Socrates Web Beta v1.0
 
Futbol Basketbol Tenis Bisiklet Diğer Sporlar

Diğer SporlarNihayet

Washington yıllardır sporda kaybedenlerin şehri oldu. 7 Haziran 2018'e kadar... Alex Ovechkin'in ellerinde yükselen Stanley Cup, şehrin de değişen kaderinin simgesiydi.

Bu yazı, Socrates Dergi’nin Temmuz 2018 sayısında yayımlanmıştır. Tüm sayılarımıza buradan ulaşabilirsiniz.


Alex Ovechkin kaskını ve eldivenlerini yere fırlattığında Washington Capitals, tarihindeki ilk Stanley Cup şampiyonluğundan sadece bir pozisyon uzaklıktaydı. Birkaç saniye sonra son düdük çaldığında ise Rus oyuncu, çoktan kollarını iki yana kaldırmış, şampiyonluk çığlıkları atmaya başlamıştı bile. Kupa önce onun kollarında yükseldi, sonra da tüm takımın…

8 Haziran sabahı ABD halkı, özellikle de başkent Washington, kapı önlerinden aldıkları gazetelerin spor bölümlerini açtıklarında bembeyaz sayfalara büyük puntolarla işlenmiş şu başlıkları okudular: ‘‘Nihayet kazandılar!”, “Washington sonunda kupayı kaldırdı!”, “Beklediklerine değdi!”, “Capitals zirvede!’’

Başkentin buz hokeyi takımı Capitals, birçok kez çeyrek ve yarı final oynamış, hatta 90’larda final bile görmüştü ancak hiçbir zaman zirveye çıkamamıştı. Bu başarı dört büyük ligdeki diğer Washington takımlarından da gelmeyince şehrin kupa hasreti her geçen yıl daha da arttı. Öyle ki Washington DC’ye zafer mutluluğunu, en son 1992 yılında NFL şampiyonu olan Redskins yaşatmıştı. Bundan tam 26 yıl sonra, 8 Haziran akşamı, her şey değişti…

Bu zaferin başlangıç noktası 2004 yılının draft gecesine dayanıyordu. Washington Capitals ilk sıradan oyuncu seçme hakkını Alex Ovechkin’den yana kullanmıştı. Dahası, onu yeniden yapılanma döneminin temel taşı olarak düşünüyorlardı. Ovechkin, 13 yıllık 124 milyon dolar değerindeki kontratına imza atarken gülümsüyordu. Ağzından çıkan sözler de içindeki kazanma hırsını açığa çıkarıyor ve tüm şehre “Kazanmaya geldim” mesajını iletiyordu: “İkinciysen ikincisindir. Birinciysen hep birinci olursun. Ben daima birinci olmak istedim. Annem ve babam bana daima bunu öğütlediler; hokey oyna ve birinci ol.”

1970’lerden beri ‘kaybeden’ olarak anılan Washington Capitals, onun gelişiyle düzenli bir normal sezon başarısı yakaladı ve hemen her yıl play-off potasına girmeyi başardı. Ancak Capitals ve Ovi’nin kaderleri paraleldi: ‘En iyi’ olduklarını kanıtlamakta her zaman problem yaşadılar. Washington Capitals bir türlü konferans finalinin ötesine geçemiyordu. Bu seviyede en çok elendikleri takım da Sidney Crosby’nin Pittsburgh Penguins’iydi. Ovechkin, lige geldiğinden beri karşılaştırıldığı Crosby’yi geride bırakmaya çalıştı ancak eşleştikleri tüm play-off serilerinde kaybeden taraf oldu ve bu da kaptanın hep eksik tarafı olarak kaldı. 2004 yılından beri tüm final serilerini televizyondan izlemek zorunda kalan Alex Ovechkin, bu kez elinden gelenin çok daha fazlasını yaparak takımını Stanley Cup finaline çıkardı. Üstelik çeyrek finalde Crosby’yi ve Pittsburgh Penguins’i yenerek… Finaldeki rakipleri de bu sezona ait ilkler defterinin bir başka sayfasında kendine yer edinmiş, henüz lige katıldığı ilk sezonda final serisi oynama başarısı gösteren Vegas Golden Knights’tı. Capitals, serinin ilk maçında 1-0 geri düşmesine rağmen 4-1 kazanırken Ovechkin de play-off’un MVP’si olarak Conn Smythe Ödülü’nü elde etti.

Maçtan sonra Ovechkin’in gülümsemesi yüzünden hiç eksik olmadı, tıpkı yıllar önceki ilk basın toplantısında olduğu gibi… Arada birkaç fark da yok değildi tabii; siyahların arasına karışmış beyaz saçlar ve bir de Stanley Cup…

İlginizi çekebilecek diğer içerikler