Socrates Web Beta v1.0

 
Futbol Basketbol Tenis Bisiklet Diğer Sporlar

BasketbolÖzgür İrade

LeBron James'in ispatlaması gereken bir şey kaldı mı? Oscar Robertson yazdı.

*The Undefeated’da yayınlanan bu yazının orijinaline buradan ulaşabilirsiniz.

LeBron James takımı Cleveland Cavaliers’ı spor tarihinin en olağanüstü geri dönüşlerinden birine taşıdı ama bu bile hâlâ bazı insanlar için yeterli değil.

Fakat benim için kesinlikle yeterli. Bana LeBron’u, Clevland Cavaliers’ın teknik ekibi ve oyuncularını bu başarılarından ötürü tebrik etme fırsatı verildiği için mutluyum.

LeBron’ın benim onu savunmama ihtiyacı yok. Saha içi ve saha dışında yaptıkları zaten her şey anlatıyor. Ama Cavaliers’ı 3-1 geriden NBA şampiyonluğuna taşıması daha önce yaptığı her şeyden de öteydi. Bir savaşçı ve yenilgiyi kabul etmeyen rekabetçi bir ruha sahip olduğunu herkese gösterdi.

Cavaliers kağıt üzerinde Warriors kadar iyi değildi. Ama LeBron’ın ekstra dakikalarda ekstra efor sarf edip takımını sırtında taşıması Cavs’in hem ilk beşini hem de bench’ini daha da ateşlendirdi ve bu sayede Warriors’ı oyun stillerinin dışına çıkmaya zorladılar.

Bu süreçte bence daha önce ondan gördüğümüzün üstünde bir olgunluk, sakinlik ve liderlik gösterdi. Bu da sadece tecrübeyle gelebilecek bir şey.

LeBron son altı senenin hepsinde finallerde yer aldı ve bunların üçünü de kazandı. Böyle bir şeyi yapabilen birkaç isimden biri.

Ve NBA’de normal sezon MVP’si oylamasında bir tane bile ilk sıra oyu alamadı. Dürüst olmak gerekirse, oylamaya katılan insanlar önyargılı davrandılar ve bence gelecekte oy kullanmamalılar. Fakat bu sonucun LeBron’a ekstra motivasyon verdiği de şüphesiz.

Bu yüzden final serisi ilerledikçe Steph Curry ile neden –sadece sözlü de olsa– biraz dalaştığını anlayabiliyorum. Bunu izlerken keyif aldım.

Bu şampiyonluk ayrıca Ohio için de çok büyük bir anlam taşıyor.

Cleveland, NBA’in ilk dönemlerinde benim oynadığım Cincinnati Royals’ın maçlarının bazılarına ev sahipliği yapıyordu ve o dönemden sonra da orayı hem iş hem de basketbol sebebiyle birçok kez ziyaret ettim.  Bu yüzden 52 yıllık şampiyonluk hasretinin sona ermesinin şehir ve taraftarlar için ne ifade ettiğini az çok anlayabiliyorum.

Indianapolis Crispus Attucks’da geçirdiğim lise yıllarında buna benzer bir şey yaşadım. Sadece siyahlardan oluşan ilk takımdık ve eyalet şampiyonluğu kazanan ilk Indianapolis takımı olmuştuk. Bir şampiyonluğun şehri nasıl heyecanlandırdığını ve insanları bir araya getirdiğini görmüştüm.

Bu aynı zamanda sizi halkın ve medyanın ilgi odağı haline getirir. Bunun iyi ve kötü yanları var. Sosyal medyanın da devreye girmesiyle eleştiriler hiç bitmiyor.

LeBron’ın her zaman doğru anlaşıldığını sanmıyorum. Çoğu kez ona karşı yanlış bir algı vardı ve sıkça eleştirildi. Başarıya ulaşır ulaşmaz medya ve taraftarların nefesini ensenizde hissediyorsunuz. Bunu ben de kariyerim boyunca yaşadım ve günümüzde bunun nasıl bir şey olacağını tahmin edebiliyorum. Cleveland finali kaybetseydi LeBron’a saygı duymayanların nasıl tepki vereceğini düşünmek bile istemiyorum.

Ne zaman bir sporcu kalıpları yıksa -özellikle de günümüzde- ve sözünü esirgemekten sakınmasa, o oyuncu eleştirilerin odağı olur. Bu işin sonuçlarından biri bu. LeBron bunu kontrol etmeyi iyi başarıyor. Bu eleştirilere kulak tıkamayı ve doğru zamanda cevap vermeyi öğrendi.

Ben de eleştirileri bir kenara bırakıp LeBron’u bir sporcu, iş adamı, toplum sözcüsü ve transfer dönemi de başlamışken Oscar Robertson kuralından en iyi faydalanan isim olarak değerlendirmek istiyorum.

LeBron Oscar
LeBron James, Toronto’da düzenlenen 2016 All-Star mücadelesi öncesi Bill Russell, Oscar Robertson ve Yao Ming’i selamlarken.

Basketbolcu LeBron

Hiç kimse LeBron gibi bir oyuncuyu daha önce görmedi. Komple bir oyuncu, temellere hâkim ve sahada her şeyi yapabilme yeteneğine sahip. NBA değişmeye devam ettikçe diğer oyuncuların örnek alması gereken oyuncu o.

Ayrıca sadece atletizmine güvenmek yerine her geçen sene oyun kontrolü ve basketbol zekâsını geliştirmesine de hayranım.

Bu sporun tarihinin farkında ve buna saygı duyuyor. Ondan önce gelen basketbolcular bu oyunun standartlarını oluşturdu. Günümüzde çoğu oyuncu bunu yapamıyor.

LeBron aynı zaman fiziksel olarak da bir tehdit –boyalı bölgenin dışında da oynayabilen Shaquille O’Neal’a benzetebiliriz– ama bu sadece güçlü olmasına bağlı değil. Ayakları çok hızlı, her pozisyonda oynayabiliyor ve çembere gittiğinde çok daha iyi bitirebiliyor.

Şut seçimi gelişti, takım arkadaşlarını oyuna sokma konusunda ve boştaki oyuncuyu bulma konusunda daha iyi. Defansı daha iyi algılayıp ona göre seçimini yapıyor artık. Savunmasını geliştirdi. Golden State’in sahanın o tarafında LeBron’ın ne kadar dominant olabileceğinin farkında olduğunu sanmıyorum.

Zihinsel olarak oyuna bakışı daha iyiye gittikçe gelişmeye hâlâ devam edebilir. Oyunun onun için biraz yavaşlayacağını öğrenecek.

Takım arkadaşlarını oyuna daha iyi sokabilir. Çember etrafında daha çeşitli bir şut repertuvarı oluşturabilir. Gücü kadar becerileriyle de öne çıkabilir. Bunu yaparsa rakip savunmaların üstündeki baskının artmasına neden olacak ve fiziksel gücünü biraz saklayabilir.

Eğer bir sakatlık yaşamazsa bence istediği kadar oynayabilir.

The Block
2016 NBA Finalleri’nin imza anı, yedinci maçın son bölümünde LeBron James’in Andre Iguodala’ya yaptığı bu blok oldu.

İş Adamı LeBron

Bir sporcu için iş dünyasında ciddiye alınmanın ne kadar zor olduğunu biliyorum – hele ki o sporcu siyahsa. Şirketlerimin başında 40 yılı aşkın süredir bulunsam da hala yer yer bu tür bir dirençle karşılaşıyorum.

Bu yüzden de LeBron’ın basketboldaki başarıları kadar, parke dışında yapmayı başardıklarına da hayranlık duyuyorum.

LeBron’ın iş yönetimi şirketi, LRMR Ventures, marka imajı, pazarlama ve iş ortaklıkları dünyasında ortaya koyduğu yaratıcılık, profesyonellik ve zekayla yeni bir standart belirlemiş durumda. O ve çocukluk arkadaşları Rich Paul, Maverick Carter ve Randy Mims, yıldız sporcuların etrafını saran ve onların sırtından para kazanan çete önyargısını yıktılar. Son olarak da bu yılki NBA Draft’inin birinci sıra seçimi Ben Simmons’ı çalıştıkları sporcuların arasına kattılar.

Bence, alışagelmiş rotayı -ve o rotanın ortaya koyduğu kalıplaşmış davranışları- takip etmeyerek New York ya da Los Angeles’ta kendilerini kanıtlamış köklü şirketlere bağlı olarak çalışmayıp kendi yollarını çizmeleri onların avantajına oldu.

Bu açıdan bakınca LeBron ve arkadaşları, diğer sporcuların halen takip etmekte yavaş kaldıkları bir örnek oluşturuyorlar: Kendi kaderinizi kendiniz çizmeyi öğrenmelisiniz. “Yaygın kanı” ne derse desin, aynı hedefe varan başka yollar her zaman mevcut.

Toplum Sözcüsü LeBron

Bugün neredeyse her sporcunun kağıt üzerinde kendisine ait bir yardım kuruluşu ve/veya desteklediği belli başlı görüşler var. Ama işin aslı, o sporcuların yalnızca birkaçı fotoğraf çekimlerinin ötesine geçebiliyor – etkinliğe gel, kameralara gülümse, birkaç el sık ve evine dön.  İşi sahiplendiklerini söylemek güç.

LeBron, zor bir çocukluktan geldiği için, yardıma ihtiyaç duyan insanlarla kişisel olarak bir bağ kurabiliyor. Toplumla olan ilişkisi tamamen gerçek ve finansal olduğu kadar kişisel olarak da desteğini esirgemiyor. Akron şehrini önemsiyor, Cleveland’ı önemsiyor ve buralara birçok farklı yolla katkı sağlıyor. Ayrıca NBA Cares’ın ön ayak olduğu yardım kampanyalarına da talep edildiğinde mali destek vermekten geri durmuyor.

Bence, eğer sizi finansal başarıya götüren bir yetenekle bezenmişseniz, ihtiyaç sahiplerine yardım etmeye ve iyi bir örnek olmaya mecbursunuz. Ki o da, şimdiye dek bunu başardı.

LeBron & kids

LeBron ve Oscar Robertson Kuralı

40 yıl önce, gündemden düşmeyen altı yıllık bir hukuk sürecinin ardından, oyuncular birliğindeki (NBPA) arkadaşlarımla birlikte mahkemeden bir uzlaşma kararı çıkartmayı başarmış ve bu şekilde yalnızca NBA’de değil, neredeyse tüm profesyonel sporlarda oyuncuların serbest kalma hakkına sahip olmasının yolunu açmıştık.

Oscar Robertson kuralı olarak da bilinen bu uzlaşma, oyunun çehresini sonsuza kadar değiştiren bir karardı. Artık oyuncular bir takıma hayatları boyunca bağlı kalmak yerine kendi kaderlerini kendileri tayin edebiliyorlar.

Ve o dönem takım sahiplerinin, yapmaya çalıştığımız şeye ne kadar karşı çıktıklarına inanamazsınız. Bugün, o zaman bize hararetle karşı çıkan takım sahiplerinden bazılarının, takımlarını ne kadar büyüttüklerine dair övgüler aldığına tanıklık ediyoruz. Los Angeles Clippers ne kadara satılmıştı, 2 milyar dolar mı?

LeBron’ın koleji pas geçip liseden direkt NBA’e geçmesini sağlayan Oscar Robertson kuralıydı. (O dönem kolejde en az bir yıl geçirme kuralı gelmemişti.)

2010’da Cleveland Cavaliers’la sözleşmesi bittikten sonra LeBron’ın Miami Heat’e imza atmasını sağlayan yine Oscar Robertson kuralıydı. Elbette ‘sadakatsizliği’ için birçok tepki de aldı ama o yalnızca bir iş adamı olarak kişisel çıkarları için en iyi olduğuna inandığı yolu seçme hakkını kullandı.

Her profesyonel atlet nerede, kiminle ve kaç paraya oynayacağına dair kararları kendisi verebilmeli. Başka hiçbir meslekte benzer kararları vermenizi engelleyen sınırlar göremezsiniz.

LeBron şimdi bir kez daha serbest oyuncu konumunda. Umarım Cleveland’la sözleşme tazeler, ama en azından bu kararı verme özgürlüğü kendisinde. Önümüzdeki yıl maaş sınırı yükseldiğinde, hali hazırda imzaladığı kontratla yoluna devam edebilir ya da aynı süreci sil baştan yaşayabilir.

LeBron hakkında sık sık Cleveland Cavaliers’ı yönettiğine, koç ya da takım arkadaşlarını kendi seçtiğine ya da en azından etkisi olduğuna dair sözler sarf ediliyor. Bunun doğru olup olmadığını bilmiyorum ama öyleyse de bırakın daha fazla güce sahip olsun! O kazanmak istiyor. Her zaman doğru kararları veremeyebilir ama öte yandan kaç koç ya da genel menajer bunu başarabiliyor ki? Kendi kariyerime dönüp baktığımda, keşke ben de benzer fırsatlara sahip olsaydım. Belki o zaman sürekli Boston Celtics’in gerisinde kalan bir ekip olmazdık.

Son olarak, NBPA başkanı olarak başardıklarımı parkede kazandıklarımla eşdeğer gören biri olarak, LeBron’ın NBPA’de başkan yardımcısı ve yönetim kurulu üyesi olarak daha aktif bir rol aldığını görmekten ötürü mutluyum.

Liderlik vasıflarını ilk olarak beş yıl önce, lokavt sırasında sesini yükseltip bazı engellerin aşılmasını sağladığı zaman göstermişti. O günden sonra NBPA, on yıl aranın ardından yeniden işlevsel, yüksek kalibrede bir ismi, on yıl aranın ardından bu sorumluluğu yüklenmeyi kabul eden ilk birinci sınıf oyuncu olan Chris Paul’ü başkan olarak seçti.

Oyuncular birliğinde çalışmak için belli bir zaman ayırmanız ve her meslektaşınızı memnun edemeyeceğinizi bilmeniz gerekiyor. Ama en azından bugün, sosyal medyanın da yardımıyla, onlarla anında iletişime geçebilir ve gerektiğinde ivedilikle aksiyon alabilirsiniz.

Ve LeBron bir sosyal medya uzmanıyken, benim bu konuda en ufak bir bilgim yok. Ama emin olduğum bir şey var: Keşke LeBron’la aynı takımda oynayabilseydik. Bizi kim yenebilirdi ki?

İlginizi çekebilecek diğer içerikler