Süper Lig Draft 2018

Süper Lig oyuncularını bir havuzda toplasak ve draft mantığıyla dağıtsak ne olurdu? Atahan Altınordu, Emre Atasoy ve Fatih Demireli bir araya geldi ve kendi takımlarını oluşturdu. Dökümü hemen aşağıda...

9 Şubat 2018

İllüstrasyonlar: Feyyaz Sonbudak

İşler ne kadar iyi giderse gitsin her takım bazı bölgelerdeki eksiklerinden şikâyet eder, istisnası azdır. En büyük şampiyonlar bile o eksikleri kapatabilmek için her yıl kesenin ağzını açar. Ama elinde koca bir oyuncu havuzu varken, hatta hiçbir mali kısıtlama yokken dahi eksiksiz bir kadro kurmak zordur. Atahan Altınordu, Emre Atasoy ve Fatih Demireli, Süper Lig oyuncuları arasından sırayla seçimlerini yaptı ve kendi kadrolarını kurdu. İşte Süper Lig Draft’ın tapeleri…

Emre Atasoy: Evet o zaman ben başlıyorum.

Atahan Altınordu: Hayır, ben başlıyorum, sen ikincisin.

EA: Niye sen başlıyorsun?

AA: Çünkü bu işi ben organize ettim.

EA: Tamam o zaman sen kendi kendine yap.

Fatih Demireli: Ben başlayayım, orta yolu bulmuş olalım…

AA: Tamam durun kura çekelim.

FD: Kuraya gerek yok. Banu’ya (Yelkovan) 1’den 9’a kadar bir sayı söyletelim. 1-2-3 sen, 4-5-6 ben, 7-8-9 Emre. Uyar mı?

AA: Uymaz. 7-8-9 benim olsun.

EA: Tamam, 1-2-3 bende.

FD: (Yan masaya giderek) Banu, 1’den 9’a kadar bir sayı seçer misin?

Banu Yelkovan: Tuttum.

FD: Tutma tutma, söyle direkt.

BY: Yedi.

AA: Biliyordum ya, bu sorunun cevabı yüzde doksan 7’dir. Banu Abla, bir tane daha söyle.

BY: Üç.

EA: Tamam, ikinci de benim. Başla…

AA: O zaman önce arkayı sağlama alalım. Ligin en üst seviye oyuncusuyla başlıyorum. Hiç düşünmeden, Pepe.

EA: Aklımda olan isimlerden biriydi ama zaten onunla başlamayacaktım. Ben son dönemde form düşüklüğüne ve yan toplardaki zaafına rağmen büyük bir kaleciyle başlıyorum: Muslera.

AA: Muslera mı? İlk sıradan? Keşke sen başlasaymışsın, fark etmezmiş… Muslera’yı sona bırakırsan kaptıracağını mı düşündün?

EA: Valla aklı olan alırdı. Şampiyonluklara alışmış bir kaleci.

FD: Şimdi ben iki adam mı alıyorum?

EA: Yok canım beş adam al, elini korkak alıştırma.

AA: Ne alakası var, iki adam alacak işte.

EA: Niye?

AA: Sonuncuya haksızlık olmasın diye.

EA: Ben sonra kaç adam alacağım?

AA: Bir.

EA: Sen?

AA: Biz hep ikişer adam alacağız, sen bir.

EA: Haksızlık olmuyormuş gerçekten. Oğlum sen hasta mısın?

AA: Yahu adil olanı bu. Birinciyle üçüncü her turda yer değiştiriyor, sen hep ikincisin. O kadar NBA izliyorsun, hayatında draft mı görmedin?

EA: Dalga mı geçiyorsunuz kardeşim, siz fazla adam alıyorsunuz.

AA: İnanamıyorum hakikaten. Temel matematik bilgisinden yoksun bir Emre Atasoy’muşsun sen. 123, 321, 123 diye gidiyor, herkes eşit alıyor işte.

EA: Ben bilmem, kimin kimi aldığını buraya yazayım da eksik, fazla olmasın.

AA: Vah benim Emre Atasoy’um vah… Tamam, yaz sen. Fatih söylesin.

FD: Gördüğünüz gibi tartışmalardan uzak duran bir yapım var. Futbolumla gündeme gelmek istiyorum. Bunun için de ilk tercihim orta sahayı yönetecek, takımı ayakta tutacak olan bir isim: Fernando. Sonrasında da kaleye bu sezon muhteşem bir performans gösteren Beto‘yu alıyorum.

Fotoğraf: Depo Photos

EA: Şimdi ben bir tane mi adam alıyorum ciddi ciddi?

AA: Evet.

EA: Fesuphanallah… Mariano o zaman. Sağ tarafta ileri geri gidip gelsin.

AA: Ben Pepe’nin yanına ligin en iyi ikinci stoperini koyuyorum: Maicon. Devamında da Talisca‘yı alıyorum. Şutu var, incesi var, hepsinin üstüne bir de hava hâkimiyeti var… Ben kimi istediysem aldım valla, ilk üç tercihimin üçü de bende, sağ olun. Savunmada kafam rahat; Falco-Stumpf, Uche-Högh, Ronaldo-Zago gibi nesilden nesile aktarılacak ikili kurdum. 10 numarayı da emin ellere teslim ettim.

FD: Talisca 10 numara değil.

AA: İşte yeri geldiğinde 9,5 oynayıp forveti ikilesin, ortalarda içeri girip kafayı vursun, olayı o zaten.

FD: Öyle olduğunda da takımın dengesi bozulabiliyor. Ben oynatmam, sonradan girsin. Bayern maçında oynatmam mesela. Ha ikinci maçta skora ihtiyacım olursa oynatırım, o ayrı.

EA: Kardeşim susun da adam seçelim. Ben forvetimi seçiyorum. Futbol çok gol atanın kazandığı bir oyunsa, bu gol işinin şifresini çözen adamla devam ediyorum. Ön tarafa Burak Yılmaz‘ı alıyorum, sezonda 30 golüm garanti.

FD: Güzel, ben de Gomis‘i alıyorum. Gol krallığında yarışırız. Sonra da yine çok üst düzey bir oyuncuyla devam ediyorum. Yıllardır Premier Lig’de bayılarak izlediğimiz, bu sezon da Başakşehir savunmasının solunda döktürmeye devam eden Gael Clichy.

EA: Sen Clichy’yi aldıysan ben de Adriano‘yu alıyorum. Bence benim sol bekim daha iyi oldu.

AA: Adriano’ya üzüldüm, bu kadar erken tercih etmenizi beklemiyordum. Neyse, o zaman sol beki sona bırakalım. Fernando gitmişken, Atiba‘yı da kaptırmayalım. 34 yaşında ama bir sezon beni idare eder. Şu anda hâlâ ligin pas isabeti en yüksek oyuncusu; mücadelesine, azmine zaten diyecek söz yok. Sağ kanada da yönetilmesi zor bir isim alıyorum: Her şeye rağmen Quaresma. Yönetilebildiği zaman maça ve sezona ne kadar etki edebildiğini görmeyen kalmamıştır herhâlde.

EA: Oğlum sen niye draft yapıyorsun, senin kadronun yapılmışı var zaten, Beşiktaş’ı aldım deyip geç…

FD: Bir sonraki turda malzemeci Süreyya’yı (Soner) seçecek…

AA: Kıskanmayın, bekleme yapmayın, devam edin…

EA: Neyini kıskanacağım ya Quaresma’nın? Üç tane takımım olsa birine almam. Ben sağ ve sol beki, kaleyi ve hücumu çok iyi çözdüğümü düşünüyorum. Orta saham şu an bomboş, artık oraya odaklanmalıyım. İki kişi arasında kaldım. Oğuzhan’a her ne kadar bayılsam da Tolgay’ı da bu sezon ayrı beğeniyorum. Dolayısıyla Tolgay Ali Arslan diyorum. Böylece orta sahama ilk beklenmedik transferimi yapıyorum.

AA: Yapma işte bunu ya. Sıradaki tercihim Tolgay’dı, olmazsa olmazımdı, yıkıldım… Atiba yerine Medel’i de alabilirdim, en olmadı Vainqueur’e bile razıydım, Tolgay’ı ne de olsa kimse almaz diye sonraya bırakmıştım, çok pişmanım. Onun orta sahada topu alıp bir anda zıpkın gibi fırlamasına, 3-4 rakibi sadece hızıyla oyundan düşürmesine çok ihtiyacımız olacaktı…

EA: Ama işte futboldan anlayanlar erken davrandı…

AA: Futboldan anlayan adama bak, birinci sıradan Muslera’yı aldı.

FD: Ben orta sahanın savunma tarafını ve sol beki çözdüm ama hiç stoperim yok henüz. Ligdeki iyi stoper sayısı da az biliyorsunuz. İlk tercihim sadece bu sezonun değil geçen sezonun da  en az gol yiyen takımı Başakşehir’in belkemiği Epureanu. Onun ardından da Fernando’yla birlikte ligin açık ara en iyi orta sahasını, Türk futbol tarihinin de en iyi oyuncularından birini alıyorum: Emre Belözoğlu.

AA: Sadece futboluyla değerlendirebilsem belki ilk tercihim bile olurdu ama takımımda öyle bir figür istemedim.

FD: Ben Emre Belözoğlu’nun bir figür olarak da şampiyonluk yarışında bana büyük katkı sağlayacağını düşünüyorum. Başakşehir, Emre olmasa iki yıldır şampiyonluk yarışının içinde olamazdı. Biz burada Kızılay’a takım kurmuyoruz, şampiyonluk için yarışıyoruz. Şov yapma bana…

AA: Arda Turan’ı da alırsın sen sonraki turda.

FD: Yok, bu kadar uzun süredir futboldan başka her şeyle gündeme gelmiş bir oyuncu bana bir şey kazandırmaz.

EA: Orta sahayı yavaş yavaş doldurmaya başlamıştım. Şimdi alacağım oyuncu, zor maçları çözecek, Burak Yılmaz’a çok gol attıracak, Tolgay’la da çok iyi anlaşacağını düşündüğüm bir isim. Feghouli

Fotoğraf: DepoPhotos

AA: Ben iki oyuncu arasında kaldım ve riskli bir seçim yapıyorum. Valbuena’nın yerine tercih ediyorum bu oyuncuyu. İki sene sonra bakıldığında “Yahu ne saçmalamış” da denilebilir ama bu riski alıyorum ve 18 yaşındaki Abdülkadir Ömür‘ü alıp 11’e yerleştiriyorum. Daha sonra da rekor bir ücret karşılığında yurt dışına göndereceğim. Aslında Abdülkadir bana göre bir kanat oyuncusu değil; forvetin arkasında değerlendirilmeli. Ama elimde Talisca varken ben de şimdilik Trabzonspor’da olduğu gibi ona kanatta yer vereceğim. Takımıma yazdığım bir diğer oyuncu da Mariano’yu elden kaçırmışken Caiçara.

EA: Stoperde çok büyük bir boşluğum var. Üst düzey stoperleri zaten kaybettim. Daha fazla beklemeden Türkiye şartlarında güvendiğim bir ismi kapmak istiyorum. Serdar Aziz diyeceğim. Sakatlanmadığı sürece bence hem sert hem de iyi bir stoper. Tabii ben de isterdim Pepe’yi ya da Maicon’u almayı ama Denayer yerine Serdar’ı her zaman tercih ederim.

FD: Ben iskeletimi tamamlamak üzereyim. Kalecimi aldım, stoperimi aldım, 6 numaramı aldım, 8 numaramı aldım, forvetimi aldım, bir tek 10 numaram kaldı. Onda da sizleri üzerek Yusuf Yazıcı‘yı alacağım. Şu andaki performansının üzerine koyabilecek, potansiyeli çok yüksek bir oyuncu. Türkiye’de o mevkide oynayan oyuncular maalesef skora çok katkı veremiyor ama Yusuf özgüveniyle ve kendine has oyun tarzıyla değişik işler yapabiliyor. Arkasında da Fernando ve Emre var. Bunun rahatlığıyla hem kendi oynar hem takımı oynatır.

AA: Peki gelecekte Yusuf’u nerede görüyorsun?

FD: Etrafında doğru insanları barındırırsa, onu lokal düşünmeye itmeyen kişilerle vakit geçirirse, Cengiz Ünder’in yolundan gidip çok iyi bir transfer yapacağını düşünüyorum. Ama etrafındakiler çok önemli. Eğer “Kardeşim meyve yer miyiz? Adamsın” tayfasıyla çok içli dışlı olursa saha içinde de saha dışında da kötü etkilenebilir. Çünkü şu bir gerçek ki transferi yalnızca futbol yaptırmıyor. Karakter ve yaşam biçimi de yaptırıyor. Hatta tip de yaptırıyor mesela ki Yusuf’ta Avrupalı bir görüntü var. Galatasaraylı Aykut Erçetin’i hatırla, forma tanıtımlarında lazım olduğu için yıllarca gönderilmedi. İkinci tercihimle de savunma hattını tamamlayayım. Epureanu statik bir oyuncu, yanına ayağı biraz top yapan bir isim almak istiyorum. Aslında oraya Serdar Aziz’i düşünmüştüm ama elden kaçırdım. Dolayısıyla Abdullah Avcı’nın yaptığını yapıp Attamah‘ı oraya çekiyorum.

EA: Ben de on numaramı seçiyorum. Takımında mutlu olursa ligin bütün dengelerini değiştirebileceğini daha önce gördüğüm bir oyuncuyu seçeceğim ama mutluluğundan da emin olamıyorum. Ülkesini çok seven bir oyuncu, sürekli ‘homesick’ oluyor. Jose Sosa. Oynamak isterse kartlar yeniden dağıtılır, bu kadroyla da oynar diyorum…

AA: Ben hâlâ Tolgay’ı kaptırmanın hayal kırıklığını yaşıyorum. O bölgeye bir oyuncu almam gerek ve bu sezonki performansını hiç beğenmesem de kalitesine güvenerek Oğuzhan Özyakup’a eski günlerine dönmesi için kucak açıyorum. İkinci tercihimi de ileri uç için yapıyorum. Santrfor için acele etmemiştim çünkü Türkiye’de son derece iyi santrforlar var. Gomis olmaz Burak olur, Burak olmaz Negredo olur, Vagner Love olur, arka tarafı çok sağlam kurarsan Kone bile olur… Ama sağ olun, siz buna rağmen ilk tercihimi bana bahşettiniz. Oradan bir Adebayor alayım ben.

FD: Bende mi sıra?

EA: Evet Fatih, söyle.

AA: Hayır abi sende sıra. Herkesten sonra sen varsın, bak senin avantajın da bu.

Fotoğraf: DepoPhotos

EA: Ben bazı oyuncuların bu ligin şifresini çözdüklerini, kolay gol attıklarını düşünüyorum, özellikle de dikine gittikleri zaman… Kötü bir istatistik gördüm gerçi; onun gol attığı son dört ya da beş maçta Fenerbahçe berabere kalmış. Ama bu, skora katkı yaptığı gerçeğini değiştirmez. Alper Potuk. Bu lig için çok değerli bir oyuncu. Eğer 2013’te Galatasaray onu Hamit Altıntop’un yerine kadroya katabilseydi onun da ligin de geleceği biraz daha farklı şekillenebilirdi.

FD: Önemli bir isimle devam ediyorum… Bazı oyuncuları hayranlıkla izleyip “Keşke Türkiye’ye gelse” diye düşünürsünüz. Benim bu düşünce içinde olduğum iki oyuncuyu son yıllarda Fenerbahçe aldı. Biri zamanında Raul Meireles’ti, çok beğenirdim onu Chelsea’de. Belki yeterince verimli olamadı ama çok kaliteli bir oyuncuydu. Bir diğeri de geçen yıl Lyon maçlarında izlediğimiz Valbuena’ydı.

AA: Ben onu yedeğe alacaktım ya…

FD: İşte sen Aykut Kocaman olduğun için yedeğe alacaktın. Ama ben Aykut Kocaman değilim, Valbuena’ya sol kanadı emanet ediyorum. Bir sonraki tercihimi de sağ bek için yapıyorum ve Kayserispor’un çıkışında büyük bir payı olan Tiago Lopes’i kadroma alıyorum. Kayserispor atağa çok iyi çıkan bir takım. Herkes Deniz Türüç’e odaklanmış durumda ama Tiago Lopes giderek lige alıştı ve oyuna ağırlığını koymaya başladı. Ben ileri çıkan fuleli bekleri çok severim ve Lopes’i oraya koyarım.

EA: Şimdi söyleyeceğim oyuncuyu takımıma alacağımı hiç düşünmezdim ama Aziz Yıldırım’ın dediği gibi şartlar bunu gerektirdi. Ben de yine Aziz Yıldırım gibi Skrtel‘i seçiyorum ve savunmayı tamamlıyorum. Sert bir savunma hattım oldu, forvetlerinizin Allah yardımcısı olsun.

AA: Skrtel’i ve Vida’yı niye almıyorsunuz diye merak ediyordum.

EA: Ben hâlâ Vida’nın Tosic’i nasıl keseceğini düşünüyorum.

FD: Ben Vida’yı Bundesliga’dan biliyorum ve o zaman çok gözümü dolduran bir oyuncu olmadığı için tercih etmedim. Skrtel’in de çok iyi ve çok kariyerli bir oyuncu olmasına rağmen ciddi sakatlık problemi var. Tosic’i ben tercih edebilirdim aslında.

AA: O zaman ben 11’imi tamamlıyorum şu an. Önce kaleye Fabri‘yi alıyorum…

EA: Kaleci konusunda ben öndeyim. Ne kadar formsuz da olsa Muslera, Muslera’dır.

AA: Valla form dediğin iki buçuk sene oldu, birinci sıradan seçmene hâlâ şaşkınım. Fabri benim ilk tercihimdi zaten, Beto’nun önünde. Şampiyonlar Ligi seviyesinde, tertemiz kaleci…

FD: Ben hiç katılmıyorum. Senin Beşiktaş hayranlığın gözlerini kör etmiş. İkinci tercihin kim, Aras Özbiliz?

AA: Hayır ama yine bir Beşiktaşlı…

EA: Beni üzecek bir tercih geliyor.

FD: Beni de üzecek galiba.

AA: Yok, siz o bölgeyi doldurdunuz. Ya da dur ya… Size darbe mi vursam… Sinsi gibi bekliyorsunuz, Babel’i alacaksınız tabii…

EA: Şimdi alacaktım.

FD: Ben de onu söyleyecektim.

AA: Neyse hadi sizin olsun Babel, bu korku size yeter. Benim zaten Quaresma, Talisca ve Abdülkadir’den oluşan bir üçlüm var. Sol bekim yok. Aziz Behich ile Caner arasında kaldım. Pek emin olamadan Caner‘i seçiyorum. Siz hangisini tercih ederdiniz?

FD: Caner.

EA: Valla ben Adriano’yu alırdım, aldım da. Türkiye’de o bölgenin hakkını verebilen başka bir oyuncu bence yok.

AA: O zaman 11’ini tamamla, hadi.

EA: Ben Babel‘i seçiyorum. Türkiye’ye tekrar gelirken başarılı olabileceğini hiç düşünmüyordum, beni çok yanılttı. Nerede ne yapacağını çok iyi bilen, çaktırmadan çok etkili olabilen bir oyuncu. Sahaya kendisini verdiği zaman Şampiyonlar Ligi seviyesinde bile fark yaratıyor. Onunla birlikte takımımı tamamladım. Bu takım ligi alır.

FD: Senin kadron anca Medical Park’tan sponsorluk alır. Skrtel-Serdar Aziz diye savunma hattı mı olur? Bu ikili sezonda yan yana beş maça çıkar sakatlıktan.

AA: Fatih doğru diyorsun da senin kadro daha kötü. Ben hakikaten şaşkınım, sizi gözümde büyütmüşüm, çok kötü takımlar kurdunuz, hele sen…

EA: Valla ben Fatih’in yerinde olsam Ata’dan rica ederdim yayınlanmasın diye. Tamam geldik güzel sohbetimizi ettik, güldük eğlendik ama yayınlayıp rezil olmaya gerek yok derdim…

FD: En iyi kadro net bende. Kardeşim biriniz kaleye Muslera’yı aldınız, hem de ilk sıradan, biriniz Christopher Ohen’e kadar indiniz. Daha 11’i doldurmadan benim kadroma sallıyorsunuz…

AA: Aa doğru, senin bir adamın daha var…

FD: Kanatlarımın biri eksik. Aslında Babel’i istiyordum ama olmadı. Onun yerine yıllardır istikrarlı bir şekilde lige etki eden Visca‘yı alıyorum. Ya da vazgeçtim…

EA: Yok öyle. Alınan adam geri verilmez. FIFA’ya gider bu iş.

FD: Tamam Visca kalsın.


EA: Kadroları sayıyorum. Ata’nın kadrosu: Fabri; Caiçara, Pepe, Maicon, Caner; Atiba, Oğuzhan; Quaresma, Talisca, Abdülkadir; Adebayor.

AA: İnanılmaz bir takım oldum ya. Bu nedir?

EA: Çok kötü değil ama çok iyi bir takım da değil. Bak iyisini ben sayayım sana. Benim kadrom:  Muslera; Mariano, Serdar Aziz…

AA: Senin kadron zaten ikinci dakikada, ilk kornerden gol yedi. Federasyona dilekçe ver, senin maçlarda üç korner bir penaltı olsun, kârlı çıkarsın. Ama 20. dakikada da Serdar Aziz sakatlandı, iki değişiklik hakkın kaldı, ona ne yapacaksın bilmiyorum…

EA: (…) Skrtel, Adriano; Tolgay, Alper, Sosa, Babel, Feghouli; Burak Yılmaz.

AA: Sene 2018, futbolu biliyor dediğimiz Emre Atasoy ön liberosuz takım kuruyor.

EA: Bazı genelgeçer doğrular var ve biz onları uygulamak zorunda mıyız yani, bu mudur? Bu takımın önleme ihtiyacı yok, önlem alınacak bir takım kurdum. Ben ön liberoya inanmıyorum.

AA: Tamam ben de futbolda kaleciye inanmıyorum, 4-4-3 taktiğiyle çıkacağım sahaya.

EA:
 İstersen 5-5-5 taktiğiyle çık, sana şöyle söyleyeyim; Tolgay, Alper, Sosa, Babel ve Feghouli orta sahasının şampiyon olmama ihtimali yok.

FD: Çok dağınık orta saha. Hakikaten inanılır gibi değil. Elini kolunu sallaya sallaya geçersin…


AA:
Emre Atasoy sezona şampiyonluk parolasıyla başlayıp beşinci bitiren bir Dursun Özbek takımı kurdu diyebilir miyiz?

FD: Beşinci haftada “Yönetim istifa” diye bağırır tribünler.

AA: Sen de anca sezona üst sıraları zorlama hedefiyle başlayıp Türkiye Kupası’nda yarı finale çıkarsın. Saysana bir 11’ini…

FD: Beto; Tiago Lopes, Attamah, Epureanu…

EA: Tamam dur sayma ya, ben utandım, tam Anadolu takımı…

FD: (…) Fernando, Emre; Visca, Yusuf, Fernando; Gomis.

EA: Felaket. Çok sıradan. Saygı duyuyorum ama felaket.

FD: Sen Galatasaray’ı kurdun, Ata Beşiktaş’ı kurdu; yaratıcı olmadınız ki siz.

AA: Yaratıcı olacağız diye senin gibi orta sıra takımı mı kuralım? Tamam, ben sağ beke Zeki Yavru’yu, stopere Numan Çürüksu’yu, Talisca’nın yerine de Vedat Bora’yı alıyorum…

FD: Kalecin, Beşiktaş’ın üç kalecisinin bile en kötüsü. İki stoperinin ikisi de uzun boylu, statik adamlar…

AA: Fatih bak bunları yayınlayacağız, daha fazla düşme istersen…

FD: Sen mi söylüyorsun bunu? Draft yapacağız diye geldik Beşiktaş 11’ini saydın gidiyorsun. Efendi Ata.

AA: Ya ben yine Şampiyonlar Ligi grubundan lider çıkmış takımı saydım, sen Başakşehir’i saydın… Biz de sana Akbil Fatih mi diyelim?

EA: Size bir şey söyleyeyim mi? En iyi kadro bende. Futbolu bilen herkes benim kadromun sizinkileri ezeceğini görür…

AA: Ya siz de biliyorsunuz süreci iyi yönetemediğinizi, bari itiraf edin… Fatih delikanlı gibi söyle, kim şampiyon olur?

FD: Ben. O kadar net ki…


– SON –

Socrates

Socrates

  • BUNLARA DA BİR GÖZ ATIN