Socrates Web Beta v1.0

 
Futbol Basketbol Tenis Bisiklet Diğer Sporlar

Diğer SporlarYorumSudaki Yalnızlık

Olimpiyat, sadece madalya kazanan sporcuların hayatlarını değiştirmiyor. Eric Moussambani bunun en iyi örneklerinden.

Michael Phelps için her şeyin başladığı yer 2000 Sidney Olimpiyatı’ydı. Henüz 15 yaşındaydı ve olimpiyatlara katılan en genç Amerikalı sporculardan biri olmuştu. Madalya kazanamadı ama Sidney’den sonra hem yüzme sporu hem de Michael Phelps için hiçbir şey eskisi gibi olmadı. Ancak Sidney’de hayatı değişen tek yüzücü, Phelps değildi.

19 Eylül 2000 günü sabahı, erkekler 100 metre serbest seçmeleri yüzülüyordu. İlk seçme serisinin sadece üç katılımcısı vardı ve üçü de özel davetiyeyle olimpiyata gelen sporculardı. Nijerli Karim Bare ve Tacikistanlı Farkhod Oripov, Speedo mayolarıyla ortama biraz uyum sağlamışlardı ama mavi slip mayosuyla Eric Moussambani’nin havuza hayli yabancı olduğunu fark etmek çok zor değildi.

Moussambani ilk defa olimpiyata katılıyordu ve şaşkınlığını henüz üzerinden atamamıştı. Olimpiyat, hemen her sporcunun en büyük hayalidir ve bu nedenle orada ilk kez boy gösteren herkes böyle bir şaşkınlığı tecrübe etmiştir. Fakat Moussambani’nin durumu farklıydı. O, sadece ilk defa olimpiyatlara katılmıyor; aynı zamanda, 50 metre uzunluğunda bir havuzda ilk kez yüzüyordu. Ülkesi Ekvator Ginesi’nde olimpik yüzme havuzu olmadığı için bir otelin 13 metrelik havuzunda antrenman yapmıştı. Havuzu haftanın sadece üç günü sabah saat 5-6 aralığında kullanma izni vardı. Geri kalan zamanlarını, bir nehirde antrenman yaparak geçiriyordu. Moussambani’nin bir koçu da yoktu. Antrenman yaptığı nehirdeki balıkçılardan tavsiyeler alıyordu. Sidney’de Amerikalı yüzücülerin antrenmanlarını izleyerek onların tekniklerini çözmeye çalıştı. Yarışta giydiği mavi mayoyu da Güney Afrika yüzme takımının koçlarından birinden almıştı.

Moussambani’nin hikâyesinin diğer kahramanları Oripov ve Bare, erken çıkış kavramına yeni bir boyut getirerek yarıştan diskalifiye edildiler. Moussambani’nin serisini kazanacağı garantiydi artık. Ancak bir üst eleme turuna çıkmak için 1 dakika 10 saniye barajını geçmek zorundaydı. Hayatında ilk kez olimpik havuzda yarışmak üzere depar taşına çıkan Moussambani, 17 bin kişinin önünde tek başına havuza daldı.

Havuza girmeden önce olduğu kadar, havuz içinde de oraya ait değilmiş gibi görünüyordu. Tekniği o kadar kötüydü ki hayatında hiç yüzme yarışı izlememiş biri dahi havuzda bir şeylerin yanlış gittiğini kavrayabilirdi. İlk 50 metrede neredeyse bütün enerjisini tüketti, son 50 metreyi zar zor tamamladı.

1:52.72’lik derecesi olimpiyat tarihinin en kötüsüydü ve 100 metre dünya rekorunun iki katından bile fazlaydı. Fakat bu onun için bir şey ifade etmiyordu. Tek amacı yarışı bitirmekti ve hayatının en zorlu iki dakikasının ardından bunu başardığı için gururluydu. Yarış sonunda mikrofonlar kendisine uzatıldığında da buna değinecekti: “Altın madalya kazanmış gibi mutluyum. Herkes beni alkışlıyordu ve bu da en az kazanmak kadar güzeldi.”

*Bu yazı ilk olarak Socrates‘in Ağustos 2016 sayısında yayımlanmıştır. Bütün sayılarımıza buradan ulaşabilirsiniz.

İlginizi çekebilecek diğer içerikler

Kesişen Yollar

Kesişen Yollar

1 ay önce
Selef

Selef

1 ay önce