Socrates Web Beta v1.0

 
Futbol Basketbol Tenis Bisiklet Diğer Sporlar

Diğer SporlarOkumasaydım Koşamazdım

'Koşmasaydım Yazamazdım' her koşucunun okuması gereken bir kitap. Bu yazı ise bir kitap tavsiyesi değil, reçete...
Ozan Can Sülüm4 sene önce

Haruki Murakami’yi okumaya geç başladığım doğrudur. O anlatımı lise döneminde öğrensem belki ifadelerim, yazı dilim, ya da ne bileyim konuşmam falan dahi değişebilirdi. Ama sanıyorum koşmazken kendisini okuyor olmakla, koşan biriyken okumak arasında fark var. Şöyle anlatayım… Koşmasaydım Yazamazdım koşucunun kutsal kitapları arasına girer herhalde. En azından benim için öyle. Haruki Murakami’nin koşmadan önceki hayatı, koşmaya başladıktan sonra yaşadığı değişim, koşunun aslında bir amaç değil, hayatı toparlamak ve her şeyi kontrol altına almak için muhteşem bir araç olması var kitapta. Bunları zaten arkasını çevirip okuyabilirsiniz, koşuyor olmanıza gerek yok. Eğer koşan biri iseniz, kitabın içinde anlatılan her şeyi yaşamış oluyor ve o her şeyi sizin anlatmak istediğinizden daha iyi anlatan birini buluyorsunuz. Tarihi maraton yolunda çekilen çilenin, koşu isteğinin bir anda, anlamsız şekilde kaybolmasının, koşmaktan nefret etmenin ama aynı anda onsuz yapamamanın, antrenman ya da yarışın son kilometresinde soğuk bir bira için kıvranmanın daha güzel anlatılması sanıyorum çok da mümkün değil.

Koşmasaydım Yazamazdım yukarıda bahsettiğim dönemlerden birinde geldi elime. Koşmaktan nefret etmek değil ama, eskisi kadar keyif alamamaktan şikayetçiydim. Normalde 10 kilometre yaptığım antrenmanları 5’te kesip eve dönüyor, o 5 kilometreyi de öylesine, temposuz, umursamaz koşuyordum. İşin zihin tarafı daha önce hiç dikkatimi çekmemişti, ben zihin tarafını düzenlemek için koşuyu kullanıyordum zaten. Murakami bana koşmak için de zihni kullanmak gerektiğini öğretti biraz. Önce eskiye döndürdü, sonra yarı maratona şartladı. ‘Hedef büyütünce ne olacak sanki’ düşüncesinden, yarı maraton antrenmanının 18. kilometresinde tempo yapmaya kadar geldim. Ha bu arada, tabii ki bir Japon’un mental seviyesini örnek almak biraz yüksek seviyeye öykünmek oluyor ama, denedikçe başarmak mümkün.

Bu bir kitap tavsiyesi değil, reçete. Koşmaktan bıkıyor gibiyseniz, artık eskisi kadar sevmiyorsanız, üşeniyorsanız, temponuz düştüyse, arayıştaysanız Koşmasaydım Yazamazdım‘ı bulun. Okumasaydım, devam edemezdim.

*Vodafone İstanbul Yarı Maratonu yaklaşıyor. Detaylı bilgi için buradan. 

Ozan Can Sülüm, 1990 yılında, İstanbul’da doğdu. İlkokuldan lise bitene kadar hentbol oynadıktan sonra kısa bir süreliğine spordan nefret edip bıraktı. Üniversitenin ilk yılında Eurosport’a girince anlatmaktan spor yapmasına zaten vakti kalmadı. 2013 yılının soğuk bir kış akşamında çay fincanını göbeğinin üstüne koyabildiğini fark edince spora geri dönmeye karar verdi, o günden beri koşuyor. 5, 10, 15km’leri denedi, bir gün maraton koşabileceğine inanıyor.

İlginizi çekebilecek diğer içerikler

Kesişen Yollar

Kesişen Yollar

2 ay önce
Selef

Selef

2 ay önce