Socrates Web Beta v1.0

 
Futbol Basketbol Tenis Bisiklet Diğer Sporlar

GündemParma’nın Düşüşü

İflası bayrağını çeken Parma, artık amatör kümede. Ekibin ilk Serie A macerasını hatırlıyoruz.

Uzun zamandır ekonomik sıkıntıların pençesinde olan Parma, iflasını açıklamak durumunda kaldı. Gialloblù mücadelesini artık İtalya’nın dördüncü seviyesinde verecek. Peki Serie A’daki maceraları nasıl geçti, takım nasıl bu duruma geldi? Alison Ratcliffe yazdı: 

Serie A tarihinin en şaşırtıcı hakem kararlarından biri, Marcello Nicchi tarafından verilmişti. 1993 yılının ekim ayında Cremonese’ye konuk olan Parma’nın top kontrol oyunu, hakem tarafından sonlanmayan, planlı bir zaman kaybı olarak yorumlanıyor ve karşı takım lehine verilen bir serbest vuruşla sonlandırılıyordu.

Nevio Scala’nın Parma’sı, tiki-taka karşıtları Nicchi’ninkine benzer engellemelere başlamadan 20 yıl evvel ortaya koyduğu oyunla izleyenleri etkilemeyi başarmıştı.

Parma’nın Serie A’ya çıktığı ilk sezon olan 1990-91’de Thomas Brolin ve Claudio Taffarel takımın yıldızları olarak dikkat çekiyordu. Ancak asıl anahtar oyuncular Lorenzo Minotti ve Daniele Zoratto olmuştu. Çevresindeki herkes geleneksel markaj sistemini ya da bölgesel 4-4-2’yi kullanırken, teknik direktör Scala kendi markasını 5-3-2 ile yaratıyordu.

Scala, Milan’ın teknik direktörlük hanedanının başı Nereo Rocco’dan aldığı bilgileri, Hollanda etkisiyle harmanlayarak catenaccio’yu yeniden programladı. Tüm pas trafiği Zoratto’nun ayağından geçerken, Minotti de oyun kurma vazifesine sahipti. Parma yüksek tempolu bir oyun oynuyor ve beklerin kanalize olacağı açık bir alan bulana kadar bu tempoya devam ediyordu.

Sonuçlardan çok stil kelimesi ile birlikte anılan bir teknik adam olan Scala, Parma’da işin iki yanına da dokunuyordu. İtalya’nın alt liglerinde dolanan takımı ilk denemesinde Serie A’ya çıkardı. Ardından ligde beşincilik geldi. Sonraysa 1992 İtalya Kupası, 1993 Kupa Galipleri Kupası, Süper Kupa ve 1995 UEFA Kupası…

Parma, bu sırada ligde de kötü gitmiyordu. Scudetto alma yolunda iki defa üçüncü sırada kaldılar ama 1994’te Kupa Galipleri Kupası’nda finale gittiler. Bu başarılar, takıma kaliteli isimleri de getiriyordu. Antonio Benarrivo, Alberto Di Chiara, Faustino Asprilla, Roberto Sensini ve Gianfranco Zola, Parma forması giyenlerin yalnızca birkaçıydı. Juventus’ta oynayan Dino Baggio da takımın sahibi ve Fiat’ın önemli ismi Gianni Agnelli’nin şu gözlemini takriben Parma’ya geçiyordu: “Bugünlerde süt satmak sizi araba satmaktan daha zengin ediyor.”

Sütten gelen para
Parma transferde savurgan olmaya başlamıştı ama yeni filizlenen süt ürünleri üreticisi Parmalat’ın başındaki Calisto Tanzi bu savurganlığı yatırımlarıyla telafi ediyordu.

Tanzi, 1987 yılında kulübün saygın başkanı Ernesto Ceresini’den hisse satın almıştı. Ceresini, kulübün Serie A’ya çıkışından üç ay önce aniden hayatını kaybettiğinde hisselerin çoğunluğu Parmalat’ın elindeydi.

Parma’nın pazarlama gurusu Domenico Barili, bir takıma sahip olmanın ve şirket isminin, o takımın formasında yaşatılmasının mükemmel bir sponsorluk işi olduğunu düşünüyor. Zira Parma’nın Serie A’da hiç şampiyon olamaması da Parmalat’ı endişelendirmemiş. Şirket adına asıl kullanışlı olansa takımın Avrupa’daki patlaması olmuş.

“Neredeyse tüm yabancı spikerler takıma Parma değil Parmalat olarak hitap ediyordu” diyor Barili. “Bu, elbette şirketin yararına bir hata oldu.”

ITALY UEFA CUP FINAL

Yeni bir dönem
Tanzi, 1995’de 10 milyon sterlin karşılığında Hristo Stoickhov’u takıma katmış ancak Stoickhov, Scala’nın sistemin pek uymamıştı. Parma’nın Serie A’ya çıkışından sonra kupasız sonlanan ilk sezonun ardından Scala da takımdan ayrılıyordu.

Parma’yı kupasız sezondan sonra devralan Carlo Ancelotti oldu. Lilian Thuram, Hernan Crespo, Fabio Cannavoro gibi yeni transferlerin yanı sıra, Gianluigi Buffon da ilk 11’e yerleşiyordu. Parma o dönemde yeniden Juventus ile mücadeleye başlamıştı. 1992’deki İtalya Kupası’nın finalinde Giovanni Trapattoni’nin Juve’sini mağlup eden Parma, 1994-95 sezonunda bu sefer Marcelo Lippi’nin çalıştırdığı siyah-beyazlı ekiple 7 kere karşılaştı. UEFA Kupası finalini kazanan Parma olurken İtalya Kupası rakibe verilmişti.

1996-97 sezonundaysa Parma, Torino deplasmanına ligin bitimine üç hafta kala çıktı. Lider Juventus’un 6 puan gerisinde olan takım, Zinedine Zidane’ın kendi kalesine attığı golle 1-0 öne geçerken, Pierluigi Collina’nın verdiği penaltı kararı, durumu 1-1’e getiriyor ve Parma’nın şampiyonluk umutlarının Torino’da kalmasına yol açıyordu.

“Parma’daysanız ligi kazanmaya çalışmanız yeterli olmaz, stil sahibi bir oyun oynamanız da gereklidir” diyordu Tanzi. Carlo Ancelotti’nin ikinci sezonunda gelen 6. sıra, onları zaten tamamen şampiyonluktan uzaklaştırmıştı. Bu durumun yanı sıra Şampiyonlar Ligi’ndeki başarısızlık ve Tanzi’nin transfer ettiği Roberto Baggio’yu tam olarak kabullenmeyişi, Ancelotti’nin takımdaki sonunun getirdi.

Ancak Parma’nın alevi bu durumda dahi sönmemişti. Alberto Malesani önderliğinde 100 günde İtalya Kupası, UEFA Kupası ve İtalya Süper Kupası kazanıldı. Ama bu kupalar artık birinci sınıf kadro için yetersiz görünmeye başlamıştı. Juan Sebastian Veron’un da katılımıyla takım iyice güçlenmişti. Ama Malesani asla Parma için aranan adam olamadı. Gidişiyle birlikte ise sorunlar uçurumdan yuvarlanan bir kartopu misali büyüdü. Parma önündeki 1.5 sezon içerisinde dört teknik direktör değişikliği yapacaktı…

Son
Parma’nın 1968’teki ilk iflasından haberiniz olmayabilir ama 2003’teki herkesin aklında. Parmalat ile birlikte İtalya’nın Gayrisafi Yurtiçi Hasılası’nın yüzde 1’inin yanması, ülkeyi krize doğru sürüklerken, Parma’yı da bir orta sıra takımına çevirmişti. Şimdi ise işler daha kötü. Parma yeni sezonda İtalya’nın dördüncü seviyesinde mücadele edecek.

Takımın eski forveti ve yeni genç takım koçu Hernan Crespo, kulübe olan vefasını sezon içinde göstermişti. Şubat ayında “Çocukları deplasman maçlarına kendi paramızla ve arabalarımızla götürmek durumda kalırsak bunu yapacağız” diyordu Arjantinli. Sözleri şöyle devam ediyordu: “Bu antrenman tesislerinin tuğla tuğla inşa edilişine şahit oldum. Burada ilk golü attım. İşlerin durumu beni üzüyor. Ancak yolun sonuna kadar kulübü onurlandıracağız.”

Kulüp için üzülen yalnızca Hernan Crespo değil. Sarı-lacivert hanedanın temellerini atan adam Scala da durumdan hoşnut sayılmaz. Sözleri ise zaten her şeyi anlatır nitelikte:

“Kulübün içerisinde olduğu durum beni şoke ediyor. Hayal kırıklığına uğramış ve demoralize olmuş durumdayım. Bebeğimi yok ettiler. Bu değerli mücevheri nasıl bu hâle getirdiklerini anlayamıyorum. Ancak unutulmaması gereken bir şey varsa o da şu: Parma kağıt üstünde başarısız olmuş olabilir ancak taraftarlara ve şehre yaşattığı tüm duygular ve keyif sonsuza kadar yaşayacak.”

İlginizi çekebilecek diğer içerikler