Socrates Web Beta v1.0

 
Futbol Basketbol Tenis Bisiklet Diğer Sporlar

FutbolTabarez ve onun Şili kâbusu

Uruguay Teknik Direktörü Oscar Tabarez, Şili'de düzenlenen Copa America'da tribüne gönderildi. Bu aynı ülkede yaşadığı en büyük olay değil!

Copa America’da çeyrek finaller başladı. Sahneye çıkan ilk takımlar ev sahibi Şili ve Uruguay oldu. Maç kıran kırana geçti. Şili 1-0 kazanarak yarı finale yükseldi ama maça damga vuran çıkan kırmızı kartlar oldu. Uruguay’da, Cavani ve Fucile kırmızı kart görünce mavi-beyazlılar maçı 9 kişi tamamladı. Bir de teknik direktörsüz! Arjantinli teknik adam Oscar Tabarez, maç içinde hakem tarafından tribüne gönderildi. Tabarez için kötü bir geceydi ama bu Şili’de geçirdiği en kötü gece değildi!

1991 yılının Libertadores Kupası’nın yarı finalinde Şili ekibi Colo Colo ile Arjantin devi Boca Juniors eşleşti. İlk maçı Boca Juniors kendi sahasında 1-0 kazandı. Şili’deki maç ise Güney Amerika’ya yakışan bir atmosferde oynandı. Hınca hınç tribünler (Biletli seyirci sayısı; 62.000), meşale şovları, tezahüratlar, kavgalar… Tutku, coşku, öfke… Günün sonunda kazanan Colo Colo oldu ama tarihe de unutulmayacak bir maç bıraktılar. Veya ufak çaplı bir savaş diyebiliriz…

Karşılaşmanın ilk yarısı 0-0 sona erdi ama bu o dakikaların olaysız geçtiği anlamına gelmiyor. Tribünden sahaya yayılan gerginlik her şekliyle hissediliyordu. Sahaya atılan yabancı maddeler,meşaleler, saha içinde ufak çapı itişmeler… Zaten Boca Juniors oyuncuları, maçın ikinci yarısına soyunma odası tünelinin sahanın ortasına kadar uzatılması sayesinde çıkabildi.

Bu yaşananların gölgesinde başlayan ikinci 45 dakikada Colo Colo golleri buldu. 65. dakikada Martinez, hemen ardından 66’da ise Barticciotto fileleri havalandırdı. Colo Colo iki dakikada iki yan top golüyle sonuca gitmiş, hatta final için gereken skoru da yakalamıştı. Her golden sonra sahaya foto muhabirlerin ve taraftarların girmesi – ki saha kenarında da taraftarlar vardı – Bocalı oyuncuların sinirlerini bozdu. Colo Colo’nun Hırvat teknik direktörü Mirko Jozic, atmosferi sakinleştirmek için sahaya girdi ve muhabirlerin sahadan çıkmasına çalıştı.

Her şeye rağmen Boca’nın pes etmeye niyeti yoktu. Kadrosunda genç Gabriel Batistuta’yı da barındıran Arjantinliler, 74. dakikada Diego Latorre ile skoru 2-1’e getirdi. Deplasman golü kuralı hiç bu kadar anlamlı olmamıştı! Gerçekten de o atmosferde atılan golün Boca’ya turu getirmesi oldukça adil olurdu. Fakat Libertadores’de deplasman golü kuralı yoktu. Maçın 2-1 sona ermesi hâlinde kazanan penaltılarla belli olacaktı. Bu arada golden sonra Latorre’nin sevinç gösterisi ev sahibi tribünleri tahrik etti.

Gol perdesini açan Martinez, 82’de bir kez daha fileleri havalandırdı. Gol ofsayt kokuyordu, fakat bunun stadyumu dolduran Colo Colo taraftarları için pek önemi yoktu. Bocalı oyuncular ise itirazlarına başlamıştı. Basit ‘hakeme yönelik itirazlar’ birkaç dakika içinde uluslararası boyutta bir krize neden oldu.

Önce oyuncular birbiriyle itişti. Ardından sahaya giren bazı taraftarlar (30-40 kişi arası) oldu. Taraftarların cesareti Güney Amerika standartların uygundu ama asıl şaşırtıcı olan ve olayı büyüten Bocalı oyuncuların tavrı oldu. Bocalı oyuncuların hemen hiçbiri o kaosta soyunma odasına girmeyi düşünmedi! Saha içinde inanılmaz boyutta bir kavga çıktı. Saha kenarındaki sivillerle didişen ‘el Turco’ lakablı Antonio Apud, Şili polisine saldıran Marchesini… Bocalı futbolcular hiçbir şekilde geri adım atmadılar. Şaşırtıcıydı, bir kesime göre inandırıcı da değildi. Mesela Şilililere göre, Bocalılar bu olan biteni bilerek planladı ve maçın iptal edilmesi için uğraştı.

Fakat Şili tarafı da olayları körüklemekte geri kalmadı. Polisler, köpekleriyle beraber sahaya girdi, hatta bir tanesi kaleci ‘Mono’ Navarro Montoya’yı ısırdı. Çılgınlık hâli bir an olsun seviyesini kaybetmedi. Basın için bulunmaz bir fırsattı. Saha kenarındaki muhabirler hemen olayların arasına karıştı. Fotoğraflar çekildi, kameralar açıldı. Bu gazetecilerden biri ‘Quique’ Hrabina’nın tekmesine maruz kaldı. Kramponlarla yüze atılan bu tekme gazetecinin gözünü kaybetmesine neden olabilirdi ama bundan son anda kurtuldu. İşte tam bu anda Oscar Tabarez’in kanlar içindeki yüzü gözüktü. Boca’nın teknik direktörü Tabarez’in görüntüsü oyuncularını – başta Navarro Montoya – daha da çıldırttı. Bu olayın bir şekilde sona ermesi gerekiyordu. Maçın normal süresi sona ermeliydi ama 82. dakikadan beri izleyenler büyük bir kavgaya tanıklık etti.

 

Ortalık bir müddet sonra duruldu. Polis sahadan çekildi. Birkaç kişiyi saymazsak taraftarlar da sahaya çok fazla müdahale etmemişti. En azından Colo Colo’nun ateşli taraftar grubu Garra Blanca, kendi standartlarına göre sakin kaldı.

Maça verilen 14 dakikalık aranın ardından oyuncular yeniden futbola döndü. Karşılaşma kaldığı yerden oynandı ama olaylar sona ermedi. Tribünlerden atılan yabancı madde Mona’ya geldi. Oyuncu yere yığıldı. Kaleci Montoya bir kez daha çıldırdı ve topu tribünlere yolladı. Neyse ki bu gerginlik çok uzun sürmedi. Maçın geri kalan süresinde ise skor değişmedi. Colo Colo finale yükseldi, Boca elendi ama olaylar sona ermedi.

O büyük kavganın baş aktörlerinden Blas Giunta ve teknik direktör Oscar Tabarez geceyi karakolda geçirdiler. İkisi de gözaltına alındı. Birkaç gün daha Şili’de kaldılar. Maç sonunda ise Arjantin bayrakları yakıldı, Boca taraftarları dövüldü, Arjantin’den gelen arabalar tekmelendi. Kaos bütün gece devam etti.

Aradan geçen 24 senede; Tabarez, Şili’de bir kez daha gergin bir maçta kulübedeydi. Hatta oyun dışına gönderildi. Şüphesiz, Copa America’da olan bitenler 1991 yılında yaşadıklarının yanına bile yaklaşamaz… Güney Amerika futbol tarihinin en büyük çılgınlıklarından birine tanıklık etmişti. Acaba tribüne gönderildiği esnada o günü hatırlamış mıdır?

Bu arada bir tesadüf; 1991’de, bu olayların birkaç hafta sonrasında yine bir Copa America düzenlenmişti. Ve ev sahibi ülke yine Şili’ydi. Kupayı kazanan ise Tabarez’in ülkesi Arjantin olmuştu. Uruguay elendi ama tarih başka bir nedenden dolayı tekerrür edebilir.

İlginizi çekebilecek diğer içerikler