Hikâyeler

Socrates'in 38. sayısında ana konu: Risk.

2 Mayıs 2018

“Gerçek mutluluğu bulmanın tek yolu, bütün bedeni keserek açma riskini göze almaktır.”

Chuck Palahniuk / Görünmez Canavarlar

Dergimizin editörlerinden İnan Özdemir, geçen ay web sitesine NBA’in yeni yıldız adaylarından çaylak Markelle Fultz hakkında bir yazı yazmıştı. Yazıya şu şekilde başlamıştı: ”Hikâyeler… Bir arkadaşımın spor basınına veya yaptığım işe dair en çok kullandığı kelime bu. Aslında bir iğneleme. Temelde sürekli öyküler peşinde koştuğumuzu, anlatılara fena hâlde kafayı taktığımızı ve bunların uzun vadede bir anlamı olmadığını düşünüyor. Çoğu zaman da haklı. O yüzden bir zamanlar iyi bir seyirciyken şimdilerde Formula 1 dışındaki spor etkinliklerini izlemeyi bıraktı. Geçmişte seyrettiğimiz Fransa Bisiklet Turu etaplarını, tek günlük klasikleri veya basketbol maçlarını hatırladığında ise hep aynı şeyi söylüyor: ‘Zaman kaybı.’ Arkasından da ciddiye almayacağımı bilerek aynı yere geliyor: Hikâyeler…

Bazen ben de hikâye peşinde koşarken bazı şeyleri kaçırmıyor muyuz diye düşünmüyor değilim. Çünkü bazen o an olan şey sadece o olan şeydir; illa bir hikâyeye sahip olması gerekmez. Daha önceki sayılarda bu sayfada sürekli insan öyküleri eşliğinde merkez kortun konusunu ve meramını anlatmaya çalışan biri olarak samimi gelmeyebilir belki de bu yazdıklarım… O yüzden bu aylığına hikâye anlatmak yerine yeni merkez kortumuz ‘Risk’i açık bir şekilde anlatmaya karar verdim. Bu ay anlatacak bir hikâyem olmadığı için değil elbette…

Paris-Roubaix bisiklet yarışı esnasında kalp krizi geçirip hayata veda eden Belçikalı genç bisikletçi Michael Goolaerts bize sporun insanın fiziksel sınırlarını sonuna kadar zorladığını ve riske ettiğini bir kez daha trajik şekilde hatırlattı. Hem de çocukluk hayali olan yarışta bisikletini sürerken…

1997-2007 yılları arasında dünya yüzmesinin en büyük yıldızlarından biri olan Avustralyalı Grant Hackett, yüzmeyi bıraktıktan sonra depresyon ve anksiyete sorunlarıyla uğraşıyordu. Bunu da şöyle açıklıyordu: “Yıllarca havuzda yaptıklarınızla sizi sıra dışı, olağanüstü olarak görüyorlardır ama aslında yüzme bittiğinde insan olarak öyle değilsinizdir. Sıradan bir insansınızdır. Bu, sürüden ayrılmak gibi bir şey. Tekrar farklı bir yönde olgunlaşmaya çalışmak kolay değildir.” Hackett, özel hayatında yaşadığı boşanma ve çocuklarının velayeti gibi sorunlarla boğuşurken bütün kariyeri boyunca rakip olduğu Michael Phelps’in çağrısına kulak verip ABD’ye gitti. Phelps’in zihinsel sorunlarını çözmek için gittiği merkezde tedavi olmaya başladı. Ama tam olarak açılıp her insana özgü zayıflıklarını ortaya saçmaya hazır değildi. Depresyonu, havuzda yan kulvarda onu geçmeye çalışan rakipleri gibi yenmeye uğraşıyordu. Sonra şöyle düşündü: “Bazen her şeyden vazgeçip birkaç adım geriye gitmek gerekiyor. Bunun sporla ya da kazanıp kaybetmekle alakası yoktu. Bu, benim hayatımla ilgiliydi.”

Sonra ne mi oldu? Phelps’in de yardımlarıyla sorunların üstesinden gelmeyi başardı. Ama çok sevdiği ülkesinden, konfor alanından çıkıp ABD’de daha fazla bulunmaya ve hayata farklı açılardan bakmayı göze alarak başardı bunu. Evet, yine hikâyelere kaptırdım değil mi?

Biz de üç yıl öncesinde biraz bu nedenle yola çıktık. “Bu dönemde bu ülkede dergi yapmayın” diyen çok olmasına rağmen konfor alanlarımızdan çıkıp ekipçe sevdiğimiz ya da bazen sevmediğimiz hikâyeleri anlatmak için yola koyulduk. Herkesin hayatta zaman zaman yürümek zorunda kaldığı ip gibi ince bir yol olabiliyor. Saliselik ya da yıllar süren karar sizi ipin bir tarafına düşürebiliyor ya da o yolun sonuna kadar yürütebiliyor. Risk deyince akla hep para ve başarı gibi kavramlar üzerinden örnekler gelebilir. Ama sadece onlar değil; mental, duygusal ve yapısal birçok hayati risk söz konusu… Mühim olan onları göze alabilmek.

Hayatta ‘sıfır risk’ arayışı gerçekçi olmayan ve yaşamayı kısıtlayıcı bir yaklaşım getirebilir. Ama risk alan ve riske sokan arasındaki farka da dikkat etmek gerekebilir.

Dergi olarak sizlerle gelecek ay ilk Dünya Kupası’mızı yaşayacağız. Acıklı öyküler, dramalar, mutluluklar, hayal kırıkları, vazgeçmeyenler-vazgeçenler, pes etmeyenler- edenler… Hikâyeler anlatmaya devam edeceğiz. Bazen o an sadece o an olsa bile…

Bu sayı; tüm cesaret kırıcı şartlara rağmen yapmak istediklerini yapmaya çalışanlar, korksalar ve korkutulsalar da hayal ettiklerinin peşinden gidenler, başkaları zarar görmesin diye sesini çıkaranlar, bazen daha zor olan vazgeçmek olduğunda vazgeçebilenler ve hem kendi hem de başkalarının mutluluğu için her şeyi göze alabilenler için…

Caner Eler

Caner Eler
2006'dan beri Eurosport Türkiye'de spiker. NTV Spor ve D-Smart'ta spiker-yorumcu olarak çalıştı. Radikal, Four Four Two, GQ gibi mecralarda yazarlık yaptı. Socrates'in genel yayın yönetmeni. Aynı zamanda beIN Sports'ta basketbol yorumluyor.

  • BUNLARA DA BİR GÖZ ATIN