Socrates Web Beta v1.0

 
Futbol Basketbol Tenis Bisiklet Diğer Sporlar

FutbolPenaltıdan Hikâye: Pato

Futbolseverler, futboldaki geri dönüş ve ayağa kalkış hikayelerini anlamlandıran golleri sever. Ama 11 metre uzaklıktan atılanları değil!

Futbol birçok duyguyu içinde barındıran bir oyun. Bu cümle ilk okunduğunda romantik bir girişin habercisi olarak gelebilir aslında tam tersi bir gerçeklik barındırıyor. İnandırıcı bulmadıysanız, oyunun içinde yer alan futbolcuların sevinçlerine veya üzüntülerine bakabilirsiniz. Onların hayatlarının gerçekleri, her hafta oynadıkları 90 dakikaya bağlı.

Taraftarlar biraz daha romantik. Onlar, oyunun içindeki aktörlerle aynı gerçeklikleri yaşamasa da zaman zaman aynı hisleri beslerler. O nedenle birçok maç, birçok futbolcu, birçok gol başka bir anlamla girer futbolseverin zihnine. En klasik örneklerden biri şudur: İyi bir futbolcu, yaşadığı talihsizlikler nedeniyle uzun süre başarısız olur. Ortalarda görünmez. İsmi unutulur. Sonra ona ikinci, üçüncü hatta, dördüncü şans verilir. En sonunda futbolcu ayağa kalkar. Bazı taraftarlar da onun arkasındadır, çünkü kendi hayatlarından benzer noktaları o futbolcunun yaşadıklarıyla yakalarlar. Ve nihayet o dibi gören futbolcu bir maçta gol atar… Aylar belki de yıllar sonra atılan o gol, taraftar için de hayata atılan bir tokatın simgesi olur. Bu kısmı çok romantik belki ama arka planda da bir gerçek barındırıyor.

Alexandre Pato, henüz 26 yaşında ama plajda sıkılmadan okunabilecek bir romanı doldurabilecek bir kariyere sahip. 18 yaşında İtalya’ya, hem de o zamanlar iyi durumda olan Milan’a büyük beklentilerle gelmişti. Fena da başlamamıştı ama sakatlıklar, özel hayatı, formsuzluk gibi sorunlar onun Milano’dan erken ayrılmasına neden olmuştu. 5 buçuk sezon kalmıştı Serie A’da ama ayrılık için erkendi, çünkü henüz 23 yaşındaydı. Güney Amerika’da bazıları 23 yaşında kıtadan dışarı çıkıyor. Pato ise 23’ünde kariyerine Avrupa hatıraları ekleyerek evine dönmüştü.

Seneler sonra Chelsea’ye transfer olması da oldukça şaşırtıcı oldu. Bu sezonun devre arasında adı birçok Çin, Hindistan, Katar hatta Türkiye takımı ile anılmış ama bir anda Premier Lig’in son şampiyonuna imza atmıştı. Pato’nun eskisi kadar hayranı kaldı mı emin değiliz ama başarılı olursa eski günlerindeki popülerliğini yakalayabilir. Yine de şu anda Avrupa’da futbolu takip eden ve onunla bağ kurmaya hevesli kişilerin sayısının az olduğunu tahmin edebiliriz.

Her şeye rağmen, Pato’nun Premier Lig’de atacağı ilk gol onun yeniden gazete sayfalarına taşınmasına yardımcı olabilirdi. Gazetelerde görülen biri de rol modeli veya kahraman olma yolunda ilk adımı atmıştır. Son dakikada maç kazandıran gol mesela… Ya da zor bir deplasmanda üç puan getiren tek gol. Ya da estetik açıdan şık bir gol, şöyle üç dört kişiyi çalımlayarak atılan bir plase belki… Jonas Gutierrez’in kanseri yendikten sonra Newcastle United’ı kümede tutan golü olmasına da gerek yok. Daha sakin, daha az gösterişli, filmlere konu olmayacak bir gol de olabilir.

Peki Pato ne yaptı? Bütün bu hikâyeyi bozdu…

Bütün o anlamları kazandıracak golü atmak için biraz daha uğraşması gerekiyordu fakat o en kolayını seçti. Ligin sonuncusuna penaltıdan attığı golle üst seviye futbola geri döndüğünü herkese gösterdi! Penaltıyı kendisi yaptırmış olması onun için artı hanesine yazılacaktı ama birkaç hafta sonra YouTube’daki Pato kliplerinde kimse penaltı pozisyonunu görmeyecek.

Hakem penaltı düdüğünü çalınca, önce Pedro topu aldı. Pato ise penaltıyı kendinin atmak istediğini ifade etti. Pedro çok kısa bir ısrardan sonra topu yeni takım arkadaşına verdi. Fabregas, Pato’nun yanına geldi ve ona bir şeyler söyledi. Sonrasında Pato topu filelere yolladı. Arkasından ise çılgınca bir sevinç…

Bu sevinci anlamak mümkün ama gol de penaltıdan işte… Bir şeyler eksik. Pato, ‘geri döndüm’ dercesine sevinirken skorbord, bahis diliyle ‘handikap’ bekleyenleri memnun edecek hâle gelmiş. Chelsea için belki de sezon en kolay maçıydı ve devre bitmeden skor 2-0 olmuştu.

Dışarıdan izleyenler bu kadar kolay olmasını kabullenemiyor. Pato’nun veya herhangi bir futbolcunun bu kadar kolaya kaçması biraz sinir bozucu. Takımın daimi penaltıcısı olsa neyse, ama o da değil. İhtişamlı olmasa da popüler bir geçmişe sahip bir futbolcu, belki de kariyerinin en anlamlı golünü, rica minnetle penaltı noktasından atıyor. Hem şık değil, hem anlamı düşüyor, hem de gerçekten sıkıcı…

Pato, buradan hızını alıp tekrardan ‘iyi futbolcu’ sıfatını kazanırsa, kariyerinin sonunda Chelsea dönemine bakılacak. Birileri bu golü izlemeye çalışacak. ”İşte burada yeniden çıkışa geçmişti. Acaba ilk maçı neydi, ilk golü? Her şeyi yeniden başlatan an. İnternette arasak buluruz o günü. Küme düşen Aston Villa maçı mı? Hem de penaltıdan atılan bir gol… Boşver izlemeye gerek yokmuş…”

İlginizi çekebilecek diğer içerikler