bireysel müsabakada boy gösterecek. Tıpkı Ryan Lochte gibi o da dördüncü olimpiyatında yarışıyor. Katie Ledecky gibi bu yıl iki olimpiyat branşında 1 numarada yer alıyor.

Ve Phelps, Lochte ve Ledecky’nin aksine, Hosszu hiç olimpiyat madalyası kazanmadı. Dört yıl önce her yaz olimpiyatlarında zirveye çıkma takıntısı olan Macar sporcuyu podyumun en üst basamağına çıkma baskısı darmadağın etti. 200 metre bireysel karışıkta sekizinci ve 200 metre kelebekte dokuzuncu olduğu gibi, kazanmayı umduğu 400 metre bireysel karışıkta da dördüncü bitirdi.

“Londra’da eğer kaybedersem ne olacak diye çok korkuyordum. Gerçekten berbattı, ‘Şimdi benim sıram; bunu göstermeliyim. Ya şimdi ya da asla’ diye düşündüm. Bu baskıyı kendim kurdum.” Hosszu yaşadığı hayal kırıklığını bu cümlelerle anlatıyordu…

hosszu

Demir Leydi

Londra 2012’den sonra kısa bir süreliğine olimpiyatlar için çalıştığı Güney Kaliforniya Üniversitesi’ne dönmeden evvel, Hosszu Macaristan’da köşesine çekildi. Takip eden birkaç ayda eski hâlini gömdü ve Demir Leydi olarak bilinen yüzücüyü ortaya çıkardı. Birleşik Devletler doğumlu Tusup’tan gelen tavsiyeyle, Hosszu antrenman programının zorluk derecesini artırdı.

Mantığı şuydu: Bir günde ne kadar çok yarışmada yüzerse, onların herhangi birinde en iyi olmak kendisine daha az baskı yaratırdı. Tusup’un düşüncesi, yeni çıkmış bir profesyonel olan Hosszu’nun yarış programını yoğunlaştırarak gücünü ikiye ya da üçe katlayabilirdi. Onun fikri genel mantığın aksine daha az antrenman yapıp daha çok yarışmaktı.

Londra Olimpiyat Oyunları’ndan üç ay sonra Hosszu, Pekin’de kısa kulvarda yapılan iki günlük Dünya Kupası için sekiz yarışlık programını açıkladı. 100, 200 ve 400 metrelik bireysel karışık; 200 metre sırtüstü; 200 metre kelebek ve 200, 400 ve 800 serbest yarışlarına katıldı. Kürsüye beş kez çıktı, bu da Çin medyasının kendisine demirden yapılıp yapılmadığını sormasına neden oldu.

“Demir Leydi” gazetelerde başlık olmuştu ve lakabı, zamanla ikinci kişiliği hâline geldi.

Çekingen Hosszu, mayosunu giyip topuzunu bonesinin içine koyduğunda dayanıklılık ve güven dolu bir süper kahramana dönüştü. Londra’da başarılı olmak konusundaki baskıdan dolayı bunalmış hisseden yüzücü, o zamandan beri Dünya Kupası serilerinin para ödülünde yılda 100’den fazla yarış ortalamasıyla bir milyon doları aşan ilk sporcu oldu.

Yüzme camiasındaki bazı huzursuzlukların aksine, tüm bunları onun hazırlığının her aşamasını yöneten eşiyle beraber başardı. Tusup, Hosszu’dan daha değişken bir ruh hâline sahipti ve havuz kenarındaki ani parlamaları gözleri üstüne çekiyor, şikayetlere ve görevden alınma isteklerine neden oluyordu.

Fakat Tusup, Hosszu’yu başka bir antrenörün çalıştırmasına da sıcak bakıyor: “Ben her zaman, seni bir adım veya iki adım daha iyi yere getirecek bir koç bulursan ya da yaptığımız şeyin çalışmak olmadığını ve bazı şeyleri değiştirmeye ihtiyaç duyduğunu düşünüyorsan bana söylemen gerektiğini söyledim; çünkü o zaman ben geri çekilirim, o koç yerimi alır ve biz mutlu oluruz. Bu teklif hâlâ geçerli.”

Koç olarak eşiyle Olimpiyatlara giden Dünya şampiyonu bir yüzücüye çok nadir rastlanır. 1996 Atlanta Oyunları’nda, İrlanda’dan Michelle Smith, koçluğunu eskiden disk atıcısı olan eşi yaptığı sırada üç altın madalya kazandı. Fakat oldukça geç bir yaşta ve vasat bir kariyerden sonra uluslararası yarışmanın zirvesine tırmanmıştı. İki yıl sonra idrar örneğine alkol katarak ilaç testinde hile yaptığına karar verildiğinde yüzmeden men edildi.

Ulusal seviyede bir sırtüstü yüzücü olan Tusup sorumluluğu devraldığında, Hosszu zaten dünya şampiyonuydu. Onun eğitimi altında, Hosszu’nun kendi sözleriyle, “24 saatlik bir atlet” olmuştu.

Birlikte Güçlü

Tusup ve Hosszu havuz suyu ve klor gibiler; birini diğeri olmadan bulmanız pek mümkün değil. Budapeşte’de kasım sonunda 15 saat boyunca ayrı oldukları tek zaman kıyafetlerini değiştirdiklerinde ve tuvaleti kullandıklarındaydı. Hiçbir zaman birbirlerine karşı ters kelimeler kullanmadılar ve hiçbir zaman güçten düşmüş gibi görünmediler. Belki de onların günlük canlandırıcı içeceği olan buzlu espresso shot’ları yüzündendir.

Hosszu, eş-koç ilişkisini “Kesinlikle zor ama aynı zamanda faydalı. Koç olarak oldukça zor, ama evde nazik, sevecen ve gerçekten eğlenceli. Bu yüzden çok eğleniyoruz” sözleriyle özetliyor.

Tusup’un insan performansları branşında okuduğu ve erkekler yüzme takımında yarıştığı Güney Kaliforniya Üniversitesi’nde tanıştılar. Hosszu okula başladığında İngilizce ile arası iyi olmayan bir psikoloji bölümü öğrencisiydi ama üniversite biterken kadınlar yüzme takımına kaptanlık yapıyordu.

Onları birbirlerine çeken şeyin ne olduğu sorulduğunda Hosszu gülerek, “Biz tuhafız, farklıyız; normal değiliz. Kendimiziz” cevabını verdi.

28 yaşındaki Tusup, bir vücut geliştirmecinin fiziğine ve aralarında karısının dünya rekoru derecelerinden birinin olduğu birçok dövmeye sahip. Tavırları sert olabilir. Duygularıysa pamuk ipliği üzerine kurulu, bu da bazı insanların mesafe koymalarına neden oluyor.

Hosszu onu sabırsız olarak tanımlıyor ve Tusup onun kulaçlarında rötuşlar yaptığında, özellikle sırtüstü kulaçlarında, hemen mükemmel bir şekilde yapmasını bekliyor. Hosszu’ya göre bu kadar gelişmesini sağlayan da bu.

Daha hızlı bir kulaç temposu benimsediği için Hosszu, sırtüstü yüzme sürelerini önemli derecelere indirdi. 2012’de 100 ve 200 metrede birinci sınıf yüzücüler arasında değildi. Dört yıl sonra her iki yarış türünde de olimpiyat madalyası sahibi olabilecek bir yüzücü.

Hosszu bu gelişimi şöyle açıklıyor: “Shane tekniğimi bulmama yardımcı oldu. Sırtüstü yüzmede gerçekten çok iyi olduğumu söyledi. O zamanlar öyle düşünmüyordum.”

Son zamanlara kadar Hosszu’nun kendine inancı yeteneğinden geride kaldı. Fazla alçakgönüllü bir doğası ve başkalarına bağlı bir karakteri vardı. Kasım ayındaki uzun bir günü, Budapeşte’deki bir alışveriş merkezinde kitabını imzalama etkinliğiyle bitmişti. Etkinlik programlanandan uzun sürmüştü çünkü Hosszu ile tanışmak için iki saat beklemiş olan insanlarla yaptığı konuşmalara üç, dört bazen de beş dakika harcamıştı.

Hosszu ve Tusup 2013’te evlendiğinde, güçleri birleşmiş gibiydi. Hosszu, Herkül gibi kuvvetli bir çalışma etiğine sahipti ama yüksek hedefleri yoktu. Tusup, Hosszu’ya Amerikan Rüyası’nın alfabesini -hırs, markalalaştırma ve güven- öğreten büyük bir düşünürdü.

Hosszu da bunun farkında: “Shane ile çalışmaya başladığımdan beri, çok daha fazla güvenim var. Hâlâ Shane’in bana ‘Evet, harikasın. Evet, yapabilirsin’ demesine ihtiyacımın olduğunu düşünmek delilik.”

Daha Fazlasını Hayal Etmek

Hosszu, Tusup’tan öğrendiği şeyleri Macar takım arkadaşlarına da aktarmaya çalışıyor. O kasım ziyareti süresince Hosszu, Macaristan Şampiyonası’nda her kadın müsabakasında yarıştı. Aslında perde arkasında, Macaristan’a 66 Olimpik madalya kazandıran -eksrim ve kano sporunun arkasından toplamda en yüksek üçüncü olan- bir sporun ulusal takım üyelerine, gelişmiş antrenman koşulları, seyahat imkanları ve destek ekibi talep ediyordu.

Üç ay sonra Macar gazeteleri, Hosszu’nun yaklaşık olarak 40 bin Dolar miktarında olan federasyon antrenman bütçesini reddettiğini yazdığında anlaşmazlık gün yüzüne çıktı. Hosszu paraya ihtiyacı olmadığını ve paranın masraflarını karşılamada zorluk çeken hemşehrilerine aktarılmasını tercih ettiğini söyledi.

Hosszu’nun ülke federasyonuyla çekişmeli mücadelesi, eğilimini karısını cesaretlendirmeye veren Tusup’la olan bağını da güçlendirdi.

Çiftin yönetim temsilcisi tarafından seçilen Macar Dorina Szekeres, tribünlere oturarak Hosszu’nın Budapeşte’deki antrenmanını ve onun kulaçlarını gözlemleyerek rötuşlar öneren ve havuz kenarında bir aşağı bir yukarı yürüyen Tusup’u izledi. Indiana Üniversitesi’nde yüzen Szekeres, Birleşik Devletler’deki yüzücülerin Macar yüzücülerden farklı bir zihniyete sahip olduklarını da ekledi: Beklentilerin dikkatlice yönetildiği Macaristan’da hayaller siyah ve beyaz ile sınırlıyken Amerikalılar gökkuşağını takip etmeye cesaretlendirilirler.

Szekeres konu hakkında şunlar söylüyor: “Kontrol bizdeydi ama güvenimiz yoktu. Birleşik Devletler’de öğrendiğimiz şey bu. Her şeyin mümkün olduğu. Sana, senin iyi olduğunu söyleyen bir çevrenin içerisinde değilsen, ne kadar iyi olabileceğini nasıl bileceksin? Katinka, sahip olduğu potansiyeli hiçbir zaman görmedi. Eski koçum nasıl çalıştığını, ağırlık odasında ne yaptığını soruyor. Bu büyü değil. İşi bitiriyor. Kendini her gün zorluyor.”

Budanmış hayallerin düzenli bahçelere eğilimi, eski bir basketbolcu olan ve uzak mesafe şutları sayesinde “Sniper” lakabını alan Hosszu’nun babası Istvan’ın bir ağıtıydı. Kızının imza etkinliği sırasındaki bir sohbette daha yüksek hedefleri olsaydı daha büyük başarıları olacağını kariyerinin sonuna doğru fark ettiğini söyledi. “Hayallerim yeterince büyük değildi” diyordu.

Hosszu sık sık sosyal medya hesaplarına ağırlıklarla poz verdiği fotoğrafları yüklüyor. Aralarında ağırlıkları tutarak pazılarını gösterip havuzun yanında bir bacağının üzerine çöktüğü fotoğraf da var. Bazen evine giderken şöyle düşünüyor: “Sıkı çalışma her zaman karşılığını verir.”

Hosszu, Londra’daki yıllarından beri daha sıkı ve şekillenmiş fiziğini, ağırlık çalışmasıyla birlikte, beslenmesinden fast-food’u ve şekerli yiyecekleri çıkarmasına borçlu. “Her seferinde kendimi daha fazla itiyorum ve sınırlarımı zorluyorum” diyor.

2012 Olimpiyat Oyunları’ndan kısa süre sonraya kadar Hosszu’ya Güney Kaliforniya Üniversite’sinde koçluk yapan Dave Salo, Hosszu’nun gördüğü en çalışkan insanlardan biri olduğunu söyledi. İstisna, Tusup’un onu narin diye tanımladığı ağırlık odasındaydı. Eşiyle çalışmaya başladığından beri bu durum değişmişti.

Macaristan şampiyonasından sonra pazartesi günü Hosszu sağlık merkezinde giderek; koşu bandında, eliptik aletlerinde ve egzersiz bisikletinde çalışan annelerle ve emeklilerle beraber dairesel antrenmanda hızını kontrol almaya çalışarak neredeyse 90 dakika geçirdi. Gaz maskesine benzeyen oksijen kısıtlayıcı bir maske giyerek; ip atlama, havada ağırlık tutarak abdominal mekik, kol ve bacak presi ve barfiksi içeren çok çeşitli egzersiz dizisini tamamladı.

Londra Oyunlarına hazırlanırken Güney Kaliforniya Üniversitesi’nde Hosszu ile çalışan 2012 Birleşik Devletler sporcusu Hardy onun değişimine hayret ediyordu: “Londra Olimpiyat Oyunları’ndan sonraki ilk çalışmaydı, Olimpiyatlar’dan üç haftadan daha az süre sonra, geri geldi ve çoktan Shane ile çalışıyordu ve farklı bir Katinka gördüm, daha fit ve daha şekilli. Önceden de sıkı çalışıyordu ama şimdi olduğu kadar motive değildi.”

Tusup katalizördü. Hosszu’yu kendisinden önce Demir Leydi olarak görmüştü: “Lakabı konusunda endişeliydi, şöyle diyordu: ‘ Ben gerçekten Demir Leydi miyim? Ben gerçekten o tasvire ulaşabilecek miyim?’”

Her Zaman İleriye

Hosszu bazı konulara şüpheli yaklaşsa da Tusup işe maddi açıdan da bakıyordu. Avrupa ve Asya’daki Dünya Kupası ve Amerika’da Grand Prix serilerinde profesyonel yüzücüler için verilen paralar var. Yarışlar, her birinde ilk üçteki yarışmacılar için nakit ödüller ve baştan beri birinci bitiren yarışmacılar için 100 bin Dolar’dan fazla bonuslar teklif ediyor. Tusup bunları dünyayı dolaşmak için bir fırsat olarak gördü, böylece Hosszu’nun da potansiyelini artıracaktı.

Hosszu, aylarca antrenman yapmaktansa karşılaşmalara katılarak formu yakalamanın mümkün olduğunu gösterdi. Salo, Tusup’un onu “sıkı çalışmaya hazır ve nazır” görmekten ve onun “insanların her zaman onun yapabileceğini düşündüğü gibi” yüzmesinden mutlu olduğunu söylüyordu. Yine de, endişeleri vardı: “Bence onunla alakalı en büyük konu kocası. Motivasyonuna bakmalısınız. Onu yöneten korku mu yoksa güven mi?”

Aralık ayındaki mücadelede, Birleşik Devletler’den ve Avrupa’dan yüzücüler arasında yapılan Indianapolis’teki iki günlük yarışta, Amerikalı Josh Prenot, Twitter hesabına Hosszu’nun 200 metre serbest stilde Missy Franklin’e yenilmesinin ardından Tusup’un yere bir şey fırlattığını ve havuzun etrafındaki reklam bandına tekme attığını gösteren sekiz saniyelik bir video yükledi.

Nisan ayında Arizona’da, Hosszu’nun mayo sponsoru Arena tarafından düzenlenen Grand Prix yarışmalarında, Hosszu 200 metre bireysel karışıkta ve 200 metre sırtüstünde (ikisini de Rio’da karşı karşıya geleceği Amerikalı Maya DiRado kazanmıştı) beşinci bitirerek ofisteki ender kötü günlerinden birini geçirdi.

Sırtüstünden sonra Hosszu, diğer takımlardan yüzücüler gözlerini dikmişken onu azarlayan Tusup’la göz göze gelmekten kaçındı. Tusup, iki kişinin onun Hosszu’ya suyun içinde kalıp boğulması gerektiğini söylediğini duyduğu ısınma bölgesinde sert eleştirilerine devam etti. Gece, Tusup’un Hosszu’yu alnından öpmesi ve sarılmasıyla sona erdi.

Aynı zamanda Arizona’da da yarışan Hardy, 2013’teki yarışta Tusup’un Hosszu ile konuşmamasını söylediğinden beri onunla konuşmadığını söyledi. Bunun nedenini şöyle açıklıyor: “Onun dikkatini dağıttığımı söyledi. Enerjisinden memnundu. Empati yapıyorum ama kimsenin yardımına ihtiyacı olduğunu veya bunu istediğini sanmıyorum.”

Hosszu, Tusup’la olan ilişkilerini “oldukça karmaşık” şeklinde tanımlıyordu: “ Ben kesinlikle daha tasasız olan tarafım. Çünkü o çok duygusal ve gerçekten kendimiz için koyduğumuz hedeflere ulaşmamızı istiyor, o şekilde davranmasının nedeni muhtemelen bu. Her zaman birbirimizi zorlamaya çalışıyoruz bence ve biz gerçekten -bunu nasıl söyleceğimi düşünmeye çalışıyorum- amaçlarımız için diğer her şeyi görmezden gelmeye çabalıyoruz. Bir tartışmaya girersek, nedeni biliyoruz ya da anlamaya çalışıyoruz. Çalışmalarda bir şey söylerse ben biliyorum ki, bir koç olarak konuşuyor. Bunun için gücenmem. Bana eşim olarak o şekilde konuşsaydı elbette ki gücenirdim.

Çoğu zaman olan şey bu. Birleşik Devletler’de kötü bir ünüm vardı çünkü tribünlerdeki aileler gidiyordu. ‘O tam bir pislik; hızlı yüzmediği için Tusup ona bağırıyor.’ Hayır, yüzmenin zor tarafı sadece bir ‘iyi’yi kabullendiğiniz zamanların olması ve amacımızın ‘iyi’ ile asla gerçekleşmeyeceği konusunda, sınırları zorlamada, onu elde edemesek bile harika olmada, efsane olmada anlaştık.”

Hosszu’nun babası Tusup’un zor olduğunu söylüyor ama 13 yaşına kadar gözetiminde yüzdüğü ilk koçu olan büyükbabası da öyleydi. Istvan Hosszu, onun bir keresinde, antrenman sırasında, sandaletlerinden birini torununun yönüne doğru fırlattığını söylüyor. Kızını antrenmanlara yetiştirmek adına sokaklarda hız yaptığını, böylece kızının geç kalmayıp hocasının öfkesinden kurtulduğunu ekliyor: “Katinka onun tek atletiydi. Büyükbabaydı ama havuzda değil…”

Tusup için de durum böyle. O eşti, ama havuzda değil. Babası bu konuda şunu söylüyor: “Onlar birbirlerine aşık; ve formül işe yarıyor. Öyleyse neden olmasın ki?”

Çeviri: Görkem Demir

İlginizi çekebilecek diğer içerikler

Kesişen Yollar

Kesişen Yollar

1 ay önce
Selef

Selef

1 ay önce