Socrates Web Beta v1.0

 
Futbol Basketbol Tenis Bisiklet Diğer Sporlar

Diğer SporlarNFL Rehberi: Yeterince Eğlendiniz mi?

NFL'de geride bıraktığımız 14. haftayı 'Gladyatör' filmi üzerinden anlatmak mümkün mü? Bu hafta neler yaşanır? Hepsi ve daha fazlası NFL Rehberi'nde!
Burak Tekin5 ay önce

Ridley Scott’ın Oscar ödüllü filmi Gladyatör, pek sahih bir tarihî kaynak olmasa da –öyle ki filmin tarih danışmanlarından biri istifa etmiş ve de adının filmle anılmamasını istemişti- özellikle dövüş sahneleriyle epey ilgi toplamıştı. Bunların en meşhurlarından biri, dövüşü kazanması beklenmeyen “İspanyol”un rakiplerini teker teker saf dışı ettikten sonra tribünlere dönüp “Are you not entertained?” diye bağırdığı sahneydi. AFC’nin güçsüz, iddiasız takımları da favorilerin yoluna teker teker taş koyarken yahut koyayazarken Amerikan futbolu severlere adeta böyle seslendi geride bıraktığımız haftada. (Aşağıdaki satırlarda filmden sahneler alıntılayacağım. 18 yıllık filmin spoilerı olmaz diye düşünüyorum ama yine de filmi izlememiş ve izleyecek olanlar es geçebilir burayı.)

Kızgın bir Maximus gibi: San Francisco 49ers

Yukarıdaki sahneyi en iyi yeniden canlandıran takım 49ers oldu bu hafta, ve hatta iç açıkları (tight end-TE) George Kittle’ı ayrıca anmak lâzım. Kendisi daha ilk yarı tamamlanmadan 210 hücum yardasına ulaştı ki bir TE’nin bir maçta topladığı hücum yardası rekoru 215! Bu sayede daha ne olduğunu anlamadan 20-0 önde tamamladılar ilk yarıyı. Gerçi ikinci yarıda “Bir dakika, bizim maç kaybetmemiz lâzım ki draft hakkımız iyi olsun” diye düşündüler ve Kittle tek bir yarda bile alamadı ama olsun: Maç boyunca standartlarının çok üstünde ifa ettikleri 3rd down savunması, sakatlıklar yüzünden forma şansı bulmuş yedeğin yedeği QB Nick Mullens’ın kendi solundaki 10-20 yardalık bölgeye %100 isabetle attığı paslar (oradan 163 yarda ve bir touchdown çıkardılar) vs. ile Denver’ın sene sonunda “o maçı nasıl kaybettik ya?” diye dövünmesini sağlayacak bir galibiyete ulaştılar.

Yenerken yenilenler: Cincinnati Bengals ve Baltimore Ravens

Maximus, kendisini dövüş öncesinde yaralamış olan Commodus’u sendelemesine rağmen öldürürken son nefesini vermekteydi. Her ne kadar sinema tarihinin sen sevilen kahramanlarından birini bünyesinde Hue Jackson’ı barındıran bir camiayla özdeşleştirmek gücüme gitse de, facia bir sezon geçirmiş, as oyun kurucusunu (quarterback-QB) kaybetmiş ve de maça 14 sayı handikapla çıkmış bir Bengals’ın Chargers’a kök söktüreceğini kimse beklemiyordu. Joe Mixon’un toplam 138 yardalık bir katkıyla ite kaka sürüklediği Bengals hücumu toplamda da Chargers’dan daha etkili olmayı başarıyordu. Bunun da ötesinde savunmanın uyanışından bahsetmeli, zira ligin en kötü 3. 3rd down savunmasına sahip olan Bengals Chargers’ı 5/12 başarıda tutarken, 4 defa geldikleri Red Zone’dan da iki defa eli boş döndürüyordu rakibini. Her ne kadar maçtan yenilgiyle ayrılsalar da hem Philip Rivers’ın MVP yarışına, hem de Austin Ekeler’ın sakatlanmasıyla birlikte rakiplerin hücumuna bir darbe vurmayı başardılar.

Ravens’ın hikâyesi biraz daha farklı, zira onlar aldıkları maçı verdiler (ki bunda Chiefs QB’si Patrick Mahomes’un rolü büyük, onu tenzih etmek lâzım bu teşbihten) ama şampiyonluk favorilerinden Chiefs’ın kırılganlıklarını tekrardan ortaya koydular ve de özgüvenlerine darbe vurmayı başardılar. Mahomes’a maç boyu uyguladıkları pas baskısı 2 sack ve 15 hite dönüşürken derin paslarda da alışkın olmadığımız 2/9 gibi bir isabet oranına sebep oldu. Özellikle Matt Judon’un (1 sack, 5 hit) yükselen ivmesi  Ravens savunmasını tehlikeli kılmakta. Bununla da yetinmeyip Chiefs’in koşu hücumunu 27’de 94 yarda gibi epey düşük bir yerde de tuttular. Kim bilir, belki de Ravens Playofflara kalacak ve de sezonun hikâyesinin aksine savunma başarıya giden yolda hücum kadar önemli olacak?

Emekli Gladyatöre Karşı Zafer: Oakland Raiders

Maximus’un, İmparator’un emrine açıkça karşı gelerek yendiği gladyatörü öldürmeyi reddetmesi gibi Raiders da aslına o kadar niyetli değildi Steelers’ı mağlup etmeye. Steelers’dan daha çok top kaybı yapmalarına ve daha kötü 3rd down başarısı göstermelerine rağmen bir şekilde Steelers’dan daha fazla hücum yardası aldılar. Gene maç boyuna Steelers’ın neredeyse 10 katı kadar daha fazla penaltı yardası kaybettiler. Sakatlandığı için belli bir süre oyna(ya)mayan QB Ben Roethlisberger oyunda kalmaya devam etse –ki oyuna geri girmesinin gecikmesini eski bir röntgen cihazına (?) bağladılar– belki de skor farklı olacaktı. Her şeye rağmen Steelers kendi göbeğini kendi kesebilirdi, fakat bu sene inanılmaz bir düşüş yaşayan kickerları Chris Boswell (önceki üç sezon field goal (FG) başarısı %89.5, ekstra sayı (PAT) başarısı %97.1 iken bu sene sırasıyla %62.5 ve %88.6’ya gerilemiş durumda) takımı galibiyetten etmenin daha da yaratıcı bir yolunu keşfetti ve kaydı. Böylece Steelers üst sıralarda yer alma şansını geçtim, Playofflara katılma işini bile riske atmış oldu önündeki zorlu fikstüre bakarsak.

Zama Muharebesini Kartacalılar Kazanıyor: Miami Dolphins

Filmin en etkileyici koreografilerinden birisi, Romalıların kazandığı savaşın yeniden canlandırmasında bir araya gelen gladyatörlerin o şanlı askerleri alt ettiği sekanstır. Eh, böyle bir tarihi alt üst eden ana denk düşen zafer de Dolphins’in “Miami mucizesi” ile aldığı oluyor tabii ki. Modern NFL tarihinin maçın süresi bitmişken gerçekleşen en uzun oyunu bu. Ki NFL’de böyle yan paslarla skor üretme işine çok nadiren rastlıyoruz. Ama maç boyunca yaşananlar, New England Patriots’ın bütün o sükseli hücumuna rağmen yaptığı inanılmaz mental hatalar, Dolphinsli oyuncuların kendilerini aşan performansı… Şöyle özetleyeyim: Malum mucizede Patriots’ın safety (libero) görevinde yorgun bir Rob Gronkowski’yi oynatması inanılmaz bir hata. Hadi Dolphins uzun pas atacak olsa tamam, ama QB’leri Ryan Tannehill 69 yarda nasıl sıpıtacaktı ki? Bu hata koç Bill Belichick’e yazılır. Ayrıca ilk devre biterken belki de tarihin en iyi QB’si Tom Brady’nin molasının olmadığını unutup sacke razı olması ve böylece muhtemel 3 puandan olmaları da çaylakların yapacağı türden bir hataydı. Ki o videoda gene kicker Stephen Gostkowski’nin kaçırdığı PAT ve FG’yi ve diğer basit hücum hatalarını da izleyebilirsiniz. Buna karşılık Miami ekibinde Frank Gore gençliğine döndü, dış açık (wide receiver-WR) Kenny Stills 8/9 pas yakalayıp 135 yarda ve bir touchdown aldı, Brandon Bolden beş senedir (ki bunların dördü Patriots formasıyla) yapmadığı kadar touchdownı bu maça sığdırdı, Ryan Tannehill yarı-sakat hâliyle üç touchdown pası attı… Gerçekten bravo. Böylece Brady ve Belichick ikilisi seneler önce şeytanla yaptıkları yirmi senelik anlaşmanın şartlarını da bir kez daha hatırlattı bize: Giants’a Super Bowl kaybetmek ve Miami deplasmanında bir şekilde mağlup olmayı başarmak.

Kadim soru: NFL bir çuval inciri berbat etmek için ne yaptı?

Meğer zaten yapacağını yapmış da farkında değilmişiz bu haftaya kadar. Şöyle ki, oyuncuların sağlığını pek önemsemeyen bir organizasyon olmalarına karşın (daha kask kaska çarpışmaların hepsine penaltı verilmesini bile sağlayamadılar) bu konuda endişeli olduklarını gösterecek saçma sapan düzenlemeler yapmaya bayılıyorlar. Üzerine hiç düşünülmemiş ve sene boyunca tutarsızca uygulanan roughing the passer (QB’ye aşırı sertlik) penaltısı –ki bu hafta gene garip bir şekilde çalındı o düdük- ve oyuncular çok hızlı çarpışmasın diye değiştirilen ve de vuruşu neredeyse manasız kılan onside kick kurallarına ek olarak yapılan bir saçma kural değişikliği daha varmış: Artık sayı almak için topla birlikte öne doğru atlayan oyuncunun dizi yere değdiği anda oyun sona ermiş sayılıyormuş. İşte bu değişiklik Bengals QB’si Jeff Driskel’ın aldığı touchdownu iptal etti (ve belki de yenilmelerine sebep oldu). Bu kadar gereksiz makyaj yapıp sorunun temeline inmemeyi nasıl başarıyor NFL cidden tebrik edilesi bir durum.

HAFTANIN EN’LERİ

En hızlı top taşıyıcı: Emekliliği gelmiş bir QB’ye rağmen maç kazanmaya başlayan New York Giants hücumunu mucizevi şekilde sürükleyen çaylak Saquon Barkley –mübalağa etmiyorum, muadili koşucular (running back-RB) çok daha yaratıcı setlerde kullanılırken kendisi ortadan kıyma makinesinden geçiriliyor daha çok- bu hafta da bulduğu ilk boşluktan fırladı ve sezonun en hızlı touchdownlarından birini almış oldu.

Topla en çok mesafe kat eden oyuncu: Titans RB’si Derrick Henry, sadece haftanın değil NFL tarihinin en iyi koşularından birini yapacağını hissetmiş miydi acaba? Evet, arada yarı-faul bir müdahale yapmıyor değil ama Jaguars savunmacılarını bowling lobutuymuşçasına teker teker devirirken 99 yardalık bir touchdowna imza atıyordu kendisi.

En hızlı sack: Yukarıda Ravens savunmasını övmüştüm ama Chiefs’ın ön yedilisinin parlak bir sezon geçiren elemanlarından Justin Houston’ı da anmak şart, ki kendisi maçın en kritik anlarından birinde Ravens QB’si Lamar Jackson’ın ellerinden söktü aldı topu daha hücum yeni başlamışken.

En pes etmeyen savunmacı: Hiç şaşırtıcı olmayan bir gelişme sonucu bu kategorideki en iyi oyunun aktörlerinden birisi gene Barkley! Fakat bu sefer Redskins savunması az da olsa bir direnç gösteriyor ve de Ha Ha Clinton-Dix Barkley’i gol çizgisine 6 yarda kala durduruyor.

En mucizevi pas: Falcons maçı kaybetse de, Packers’ın iki itiraz hakkını da bir buçuk dakika içinde tüketmesini sağlayacak iki şaşırtıcı oyuna imza attı QB Matt Ryan ve WR Julio Jones ikilisi. Jones bu pası tuttuktan sonra nasıl ayağını oyun alanında tutabiliyor, topun hakimiyeti nasıl sağlıyor cidden anlamak güç.

En beklenmedik yarda kazanımı: Bu pozisyonun Redskins’in hiçbir iddiasının kalmadığı dakikalarda yaşanmış olması, sakatlıktan yeni dönmüş WR Jamison Crowder’ın gene de şapkadan 68 yarda çıkarttığı gerçeğini değiştirmiyor.

NFL’e göre her takımın en iyi oyunu ve diğerleri: Video aşağıda. Öncelikle Steelers’ın WR’ı JuJu Smith-Schuster ve de Mahomes’un hakkını vermem lâzım, birden fazla mükemmel harekete imza attılar maç boyunca (Mahomes’un bakmadan verdiği pas gerçekten inanılmaz, basketbolcu musun sen arkadaşım?). Gene QB Derek Carr’ın ismine –ier eklenerek yaratılmış fake bir sporcu olduğundan şüphelendiğim maçı kazandıran touchdownu kadar yakaladığı şu zor pasla da göze çarpıyordu. Gene Browns adına QB Baker Mayfield maç boyu attığı ip gibi paslarıyla (özellikle Perriman’a attığı pas harika) ve WR Jarvis Landry de skor olsun yarda olsun katkılarıyla dikkat çekti. Barkley üstte zaten bahsettiğim koşu oyunları yetmezmiş gibi bir de tek elle pas yakaladı. Gene Russell Wilson pas anlamında epey kötü bir hafta geçirse de koşu katkısı yerindeydi. Gene aynı maçta Vikings WR’ı Stefon Diggs’in yakaladığı şu pası da es geçmemeli. Savunmalara da değinmek lâzım biraz, Luke Kuechly’nin yoktan var ettiği bu fumble epey başarılıydı. Gene Broncos savunmacısı Darian Stewart’ın yere düşerken kaptığı bu pas da harika bir refleks oyunuydu.

Haftanın muskalıları: Yukarıdaki videoda da vardı zaten ama Cowboys’a maçı getiren Amari Cooper touchdownu gerçek bir şans gösterisiydi. Bunun acısı bir noktada çıkar kesin.

Haftanın en Sabri Bey takımı: Gene giriş kısmında anlattığım üzere New England Patriots açık ara sahibi bu ödülün. Ama birbirinden kötü üç interception fırlatan Bears QB’si Mitch Trubisky’nin de hakkını vermek lâzım: Gerçi belki de sakatlığı %100 geçmedi, o yüzden ödül vermek istemiyorum ama bunlar ne böyle?

HAFTANIN TAHMİNLERİ

(Parantez içindeki sayılar hem seçtiğim handikap, hem de o takımın zannımca maçı kazanma ihtimalini göstermekte. Siz de FiveThirtyEight sitesinde maçlara olasılık atayabilir ve onların modelini yenmeye çalışabilirsiniz.)

Maç kalitesi olarak çoğunlukla kötü bir fikstür var, ve de favoriler abartı şekilde favori görülüyor bu hafta. Geçen haftaki gibi bir sürpriz yağmuru yaşanır mı bilmiyorum ama gene en az bir kaç garip sonuç çıkacağı kesin (garip sonuçlar 30-40 sayı farklar şeklinde de tezahür edebilir).

New York Jets – Houston Texans (-7, %73): Bu yazı yayımlandığında bu maç çoktan oynanmış olabilir ama gene de yorumlayayım. Geçen hafta içgüdülerime aykırı giderek nihayet bükemediğim bileği öpmüş ve de Texans’ın iyi bir takım olduğunu kabullenmiştim, onlar da gidip evlerinde Indianapolis Colts’a yenildiler o yüzden. Mağlubiyetin en büyük müsebbibi ilginç bir şekilde QB’leri Deshaun Watson’dı; Colts ön yedilisi ciddi bir pas baskısı uygulamamasına karşın Watson’ın topla çok fazla dans etmesi sayesinde bekler oyuna dahil oldu ve kanatlardan sıkıştırmalarla tam 5 sacke ulaştılar. Bu Jets için iyi haber, zira onlar da liberoları Jamal Moore’dan iyi yararlanıyorlar bu hususta. Jets için kötü haber hücumda, zira bu maçta ne RB Isaiah Crowell, ne de WR Quincy Enunwa oynayabilecek. Evet geçen maç RB Elijah McGuire fena olmayan bir katkı vermişti sağlam bir Bills savunmasına karşı, ama Sam Darnold’ı Texans ön yedilisine karşı pas vereceği oyuncuya 3 saniye bakarken düşününce J.J. Watt’ın neler yapacağı geliyor gözlerimin önüne ve de Texans’ın galibiyeti alacağını düşünüyorum bu yüzden. Texans savunmasının en büyük zaaflarından birisi Red Zone’da rakiplerine sayı şansı vermeleri de Jets’in oradan sayı bulmak gibi bir niyeti olmuyor pek zaten.

GÜZEL! Denver Broncos (-2.5, %59) – Cleveland Browns: Broncos geçen hafta şok bir mağlubiyet aldı fakat bunu illa yaşadığı sakatlıklara bağlayabilir miyiz, ondan emin değilim. Şöyle ki ilk yarıda berbat olan pas savunmaları (haftanın en kötü 6. savunmasıydı) ikinci yarıda 49ers’a skor şansı tanımadı. Bacağı çatladığı için oynayamayan ligin en iyi beklerinden Chris Harris’in eksikliği hissedildi belki, fakat onun yerine oynayan Isaac Yiadom da sakatlanınca yerine Jamar Taylor girdi ve de performansı hiç sırıtmadı. Ki bu hafta Tramaine Brock da sahalara dönüyor. Hücum açısından da çaylak Tim Patrick ve DaeSean Hamilton fena olmayan bir maç çıkardılar toplam 14/19 pas isabetiyle 132 yarda giderek. Broncos’un esas sıkıntısı koşu hücumunda yokları oynamalarıydı; Browns’un koşu savunması ise kıyaslanamayacak kadar kötü 49ers’a kıyasla. Bunun üstüne  Denver’ın ev sahibi avantajını ve de Browns’ın ön yedilisinin Broncos’a karşı muhtemelen Mayfield’ı zor durumda bırakacağını da eklersek Broncos galibiyete daha yakın taraf. Ama işte Browns yeni hücum koordinatörü Freddie Kitchens ile öyle bir çıkış yakaladı ki her maçlarında sürpriz yapma potansiyeline sahipler artık.

Atlanta Falcons (%76) – Arizona Cardinals (+9.5): Geçen haftanın en kötü maçlarından birini çıkaran Cardinals’a dair tek olumlu notum, ön yedililerinin ve özellikle de Robert Nkemdiche’nin performansıydı. Nkemdiche bu hafta forma giyemeyecek. QB’leri Josh Rosen hâlâ daha kötü bir performans sergiliyor o zayıf offensive lineın arkasında. Ama bunun en sorun yaratmayacağı eşleşmelerden birisi de Falcons. Eğer Cardinals RB David Johnson’ı akıllıca kullanabilirse (ki bunun işaretlerini veriyorlar son zamanlarda) skor üretebilirler. Falcons’a gelirsek: Koşu hücumları haftalar sonra ilk defa yaşam belirtileri gösterdi Packers karşısında deneme başına 5 yarda giderek, aynı tarifeyi Cardinals’a da uygulayacaklardır. Peki bu skora ne kadar yansır? Geçen hafta Packers’a karşı maçı kaybetmelerinin sebebi yaptıkları top kayıpları, ve de 3rd down ve Red Zone savunmalarının berbat olmasıydı. Cardinals Red Zone’da fena olmasa da 3rd down konusunda epey beter bir takım. Neticede Falcons seyircisi önünde galibiyete ulaşır: Peki 5 haftalık trendi tersine çevirip 20+ sayı bulabilirler mi? Hadi buldular, Cardinals’ı 10’un altında tutabilirler mi? 27-13 gibi bir skor gayet makul aslında, ama patlama yapan taraf Falcons hücumu değil de Johnson olursa fark yerine son dakikalarında çekişme yaşanan bir maç izleyebiliriz. Gerçi bu maçı izlememek daha doğru bir tercih olur.

Buffalo Bills – Detroit Lions (+2.5, %54): Gene izlenmemesi gereken bir başka maç. Bills geçen hafta Jets ile yaptığı maçta beklediğim üzere toplam 5 top kaybı gerçekleştirdi. Takıma dair olumlu işaretler yok değil; çaylak QB Josh Allen iyi bir koşucu olduğunu tekrar tekrar gösteriyor, ve de WR Robert Foster’ın hissesi yükselişte, ama işte iki haftadır rakibinden daha fazla hücum yardası almasına rağmen top kayıpları yüzünden maç kaybeden bir takım bu nihayetinde. Lions’a gelirsek; ön yedilileri gayet başarılı, koşu oyununda da LeGarrett Blount ve de bir başka yeni oyuncu Zach Zenner, Kerryon Johnson’ın yokluğunu telafi ediyorlar (gerçi Blount maçta kendisine atılan ilk pası alışık olmadığı yere düşürdü ama en azından top kaybına dönüşmedi bu) Her halükarda ortada olarak değerlendirilmesi gereken bir maç, daha az hata yapan kazanır. Bence deplasmanda da olsa, yakın zamanda Bills’e kıyasla çok daha güçlü rakiplere karşı çok daha iyi sonuçlar almış olan Lions galibiyete azıcık daha yakın.

GÜZEL! Chicago Bears (%69) – Green Bay Packers (+5.5): Geçen hafta koç McCarthy’siz ilk maçına çıkan Packers, maç yönetimi konusunda çok da iyileşeceği sinyalini vermedi daha ilk 1.5 dakikada iki itiraz hakkını da tüketerek; belki de yıllarca beraber oldukları hocalarına son bir saygı gösterisi yapmak istemişlerdir. Fakat bir konuda bariz bir yenilenme söz konusuydu: Bu haftaya kadar yaptıkları koşuların tam %43.8’i ortadandı. Falcons’ı mağlup ettikleri maçta bu oran %19 idi. Tabii ligin en iyi savunmasına karşı oranın ne olduğu, RB Aaron Jones’un (geçen maç 78 koşu yardası, 3/3 isabetle 28 pas yardası ve de bir touchdown yapmıştı) nasıl kullanıldığı vs. önemsiz olabilir. Gene de bu maçın o kadar kolay olacağını düşünmüyorum Chicago temsilcisi için. Birincisi, geçen hafta etkileyici bir galibiyet aldılar Rams’e karşı ve o muhakkak biraz rehavet yaratmıştır. İkincisi, daha önce de değindiğim üzere Trubisky’nin kaptırdığı paslar çok ama çok kötüydü. Ve üçüncüsü, QB Aaron Rodgers’ın üzerinde büyük bir baskı var yaşananlardan sonra ve de takımını bir şekilde son ana kadar maçın içinde tutacaktır. Her ne kadar somut veriler Bears’in rahat bir galibiyet alacağına işaret etse de bu maçta daha farklı faktörlerin devrede olacağı kanaatindeyim.

Cincinnati Bengals  – Oakland Raiders (+3, %51): Bu nasıl bir fikstür böyle? İki takımın da geçen haftaki performansını yazının girişinde anlatmıştım zaten. Ligin en kötü savunmaları olarak ligin kalburüstü takımlarını geçen hafta mucizevi bir şekilde düşük sayılarda tuttular fakat aynı şeyin gene tekrarlanacağını sanmıyorum. İki takımın da hücumu rahat edecektir. Neticede ortada bir maç, ama Bengals’ın kenarda Jackson dururken maç kazanabileceğine ihtimal vermiyorum.

Indianapolis Colts – Dallas Cowboys (+3, %51): Bu maçta neden Colts favori görülüyor pek anlamış değilim açıkçası. Şimdi şu doğru: Cowboys ve Texans, offensive line ve QB kalitesi ve stili açısından birbirine epey benziyor, ve de Colts daha geçen hafta 3 sayılık bir galibiyete ulaştı deplasmanda. Öte yandan Cowboys hücumu bambaşka bir boyuta geçmiş durumda Cooper sayesinde ve de Texans’a kıyasla daha dinamik bir hücuma sahipler. Evet, Dak Prescott bir top kaybı makinesine dönüşebiliyor ve de fumblelarda lig lideri, ki geçen hafta Eagles’ı oyun olarak ezmelerine rağmen (576 hücum yardası, 10/19 3rd down başarısı, tam 45 dakika 33 saniye hücumda kalma) maçın uzatmaya gitmesinin sebebi de top kayıplarıydı. Aynı senaryo her maç yaşanabilir mi? Gayet mümkün. Ama son tahlilde Indianapolis temsilcisinin kadro kalitesi Cowboys’un altında ve de bu sene 5. hafta yaptıkları Patriots maçından beri ilk defa geçen hafta kalburüstü bir takımla oynadılar. Colts’un gerçek gücünü bu hafta göreceğiz ve ben o gücün şimdilik tahmin edilenin altında kalacağını düşünüyorum.

Minnesota Vikings (-7.5, %70) – Miami Dolphins: Sezonun en çok hayal kırıklığı yaratan takımlarından biri, sezonun en anlaşılmaz takımlarından birine karşı. Vikings, geçen senein gözde hücum koordinatörü John DeFilippo ile yollarını nihayet ayırdı bu hafta. Sıkıntıları daha çok kadro mu, yoksa DeFilippo mu kaynaklıymış bu hafta öğreneceğiz biraz. Şöyle ki, geçen seneye kıyasla çok daha az play-action (koşu görünümlü pas) hücumu yapmaları yanlış bir tercih –ki eski QB’leri Case Keenum geçen sene bu oyunlarla parlamıştı-, ama offensive linelarının epey kötü olması da yapısal bir sorun. Sene başında özellikle WR Adam Thielen alev almıştı fakat rakip savunmalar artık ona önlem alabiliyor, QB Kirk Cousins önündeki hattın her an darmadağın olabileceği düşüncesinden ötürü paniğe kapılabiliyor, koşucular Latavius Murray ve Dalvin Cook bekleneni veremediler… Yeni koordinatör Kevin Stefanski, Browns’da yaşanan gibi bir rönesansa imza atabilir mi? Geçen hafta sansasyonel bir galibiyete imza atan fakat bu sezon deplasmanda yüzü sadece bir kere gülmüş olan Dolphins, Vikings’e kafa tutabilir mi? Bu sene yaşanan hemen her koordinatör değişimi takımlarda bir silkinmeye sebep oldu, ve her şeye rağmen Vikings defansı sağlam bir görüntü sergiliyor. Vikings’in azıcık kıpırdanması bile zayıf bir pas savunmasına sahip Dolphins karşısında 27 sayı bulması anlamına gelir ki bu galibiyete yeter de artar.

New York Giants (%55, +1) – Tennessee Titans: Giants gene Odell Beckham’dan yoksun olacak bu hafta, fakat gerek sahalara yeni dönen TE Evan Engram’ın geçen haftaki fena olmayan performansı olsun, gerek Barkley olsun, gerek WR Sterling Shepard olsun yeterli bir üniteye sahipler. Bakıldığında Titans anahtar kategorilerde Giants’tan daha iyi bir performans sergiliyor aslında, fakat volatilitesi o kadar yüksek ki performanslarının hangi takımı sahada göreceğimiz belli olmuyor. Colts’tan, Texans’dan deplasmanda toplam 45 sayı fark yiyen de bu takım, evinde Jets’i zar zor yendikten sonra gidip Jaguars’a 21 sayı fark atan da bu takım. Gene de 5 maçtır etkileyici bir performans sergileyen ve de sene başında kazanması beklenen maç sayısına gittikçe yaklaşan Giants’ın, hem de kendi evinde favori görülmesi gerektiğini düşünüyorum. Titans QB’si Marcus Mariota’nın geçen haftaki performansı, Henry’nin erkenden coşması ve de oyunun açılması sebebiyle yaşanmış bir anomali olabilir.

Jacksonville Jaguars (%53) – Washington Redskins (+7.5): Berbat fikstüre devam. Redskins, geçen hafta Giants karşısında 40-0 yenik duruma düştüğü için şu an ligin en kötü takımı muamelesi yapılması normal, fakat hiçbir takım Jaguars deplasmanında bu kadar hakir görülmemeli. Redskins’in, QB’nin mobil olmasını bekleyen hücum sistemine zerre uymayan Mark Sanchez gibi bir oyuncuyla başladığı maçtan farklı bir sonuç çıkması mümkün değildi zaten. Evet, 40 sayı farktan sonra oyuna kim girse katkısı Sanchez’den fazla olurdu ama başka bir emeklilikten dönmüş QB Josh Johnson’ın performansı çok daha iyiydi mesela ve bunun bir numaralı sebebi koşu hücumuna katkısıydı. Maçın başında skor kopmadan önce Redskins ön yedilisi Eli Manning’e baskı da uygulayabiliyordu, geçen hafta Titans karşısında rezil rüsva olmuş Jaguars offensive lineı (4 sack & 9 hit) gene benzer sıkıntılar yaşayabilir. Jaguars da tıpkı Redskins gibi öylesi bir mağlubiyeti hak etmiyordu, Titans’ın sahasında 1 yardadan touchdown bulamayıp Henry’den tarihî bir touchdown yiyince moraller bozuldu muhtemelen ama takım olarak verdikleri görüntü gene de kötü. Red Zone’da sayı bulamıyorlar, ön yedilileri eski performansını mumla arıyor… Böylesi bir fark ön görülmemeli bu maça dair.

Baltimore Ravens (-7.5, %79) – Tampa Bay Buccaneers: Bunu söylediğime inanamıyorum ama Buccaneers düzgün bir takıma dönüşüyor! Saints gibi etkili bir hücumu 300 yardanın altında tuttular ve de son dakikalardaki Hail Mary pasını saymazsak üç maç üst üste interception yapmadılar. Tabii madalyonun öteki yüzü de şu: Üç maçın üçünü de kendi evlerinde oynadılar. Ligin en iyi savunmalarından birinin karşısında deplasmanda çıkacak olan Buccaneers, nasıl bir performans gösterir? Bence geçen hafta olduğu gibi çıtayı 14 sayı civarında tutmak makul. Buccaneers’ın savunmasına yaşanan gelişmeler çoğunlukla pas kaynaklı olduğu için Ravens’ın mobil QB odaklı hücumuna karşı da çok etkili olmayabilir. Tabii bu mobil QB, aynı zamanda Ravens’ın aşil topuğu: Her ne kadar Ravens ligin en iyi offensive linelarından birine sahip olsa da Jackson’ın oyun stili onu en çok sack edilen 7. oyun kurucu yapıyor (%9.0) Gene Jackson’ın derin pasları çok tercih etmeyen oyun stili de John Brown gibi ilk 9 hafta %50.7 pas isabetiyle oynamış bir WR’ı atıl kıldı (Jackson’la beraberken %22.2 isabet sadece). Geçen hafta Brown’ın yapmış olduğu touchdown bu yüzden önemli, Jackson pas oyununa her maç biraz daha alışıyor. Buccaneers’ı hafife almamak lâzım kesinlikle dediğim gibi, ama bu maç çok fazla sayı üretebileceklerine inanmıyorum ben.

San Francisco 49ers – Seattle Seahawks (-3.5, %78): Haftanın en anlam veremediğim handikaplarından biri de bu. Seahawks gibi sezonun en zor fikstürlerinden birini oynayıp Playofflara rahat katılacak bir sonuç almış, 49ers ile oynadığı son 10 maçta 10 galibiyet almış bir takımın çok daha rahat galibiyet alacağı düşünülmeli bence. Doğru, Seahawks geçen hafta galibiyete uzansa da Russell Wilson çok kötü bir maç çıkardı pas oyununda ki kariyerinin en kötü QB reytingini de almış oldu. Son 6 senedir bir takımın 60’tan az pas yardası gidip galibiyet aldığı iki maç var sadece ve bunların ikisi de Seattle ekibi. Ve evet, 49ers ilk yarıda etkileyici bir performans sergiledi fakat ikinci yarıda da tamamen durdular. Seahawks’ın pas baskısı olsun, her şeye rağmen Keenum’dan daha güvenilir olan QB’si olsun 49ers’ı domine etme potansiyeline sahip.

KAÇMAZ! Pittsburgh Steelers – New England Patriots (-2.5, %55): Bu iki takım, Brady ve Roethlisberger çağında tam 12 defa karşılaşmış ve bunların 9’undan galip ayrılan Patriots olmuş. Nasıl ki Patriots Miami deplasmanında hep mağlubiyetle flörtleşiyorsa, Steelers karşısında da bir şekilde kazanabiliyor. Neden? Birincisi, Steelers’ın derin pas savunması hiçbir zaman tatminkâr bir seviyede olmadı ve bu sene de aynı sıkıntılar sürmekte. İkincisi, Steelers bazen garip savunma setleri uygulamakta (örneğin Chargers karşısında NFL’in en yetenekli WR’lerinden Allen ile ağır bir ön libero (linebacker-LB) eşleştirmek gibi) ve de Patriots karşısında hep bariz bir zayıflık sergiliyorlar. Üçüncüsü, geçen hafta Patriots çok basit hatalar yüzünden maç kaybetse de hücum oyuncularının, özellikle Rob Gronkowski ve Julian Edelman’ın performansı harikaydı. Gene savunmada pas baskıları da epey toparlanmış durumda bu sene. Patriots’ın belki de en bariz zaafı koşu savunması, ve de James Conner’ın kötü gidişine dur demesi için ideal bir eşleşme olurdu ancak onun da sakatlık durumu henüz belli değil. Pittsburgh temsilcisi maçı kazanabilir mi? Pek tabii. Ama son 4 haftadır izlediğim takımları düşününce ve bunu tarihsel sonuçlarla birleştirince zafere daha yakın olan takım New England ekibi oluyor.

Los Angeles Rams (-13, %80+) – Philadelphia Eagles: Geçen senenin Super Bowl şampiyonuna, deplasmanda Chargers ile oynayacak olan Bengals muamelesi yapılıyor olması cidden üzücü bir gelişme fakat Carson Wentz’in sakatlığı Eagles’ın az da olsa kalan Playoff umutlarını yerle yeksan etmiş durumda. Kaderin cilvesine bakın ki Wentz gene geçen sene bu civarlarda Rams maçında sakatlanarak sezonu kapatmış ve de Nick Foles efsanesi başlamıştı. Foles her ne kadar Playofflarda harika bir performans gösterse de normal sezonda hiç ama hiç ümit vermemekteydi. İşte bu seneki Eagles, geçen seneki Eagles’dan bazı konularda daha da kötü durumda, bunların en önemlisi de 3rd down hücumu. Geçen hafta gene sadece 1/9 başarı gösterdiler. Savunmaları da geçen seneyi aratmakta, ama en kötü birimleri offensive lineları bu sene. Ve bu takım, geçen hafta NFL tarihinde en az 44 pas deneyen QB’ler içinde en kötü 3. performansı sergilemiş olan Jared Goff’ın karşısında çıkacak. Fletcher Cox ve Michael Bennett ile fena olmayan bir pas baskısı yapabiliyorlar hâlâ, fakat bekleri sakat (her ne kadar Rasul Douglas iyi oynasa da) ve de Rams için daha iyi yeniden doğma fırsatı olamazdı. Rams’in en az 30 sayı bulacağı garanti gibi, o offensive lineın arkasında Foles varken Rams ön yedilisinin Eagles’a zırnık koklatmayacağı da bir o kadar garanti gibi. Rams tatminkâr bir galibiyet alamazsa Saints psikolojik üstünlüğü ele geçirir NFC’de.

Carolina Panthers – New Orleans Saints (-6.5, %73): Öncelikle bu maçı Saints’in alacağı garanti gibi: Panthers QB’si Cam Newton bir omuz sakatlığı yaşıyor ki bu yüzden geçen hafta bu sezonun ikinci net negatif (touchdowndan çok interception attığı) maçını geride bıraktı. Evet, Christian McCaffrey Panthers’ı sürekleyebildiği kadar sürüklüyor lâkin Saints gibi sağlam bir koşu savunmasına karşı ne kadar etkin olacağı soru işareti. Saints’e karşı bir şeyler yapabilmenin yolu pas oyunundan geçiyor ki o alanda da ciddi ilerlemeler kaydetti New Orleans temsilcisi son haftalarda: Falcons’ı ve Buccaneers’ı savunmasının gücüyle geçerken Cowboys’a karşı son ana kadar maçta kalmasının sebebi de savunmaydı. Bu maçta Panthers’ın bulacağı sayının tavanı 27 gibi gözüküyor ki düşük 20’lerde kalması da gayet muhtemel. Peki ya Saints? Eğer Panthers sağlam bir pas baskısına sahip olsaydı Buccaneers veya Cowboys gibi, yakın bir maç skorundan bahsedebilirdik. Ama gerçeklik bu değil. Newton’ın, kendi sahasında oynuyor olmanın da avantajıyla, omzundan sakat değilmiş gibi davranması gerekecek Panthers’ın bu maçı yarışmacı düzeye çekebilmesi için.

Geçen haftanın handikap tahminleri: 8-8-0
Sezonun handikap tahmini toplamı: 96-104-8 (%48)

Geçen haftanın kim kazanır tahminleri: 10-6-0
Sezonun kim kazanır tahmini toplamı: 131-74-2 (%63.9)

İlginizi çekebilecek diğer içerikler