Socrates Web Beta v1.0
 
Futbol Basketbol Tenis Bisiklet Diğer Sporlar

Diğer SporlarNFL Rehberi: Yaşayan Ölülerin Haftası

Geride kalan haftanın notları, öne çıkan anlar, takımlar ve bu haftanın rehberi... Hepsi ve daha fazlası NFL Rehberi'nde...
Burak Tekin3 ay önce

Geçen haftaki yazımda üçüncü haftanın nasıl sürprizlere gebe olabileceğinden bahsetmiştim. Hem iyi hem de kötü performans gösteren takımlara dair sezon öncesi beklentiler bir kenara konup iki haftalık görüntünün abartılmasından ötürü şok sonuçlar alınabiliyor bu dönemlerde, fakat bu kadarını herkes gibi ben de beklemiyordum açıkçası. Haftaya damgasını vuran en büyük konu olan bu sürpriz sonuçları alan zombi takımları değerlendirerek yazıya başlayayım.

Tennessee Titans

Aslında Titans’ı bu kategoriye sokmak belki de haksızlık zira sezon öncesinde sekiz galibiyet almaları bekleniyordu. Fakat üçüncü haftaya gelinirken oynadıkları futbol izleyenleri pek tatmin etmemişti ve QB Marcus Mariota’nın sakatlık durumu takımın Blaine Gabbert’a emanet olması anlamına gelmekteydi. Eh, rakipleri Jacksonville Jaguars, New England Patriots karşısında daha yeni şımartıcı bir galibiyete imza atmıştı ve Titans’ı kendi evine konuk edecekti; bu da 9,5 sayıyla favori gösterilmelerine sebep olmuştu. Titans da bahis şirketlerini şaşırtmadı aslında ve maçta dokuz sayı bulabildi sadece. Tüm bunlara rağmen Jaguars’ı altı sayıda tutup maçı kazanmayı başardı! Hem de bunu gerçek anlamda zombimsi bir QB ile başardı; zira Mariota sakat olduğu için maça Gabbert başladı ama maçın ilk çeyreğinde Gabbert sakatlanınca tekrar Mariota oyuna girdi (ya da ikiz kardeşi var kendisinin zira sakat sakat insan yiyen Jaguars ön yedilisinin karşısına aklı olan kimse çıkmaz.) Titans’ın savunması da öyle ahım şahım değil, DVOA’ya göre 18. sıradalar ligde. Fakat Jaguars QB’si Blake Bortles’a darbe vurmayı başardılar ve de Patriots’a görece daha hızlı bir savunma oldukları için Bortles’ın topla birlikte koşmasına da izin vermediler. Yine de geri geldiler diyebilir miyiz? Henüz zor.

Detroit Lions

Lions’ın running back’leri (RB-koşucu) tam beş yıldır derin bir uykudaydı, zira geçen hafta da değindiğim üzere bu süre zarfında bir tanesi bile 100+ yardalık bir koşu performansı gösterememişti. Reggie Bush’un Lions formasıyla en son bu şerefe nail olduğu 28 Kasım 2013 tarihli gazetelerin sürmanşetinde Drogbalı, Umut Bulutlu Galatasaray’ın Real Madrid’le yaptığı maç yer almaktaydı. İşte o koşu hattını çaylak Kerryon Johnson diriltti delikli İsviçre peyniri kıvamındaki Patriots savunma hattı karşısında. Peki bu performans kalıcı olabilir mi? Johnson, takım arkadaşları RB Theo Riddick ve LeGarrette Blount’ın aksine pas yakalama konusunda da mahir bir koşucu, Lions bundan istifade etmeye devam edebilir. Ama belki de hemen her sene başında olduğu gibi Patriots’ı çok kötü bir gününde yakaladılar, belki de Patriots koçu Bill Belichick eski yardımcısı Matt Patricia’ya kıyak geçmek istedi. Patriots’ın hücum anlamında yaşadığı sığlık da bu galibiyette etkili oldu zira Lions, TE Rob Gronkowski’yi iki kişiyle tutabildi ve koşu oyunlarına karşı hep hazırlardı. Titans gibi, Lions hücumuna da övgü dolu sözler söylemek için henüz erken.

Buffalo Bills

Şimdiye kadarki iki takıma da tam olarak zombi demek biraz güçtü, daha çok yeni ısırılmış film kahramanları gibilerdi. Fakat Bills abartısız bir biçimde mezarından kalktı, şampiyonluk favorilerinden Minnesota Vikings deplasmanına gitti, 16.5 sayı farkla underdog olduğu karşılaşmada rakibini eze eze, 27-6 gibi net bir skorla mağlup etti. Haftanın en şaşırtıcı galibiyetinde Vikings’in muhtemelen Perşembe günkü Rams maçına konsantre olması ve de Bills’i hafife alması etkendi (hiç Türk teknik direktör açıklaması dinlemediniz mi?) ama bu Bills’in doğru yaptığı şeyleri hafifsemek anlamına gelmemeli. Öncelikle blitz savunma paketlerine karşı tamamen çaresiz kaldı Vikings ve QB Kirk Cousins. Tecrübeli oyuncu Terry Hughes, bir yere çalma (sack), iki QB darbesi (QB hit), bir forced fumble (top kaybına zorlama) ile tamamladı geceyi. Bu savunma üstünlüğünün neticesinde gelen seri top kayıpları da Bills’in hücuma hep avantajlı bir konumdan başlaması anlamına geldi. Çaylak oyun kurucu Josh Allen’ın da atletik performansını unutmamalı. Bills için iki soru var: Birincisi, yetenek olarak kısıtlı hücumlarını Allen’a göre dizayn edebilecekler mi? İkincisi, savunmaları bu düzeyde oynamaya devam edebilecek mi yoksa bu istisnai bir performans mıydı? Tabii şans da her zaman yanlarında olmayacak nitekim Vikings karşısında üç defa top kaybedip üçünde de geri almayı başardılar (fumble recovery).

Cleveland Browns

Ve işte geride bıraktığımız haftanın gerçek yıldızı: Baker Mayfield (temsilî).


Şunu unutmamak lâzım, çaylak oyun kurucu Mayfield’in performansı değerinin oldukça üstünde görülmekte. Çünkü son 36 maçında sadece bir galibiyet almış, en ağdalı yazarın tarif etmekte zorlanacağı durumlarda galibiyetlerin eşiğinden dönmüş bir takım hezimete uğrama yolunda emin adımlarla ilerliyorken hangi oyun kurucu oyuna girip takımını galibiyete uzandırsa efsane olur. Sakatlanarak sahadan çıkmak zorunda kalan Tyrod Taylor’a göre artıları yok değildi, özellikle Taylor’ın aksine sahanın ortasına da isabetli pas verebilmesi ve sadece çizgiye yakın koşulara mahkum kalmaması önemli bir fark mesela. Fakat zaten maça dört gün hazırlanma vakti bulmuş Jets’in muhtemelen Mayfield’ı hiç izlememiş olması, hele ikinci yarı savunmalarında Mayfield’ın iyi yaptığı işlere hiç önlem almamaları Mayfield övgülerinde biraz durulmamız gerektiği anlamına gelmekte zannımca. Evet, Taylor’ın ilk yarıda denediği bir iki çok kötü pas vardı, ama 4/14’lük isabet oranında önündeki savunma hattının pas baskısına tamamen boyun eğmiş olması da pay sahibiydi. O yüzden Mayfield’ın, örneğin bu yaz Browns kadrosuna katılmış olan WR (wide receiver-dış açık) Jarvis Landry ile oyun tarzı olarak daha iyi uyuşuyor olması gibi olumlu faktörleri not alırken, Jets’in genel kalibresini ve bu maça dair özel koşulları da akıldan çıkarmamalı.

SABİT SORU 1: NFL bu hafta bir çuval inciri berbat etmek için ne yaptı?

Green Bay Packers’ın outside linebacker’ı (OLB-dış hatarkası) Clay Matthews bulduğu ilk yaşam aktüel programına çıkıp gözyaşları içinden ligden dert yansa yeridir. Zira dokuz yıllık kariyeri boyunca sadece dört defa, 2013’ten beri sıfır adet roughing the passer (pas veren oyuncuya gereksiz sertlik) penaltısı yemiş olan Matthews, sezona üç penaltıyla başladı. Hele geçen haftaki gayet nizami gözüken şarjı da sarı bayrağı yiyince internet parodi videolarıyla doldu taştı. NFL, ligin en değerli sporcuları olan oyun kurucuları koruma ve kollama adına “QB’yi yere çalarken vücudunun ağırlığını oyuncunun üzerinden çekmeyen” (havada mı dursun bu savunmacılar?) oyuncuları cezalandırmakta kararlı, fakat şimdiye kadar öğrendiklerini unutup yeni teknikler geliştirmeye çalışan savunmacıların işi oldukça zor olacak. Nitekim sırf bu cezayı yememek için bacaklarını saçma bir şekle sokan Miami Dolphins savunmacısı William Hayes diz bağlarını kopartıp sezonu kapadı. Kaş yaparken göz çıkarmak diye buna denir gerçekten.

SABİT SORU 2: Güzel şeyler de oldu mu?

Evet, oldu. Colin Kaepernick ile birlikte siyah Amerikalı vatandaşların gördüğü orantısız şiddeti ve ırkçı muameleyi protesto etmek için diz çöken libero (safety) Eric Reid, mevkiinin en iyi oyuncularından biri olmasına rağmen bir senedir hiçbir takımda forma şansı bulamamıştı. Bu döngüyü nihayet Carolina Panthers bozdu ve kendisiyle sözleşme imzaladı. Hatta imzalamakla kalmadı, bunu bu politik fotoğrafla duyurdu. Kaepernick ve de Reid’in yeni takım arkadaşı WR Torrey Smith de bu hamleyi beğendiklerini deklare ettiler.

HAFTANIN EN’LERİ

En hızlı koşucu & en beklenmedik yarda kazanımı: Albert Wilson (Dolphins). Miami temsilcisinin bu hafta birden fazla kullandığı ve muvaffak olduğu sweep (koşucunun topu teslim alıp savunma hattına paralel koştuğu hücumlar) setlerinin birinde Wilson ve takım arkadaşı WR Jakeem Grant tozu o kadar dumana katıyorlar ki birbirlerine dönüp “çak bir beşlik!” yapacak kadar vakitleri oluyor!

En hızlı yere çalma: J.J. Watt (Texans). Kabus gibi bir sezon geçiren Texans’a dair iyi bir haber varsa o da geçen maç Watt’ın eski günlerini hatırlatan bir performans sergilemesiydi. Eli Manning’i tam üç defa yere çalan Watt, 2.07 saniye içinde Manning’e ulaştığı bu yere çalmada ayrıca topu da elinden söküp almayı başarıyor.

Topla en çok mesafe kat eden oyuncu: Xavien Howard (Dolphins). Howard hayatının belki de en kolay interception’ını bu maçta gerçekleştirmiş olabilir. Bu oyunda göze çarpan şey, Oakland Raiders WR’ı Amari Cooper’ın koşusunu yarıda kesmesi ve/veya QB Derek Carr’ın topu hesaplanandan uzağa atması. Gene de bir başka önemli açı da Dolphins’in bu sezon rakipten topu çalmakta beklenenin çok üstünde bir performans sergilemesi. Bunun ne kadar sürdürülür olduğu biraz da kaderlerini belirleyecek.

En pes etmeyen savunmacı: Andrew Sendejo (Vikings). Allen’ın Chris Ivory’ye verdiği ve kendisinin ormanda jogging yaparmışçasına bomboş olduğu bu pozisyon aslında Vikings adına işlerin ne kadar kötü gittiğinin bir diğer göstergesiydi. Gene de bu berbat tasarlanmış savunma setinde Sendejo’nun pes etmeyip Ivory’ye yetişmesi kıymetsiz bir çaba değil.

En mucizevi pas: Andy Dalton -> A.J. Green (Bengals). Bengals’ın her zaman “acaba?” dedirten bir takım olmasında en büyük pay sahibi oyuncu Green herhalde. Bu pası nasıl yakaladığı da açıklanabilir bir şey değil, nitekim hakemler de açıklayamamıştı ki ilk kararları incomplete (geçersiz pas) idi.

NFL’e göre haftanın en iyi 15 oyunu: Video üstte. Çaylak Calvin Ridley (Falcons) kendisine 14. sıradan yer bulmuş ama ben kendisinin maç boyunca tuttuğu pasları izlemenizi tavsiye ederim şahsen. 12. sıradaki Earl Thomas interception’ının daha güzel yanı sonrasında gidip sene başında kendisini takas etmekten vazgeçmiş olan Cowboys kulübesinin önünde kinayeli bir şekilde eğilmesi. Kendisinin sekizinci sırada yer alan ve de bacağıyla inanılmaz bir refleks göstererek gerçekleştirdiği INT’i kesinlikle daha iyiydi ama. Patrick Mahomes zaten videoda iki defa yer alıyor fakat beşinci sırada yer alan pası gerçekten akıl alır gibi değil.

Mansiyon: Tyler Boyd touchdown (Bengals), Kenny Stills touchdown (Dolphins), Justin Evans interception (Buccaneers)

Özel ödül: Hepimizin futbol oynarken şansa attığı ve sonrasında da “ben bilerek vurdum öyle ya” dediği goller olmuştur muhakkak. İşte Browns’un çiçeği burnunda kicker’ı Greg Joseph de Roberto Carlos’un o meşhur golünü hatırlatan bir falso ile ilk field goal’una kavuştu geçen hafta. Tabii iki direk arasında kaleci yokken böyle bir falso vermenin de manası yok ama neyse, çaktırmayalım.

Haftanın en Sabri Bey oyuncusu: İki sebepten ötürü Case Keenum. Birincisi, NFL maçında olduğunu unutup maçtan sonra yapacağı alışveriş listesinde neler olduğunu hatırlamaya çalıştığı ve doğal olarak fumble ile sonuçlanan bu pozisyon. Yok, soğan yoktu listede Case biraderim. İkincisi ise RB’si boşa çıkmışken ve takım arkadaşları iki tane oyuncuyu zar zor bloke ediyorken manasız bir şekilde aralarına atladığı şu pozisyon. Hani bu performanslar tek başına çok bir şey ifade etmiyor belki ama geride bıraktığımız iki haftada 0 touchdown ve 2 interception gibi bir performans ortaya koymuş Keenum bu köşenin misafiri olmak zorundaydı.

HAFTANIN TAHMİNLERİ

(Parantez içindeki sayılar hem seçtiğim handikap, hem de o takımın zannımca maçı kazanma ihtimalini göstermekte. Siz de FiveThirtyEight sitesinde maçlara olasılık atayabilir ve onların modelini yenmeye çalışabilirsiniz.)

(Perşembe) Los Angeles Rams (%55) – Minnesota Vikings (+7): Bir önceki hafta sürpriz mağlubiyet almış güçlü takıma her zaman şüpheyle yaklaşılmalı diye bu tahminlerde bulunmuştum. Nitekim Vikings de maça epey hızlı başladı, yaşadığı sakatlıklar sonrası secondary’si (derin savunması) yaralanmış Rams’i yer yer zorlayabildi de ama yavaş Vikings savunmasının bu sene işi epey zor olacak. Nitekim Jared Goff ve saz arkadaşları gene paslarla coştular bu maçta.

Atlanta Falcons (-4, %53) – Cincinnati Bengals: Haftanın en izlenesi maçlarından biriyle başlıyoruz analize. Neler olacağını en kestiremediğim maçlardan birisi de bu aslında. Falcons ilk hafta Eagles karşısında sergilediği berbat hücum performansından sonra bir yükseliş ivmesi yakalamış durumda, hem tehlikeli bölgede (Red Zone) iki haftadır %100 gibi inanması güç bir başarı oranı tutturmuş durumdalar (iki defa 2-point conversion bile gerçekleştirdiler!) hem de Ridley gibi hızlı ve yetenekli bir çaylağı hücumlarının parçası yapıp o çoklu tehdit yapısına yeniden kavuştular. Kötü haber ise şu: Şu an ligin en kötü savunmalarından birine sahipler, ki sezona ofansif açıdan tekleyerek başlamış New Orleans Saints’i 43 sayı vermek suretiyle uyandırdılar. İşin daha da kötüsü, ilk 15 videosunda da gördüğünüz üzere 39 yaşındaki Drew Brees’e şu touchdown’ı yaptırdılar yani böyle bir şey olamaz.

Kağıt üzerinde Bengals bu maç için daha iddialı olmalı bu yüzden, zira hem savunmaları çok daha iyi, hem de hücumda yabana atılır bir takım değiller zira Green’e sahipler. Ama işte burada da Dalton faktörü gündeme geliyor. Bu sene kendi evinde oynadığı tek maçta 4 touchdown ve 0 interception gibi etkileyici bir istatistik ortaya koyan QB, geçen hafta gene bu seneki performansı vasat olan Carolina Panthers savunmasına tam 4 adet interception hediye etti. Geçen hafta Panthers koşucusu McCaffrey’nin istediği zaman top koşturmuş olmasını da unutmamalı, belki de Bengals savunması o kadar iyi değildir? Nihayet Falcons savunması, Cam Newton ve Drew Brees tarafından test edildikten sonra Andy Dalton karşısında gene yükselişe geçecektir diye tahmin ediyorum ve Falcons’ı galibiyete bir adım daha yakın görüyorum.

Chicago Bears (%51) – Tampa Bay Buccaneers (+3): İşte haftanın bir diğer izlenesi maçı ve gene her an her şey olabilir. Bugüne kadar genellikle dalga malzemesi olmuş Ryan Fitzpatrick, geçen maç 6 dakikalık bir saçmalama seansı yaşayıp bu az zamana çok ve büyük interception’lar sığdırmış olsa bile NFL tarihinde üç maç üst üste 400 yardanın üzerinde pas veren ilk oyun kurucusu olmayı başardı. 35 yaşında tarihe geçen ve böyle paslar atmaya devam eden bu QB’yi tabii ki Bucs teknik heyeti hemen kesemeyecekti ve bu hafta da muhtemelen cezası biten Jameis Winston yerine o başlayacak maça. Peki bu nasıl bir psikolojik etki yaratır, FitzMagic mi görürüz sahada yoksa FitzTragic mi? Bears’in insan yiyen ön yedilisi, Bucs’ı ne kadar zorlar? Bears hücumu adına da sahada cevapsız sorular var, zira oyun kurucuları Trubisky beklentilerin altında kalmaya devam ediyor. Cardinals karşısında gene epey basit pasları veremedi ve de topu alıp koşma tandansı takımın ritmini olumsuz etkilemeye devam ediyor. İlk haftadan sonra şansı öyle ya da böyle yaver giden Bears başka bir kaza yapabilir bu hafta, ama işte Buccaneers’in geçen hafta olduğu gibi yarım çeyrekliğine bile olsa saçmalama lüksü yok, zira Bears defansı kötü pasları affetmiyor.

Dallas Cowboys (%51) – Detroit Lions (+3): Lions’ın Patriots karşısında aldığı sürpriz galibiyeti değerlendirirken, Patriots hücumunun ne kadar tahmin edilebilir olduğuna ve de Lions’un bundan nasıl istifade ettiğine değinmiştim. Ayrıca Patriots’ın offensive line’ının zayıf olmasından ve arka alan savunmasının yavaş kalmasından da dem vurmuştum. İşte bu eleştirilerin hepsi Cowboys için de harfiyen geçerli. Offensive line’larının direği Travis Frederick Guillain-Barre sendromuna tutulduğu için bu sezon oynayıp oynamayacağı şüpheli, bu Cowboys’un güçlü OL kimliğini epey zayıflatmış durumda. Ayrıca Dallas ekibi, ligin dört WR’lı formasyonunu en çok kullanan ikinci ekibi olmasına karşın (hücumlarının %11’i böyle) bu setlerden en düşük başarıyı elde eden takım (sadece %22!) zira WR’ları iyi değil. Ev sahibi olmanın verdiği avantajla maçı elbet kazanabilirler ama bence çok yakın bir maç izleyeceğiz ve de koşu hücumu biraz silkinen Lions sürpriz bir galibiyete imza atabilir.

Green Bay Packers (%60) – Buffalo Bills (+9.5): Bills’i neden abartmamak gerektiğini yukarıda anlatmıştım, ki iki hafta üst üste deplasmanda ligin şampiyonluk adayı takımlarını yenemezler herhalde artık. Packers da Washington Redskins karşısında aldığı şok skoru hak etmiyordu ki şu 4th&2 denemesinde başarılı olsalar farklı bir skordan bahsediyor olabilirdik. Gene de Packers için herşey güllük gülistanlık değil, zira defansları çok kötü; DVOA’ya göre ligin en kötü 4. koşu savunmasına sahipler. Eğer Allen’a ve de –zamanında iyileşirse- McCoy’a koşu fırsatları verirlerse tahmin edilenden çok daha yakın bir maç izleyebiliriz. Ki gene Packers’ın offensive line’ı pas koruması istatistiklerine göre ligin en kötü takımlarından birisi; geçen hafta Vikings’i darmadağın eden Bills ön yedilisinin bu performansını bu hafta da sürdürememesi için kağıt üzerinde bir sebep yok. Bu maç haftanın en izlenmeyesi maçlarından birisi ama ilk yarı skoru itibariyle ekrana yapışmak gerekebilir.

Tennessee Titans – Philadelphia Eagles (-3, %69): Tamam, Wentz sakatlıktan yeni döndü ve paslı biraz, Eagles’ın ön yedilisi geçen seneki performansını aratıyor, offensive line’ları epey sallandı geçen hafta ve Wentz tam 5 defa yere çalındı, fumble’lar, interception’lar geldi… Bunların hepsi tamam. Ama yani Jaguars’a karşı sadece 9 sayı atabilmiş, ilk hafta Dolphins’e maç vermiş, ikinci hafta da berbat bir sezon geçiren Texans’ı zar zor yenmiş Titans’ı bu kadar abartmamak lâzım. QB’lerinin sakatlık durumu ortada, ve de karşılarında zafer sarhoşu bir Jaguars değil eleştirilen ve de kendilerini ispatlamak isteyecek bir Eagles bulacaklar. Ve her ne kadar paslı olsa da, Wentz neden Foles’dan daha iyi bir QB olduğunu maçı kurtaran şu pasla ve şu koşuyla tekrar ispatlamış durumda.

Indianapolis Colts (-1, %61) – Houston Texans: Yazı boyunca şimdiye kadar Texans’ı kaç defa yerdim hatırlamıyorum ama en az iki oldu herhalde. QB’leri Deshaun Watson her geçen hafta biraz daha toparlıyor kendini ama bu offensive line ile başarabilecekleri kısıtlı; zira sene başından beri pas denemelerinin tam %47.6’sında baskı yemiş durumda ve açık ara birinci sırada. Mesele OL’in sadece Watson’ı koruyamaması da değil, örneğin geçen hafta dört defa oyuna yanlış başladılar, üç tane holding penaltısı yediler. Savunma hatları da çok farklı değil, Watt kendine gelene kadar bu sene Giants’ın en zayıf halkası olan Eli Manning’i bile kompetan bir oyun kurucu gibi göstermeyi başardılar. Teknik heyetlerinin hücum tercihlerinde de sıkıntı var zira geçen sene Watson’ın yıldızlaşmasını sağlayan play action (koşu görünümlü pas) hücum setlerine bu sene çok az başvurmaktalar. Karşılarında bu sene savunması gayet iyi oynayan, geçen hafta 4th&Goal’dan elleri boş dönmeseler Eagles’ı deplasmanda devirecek olan, ve de Luck’ın omzu ve de bu sebepten uzun pas atamaması/atmayı tercih etmemesi haricinde devasa bir problemleri olmayan Colts’u bulacaklar. Evet, Luck’ın pasları havada en az giden QB olması, ve de maçın sonunda Hail Mary pası atsın diye oyuna yedek QB Jacoby Brissett’i sokmaları falan soru işareti ama Texans’ınkilerin yanında devede kulak kalır bu.

New England Patriots (%52) – Miami Dolphins (+6.5): Şimdiye kadar yer yer bahsettim zaten Patriots’ın sıkıntılarından: Derin tehdit yoksunluğu ve bunun ikili sıkıştırmalara dönüşüp Gronkowski’yi de pasifize etmesi, Brady’nin hücum ekibine güvenmemesi (çoğunlukla yeni isimler), baskı altında pas verme konusunda ligin en iyi QB’lerinden biriyken bu sene en kötü ikinci yüzdeye sahip olması, gerek savunmada gerek hücumda yaşadıkları sakatlıklar, 2002’den beri ilk defa üst üste 10+ sayıyla maç kaybetmeleri, savunmanın rakiplerini punt’a (degaj) zorlayamaması, savunmadaki yavaşlıkları ve de secondary’lerinin etkisizliği, 3rd down başarı oranında geçmişi mumla aramaları…

Öte yandan Dolphins’e bakıyoruz ve Tehlikeli Bölge’de çok iyi bir savunma gösteren (%33.3 ile lig üçüncüsü), kandırmacalı hücum setleriyle ve de aşırı hızlı WR ve RB’leriyle hücumda fırtınalar yaratan, ve Ryan Tannehill gibi pas baskısından sıyrılma konusunda maharetli ve de kol gücü açısından ligin en iyilerinden bir QB’ye sahip bir takım görüyoruz. Yani Dolphins bu maçı almalı değil mi? Ama işte bahsettiğimiz takım Patriots. Tannehill kendi evinde Pats’e kafa tutsa da deplasmanda bir türlü yenemiyor onları (beş maçta beş mağlubiyet!) Patriots tam da herkesin onlar hakkında şüpheye düştüğü anlarda dominant galibiyetler alan bir takım. O yüzden her şeye rağmen Patriots bu maça favori çıkıyor. Tuhaf ama gerçek. (Unutmadan, eğer yeni transfer WR Josh Gordon forma şansı bulursa bu tarihsel/psikolojik açıklamaların ötesinde bir faktör olabilir Patriots adına)

Jacksonville Jaguars (-7.5, %80+) – New York Jets: Jets kesinlikle vasatın altı bir takım değil, ön yedilileri fena değil ve Darnold gelecek vaat eden bir oyun kurucu. Ama karşılarında geçen hafta şok mağlubiyet almış ve gene kendi seyircisi önünde sahaya çıkacak bir Jaguars var. Rahat galibiyet bekliyorum Jaguars adına.

Oakland Raiders (%51) – Cleveland Browns (+2.5): Browns – Jets maçını yaşamamış olsak aynen şunu yazar ve geçerdim: “Sezon boyunca fişi çekme konusunda sıkıntılar yaşayan, 180 dakikanın 157 dakika 36 saniyesini önde yahut berabere götürmüş Raiders için ilaç gibi bir maç çünkü karşılarında maç kazanamama konusunda onlardan beter bir Browns var.” Bir haftada neler değişiyor. Raiders ligin en yaşlı kadrosuna sahip ve çok hızlı bir savunma ekibi yok, o yüzden maçın sonlarına doğru yorulmaları çok şaşırtıcı değil belki de. Gene Falcons gibi Tehlikeli Bölge’de hücum etme konusunda ciddi sıkıntıları var ve QB Carr ilk üç çeyreklere bakınca hiç de fena olmayan bir oyun kurucuyken son çeyreklerde Nathan Peterman’a dönüşüyor (0 touchdown, 3 INT, 50.5 QB reytingi) Üç ihtimalli bir maç bu yüzden, Mayfield efsanesinin sürmesi için de koşullar ideal, Raiders’ın silkinip dominant bir galibiyet alması için de. Browns’un galibiyeti abartıldığı için Raiders’a meylediyorum, sonra Raiders’ın Mike Nugent’ın sakatlığı sebebiyle tecrübesiz bir kicker’ı oynatmak zorunda olduğunu düşünüp geri Browns’a dönüyorum… Zor maç, 0-0 berabere biterse bile şaşırmam.

Arizona Cardinals – Seattle Seahawks (-3, %71): Evet, Seattle Seahawks artık orada oynamak istemediği için garip açıklamalar yapan, takas isteyen, antrenmanlara çıkmayan fakat savunmaları için vazgeçilmez olan bir Earl Thomas sorunuyla boğuşmakta. Gelgelelim bu, Cardinals’ın sorunlarının yanında hiçbir şey. Seahawks’un ilk haftadaki en büyük sıkıntısı o zayıf offensive line’larına rağmen dizayn ettikleri hücumlarda topun QB Russell Wilson’ın elinde uzun süre kalmasıydı. İlk hafta pas atmadan önce topu elinde 3.09 saniye tutarak en yavaş 6. QB olan Wilson, üçüncü hafta itibariyle bu süreyi 2.58 saniyeye indirip en hızlı 8. QB’ye dönüşmüş durumda. Ayrıca Seahawks savunması da özellikle paslarda beklenenin üzerinde bir performans sergilemekte ve lig dördüncü durumdalar. Bu maçta neden sadece 3 sayıyla favoriler, anlamak güç.

Karşılarında, geçen hafta sürpriz bir ilk çeyrek performansından sonra yine yeniden balkabağına dönüşen Sam Bradford’ı nihayet kesip çaylak QB Josh Rosen’a fırsat tanımış olan –ki INT atsa da farkını belli etti-, fakat bunu ligin en güçlü ön yedililerinden birine karşı maçın en kritik dakikalarında yaparak insan yönetme konusunda berbat bir imtihan vermiş olan Cardinals var. Gene aynı Cardinals, daha geçen sene sakatlık geçirene kadar ligin en iyi iki RB’sinden biri olarak değerlendirilen David Johnson’dan çok düşük bir katkı almakta. Gene aynı Cardinals’ın Larry Fitzgerald harici kompetan bir WR’si yok. Gene aynı Cardinals’ın offensive line’ı QB’sini en az koruyan 3. hat. Eh Seahawks almalı artık bu maçı.

New York Giants – New Orleans Saints (-3.5, %73): Geçen hafta Saints hücumu nihayet yaz uykusundan uyanırken Giants ekibi de ilk galibiyetine uzanmıştı. Lâkin iki durum arasında şöyle bir fark vardı: Saints Falcons’a 43 sayı atarken Giants Manning’e piknik yaptırmış Texans’a karşı 27 sayı bulabilmişti. Evet, Saints’in pas savunması hâlen daha alarm veriyor ama hem koşu savunmasında çok iyiler ki bu Giants RB’si Saquon Barkley’nin hayatını epey zorlaştıracak, hem de Giants’ın savunması da en az bir o kadar kötü durumda ve bu Mike Thomas, Alvin Kamara gibi isimleri epey mutlu edecektir. Paragrafı bitirmeden Manning hakkında ufak bir bilgi: 2010-2013 yılları arasında ortalama 9 yardadan fazla pas atan Manning’in pas ortalaması o yıldan beri sürekli azalmakta ve bu sene 6.6’da. Diğer bir deyişle yaş otuz yedi, kol ayvayı yedi.

Los Angeles Chargers (%66) – San Francisco 49ers (+10.5): Jimmy Garoppolo’nun şanssız bir sakatlık yaşayıp sezonu kapatması, 49ers’ın da sezonu kapatması anlamına gelmekte. Peki bu Chargers deplasmanında (!) skoru yakın tutamayacakları anlamına gelmekte mi? Bence bu sorunun cevabı hayır. Garoppolo kompetan bir QB olsa da sezona o kadar iyi başlamamıştı ve geçen maçta özellikle tight end (TE-iç açık) George Kittle defalarca ekmeğini taştan çıkarmak durumunda kalmıştı. Gene çaylak RB Matt Breida dokumacı gibi koşularına devam ederken, Anthony Sherman da Kittle’dan eksik kalmamıştı.

Chargers defansı Chiefs kadar kötü değil, kabul ama bu oyuncuların yetenekleri Garoppolo oynamıyor diye azalacak da değil bence. Hele ki Chargers’ın maçları koparamama konusundaki ihtisası malûmken, hele ki geçen hafta Rams QB’si Jared Goff baskısızlık altında topu istediği kadar elinde tutabilmişken. Tek sıkıntı 49ers savunmasının da pek iyi olmaması ve Chargers’ın bundan istifade ederek şaşırtıcı bir baskın zafer kazanması olur ama gözümle görmeden inanmam buna. Çünkü Chargers kritik anlarda şöyle işler yapan bir takım.

Pittsburgh Steelers (-3, %54) – Baltimore Ravens: Haftanın bir diğer denk güçler karşılaşması. İki takım da geride bıraktığımız haftayı güzel sinyallerle kapattı. Ravens hücumu Tehlikeli Bölgede ıska geçmiyor ve de 12/12 yapmış durumda. QB Joe Flacco en azından kötü oynamıyor. WR Michael Crabtree yeni takımına alışmış gibi. Ravens savunması, özellikle de ön yedilileri Terrell Suggs önderliğinde rakibe kabus gibi çöktükleri zamanları hatırlatıyor. Steelers’a gelirsek, ilk haftaki vasat QB Ben Roethlisberger gitti, bilindik Big Ben geri döndü iki haftadır. Le’Veon Bell’in kontrat anlaşmazlığı yüzünden oynamamasını ve takas istemesini, yedek RB James Conner’ın parlaması sayesinde minimum hasarla atlatmış gibiler. Savunma istatistikleri henüz tam olması beklenen yerde değil, fakat bunda Chiefs ve Bucs gibi sezona zirvede başlamış takımlarla oynamış olmalarının payı büyük. Kesinlikle yakın, çekişmeli ve izlenesi bir maç olacak ama son tahlilde eğer Roethlisberger büyük hatalar yapmazsa Steelers üstünlük sağlayacaktır rakibine.

Denver Broncos – Kansas City Chiefs (-4.5, %59): Chiefs hücumunun sınırlarının ne olduğunu gösterecek ilk maç bu, ve kesinlikle kaçırılmaması gereken bir müsabaka bu yüzden. Broncos sezona hücum anlamında beklentilerin çok altında kalarak başladı –ki bu haftanın Sabri Bey ödülünü Case Keenum’a takdim ettim malûm- fakat özellikle koşu savunmasında ligin en iyi 5 takımından biri. Bu da Chiefs’i yenebilme formülünün bileşenlerinden biri aslında: Chiefs hücumu o kadar çeşitli tehditlere sahip ki onları mümkün olduğunca az kanala yönlendirmek lâzım.

Bu açıdan bakıldığında Chiefs karşısında savunmasının herhangi bir bileşeni üst düzey olan bir rakip olacak ilk defa. Ama nihayet Mahomes’un ligi kasıp kavurduğu gerçeği duruyor karşımızda. 2014 yılında Detroit Tigers beyzbol takımı tarafından draft edilmiş olan Mahomes’un beyzbol geçmişinin şüphesiz verdiği zımba gibi paslara olumlu bir etkisi var. Şimdiye kadarki istatistiklerini sürdürürse –ki mümkün değil tabii ki ama fikir versin diye- sezonu 69 touchdown ve 0 interception ile tamamlayacak Mahomes. Ayrıca diğer genç QB’lerden çok önemli bir farkı var; sadece kendisine söyleneni yapmaya odaklanmıyor, doğaçlama konusunda da epey yetenekli özet görüntülerde de görmüş olduğumuz gibi. Chiefs’i yenecek takım, hem hücumda ortalamanın üstünde olmalı ki kötü Chiefs savunmasını sıklıkla sömürsün, hem de o kadar iyi savunma yapmalı ki Chiefs’in daha ilk çeyrekten farkı açmasına izin vermesin (mesela 49ers 35-7, Steelers 21-0 geriye düştükten sonra yetişir gibi olsa da nefesleri yetmemişti). Broncos o takım mı? Bence değil ve Kansas City temsilcisi bir galibiyet daha alacak, fakat ne kadar zorlu bir galibiyet olacak onu göreceğiz.

Geçen haftanın handikap tahminleri: 6-10-0

Sezonun handikap tahmini toplamı: 21-25-2 (%45.7)

Geçen haftanın kim kazanır tahminleri: 8-8-0

Sezonun kim kazanır tahmini toplamı: 28-18-2 (%60.9)

İlginizi çekebilecek diğer içerikler