Socrates Web Beta v1.0

 
Futbol Basketbol Tenis Bisiklet Diğer Sporlar

GündemYorumŞENOL’LA QUARESMA ŞEN OLA

Altın günlerini yaşadığı Porto’da küllerinden doğan Quaresma’nın kapatacak bir defteri daha var.

“Geçmişte bu müthiş taraftarlarla şampiyonluk yaşayamamak beni üzmüştü. Bunun için geri dönüyorum. Takım için arkadaşlarımla birlikte her şeyimi vereceğim.”

Muhtemelen son büyük transferini yapmış bir futbolcu için oldukça sıradan bir demeç. İstanbul’a tatsız bir vedanın ardından, geri dönerken verebileceği tek gerçekçi mesaj da bu: “Değiştim. Her şey farklı olacak.”

Ona inanmalı mıyız? Al-Ain’in yolunu tutarken arkasından son kez el salladığımızı düşündüğümüz bu büyük yetenek, Porto’da yeniden doğduktan sonra İstanbul’daki hesabını da kapatabilecek mi? Gerçekten aklı başına geldi mi? Yoksa son büyük sözleşmesini aldıktan sonra İstanbul’un karşı konulamaz cazibesiyle birlikte eskiye mi dönecek? Bu soruların cevabını saha dışında arayarak başlayalım.

“Baba olmak hayatımı değiştirdi. Bu, çok farklı bir sorumluluk.”

Sorumluluk… Quaresma-Beşiktaş aşkının yeni sayfası için altın kelime. Aslında 2010 yılında babalık duygusunu tatmış bir adam Ricardo Quaresma. Ancak o dönemki bir birlikteliğinden doğan Ariane’yi kabullenmesi bir mahkeme kararıyla mümkün olmuştu. İki yıldır işler daha farklı. Sevgilisi Dafne ile 2013’te kucakladığı kendi adını taşıyan Ricardo’ya bir de kız kardeşin yolda olduğunu açıkladı kişisel blogunda. Fena bir yol kat etmemiş, değil mi?

Bu noktada başka örneklerden de söz edebiliriz. Başıboşluğun kitabını yazmış Colin-Kazım Richards’ın Feyenoord’da santrafor kimliğiyle tekrar milli takıma çıktığı dönemde oğluna dövüş sporları ve hip-hop eğitmeni arayan bir babaya dönüşmesi tesadüf değil. Quaresma için de aynısı geçerli olabilir. Artık herkes ondan ümidi kesmişken yelken açtığı Arap yarımadasından büyük bir maaştan feragat ederek Porto’ya dönüşünü başka nasıl açıklayacağız?

“Beşiktaş’ta çok büyük bir saygı ve sevgi hissediyorum. Bu da özgüvenimi arttırıyor.”

Dediği gibi, birçok Beşiktaşlı ona takıntılı bir aşkla bağlı. Tam tersine, onun gelişinden çok haklı sebeplerle büyük bir rahatsızlık duyanlar da mevcut… Avrupa futboluna tekrar tutunduğu Porto’da ise böyle bir bölünmüşlük yoktu. Kariyerinin en parlak döneminde, 2004-2008 arasında büyüsünü gösterdiği Dragao’da ona tapıyorlardı. Birleşik Arap Emirlikleri sonrasında bu sevgiyle hayat buldu.

Mavi-Beyazlı formayla ikinci buluşmasında savunmada adamını kovalamamaya kredisi vardı belki. Ama artık 32’ye dayanmış bacakları elverdiğince çabaladığını hissettirdi Q7. İkinci Beşiktaş seferinde de bunu yapmak zorunda. Değiştiğini, farklı bir oyuncu olduğunu ispat etmesi gereken binlerce Beşiktaşlı’nın önünde oynarken, Kayserispor karşısındakine benzer trivelalar göz boyamak için yeterli olmayacak. Kimsenin Atletico Madrid deplasmanındaki vurdumduymazlığın bir yenisine tahammülü yok. Hem bu kez hücumda-savunmada kendisini rahatlatacak “süper bekler” Danilo ve Alex Sandro da arkasında değil. Julien Lopetegui’nin Porto’sunun bu ikili sahada olmadığında neler yaşadığını hatırlamak için Bayern Münih eşleşmesini hatırlayalım. Dragao’da, Quaresma, geri dönüşünü dünyaya haykırırken Pep’in Bayern’ini iki golle yıkmış, maçı 3-1 Porto kazanmıştı. Yalnızca altı gün sonra Danilo ve Alex Sandro’nun yokluğunda ise Münih’te 6-1’lik bir hezimet yaşanmıştı. Münih’te 45 dakikada perişan olduktan sonra devre arasında oyundan alınan Quaresma’nın bu sezon Beck’ten, zaman zaman da Tosic’ten alacağı destek kilit önemde.

Q7’nin geçen sezon boyu süren istikrarlı katkısının iki Brezilyalı bek dışında sebepleri de vardır tabii. Bunlardan biri sezon ilerledikçe kızışan forma rekabeti olabilir. 4-3-3’ün kanadındaki forma için Quaresma sezon boyunca Cristian Tello, Yacine Brahimi, Adrian Lopez ve Juan Quintero ile kapıştı. Ocak ayında bu listeye Vitoria Guimaraes’ten alınan Hernani de katıldı. Böyle bir derinliğe rağmen, Quaresma 34 lig maçının 30’unda görev aldı ve kariyerinin her döneminde olduğu gibi hücumu rahatlatan, kilidi açan adam rolünü üstlendi.

Beşiktaş böylesine derin bir kanat rotasyonundan yoksun belki ama iyi haber, kenarda Şenol Güneş var. Kariyerlerinde “sorunlu” damgası yemiş oyuncuların içindeki cevheri tüm parlaklığıyla çıkartan Şenol Hoca, Q7 karşısında ustalık sınavını verecek.

“Porto ve Beşiktaş, kariyerime damga vuran iki takım. Beşiktaş’ta şampiyon olmadan bırakmak istemiyorum. Bu kulübü ve şehri tanıdığımdan beri kutlamaları hayal ediyorum.”

Bu hayalde yalnız değil. Yedi yıldır hasret kalınan şampiyonluğun Vodafone Arena’nın ilk sezonunda bitmesi fikri milyonlarca Siyah-Beyazlıyı cezbediyor. Bunu çok isteyen bir adam daha var.

“Benim CV’mde şampiyonluk kupası görünüyor mu? Görünmüyor. Resmi bir şey görünüyor mu? Hayır.” Bir teknik direktör, hırslarını daha net nasıl ortaya koyabilir? Futbolculuğunda altı kez kaldırdığı kupayı 31 yıl aradan sonra bir de hoca olarak öpmek istiyor Şenol Güneş… Bu yolda Quaresma’dan istediği verimi almak zorunda. İşi Bernd Schuster ve Carlos Carvahal’den kolay olacak. Ricardo Andrade Quaresma Bernardo, artık farklı bir adam.

İlginizi çekebilecek diğer içerikler

Tahterevalli

Tahterevalli

6 ay önce
Harika Çocuk

Harika Çocuk

7 ay önce
Sıfır

Sıfır

8 ay önce