Socrates Web Beta v1.0

 
Futbol Basketbol Tenis Bisiklet Diğer Sporlar

Eylül 2015Centilmen Canavarlar

Ragbi Dünya Kupası 18 Eylül'de başlıyor. 'Ne yapıyor bu adamlar?' diyorsanız şöyle buyurun...
Ozan Can Sülüm4 sene önce

“Kriket centilmenler için yaratılmış, centilmenlerce oynanan bir oyundur.

Futbol centilmenler için yaratılmış, canavarlarca oynanan bir oyundur.

Ragbiyse canavarlar için yaratılmış, centilmenlerce oynanan bir oyundur.” – Anonim

Warwickshire’ın Rugby kentinde bulunan Rugby School’da icat edilen ragbinin tarihi kökleri 12. yüzyıla kadar dayansa da asıl başlangıç, 19. yüzyılın ilk çeyreğinde öğrencilerden William Webb Ellis’in futbol topunu eline alıp farklı bir şeyler denemesiyle olur. Hatta Ellis’in, sonrasında yavaş yavaş “Öne doğru da pas olmasın” ya da “Pası da bi’ değişik atalım” gibi kurallar koyup oyuna okulunun adını verdiği söylenir. Ellis, 20 yaşında Rugby School’u bırakıp Oxford’da kriket takımına girmiş, ardından gittiği her şehirde kriket ve ragbi takımlarının kaptanlığını yapmıştır. İsmi de an itibarıyla Dünya Kupası şampiyonuna verilen kupanın adında yaşamaktadır.

Hiç bilmiyorsanız tamam ama “Ya bu League ne, Union ne?” diye merak ediyorsanız söyleyeyim; hepsi tamamen para meselesi. Yorkshire’lılar, kendi oyuncuları 1888’de Avustralya turuna çıkan Britanya Adaları Takımı’nın rakibi New South Wales’i temsil etmek isteyince ortalık karışır. Ragbi Birliği’nin “Uluslararası turlara katılan oyuncuların harçlıkları kulüplerince ödenir” kuralına rağmen, oyuncular paralarını alamaz. Yorkshire’lıların savunması, “Güney İngiltere’deki kulüplerden daha fazla ödeme yapmak zorunda kalıyoruz” olur. Sonunda birlik bozulur ve diğerlerine “Benim de adım ragbi, senin de. Artık senin adın Ragbi League olsun” denir. Bu andan itibaren, ragbi iki ayrı federasyona kavuşur. Bu arada, bütün bu kaosa sebep olan para miktarı da 6 şilin, yani 30 sterlin.

Tek fark tabii ki para değil. League 13, Union 15 kişiyle oynanıyor ve top taşıma, skorlama, tackle ve taktik konusunda birçok fark var. Hatta ikisi, zaman içinde neredeyse aynı topla oynanan farklı sporlara dönüşmüş durumda. Tabii yine de izlemeniz lazım, böyle anlatınca olmuyor.

Bu arada ragbinin yedi kişiyle oynananı (Rugby Sevens) artık olimpik bir spor. Kumda oynananı, dokuz kişilik olanı ya da mini ragbi adıyla ufak bir versiyonu da var.

İşin tarihsel boyutunun rekabet kısmı da bir acayip, zira güneşin batmadığı krallıktan ayrılan her ülkenin İngiltere’yi ragbide yenerek ayrılığını perçinlemesi ve mesaj vermek istemesi gibi bir durum söz konusu. 1995 yılında Apartheid rejiminden çıktıktan bir sene sonra kendi evinde dünya şampiyonu olan Güney Afrika’nın kupa töreninde verdiği mesaj ya da 1999’da Galler’de Dünya Kupası’nı kaldıran Avustralya’nın ezeli rakibinin kraliçesinden kupa alması unutulmaz anlar arasında… Anlayacağınız; ragbi, özellikle de İngiliz Milletler Topluluğu ülkelerinden biri İngiltere’yle oynarken asla sadece ragbi olmuyor.

O meşhur haka dansını hayatımıza sokan Yeni Zelanda takımı ya da nam-ı diğer All Blacks, tarihin en korkulan ekibi. Bunda o ürkütücü dansın da etkisi vardır muhakkak ama istatistiklere baktığımızda da All Blacks’in oynadığı her takıma karşı galibiyet sayısını mağlubiyet sayısından yüksek tuttuğunu görüyoruz.

Modern ragbi tarihine damga vuran çok sayıda oyuncu var. 1995’te kendi evinde şampiyon olan Güney Afrika’nın kaptanı François Pienaar, kupa töreninde Nelson Mandela’yla verdiği pozla akıllarda. 1999’da Galler’de Kraliçe Elizabeth’ten kupayı alan, Avustralya tarihinin en başarılı kaptanı ve aynı zamanda Birleşik Krallık’a karşı duyduğu nefretle bilinen John Eales de unutulmaz isimlerden biri… Ancak insanlık dışı performansıyla modern döneme damgasını vuran bir adam var; 1995 yılında 20 yaşındayken ortaya çıkan Yeni Zelandalı, 1.96 boyunda ve 120 kilo ağırlığındaki Jonah Lomu. Beş maçta yedi try yaparak açtığı uluslararası kariyeri boyunca çıktığı maçların yüzde 70’ini kazanan Lomu’yu anlatan en güzel cümleyi, 1995 yılında karşılaştıkları maçtan sonra dönemin İngiltere kaptanı Will Caring söylemiş: “Bu herif tam bir ucube. Maçın bittiğine çok sevindim, yoksa hepimizi mahvedecekti!”

Lomu’dan söz açılmışken, Maori halkının hem genetik yapıları hem de oyuna çocuk yaşta başlamaları nedeniyle ragbide çok başarılı olduğunu söylemek lazım. Neredeyse her takımda Maori asıllı bir oyuncu görmek mümkün. Futbolda Brezilya, ragbide Maori gibi düşünün…

“Kriket ve ragbiyi keyif konusunda kıyaslıyorlar, aslında çok farklı değiller. Hatta kriket de Rugby School’da bulunmuştur, çok kişi bilmez. Bir gün ragbi maçı için takımlar ayrılır ve pozisyon alırlar. O anda Webb Ellis topu unuttuğunu fark eder ve iki takım birbirine hiçbir şey yapmadan bakakalır. İşte kriket böyle ortaya çıkmıştır.” – Jimmy Carr

Sayılarla Ragbi

15: Jonah Lomu’nun Dünya Kupası rekoru olan, 1995-1999 finallerinde yaptığı try sayısı.

37 inç: İngilizlerin yeni gözdesi Manu Tuilagi’nin baldır ölçüsü. Yaklaşık 100 santimetreye tekabül ediyor. Terzisine sabırlar.

142-0: Avustralya’nın Namibya’ya acımadığı maçın skoru ve Dünya Kupası tarihinin en büyük farkı.

150 kg: 1.97 boyundaki Tongalı Opeti Fonua’nın ağırlığı. Topu alıp üzerinize doğru koştuğunu düşünmek bile istemezsiniz.

218 kg: ‘Tackle of The Century’ adını alan ve Sebastien ‘Mağara Adamı’ Chabal tarafından yapılan tackle sonucu kenara gelmek zorunda kalan iki Yeni Zelandalı; Williams ve Masoe’nin toplam ağırlığı.

İzle: Invictus

Oku: Legacy – James Kerr

*Bu yazı, Socrates Dergi’nin Eylül sayısında yayımlanmıştır.

İlginizi çekebilecek diğer içerikler

Öz Büyücüsü

Öz Büyücüsü

4 sene önce
YENİDEN BAŞLASIN

YENİDEN BAŞLASIN

4 sene önce
Öz Büyücüsü

Öz Büyücüsü

4 sene önce