Socrates Web Beta v1.0

 
Futbol Basketbol Tenis Bisiklet Diğer Sporlar

Basketbol“Spanoulis Tam Bir Cesur Yürek”

Panagiotis Giannakis hem oyuncu hem koç olarak Avrupa basketbolunda iz bırakan bir isim. Yunan spor adamı ile Olympiakos ve Vassilis Spanoulis'i konuştuk.

“Bilmiyorum, göreceğiz, göreceğiz!”

Koç Panagiotis Giannakis’e geçen yıllarda ayyuka çıkan “NBA’de iş arıyor” dedikodularını sorduğumda bu yanıtı alıyorum. Tecrübeli basketbol adamı bu soruyu geçiştirmeyi ve gülümseyerek diplomatik yollarla çözmeyi amaçlıyor. Ama bu, genel bir alışkanlık hâline dönüşmemiş. Zira biraz önce biten Olympiakos-CSKA Moskova maçından söz açtığımda yüzündeki heyecanı fark etmemek mümkün değil. Hem oyuncu hem koç olarak muhteşem bir kariyeri olan, Yunan Milli Takımı’nın başında 2005’te Avrupa şampiyonluğu, 2006’ta da ABD’yi yenme mutluluğu yaşayan Giannakis ile Olympiakos’un geri dönüşünü ve eski öğrencisini konuştuk.

Koç, Spanoulis’in son çeyrek performansını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Onu kariyerinin başından beri çok iyi tanıyorum zira ilk dönemlerinde onun koçluğunu yapmıştım. Vassilis, kendisine inanılmaz güveni olan bir adam, çok agresif ve her türlü kötü andan kurtulabileceğini düşünüyor. Takımın ihtiyacı olduğunda hiçbir zaman öne çıkmaktan korkmuyor, başkalarının arkasında saklanmayı tercih etmiyor. Her zaman, her türlü koşulda, cephenin önünde duruyor. Ve son 10 yılda hem Yunan basketboluna hem takımlarına hem de ailesine çok şeyler kattı. Evet, belki o küçük bir adam ama tam cesur bir yürek!

CSKA yine maç boyu önde olan taraftı ve Olympiakos müthiş bir geri dönüş yaptı. Ama bugünkü dönüşte rol oyuncularının katkısı muazzamdı, öyle değil mi?

Yunan oyuncular bu takımın kalbini ve ruhunu oluşturuyor. Mantzaris, Papanikolaou, Printezis, hatta Papapetrou, hatta Agravanis… Mesela şu CSKA Moskova maçına bakın. Olympiakos’un sayı yapamadığı bölümlerde kaç tane hücumun Agravanis üzerinden döndüğüne, kaç tane şutu potaya yolladığına bakın. Sürekli topu ona getirdiler ve o da şaşırtıcı işler yaptı. Belki yaptığı işler dışarıdan çok güzel görünmüyordu, çok fantastik değildi ama ne kadar pis iş varsa hepsini üstlendi. Kazanan takımların şifresi burada yatar. Bana göre Yunan takımlarının şifresi de buradadır. Euroleague’de mücadele eden takımlarımızın temelinde hep Yunan oyunculardan, işini en iyi şekilde yapan görev adamlarından oluşan bir iskelet vardır.

Öbür tarafa dönelim. Teodosic bir kez daha büyük sahnede, kritik anda hatalar yaptı. Sizce neden?

Teodosic sakatlıktan dönmüştü, aslında maça gayet de iyi başladı ancak sonlara doğru ritmi bozuldu, çok üçlük kaçırdı. Bilhassa son bölümde maçı kontrol edecek sabırdan ve sakinlikten yoksundu. Benim basketbol anlayışıma göre maç kazanmak istiyorsan, özellikle de böyle kritik anlarda, acele etmemelisin. Sabırlı olmalısın, beklemeyi bilmelisin, saatten, kalan süreden korkmamalısın, skordan korkmamalısın, çalışmaya devam etmelisin. Son hücuma bakın, Teodosic en başından itibaren üçlük atmak için acele ediyordu. Buna gerek yoktu. İçeri penetre edebilirdi ya da topu daha uygun pozisyondaki bir arkadaşına atabilirdi. O anlarda bir basket bile maçı uzatmaya yeterdi. Uzatmalara gitmek dünyanın sonu değildir, önünüzde yepyeni bir maç olur.

Bu anlamda sizce bazı mental problemleri mi var? Bazı şut seçimleri soru işaretiydi…

Zihinsel sorunları olduğunu sanmıyorum. Sonuçta bazen bunlar olabilir. Teodosic geçen sene şampiyonluk yolunda büyük katkılar yapmıştı. O gerçekten çok yetenekli bir adam. Fakat anlaması gereken şey şu: Bu tip anlarda fark yaratmak için zihninizi tamamen boşaltmak zorundasınız, gerilimleri, endişeleri rafa kaldırmak zorundasınız.

Hepiniz görüyorsunuz, maçlarda hep inişler çıkışlar olur. Karşılaşmaların ritmini, sahada olmanın ne anlama geldiğini anlamak için çok çalışmak zorundasınız. Kazanmak için iki şeye ihtiyaç var: Birincisi, kalite. İkincisi ise mantalite. Kalite dediğiniz şey baskı altında çalıştığında anlam kazanır. Mühim olan, baskı altında düşünebilmek ve bunu başkalarıyla paylaşabilmektir. Ben koçluk yaptığımda oyuncularıma hep şunu söylüyorum: Asla skora bakma, asla süreye bakma. Senden beklediğimiz şeyi, planı uygula, kâfi. Erken hücum etmeni mi istiyoruz, erken hücum et. Ağırdan almanı, uzun hücumlar yapmanı mı istiyoruz, öyle yap. İçerden mi oyna dedik, içeriden oyna. Dışardan mı dedik, dışarıya bak. Üçlük ağırlıklı mı, boyalı alan ağırlıklı mı… Hep bizi dinle. Zira bunları düşünmek kenarda, benchte oturan adamın işi. Sen bizim çizdiğimiz çerçeve içerisinde elinden gelenin en iyisini yap, yeterli.

Not: Katkılarından dolayı Emre Yazıcıol’a teşekkürler.

İlginizi çekebilecek diğer içerikler