Socrates Web Beta v1.0

 
Futbol Basketbol Tenis Bisiklet Diğer Sporlar

Diğer SporlarNFL Rehberi: Play-Off Zamanı

NFL play-off'ları başlıyor! Son gelişmeler, normal sezonun kapanış haftasından kalan en dikkat çekici hareketler ve hafta sonu oynanacak dört maçın ayrıntılı analizi NFL Rehberi'nde.
Burak Tekin4 sene önce

Normal sezonun sona ermesiyle birlikte haberlerin ardı arkası kesilmemeye başladı NFL’de. O yüzden önce bu yazının ve önümüzdeki yazıların formatını özet geçeyim ki arayan aradığını nerede bulacağını bilsin: Bu yazıda öncelikle haftanın gelişmelerini özet geçeceğim, sonra normal sezonun son “en iyi hareketler” ve “Sabri Bey” derlemesi gelecek (geçtiğimiz hafta sonu iç patlama yaşayan takımlar da burada konu edilecek), üçüncü kısımda da bu hafta sonu oynanacak NFL Wild Card eşleşmelerinin ayrıntılı analizi yer alacak. “NFL Honors” ödüllerine dair tahmin/analizler gelecek haftanın yazısında yer alacak, Pro-Bowl maçının oynandığı haftanın yazısında da her takıma bir ödül vereceğim ve daha eğlenceli bir üslupla genel sezon değerlendirmesinde bulunacağım.

Bölüm I – Gelişmeler

NFL’de normal sezonun bitmesi, personel değişiklikleri ve emeklilik haberlerinin/söylentilerinin yağması anlamına geliyor ki bu konuda istisnai bir durum yaşamadık.

*Indianapolis Colts, başantrenör Chuck Pagano’yla nihayet yollarını ayırdı ve de Ryan Grigson’dan sonra üç senedir takımı vasatlığa mahkûm eden aktörlerden bir diğerinden de kurtulmuş oldu. (Patriots taraftarları, Deflategate sebebiyle ahlarının tuttuğunu, Colts’un bu yüzden gün yüzü göremediğini düşünüyor olabilir. Kendimden biliyorum.) Tabii Andrew Luck sakat olmasaydı Pagano halen daha koltuğunda oturuyor olabilirdi ki saygıdeğer bir kariyeri de var, ancak sene başında kaybedilen ilk maçtan sonra hangi takıma kaybettiğini hatırlamadığı basın toplantısı bazı şeylerin habercisiydi diyebiliriz.

*Belki de en ilginç hamle Oakland şehrinde yaşandı ve Raiders daha geçen sezonun sonunda 4 sene sözleşme uzattığı Jack del Rio ile yollarını ayırdı ve böylece benim kendisini play-off maçı kazandıktan sonra Los del Rio’dan Macarena dansını icra ederken görme planlarım da şimdilik suya düştü. Del Rio geçen sene 12 galibiyetlik bir performansla yükselttiği beklentilerin kurbanı oldu diyebiliriz, yoksa daha bir önceki sene cayır cayır bir oyun sergilemiş, bu sene oyun kurucusu sezonu sakat sakat oynayarak tamamlamış, geçen seneye kıyasla hem hücumu, hem savunması kötüleşse de öyle ahım şahım bir düşüş yaşamamış bir takımın koçunu kovmak pek manidar değil. Fakat yerine gelen isim bu süreci gayet açıklayıcı nitelikte: Jon Gruden. Kendisi 2002’de Raiders’tan Tampa Bay Buccaneers’a takas edilmiş, yeni takımıyla ilk senesinde de finalde eski takımını yenip Super Bowl’u kazanmıştı. Koçluk adına son başarısı da bu zaten. O günden sonra 2 play-off maçı oynayıp 2’sini de kaybetti, son 10 senesini ESPN’de Pazartesi maçlarını boş boş yorumlayarak geçirdi. Gruden şimdi Raiders’a 10 senelik rekor uzunlukta ve toplam 100 milyon dolar değerinde bir kontratla dönüyor. Oakland temsilcisi ya NFL tarihinin en kötü kararlarından birine imza attı ya da efsane bir geleceğin temelini döşedi.

*Pete Carroll “emekliliği düşünecek kadar yaşlı değilim” mealinde bir tweet atarak hakkında çıkan söylentilere nokta koydu fakat play-off’lara kalmayı başaramayan Seattle Seahawks’ın geleceği pek parlak değil. Sözleşmesi bu sene biten oyunculardan Richard Sherman’ın aşil tendon sakatlığından nasıl döneceği bilinmiyor, Earl Thomas Seahawks’la ipleri kafada koparmış gibi, boyun sakatlığı yaşayan Cliff Avril ve Kam Chancellor’ın bir daha futbol oynayıp oynayamayacağı belli değil ve berbat hücum koruma hattını az çok toparlayan Duane Brown’ın da Seattle’a geri dönüp dönmeyeceği şüpheli. Emeklilik rivayetleri ateş olmayan yerden çıkmıyor açıkçası.

*Koltuğundan olan bir diğer başantrenör Detroit Lions’ta Jim Caldwell oldu. Lions ile 2015 senesi haricindeki 3 sezonda da %50’nin üzerinde galibiyet alan fakat iki defa çıktığı play-off’larda hiç maç kazanamayan Caldwell, Lions’ı bu senenin en kötü savunması hâline getirince de 9 galibiyetine aldırış edilmeden kovuldu. Lions’ın yeni baş antrenörünün CV’sindeki en önemli bölüm savunma adına ne yaptığı olacak, o yüzden NFL takımlarının savunma koordinatörlerinin (mesela New England Patriots’ta Matt Patricia’nın) isimleri Detroit ekibiyle anılacaktır.

*Kariyeri boyunca 2 Super Bowl finali, 1 Konferans finali, 4 de çeyrek final görmüş John Fox, Chicago Bears’in başında 3 senede ancak 14 galibiyet alınca onunla da yollar ayrıldı. Sezonun ilk 4 maçında oyun kurucu mevkiinde Mike Glennon’ı tercih etmesi ve Bears’in hücum anlamında ligin en kötü takımlarından biri olması da bu kararın alınmasının sebeplerinden diyebiliriz. Öte yandan elindeki dış açıklar ve oyun kurucu iyi miydi ki de pas hücumunda vasatın üzerine çıkmalıydı sorusunun da yanıtı yok. Gene de Fox parlak bir kariyerin ardından 3 sene üst üste başarısız olunca ve yaşı da 62’ye geldiği için Bears’in “sabredecek” vakti kalmaması çok anormal değil.

*Arizona Cardinals emekliliklerle yaprak dökümü yaşattı. Sene içinde de şüphe ettiğimiz üzere oyun kurucu Carson Palmer kramponlarını astı. 2002 yılında Heisman ödülünü alacak kadar parlak bir üniversite kariyeri üzerine NFL’e katılan Palmer, Super Bowl göremeden kariyerini noktalamış oldu böylece. Baş antrenör Bruce Arians da 65 yaşında, %63.6 gibi gayet yüksek bir galibiyet yüzdesiyle 6 senelik baş antrenörlük kariyerini noktaladı. Cardinals’da ciddi bir sakatlık geçiren koşucu (RB) Adrian Peterson’ın ve yeni bir sayfa açmaya hazır olmama ihtimali gayet ciddi olan dış açık (WR) Larry Fitzgerald’ın geleceği de şüpheli açıkçası.

*Jay Cutler, Dolphins’le sözleşme yeniler mi bilmem ama hâl ve gidişat pek öyle gözükmüyor. Afiyet olsun ama.

*Ve gelelim Cleveland Browns’ın baş antrenörü Hue Jackson’a. Kendisi kovulmadı. Evet, yanlış okumadınız, kovulmadı. Son iki sezonda sadece 1 galibiyet alan, bu senenin ortasında sanki play-off’a kalacakmış gibi oyun kurucularını çorap değiştirir gibi değiştiren, belki DeShone Kizer’ın gelişimini tırpanlayan (en azından geciktiren) Jackson seneye de Browns’ın başında olacak. Hakkını verelim ama, sezon başlamadan önce “bu seneyi 1 galibiyetle tamamlamayacağız” dedi, sözünü tuttu ve 0 galibiyetle tamamladı. Gene hakkını verelim, şimdilik sözünü tutacak ve bu kötü sezonun üzerine Erie Gölü’ne atlayacak gibi duruyor. Türkiye medya tarihinde tutulmayan sözleri düşünürsek (benim aklıma ilk Barack Obama seçilirse Taksim Meydanı’nda anıracak olan Engin Ardıç geliyor ama örnek çok) en azından bunu başardığı için takdir ederim kendisini.


*Cuma sabahı patlayan ve NFL’i sallayan son gelişme ise Patriots ile ilgiliydi. ESPN yazarı Seth Wickersham, Patriots’ın sahibi Robert Kraft, baş antrenör Bill Belichick, QB Tom Brady arasında ciddi sıkıntıların olduğunu anlattığı bir yazı yazdı. Şahsi kanaatim, Tom Brady’nin şarlatanlıkla ciddi biçimde flört eden “TB12 Yöntemi” adlı hayat stili/tarikat kırması işinin ortağı John Guerrero hakkında bölümlerin doğru, geri kalanının ise yazarın mübalağası olduğu şeklinde. Tabii bu yazının önemi anlattıklarından daha büyük: Spygate skandalının yaşandığı sene Patriots 16 maçta 16 galibiyet alıp Super Bowl’un yolunu tutmuştu. Deflategate’in patladığı sene Super Bowl şampiyonluğu geldi. Tom Brady’nin uzun mücadeleler sonunda pes edip 4 maçlık cezasını çektiği geçen sezon da gene şampiyon oldular. Patriots’ın makaleyi kınama tonuna bakarsak bu sene Super Bowl yolu açıldı diyebiliriz herhâlde. Tabii ateş olmayan yerden duman çıkmaz, belki de bu sene sonunda Patriots hanedanında bazı değişiklikler olur (öte yandan 40 yaşında bir oyun kurucu, 65 yaşında bir baş antrenör ve 76 yaşında bir başkandan bahsediyoruz, elbet değişiklik olacak yani)

Bölüm II – Ödüller

Bu hafta play-off yolunda kendi ayağına sıkan, başarısızlığı tarihe geçen vs. takımlara şahit olmuşken “Sabri Bey” ödülünün yetersiz kalacağına kani oldum. Sabri Bey bir anlık “ya tutarsa” denemesinde bulunmuştu ama uçma denemesinde bir masumiyet, bir saflık vardı. Bu hafta yapılanlar için kariyeri boyunca muhtelif ve ısrarcı saçmalıklara imza atmış bir televizyon kişiliği düşündüm ve aklıma Mehmet Ali Erbil geldi. Önerilere açığım ama şimdilik, sezon sonunda yapılan büyük aptallıklar için 1. Geleneksel Mehmet Ali Erbil ödüllerini takdim ediyorum:

Sevgili Baltimore Ravens. Maçlar başlamadan önce AFC Konferansında play-off’lara katılması en muhtemel takım sendin. Kendi evinde, ununu elemiş eleğini asmış Bengals karşısında kazandığı takdirde diğer takımların aldığı skorlar seni etkilemiyordu. Peki sen ne yaptın? Bütün sene boyunca sadece 11 pası elinden kaçırmışken ilk yarıda tam 5 pası elinden kaçırdın! 3. hak oyunlarının birinde bile 10 yardayı tamamlayamadın! Chris Moore’un mucizevi kontra touchdown’u olmasa ilk yarıyı 3 sayıyla kapayacaktın. En son bu kaçırdığın basit yardalarla yetinmeyip, topla jonglörlük yaparak pas kaptırdın ve touchdown yedin! Buna rağmen şansın hâlâ sürüyordu ama Bengals’a 4. ve 12’de touchdown verdin! Şu touchdown normal sezonda verilmez, hadi son maçta veresin tuttu, 53 saniye kala verilmez yahu konsantrasyonunuz nerede sizin? 26 numaralı Maurice Canady, o nasıl bir çelme girişimi yahu? Ayrıca kimi tutuyorsun orada, sevimli hayalet Casper’ı mı?

Sevgili Buffalo Bills. Aaa, evet, play-off’lara kaldınız burada ne işiniz var değil mi? Var efendim! 22-3 öne geçmişsiniz, rakibin hiçbir iddiası yok, yani o kadar yok ki oyun kurucu mevkiinde en benim diyen NFL takipçisinin dahi ismini bilmediği David Fales var -ki ben hâlâ daha kendisinin NFL Madden 17’de yaratıldığını düşünüyorum, bu sima net bir şekilde yapay zeka tasarımı- maçın bitimine 6 dakika kala touchdown veriyorsunuz, sonra bir tane daha veriyorsunuz ve Dolphins onsayt başlama vuruşu deneyim topu alıyor! Hem de rakibin en iyi iki oyuncusu kavga çıkarmak suretiyle maçtan atılıp erkenden tatile çıkmayı tercih etmişken! Yahu kuzum istemiyorsanız play-off’lara gitmeyi niye bu kadar uğraştınız ki? Çıksaydınız maça Nathan Peterman’la, kaptırsaydı 5 tane pas değil mi? 17 yıldır gidemediğiniz play-off’lar bu, Amerikan sporlarının en uzun play-off orucu, biraz riske atmaktan zarar gelmez mi dediniz?

Neyse, en azından şu harika anları bize izlettiğiniz için sizi affedebilirim. Ama ya Browns. Ah sevgili Cleveland Browns. Ben Roethlisbergersiz, Le’Veon Bellsiz, Antonio Brownsız bir Pittsburgh Steelers bulmuşsunuz. Artık muhakkak kazanmak zorundasınız bu maçı, yoksa Detroit Lions’la birlikte NFL tarihinin en rezil takımı olacaksınız 0 galibiyetle. Daha ilk akında touchdown veriyorsunuz. Darius Heyward-Bey nasıl geçer şu 4 adamın arasından yahu, aynı anda hepinizin koluna kramp mı girdi?

Ama yetmiyor tabii, gene de maçı alacak konuma gelmişken önce son çeyrekte bir top düşürme Duke Johnson’dan, sonra da Kizer’dan bir pas kaptırma geliyor. Fakat son dakikalarda hâlâ daha tarihe geçmeme fırsatı var, Steelers’ın sahasında 27 yarda çizgisine kadar gelinmiş! O hâlde Corey Coleman hayatında kendisine atılmış en kolay paslardan birini elinden kaçırmalı, hem de Kizer mucizevi bir şekilde yere çalınmaktan kurtulmuşken. Ama bence seneye -1 galibiyet yapabilirsiniz bu gidişle sevgili Browns, hükmen yenilgi, puan silinmesi falan, denemeye değer, neden olmasın? (Sene başında 0 galibiyet almanıza yüklü bahis oynadıysanız söyleyin çekinmeyin.)

Haftanın Hareketleri

Pas oyunları: Kenny Golladay (Lions), Chester Rogers (Colts), Jarvis Landry (Dolphins), David Fales (Dolphins – kendisinin ismini bir daha ne zaman duyarız bilmem, o yüzden burada yerini alsın), Derek Carr (Raiders), Drew Stanton (Cardinals), Doug Baldwin (Seahawks), Patrick Mahomes (Chiefs – bu fizik ve denge bile tek başına çok olumlu bir gösterge), Jordan Taylor (Broncos), Alvin Kamara (Saints), Chris Godwin (Buccaneers)

Kazanan: Çok etkileyici pas oyunlarının olmadığı bir haftada insanın içini ısıtan, samimi bir kandırmacalı 2-puan denemesi. Belki de Lions’ın baş antrenörü kovulduğu için duygusal davranıyorumdur.

Koşu oyunları: Bu haftanın en iyi kategorisi buydu kesinlikle. Marlon Mack (Colts), JuJu Smith-Schuster (Steelers), Wayne Gallman (Giants – vücut çalımı üstüne vücut çalımı), Marcus Mariota (Titans), Chris Moore (Ravens), Tyler Lockett (Seahawks), Alvin Kamara (Saints)

Kazanan: Birbirinden güzel kontraların yaşandığı bu haftada sivrilen hareket, takımının touchdown’a en ihtiyacı olduğu anda, dezavantajlı bir saha pozisyonunda aldırmadan rakibe sol gösterip sağa dönen ve çelmelerden kıvraklıkla sıyrılan Ravenslı Alex Collins’e ait.

Savunma oyunları: Darius Slay (Lions), Anthony Johnson (Colts – #97 oyuncu hayatımda gördüğüm en ilginç ve efektif perdelemelerden birini yapıyor), Preston Smith (Redskins)

Kazanan: Josh Robinson (Buccaneers). Hem pozisyon takibi, hem pes etmemesi, hem de topu rakibinin elinden sökerkenki hışmı muazzam.

Haftanın Sabri Beyleri

Sevgili Trevor Davis ve Donatello Brown. Nereye bakıyorsunuz arkadaşlar da toptan bu kadar bağımsız bir top kaybı yapabiliyorsunuz?

https://www.youtube.com/watch?v=epqnNrBSQmo

Sevgili Vikings özel timi. Yahu degajı yapan sizsiniz, kardeş bir kişi de bakmadı mı havadaki top nerede diye, topa vuran söylemedi mi “ben bu yöne dikeceğim” demedi mi nasıl bütün takım komple bu feyki yer yahu?

Sevgili Jaydon Mickens. Git Marcus Smart’tan, Manu Ginobili’den falan ders al ben hayatımda bu kadar kötü bir kendini yere atma denemesi görmedim yahu. Degajı toplayacağına ucuz numaralar peşinde niye koşuyorsun, sanki çok büyük bir yarda avantajı mı kazanacaksın bu neyin hesabı?

Sevgili Marcus Mariota ve Derrick Henry. Siz play-off takımısınız, n’apıyorsunuz burada yahu? Marcus sende hipermetrop falan mı var?

Sevgili Tyler Bray. Üçüncü oyun kurucusun, sezonun son maçında da olsa bir şekilde forma şansı bulmuşsun. Yapacağın hareket bu mudur? Haydi çık dışarı şimdi Patrick Mahomes izle biraz daha.

Sevgili Gene Steratore. NFL’in en karizmatik, en güvenilir hakemlerinden birisin. Senin yönettiğin maçta yumruk yumruğa kavga çıkıyor, bu iki oyuncuyu nasıl maçtan atmazsın yahu? En şahane boks filmlerinden daha gerçek yumruklar bunlar, öyle “tutmayın beni” kavgası da değil bu. N’apacaktı daha bu oyuncular?

Bölüm III – Tahmin/Analizler

Normal sezonu gayet kötü bir tahmin isabet yüzdesiyle kapattıktan sonra (110-133-9) play-off’lar için analiz metodumu değiştirmeye karar verdim. Bir borsa deneyinde kediye geçilen bir grup öğrenci ve analisti şimdi daha iyi anlıyorum. Öte yandan bu sene son dakikada kazananın değiştiği, ya da belirlenen handikapa 3 sayı kadar yakın biten tam 46 maç oldu ve bunların yalnızca 16’sında doğru tarafı seçtim (%34.8). Gerek bitmek bilmeyen Raiders – Chiefs maçı olsun, gerek şu saçma touchdown’la biten Titans – Texans maçı olsun yanlış tarafta yer almayı başardım. Neyse, o yüzden seneye kadar artık ağırlığı analize veriyorum. Önce maçın favorisinin neden favori olduğunu, sonra da favori olmayanın maçı nasıl kazanabileceğini irdeleyeceğim.

Kansas City Chiefs – Tennessee Titans: Kansas City temsilcisi, sezonun son maçında QB Alex Smith, WR Tyreek Hill ve de TE Travis Kelce süre almadığı, koşucu Kareem Hunt da sadece bir kez top taşıdığı hâlde (gerçi onda da 35 yardalık bir touchdown yaptı) Denver Broncos’u 27-23’lük skorla geçmeyi başarmıştı. Çaylak QB Patrick Mahomes’un performansı Chiefs’in geleceği için harika bir işaret orası kesin, lâkin daha kısa vadede mühim olan Chiefs’in hücum planının yedek oyuncularla dahi işlemesi ve her ne kadar rakip Denver olsa da savunmasının etkileyici bir oyun ortaya koymasıydı: Denver QB’si Paxton Lynch 5 defa yere çalındı, 2 pas kaptırdı; Broncos 26 koşu denemesinde sadece 96 yarda gidebildi, Chiefs savunması düşürülen top kontrasıyla (fumble return) touchdown yaptı. Ciddi bir ofansif çöküşten sonra, baş antrenör Andy Reid’in hücum oyunlarından elini ayağını çekip bunu koordinatör Matt Nagy’ye devretmesiyle birlikte 28.6 sayılık bir ortalama tutturdular.

Peki Tennessee Titans, Chiefs’e özellikle eşleşme avantajı sunuyor mu? Sorunun cevabı evet. Pas savunması ortalamadan daha zayıf olan Titans, derin paslara karşı epey etkili olsa da kısa paslarda ligin en kötü takımı DVOA’ya göre. Garanti pas (checkdown) hücumunu en etkili oynayan oyun kuruculardan birisi Smith. Ayrıca Titans iç açıkları savunmada 24., pas oyunundaki koşucuları savunmada ise gene sonuncu sırada. Etkili koşu savunmaları Hunt’ı yavaşlatsa bile, Chiefs’in cephaneliğinde Hunt’ın pas yakalayacağı bol miktarda oyun mevcut, ve Kelce de epey etkili bir hücum silahı. Chiefs’i durdurmak için her şeyi iyi yapan ve atletik bir savunmaya ihtiyacınız var (yahut Chiefs’in bir play-off klasiği olarak içe patlamasına) ve Titans bu takım değil savunma anlamında. Bu sene vasatın az üzerinde hiçbir hücuma karşı galibiyet alamamış Titans’ın –yendikleri en iyi hücum takımı, DVOA’ya göre 14. sırada yer alan Seahawks’tı- bu trendi play-off’larda tersine çevirmesi epey zor gözüküyor. Hele ki yıldız iki koşucusundan biri olan DeMarco Murray sakatlığı sebebiyle oynayamazken.

Titans nasıl kazanır? Soruyu “Andy Reid nasıl kaybeder?” diye sormak daha mantıklı aslında. Bu sene Titans takımının en başarılı olduğu şeylerden birisi maçların temposunu düşürmek.  Marcus Mariota’nın bayramda şeker dağıtır gibi pas kaptırdığı Steelers maçı ve de Deshaun Watson’ın fenafillaha ulaştığı Texans maçı haricinde rakiplerinden ciddi miktarda sayı yedikleri maçları yok. Tabii bunda hücum anlamında çok yetenekli bir takım tarafından imtihan edilmemiş olmaları da etken, ama mesela 16. haftada Rams’e 27-23 gibi bir skorla mağlup oldular. Titans için galibiyete giden yol, Chiefs hücumunu mümkün mertebe düşük sayıda tutmak ve onları risk almaya zorlamaktan geçiyor. Liberoları (safety) Kevin Byard, bu sezon tam 8 pas kaptı ama bunların üçü Blake Bortles’dan, ikisi Deshone Kizer’dan geldiği için etkileyiciliği azalıyor. Gene de takım arkadaşı Logan Ryan’ın deyimiyle play-off’lara Byard sayesinde katıldılar, kendisi top kaybettirme makinesi gibi işleyebiliyor. Fakat bu taktiğin çalışması için Alex Smith gibi temkinli oynamayı seven bir oyun kurucunun risk almaya zorlanması lâzım. Bunun için gerekli niteliklerden biri olan pas baskısına biraz sahip Titans, bu alanda DVOA’ya göre lig 12.siydiler bu sene. Her ne kadar Murray’nin yokluğu yükün çoğunu Derrick Henry’nin sırtına bindirecek olsa da, ligin en kötü koşu savunmasına karşı oynuyor olmaları işlerini biraz daha kolay yapacak. Koşu oyununun etkili olması, QB Marcus Mariota’nın da kandırmacalı pas oyunlarını (play-action pass) kullanabilmesi anlamına gelecektir. Rakiplerinin zayıflığı yüzünden aldatıcı bir istatistik olsa da, koşu savunmasında rakibe verilen yarda açısından lig 4.sü bir savunma da çaylak Kareem Hunt’u durdurma potansiyeline sahip. Eğer bu senaryolar kısmen de olsa gerçekleşir ve maç son çeyreğe yakın skorla girerse Titans’ın maçı kazanmak için ciddi bir şansı olabilir. Fakat Kansas City erken öne geçer ve farkı açarsa Tennessee ekibinin pek bir şansı olacağını sanmıyorum.

Tahmin: Chiefs 8.5 sayıyla favori ve bu sayı oldukça fazla. Chiefs çok yüksek ihtimalle kazanacaktır, fakat handikapı kapatabileceğinden emin değilim. Seçmek zorunda kalsam Chiefs -8.5 seçerdim ama gene de, zira Titans’a güveneceğime Tyreek Hill’e ve Travis Kelce’ye güvenirim.

Los Angeles Rams – Atlanta Falcons: Sezonun tartışmasız en iyi baş antrenörü, sezonun en değerli oyuncusu adaylarından birisi (Todd Gurley), sezonun en değerli savunma oyuncusu adaylarından birisi (Aaron Donald) ve de ligin en saygıdeğer savunma koordinatörlerinden birisi (Wade Phillips) aynı takımdayken Rams neden favori sorusunu sormak abesle iştigal oluyor biraz. Ki bu sene neredeyse hiç önemli rol oynamamış, fakat doğru anı bekliyor gibi bir his uyandıran Tavon Austin gibi pahalı bir silaha da sahipler. Rakipleri Falcons’ın savunma ve hücumda önemli oyuncularının hemen hepsinin (Julio Jones, Alex Mack, Devonta Freeman, Adrian Clayborn) hafif sakatlıkları mevcut. Ve sanırım daha önce de demiştim ama, Todd Gurley! Maç başına 139.5 yarda katıyor takımının hücumuna tek başına. Falcons gerek dış açıklara, gerekse koşuculara atılan pasları savunma konusunda lig ortalamasına dahi ulaşamayan bir takım. (Buraya geri döneceğiz daha sonra.) Robert Woods, Cooper Kupp, Sammy Watkins gibi gayet yetenekli bir dış açık timi olan Rams için bu gayet iyi bir haber. Rakipleri Falcons’ın bütün sene boyunca kağıt üzerindeki hücum etkinliğini sahaya dökme konusundaki sıkıntıları da süregeldi. Ligin 3. haftasından bu yana, Tampa Bay ve Seattle hariç hiçbir takım karşısında 30 sayı barajını aşamadılar. Rams ise sezon boyunca üç maç hariç (geçen hafta aslarını dinlendirdikleri San Francisco 49ers maçını saymıyorum) o barajla sürekli flört etti yahut rahat aştı. Rams’in pas baskısı, bu sene geçen seneki performansını mumla arayan ve kariyer normallerine dönmüş gibi duran QB Matt Ryan’a da epey zor anlar yaşatacaktır. Gayet çeşitli silahlara sahip bir hücum, etkileyici bir pas savunması ve yetkin bir koç ekibine sahip olan Rams’in kendi evinde Falcons’ı geçmesi gerekir.

Falcons nasıl kazanır? En azından şunu söyleyebiliriz, işleri Titans’dan çok daha kolay. Önceki paragrafta “buraya geri döneceğiz” dememin sebebi şu: Savunmaları ligin ikinci yarısında çok ciddi bir iyileşme gösterdi, ve ilk 9 haftada DVOA’ya göre 29. sıradayken son 8 haftada 11. oldu. Bu da defanslarını hafifsenir bir hâle sokuyor. Deion Jones olsun, Clayborn olsun epey etkileyici savunma oyunlarına imza atmaktalar. Ayrıca Los Angeles ekibinin bir tek kusuru varsa o da zayıf koşu savunmaları diyebiliriz, özellikle de rakibin 3. hakkında az yarda gitmesi gerekiyorsa, yahut tehlikeli bölgedeyse zaafları ortaya çıkmakta. Eğer Devonta Freeman sağlıklıysa, yarın istatistik açısından çok güzel bir gün geçirebilir. Hele ona diğer koşucu Tevon Coleman da katkı verirse Rams savunması hiç beklemediği kadar zorlanmaya başlayabilir. Rams savunmasının tüm etkileyiciliğine rağmen yıldız dış açıklara (DeAndre Hopkins, Adam Thielen) bol miktarda yarda verdiği maçlar oldu bu sene ve Julio Jones da fiziği ve yeteneği ile sorun yaratabilecek bir oyuncu.

Her ne kadar klişe de olsa işin anahtarı biraz şurada yatıyor: Eğer Falcons bütün sene kaybetmiş gibi durduğu hücum ateşini play-off’larda yakmayı başarırsa sürpriz bir galibiyete imza atabilir. Bu hâlleriyle bile Freeman-Coleman ikilisinin 100+ yarda toplayacağı bir oyun, Rams’in işini zorlaştırabilir. Neticede Falcons’ın toplam play-off tecrübesi, Rams’den ziyadesiyle fazla.

Tahmin: Rams bu maçı alacaksa eğer 5.5 sayılık handikapı da geçerek alacaktır. Falcons’ın sakatlık durumu ciddi bir soru işareti, ve her ne kadar sezonu 9 galibiyetle kapatmış olsalar da hücumları bütün sezon vasat bir performans sergiledi beklentilere göre. Ya Rams büyük bir çöküş yaşar ve Falcons 22-15 gibi bir skorla alır, ya da Rams 35’leri görür diye düşünmekteyim. O yüzden Rams -5.5 gayet makul bir tahmin.

Jacksonville Jaguars – Buffalo Bills: Buffalo Bills’e taze Mehmet Ali Erbil ödülü vermişken ayrıca Jaguars’ın neden favori olduğunu açıklamaya gerek yok demek isterdim ama mevzubahis takımın oyun kurucusu Bortles olunca işler değişiyor tabii. Jaguars neden favori sorusunun cevabı kağıt üzerinde çok kolay: İnanılmaz bir pas savunmaları var, rakiplerini tam 8 maçta 10 sayı altında tuttular; Leonard Fournette harika bir çaylak performansı gösterdi RB mevkiinde ve ofansı yeterince taşıdı, ona Chris Ivory ve T. J. Yeldon da destek oldu. Buffalo Bills, sezonun başlarında aldığı birkaç galibiyetin ve yeterince eleştirdiğim garip puan eşitliği düzenlemesinin yüzü suyu hürmetine ve play-off’larda, en iyi oyuncularından LeSean McCoy sakat sakat oynayacak, ve 9. haftadan beri hücumlarında çöküş yaşarken yakaladıkları Chiefs haricinde etkileyici tek bir galibiyetleri yok. Ayrıca psikolojik açıdan yaklaşacak olursak, Play-off’lara kalmaya şampiyon olmuş gibi sevinen bir takımın ve şehrin çıtasının çok yüksek olduğunu söyleyemeyiz. Fakat tüm bunlara rağmen, hatta Jaguars 8.5 sayıyla favori olmasına rağmen içim rahat bir şekilde Jaguars kazanır diyemiyorum, çünkü Bortles.

Bills nasıl kazanır? Psikolojik test gibi bir maç; Jaguars neden kazanırları düşünürken aklıma bir kaç kurt düşüyor, sonra Bills neden kazanırları düşünüyorum, ters yönden kurtlar saldırıyor. Ama Bills kazanamasa bile maçı çekişmeli bir hâle getirmesi için yeterince sebep var. Öncelikle Jaguars’ın bu sene hareketli oyun kuruculara karşı nasıl bir sınav verdiğine bakalım: 2. haftada Mariota’lı Tennessee’ye 37-16 mağlubiyet, 14. haftada Russell Wilson’lı Seahawks’tan 24 sayı yeme. Tyrod Taylor, koşu savunması zaten zayıf Jaguars’a karşı epey güzel bir eşleşme bulmuş gibi duruyor. Buffalo’nun kazandığı maçlardaki en önemli faktörlerden birisi savunmasının rakibi zorladığı top kayıpları olmuştu sezon boyunca. Bills bu sene sadece 4 maçı rakibe top kaybettiremeden geçti, ve her ne kadar sene başındaki absürt sayılara sezonun ikinci yarısında ulaşamasalar da bu özelliklerini sürdürüyorlar. Ligin top kaybetmeye en meyilli oyun kurucularından biri olan Bortles’a karşı sene başındaki istatistiklerini tekrar görme ihtimali hiç de az değil Buffalo temsilcisinin. Gene de Bills’in maçı kazanacak hâle gelmesi için McCoy’un epey verimli oynaması şart. Sakatlığının ilk anda korktuğu kadar kötü olmadığını söylemişti ama kimse “sakat sakat oynayacağım” demez zaten. Öte yandan Kevin De Bruyne’nin daha yeni Crystal Palace maçında sedyeyle oyunu terk etmesine sebep olan sakatlıktan 3 gün sonra futbol oynadığını düşününce de “neden olmasın?” diyor insan. Buffalo’nun dış açık timi biraz daha yetenekli olsa bir sürpriz ihtimalini çok ciddi düşünmek gerekirdi, ama şu koşullarda dahi az da olsa umut var.

Tahmin: Bütün faktörleri bir arada değerlendirince Jaguars’ın turu atlaması daha makul, fakat 8.5 sayıdan fazla farka ulaşamamaları için birçok sebep düşünebiliyorum. O yüzden Bills +8.5.

New Orleans Saints – Carolina Panthers: Ligin ilk iki haftasını ve son haftadaki manasız Tampa Bay maçını saymazsak sadece iki yenilgi almış, ve bunu yaparken de ortalama 29.6 sayı atmış bir takım Saints. Sezonun en flaş çaylaklarından Alvin Kamara mükemmel ötesi bir oyun oynuyor hem koşu, hem pas tehdidi olarak. O yetmezmiş gibi ayrıca Mark Ingram var. Sırf bu ikilinin engel tanımayan koşuları olsa Saints’in silahı gene bir derece ama Michael Thomas gibi “tehlike anında camı kırınız” fonksiyonu gören bir dış açıkları da var. Eh, zaten kıdemli oyun kurucu Drew Brees önderliğinde iyi bir hücum performansı her gösteriyordu Saints ama bu sene pas savunmalarını da toparladılar. Cam Newton gününde değilse dış açıkların hiç parlak performanslar sergileyemediği bir Panthers takımını tek çare olarak koşu oyununa sevk edecek olan Saints, rakibini epey tahmin edilir duruma getirebilir ki bu da Newton üzerinde ekstra baskı yaratan bir negatif feedback mekanizması anlamına gelecektir. Panthers’ın bir diğer zayıf noktası da hücum koruma hattı, ve de bu gayet etkili bir pas baskısı uygulayabilen Saints için gayet iyi bir haber. Saints’in en büyük zaaflarından biri olan koşu savunmasından istifade edecek 1.5 oyuncusu var Panthers’ın ve bunlardan biri zaten oyun kurucuları. Bu açılardan bakınca, hele ki Panthers’ın sezonun son maçındaki rezil performansını akılda tutunca Saints’in bu maçı kazanması çok normal hâle geliyor.

Panthers nasıl kazanır? Cam Newton çok iyi gününde olursa, gayet iyi olan Panthers savunması Saints hücumuna 60 dakika boyunca dayanabilirse –bunun da çaresi Panthers’ın hücumda topa çok sahip olup savunmasının diri kalmasını sağlamak olacaktır- ilginç bir skor görebiliriz tabelada. Tabii Panthers’dan bağımsız bir trendin de tutması yardımcı olacaktır: Saints son 4 maçta sadece 359 koşu yardası gidebildi ve bu dönemde lig 30.su oldu bu kategoride. Eğer koşu oyunundaki bu yavaşlama geçici değilse, Saints’in tabelaya yüksek skor yazma yetisi epey baltalanacaktır. Düşük skorlu geçecek bir karşılaşma, bu konuda Saints kadar becerikli olmayan Panthers’ın işine gelir. Zira Panthers’ın oyun planının büyük bir parçası, maçın temposunu düşürerek/zaman öldürerek Newton, Jonathan Stewart ve de Christian McCaffrey üzerinden hücum etmek olmalı. McCaffrey demişken, Saints pas savunmasının en zayıf yanı -gerçi en zayıf yanı bile lig ortalamasının üzerinde ama- da pas yakalayan koşucular. McCaffrey’nin bir dezavantajı rotalarının tahmin edilebilir olması, fakat gününde olursa buradan da ekstra bir katkı gelebilir. Evet, çok fazla bilinmeyenin Panthers lehine gelişmesi lâzım ve her şeyden önce Newton’ın üstün bir performans sergilemesi gerekli fakat Panthers galibiyeti çok da imkânsız değil.

Tahmin: Saints bu sene Panthers’ı iki defa yendi şimdiden. NFL tarihi boyunca bu durumda olan takımların üçüncü maçını da ilk iki maçı alan takım kazanıyor çoğunlukla (11-5). Panthers’ın yarışmacı bir skora ulaşabilmesi için bile çok fazla şeyin yolunda gitmesi gerekiyor. Panthers lehine gelişecek çok sayıda bilinmeyen yerine Saints lehine gelişecek tek bilinmeyene, koşu oyununun baskın bir performans göstermesine güvenmek çok daha mantıklı. Saints -6.5.

İlginizi çekebilecek diğer içerikler

Kazanmak

Kazanmak

11 ay önce
Dönemler Üstü

Dönemler Üstü

11 ay önce