Socrates Web Beta v1.0

 
Futbol Basketbol Tenis Bisiklet Diğer Sporlar

Fransa Bisiklet Turu 2015PlatformYorumŞimdi Bitti

Nairo Quintana'nın 2015 Fransa Bisiklet Turu'nun son tırmanış etabındaki kaçışı sıradan bir ataktan fazlasıydı.

İkinciler için söylenenleri bilirsiniz. Kimileri “en iyi kaybeden” der, kimileri “teselli ikramiyesi.” Podyumda üçüncü basamağın ikiden daha büyük mutluluk getirdiğini iddia edenlere de rastlanır. Herkes ikincilikten nefret eder. Bu yüzden Nairo Quintana eleştirildi. 2015 Fransa Bisiklet Turu’nda Chris Froome’un arkasında ikinci kalmaya razı olduğunu söyleyenler vardı. Kolombiyalı açılış haftasında kötü görünmüş, Alp dağlarının ilk iki etabında ise sönük birkaç deneme yapmıştı. Herkes atak yapması gerektiğini söylüyordu, şimdi yapmalı, şurada gitmeli. Oysa Nairo için atak bir tercih meselesiydi, bir zorunluluk değil. Sizin ne düşündüğünüz önemli değildi, onun ne yapmak istediği mühimdi.

Kolombiyalı bütün hayatı boyunca böyle olmuştu. Boyaca’da geçen çocukluğuna dair anlatılan hikâyelerde de benzer bir durum vardı. Zorunluluk değil tercih. Nairo’nun çok fakir bir aileden geldiği için 16 kilometrelik okul yolunu her gün bisikletle gittiği anlatılıyordu, oysa gerçek başkaydı. Tam evlerinin önünden okula giden ve ailesinin masraflarını karşılayabileceği bir otobüs vardı. Fakat Nairo bisikletle gitmeyi tercih ediyordu. Başkalarının gözünden sefalet dolu bir yaşam olarak görünen çocukluğu, onun için büyük bir zenginliğe sahipti. Aileye. Kurulan büyük sofraları özlemle anıyor, sürekli yetiştiği, büyüdüğü yere dönmek istiyordu.

Nairo, 2015 Fransa Bisiklet Turu’nun son etabı olan Alpe d’Huez’de ailesinden birini buldu. Yani, ülkesinden. Tunja doğumlu Kolombiyalı Winner Anacona, Movistar’ın taktiği gereği son tırmanış öncesi kaçış grubuna girmişti. İspanyol ekip bütün Le Tour boyunca taktiksel anlamda eleştirilmişti. Oysa son gün, belki de artık her şey için çok geçken, imkansızın peşinden koştular. Önce Alejandro Valverde kaçtı, sonra Quintana. Yıldız takım arkadaşları birkaç dakika içinde buluştu, beraber çalışmaya başladı. Valverde yorulunca Nairo gitti, ileride onu bekleyen Winner ile buluştu. Bu kez başka bir ikili Movistar’a Fransa Bisiklet Turu getirmeye çalışıyordu. İki Kolombiyalı.

Winner Anacona da aileden gelen özel hikâyelere sahipti. En başta ismi şiirseldi. Evet, Winner. Movistar bisikletçisine bu ismi 1980’lerde bisikleti tutkuyla izleyen babası koymuştu. Hollandalı Peter Winnen 1981 ve 1983’te Alpe d’Huez’i kazanmış, Hollandalıların evi olarak belledikleri tırmanışın tarihine adını yazdırmıştı. Birkaç sene sonra, 1988’de Alpe d’Huez’den ve Hollanda’dan kilometrelerce uzakta doğan Winner Anacona ismini Peter Winnen’den alacaktı. Hemşirelerin yaşadığı karışıklıktan sonra ismi babasının istediği gibi Winnen değil, Winner yazılmıştı.

Babası da bütün Kolombiyalılar gibi Alpe d’Huez hayranıydı. İnançlarına sıkı sıkıya bağlı olan Latin Amerika ülkesi, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonraki dönemde büyük kahramanlar çıkarmıştı ama her şeyi değiştiren Fransızların daveti olmuştu. 1980’lerle birlikte yıldız bisikletçiler Fransa’da yarışmaya başladı. Onların en büyükleri arasında yer alan Lucho Herrara 1984’te Alpe d’Huez’i kazanmış, bugünlerde pelotonun her yerinde rastlanan Kolombiyalılara öncü olmuştu.

Peter Winnen o dönemin yıldızları arasındaydı. Alpe d’Huez zaferleri dışında kariyeri çok parlak başarılara sahip değildi ama o ikisi bile size ömür boyu yetebilirdi. Kağıt üzerinde. Gerçek ise daha sertti. 1991’de bisikleti bırakan Hollandalı büyük bir boşluğun içine düşecekti. Bundan sonra ne yapacağım? Bu sene Utrecht’ten başlayan Fransa Bisiklet Turu öncesi L’Equipe’e verdiği röportaj bu duyguları anlatıyordu. Winnen’den dinleyelim: ”Yarışırken o güce, gençliğe, ilhama, daha sonra sizi güçsüz hissettirecek rock starlara has bir özgürlüğe sahipsiniz. Sonra, bir gün o gençlik kayboluyor, onunla birlikte, güzellik de uçup gidiyor.”

Bisikleti “insan için fazla yüce bir meslek” olarak tanımlayan Hollandalı depresyonu yazararak aşmayı başarmış. Şiirle başladığı yazın kariyeri otobiyografiyle devam etmiş. Kariyerini anlatmış. Doping itiraflarıyla beraber tiyatro eserleri de gelmiş, yazının girdiği farklı alanlara o da girmiş. Aynı röportajda hayatının en güzel yıllarının bisiklet üzerinde geçtiğini ve artık o zamanlara dönemeyeceğini kendine uzun süre itiraf edemediğini söylüyor. Artık geçti. Otuz yıl kadar.

Her şey “ilham” kelimesinde bitiyor. Peter, Winner’ın babasına ilham verdi ve Hollandalının geçmişte kazandığı dağlar bu kez Kolombiyalılara ev oldu. Her yerde bayraklar vardı, James Rodriguez formasıyla koşanlarla birlikte. 2015 Fransa Bisiklet Turu boyunca ikinciliğe razı olmakla eleştirilen Nairo Quintana kariyerinin –şimdilik- en büyük performansını Alpe d’Huez’de sergiledi. Onu eleştirenler de mutluydu, “Bunu bekliyorduk işte”lerle birlikte. Chris Froome’un gerçekten şampiyon olması için büyük bir rakibe ihtiyacı vardı, sonunda buldu. Yarışın hak ettiği veda buydu. Nairo ikinciliğe razı olmadığını gösterdiği atak sonucunda herkes tarafından alkışlandı ve ikinci oldu. Yol boyunca ona yardım eden arkadaşının adının “Winner” olması da yeterli değildi. İkinci başladığı günü ikinci bitirdi.

İlginizi çekebilecek diğer içerikler

Kardeşlik ve Birlik

Kardeşlik ve Birlik

1 sene önce
Acaba?

Acaba?

3 sene önce