Socrates Web Beta v1.0

 
Futbol Basketbol Tenis Bisiklet Diğer Sporlar

FutbolReddedilemeyen Teklifler

Split doğumlu Igor Tudor Karabükspor'un canını yaktı. Benzerini Splitli bir başka teknik adam Galatasaray’a yaşatmıştı.

Igor Tudor, Galatasaray’ın yeni teknik direktörü oldu. Hırvat teknik adamın İstanbul’a geliş şekli çok konuşuldu. Özellikle Karabükspor yönetimi, sezon ortasında ani bir şekilde kendilerini bırakan teknik direktörlerine büyük tepki gösterdi. Taraftarlar da bu tepkiyi devam ettirdi. Galatasaray ve Igor Tudor cephesi ise bu söylemler karşısında kendilerini savunmak zorunda kaldı. Kimin haklı oldu hâlâ tartışma konusu ama buna benzer hikayelerin benzeri çok defa yaşandı. Üstelik biri de Galatasaray’ın başına gelmişti.

Igor Tudor, Split doğumlu Hırvat bir teknik adam. İlginç bir tesadüf, Galatasaray’ı çalıştıran son ‘Yugoslav’ teknik adam da Split doğumluydu. Igor Tudor, Tomislav Ivic’in bayrağını devralan isim oldu. Asıl dikkat çekici tesadüf ise Tomislav Ivıc’in Galatasaray’dan ayrılış sürecinin de Tudor’un hikayesine benziyor olmasıydı.

Hajduk Split, Anderlecht ve Ajax gibi takımları çalıştırmış olan Tomislav Ivıc, 1983 yılında şampiyonluk hasretini 10 seneye çıkaran Galatasaray’ın başına geçmişti. 1983-84 sezonunu Hırvat teknik adam ile geçiren Galatasaray, sezon boyunca iyi bir performans gösterse de ligi Trabzonspor ve Fenerbahçe’nin arkasında üçüncü sırada bitirip, şampiyonluk hasretine bir sene daha eklemek zorunda kalmıştı. Oysa Iviç’in öğrencileri sezonun ilk yarısında liderlik koltuğuna dahi oturmuşlardı.

Galatasaray kötü top oynamıyordu. Kondisyonu yüksek, baskılı, ofansı düşünen, tempolu bir takımdı. Ama diğer yandan da kadro kalitesi yönünden dar ve zayıf kalıyordu. Galatasaray’ın lig tarihindeki rekor galibiyetlerinden biri olan 9-2’lik Adana Demirspor maçı o sezon oynanmıştı. Taraftarlara ‘pes etmiyoruz’ mesajı verdiren geriye düşerek kazanılan maçların sayısı da fazlaydı. Galatasaray ayrıca, Fenerbahçe’yi de Kadıköy’de 2-1 mağlup etmişti ve böylece Ivic Fenerbahçe’yi lig tarihinde Kadıköy’de yenen ilk Galatasaray teknik direktörü olmuştu. 2017 yılına kadar da yanına adını yazdıran sadece dört isim olabildi (Jupp Derwall, Mustafa Denizli, Karl Heinz Feldkamp, Fatih Terim).

Aslında Galatasaray için sezon fena gitmemişti. Üst üste yaşanan sakatlıklar (Fatih Terim, Raşit Çetiner, Cüneyt Tanman, Öner Kılıç) olmasaydı ve Nisan ayında arka arkaya oynanan Trabzonspor ve Beşiktaş maçları kaybedilmeseydi Galatasaray Ivic yönetiminde şampiyonluğu kucaklayabilirdi. Fakat özlenen şampiyonluk gelmemişti. Yine de o günler, başarısızlığa rağmen Galatasaray’da hoca değişiminin çılgınlığa ulaşmadığı bir dönemdi. Taraftarlar Ivic’i seviyor, yönetim kendisine güveniyordu. Yeni sezonda da amaç Ivic ile devam etmekti.

Kader yazı

1984 Avrupa’da şampiyona yılıydı. Ivic de Fransa’daki şöleni yerinden takip edecekti. Hatta Galatasaray’ın Haziran ayında oynayacağı Balkan Kupası maçlarında kendisi takımın başında olmayacaktı. Takım o dönem için yardımcı antrenör Günay Kayalar’a emanet edildi.

Tomislav Ivic’in Euro ’84’ün ardından takımın başına geçmesi bekleniyordu. Fakat aradaki zamanda da boş durulmayacaktı. Yugoslav teknik direktör İstanbul’dan ayrılmadan önce transfer raporunu yönetime teslim etti. Yönetim kurulu Haziran ayının başlamasıyla beraber hamlelerine başladı. Listenin ilk sırasında Ivic’in memleketinden kaleci Zoran Simovic vardı ama Simovic tercihini Nottingham Forest’tan yana kullanmak isteyince, Partizan kalecisi Rene Zalad’a yoğunlaşıldı. Kızılyıldız’ın liberosu Miloş Sestiç ve Sarajevolu savunma oyuncusu Hadzibegiç de listede yer alan diğer isimlerdi.

Avrupa’yı kasıp kavuran, Fransa’nın finalde İspanya’yı yendiği, Almanya’nın ve Yugoslavya’nın gruptan çıkamadığı turnuva 27 Haziran’da sona erdi. Ama Ivic, İstanbul’a Temmuz ayının ilk haftası geçtikten sonra geldi. Tecrübeli teknik adam İstanbul’a gelir gelmez yönetici Alp Yalman ile görüştü. Görüşme beklenildiği gibi sonuçlanmadı. Ivic transfer dönemindeki gelişmelerden memnun kalmadığını açıkça belirterek görüşmeden ayrıldı.

Ertesi gün Yugoslavlar manşeti attı. Haber Türkiye’de de hemen yayıldı. Ivic. Benfica’ya gidecekti. Yugoslav teknik adam kendi ülkesindeki muhabirlere durumu, “Galatasaray yönetim kuruluna liste verdim. Alınan ve satılanları basından öğrendim. Gördüm ki bana yalnız mezar kazdıracaklar. Şampiyonluk değil… Galatasaray’ın bana kızacağını biliyorum. Ama bende ne kadar suç varsa Galatasaray yönetim kurulu beş misli suçludur” cümleleriyle anlattı.

Türkiye ve Galatasaray camiası o günlerde şoka girmişti. Devam eden aylarda ise bazı dedikodular türemişti. Bunlardan biri Fatih Terim ile ilgiliydi. Rivayetlere göre, takımın kaptanı ve en güçlü figürü olan Fatih Terim; soyunma odasında Ivic’e zorluk çıkarıyordu. Ivic de sezon sonu sözleşmesi sona erecek olan kaptanını takımda görmek istememiş, yöneticilere ‘gönderin’ talimatını vermişti. Fakat Galatasaray yönetiminin yaz aylarındaki ilk hamlelerinden biri Fatih Terim ile sözleşme uzatmak oldu. Fatih Terim de sözleşme uzatırken, “Ivic’in şampiyonluk için kaldığı yerde, ben bırakıp gidemezdim” dedi.

Bu dedikodunun karşı tarafında ise Ivic’in tam da o günlerde düzenlediği bir basın toplantısı vardı. Ivic, o toplantıda hem kaptanının hakkını veriyor hem de gelecek sezonun ideal 11’ini planlarken Fatih Terim’in de adını ekliyordu.

Ivic, ayrılığının gerçek nedenlerini açıklamak için uzun süre beklemedi. İstanbul’daki görüşmeden iki gün sonra sonra ses getiren açıklamalar yaptı. Galatasaray yönetimini eleştiren Ivıc, Sakaryasporlu Şenol Çorlu’nun Fenerbahçe’ye kaptırılmasını, Trabzonspor’dan Levent Erköse’nin transfer edilmesini ve takımdaki favori oyuncusu Ali Çoban’ın Kocaelispor’a gönderilişini içine sindirememiş, bütün bunları açık açık söylemekten de çekinmemişti. Öte yandan maaşının geciktiğini ifade ederek de yönetimi suçlamaya devam etmişti. Fakat asıl olarak “Geçen sezon takımın şampiyonluğuna mani olanlar takımda kalmış” diyerek Portekiz’in yolunu tutmuştu.

Ivic’in Benfica’ya gitme kararı Galatasaray camiasında şok etkisi yarattı. Yönetim hem UEFA’ya, hem Benfica’ya hem de Yugoslav konsolosluğuna mektup yazarak durumu anlatmak istedi. Nisan ayında seçilen başkan Ali Uras da kucağına adeta bir bomba buldu ve zehir zemberek açıklamalarla Ivic’i eleştirdi.

Ivic’in yardımcısı olmaya hazırlanan Mustafa Denizli de ayrılık kararına şaşıranlardandı. Denizli, Socrates’in 6. sayısında o günü şöyle anlatmıştı:

“Galatasaray’da antrenörlüğüme karar veren Tomsilav Ivic’ti, o beni istedi. Ben de bu teklif üzerine devam eden kontratımı bitirdim, jübilemi yaptım ve Iviç’in yardımcısı olarak sezona başladım. Bir süre sonra Iviç ile Alp Bey’in (Yalman) ofisinde oturduk ve planlama yaptık. Bu görüşmeden sonra İviç, ‘Ben ayrılıyorum, her antrenörün çalışmak istediği yerler vardır. Benfica’dan bir teklif aldım ve bunu değerlendireceğim’ dedi. Ben şoka girdim tabii, ortada kaldım.”

Galatasaray’ın eli kolu bağlanmıştı. Yaklaşık bir hafta sonra Galatasaray, İnönü Stadı’nda sezon açılışını gerçekleştirdi. Eskiler, yeni transferler ve 12 bin taraftar oradaydı ama bir teknik direktör yoktu. Yönetim hemen harekete geçmek zorundaydı.

Galatasaray yönetimi krizi çabuk yönetti. Birçok aday arasından anlaşılan isim Jupp Derwall oldu. Avrupa Şampiyonası’nda İspanya’ya elenen Almanya’da Derwall görevinden ayrılmıştı. Çalışmayı düşünmüyordu ama Avrupa’da boşta olan en şöhretli teknik adamlardan biri oydu. Galatasaray yönetimi bu fırsatı kaçırmadı. Yaklaşık 15 gün önce Almanya’nın başında olan Derwall, tesadüflerin düzgün sıralaması sayesinde Galatasaray’ın yeni teknik direktörü olmuştu. Devamında ise Ivic’ten devraldığı takımı hem ligin zirvesine hem de Avrupa’nın tepesine çıkardı.

İlginizi çekebilecek diğer içerikler

Kurtarıcı

Kurtarıcı

1 ay önce
Miras

Miras

2 ay önce
Kesişen Yollar

Kesişen Yollar

2 ay önce