Olimpiyat Mahallesi, Ian Thorpe Sokak…

Tarihin en iyi Olimpiyat Oyunları denince akla gelenlerden biri olan 2000 Sidney’in üzerinden 18 yıldan fazla zaman geçse de Olimpik Park’ta hâlâ 2000 ruhu yemyeşil. Parkı ziyaret eden yazarımız Şevket Furkan Erbay’ın izlenimleri...

6 Ekim 2018

Fotoğraflar: Şevket F. Erbay

Son zamanlarda düzenlenen dev spor etkinliklerinin maliyeti ve geride bıraktığı ‘ekonomik enkaz’ sıkça tartışma konusu olmaya başladı. Özellikle Avrupa’da, insanlar kamu kaynaklarının dev bütçeli organizasyonlara su gibi akıtılmasına karşı seslerini yükseltiyorlar. Son yıllarda bazı ülkelerin ülkenin ‘dünyaya rezil olmamak’ için boyundan büyük borcun altına girerek tamamladığı Dünya Kupası ve Olimpiyat gibi mega spor festivalleri, müsabakalar bittikten sonra geriye çoğunlukla ‘acı reçeteler’ bıraktı.

Bu anlamda pozitif miras bırakan örneklerin sayısı fazla değil. 2012 Londra, belki de artığını en iyi hesap eden oyunlar oldu. 2008 Pekin en azından zarar etmedi; organizasyonun parlaklığı ve kusursuzluğuyla ülke imajına olumlu katkı da yaptı. Bu örnekler var tabii; ama modern dönemde en başarılı geçen dev bütçeli spor organizasyonlarının başına yazılması gereken, 2000 Sidney olabilir.

‘Yeni Milenyumun Oyunları’ olarak sunulan 2000 Sidney (Kentin oyunları alırken çekiştiği rakiplerden birisi de Sinan Erdem’in yoğun çabasına rağmen seçimde ilk turda elenen İstanbul’du), o yıl eylülün ikinci yarısında 199 ülkeden 10 bin 500 sporcuyu ağırladı. 15 günlük festival, akıllara muhteşem açılış töreni dışında Cathy Freeman’ın 400 metre altını, Alexander Karelin’in kariyerinin son maçında kaybetmesi, Vince Carter’ın Fransa maçında yaptığı akılalmaz smaç, üçü altın beş madalyayla efsaneye dönüşen yüzücü Ian Thorpe, boksta üst üste üçüncü altınını kazanan Kübalı boksör Felix Savon ile kazındı.

Neredeyse hiçbir sorun yaşanmadan tamamlanan 2000 Sidney ile Avustralya, 120 yıllık tarihinde en çok gurur duyduğu işlerden birini çıkardı. Hazırlık sürecinden başlayarak altı yıl içinde 130 binin üzerinde insanın emek verdiği 2000 Sidney, aradan geçen 18 yılı aşkın zamanın ardından hâlâ Avustralya toplumuna onur, sevinç ve bilinç aşılamaya devam ediyor.

Buraya kadar bahsedilenler, bilindik notlar. Benim asıl ilgimi çeken, Sidney Olimpik Parkı’nın bugünkü hâli oldu. Şehir merkezine sadece 15 kilometre uzaklıkta devasa bir alanı kaplayan bu park, benzer pek çok organizasyonun ardından harabeye ya da hayalete dönüşen dev yapıların tersine bir semt olarak yenileniyor. Sidney Olimpiyat Parkı, 2003’ten itibaren yapılan değişiklikler ve güncellemelerle yaşayan bir mahalleye dönüşmüş. Hukuki olarak da artık yerleşim birimi, sadece kamusal alan değil. 2009’dan itibaren New South Wales Eyalet Hükümeti’nin uyguladığı geliştirme planı sayesinde şimdilik parkın bir bölümünde iskân verilen rezidans ve konutlarda 2000 kişi yaşıyor. 2030’a kadar konut sayısının 10 bini aşması, yerleşik insan sayısının da 23 bin 500’ü bulması hedefleniyor. Tabii ki bu konutlar, Sidney 2000 mirasına zarar vermeyecek şekilde rezerve alanlara yapılıyor. Hükûmet, Olimpik Park’ı kademeli bir şekilde meskûn mahale çevrilerek bu sayede tesislerini kullanılmasını ve  ‘paslanmasının’ önlenmesini planlamış. Her gün şehir merkezinden Olimpik Park’a 104 tren, 258 tren, 78 feribot seferi var.

Günde ortalama 40 bin kişinin yaşamaya, ofis mesaisine, spor yapmaya ya da gezmeye geldiği Sidney Olimpik Parkı’ndaki tesislerin tamamı kullanılıyor. Örneğin merkez Olimpiyat Stadı, dönüştürülerek sezon içinde ragbi lig ve Avustralya Futbolu için merkez hâline geldi. Parktaki diğer stadyumda ise genelde kriket ve futbol oynanıyor. Ayrıca Sydney’in AFL takımlarından Western Sydney Giants’ın stadyumu da 300 metre uzaklıkta… Hokey sahasında lig maçları ve milli müsabakalar yapılıyor; tenis kortlarında Avustralya Açık öncesindeki Sydney International düzenleniyor, Aussiler’in unutulmaz anlar yaşadığı Aquatic Center’da ise Avustralya Yüzme Şampiyonası heyecanı yaşanıyor. Parkın tamamını düşündüğümüzde bir yıllık takvimde 50’den fazla spor müsabakası, onlarca konser ve etkinlik var.

Metro istasyonundan çıkıp da parka girdiğinizde hemen sağda bulunan ANZ Stadyumu’nun (Olimpiyat Stadı’nın yeni hâli) önünde sizi metal direklerden oluşan bir anıt karşılıyor. Yaklaşık beş metre boyundaki onlarca metal direklerde 2000 Sidney’ye emek veren en üst yöneticiden kapıda broşür dağıtan gönüllüye kadar herkesin ismi harf sırasıyla yazılmış. Avustralya tarihinde Birinci Dünya Savaşı seferberliğinden sonraki ‘en geniş katılımlı faaliyet’ olarak kayıtlara geçen 130 bin Olimpiyat hizmetçisini bu şekilde ölümsüzleştirmek, gerçekten şık bir hareket olmuş.

Sokaklar, caddeler, parklar büyük şampiyonların ismiyle bezenmiş. Dawn Fraser, Edwin Flack, Shane Gould, Rod Laver, Shirley Strickland, Cathy Freeman… Mini bir Olimpik evrende yaşıyorsunuz. Aradan onca yıl geçmiş, ama oyunlar galiba bitmemiş…

Şevket F. Erbay

  • BUNLARA DA BİR GÖZ ATIN