Socrates Web Beta v1.0

 
Futbol Basketbol Tenis Bisiklet Diğer Sporlar

Diğer SporlarNFL Rehberi: Lanetli Sezon!

Deshaun Watson'ın sakatlığı lanetli NFL sezonuna yeni bir halka oldu. Ama bu, dokuzuncu haftadan duyduğumuz heyecanı tüketmedi. NFL rehberi karşınızda...
Burak Tekin4 sene önce

Aslında çok ilginç bir haftayı geride bırakmıştık. Takasın son günü yaklaşırken yakın tarihin en heyecanlı ve büyük isimlerin dahil olduğu takım değiştirmeler yaşanmıştı. Havlu atanlar, rakibinin blöfünü görüp rest çekenler, gereken hamleyi yapmayıp yarışta geride kalanlar vs. epey ilginç gelişecek bir NFL ikinci yarısına hazırdık. Derken Deshaun Watson’ın antrenmanda darbe falan almadan bağlarını yırttığı haberi geldi. Haberi öğrendiğimdeki hislerimi şöyle özetleyebilirim. Evet, NFL her zaman sakatlıkların olduğu bir lig, sporun tabiatı gereği bu böyle ama ben ligin izlenebilirliği adına bu kadar önemli isimlerin sapır sapır döküldüğü bir sezon hatırlamıyorum. Bu hafta nihayet sezonu kapattığı açıklanan Andrew Luck, Patriots’ın en önemli 3. hak silahı Julian Edelman, çoğunluğun 1 numaralı fantazi futbol tercihi David Johnson, özet görüntü makinesi Odell Beckham Jr., şu Sports Illustrated kapağının kahramanı J.J.Watt, sihirbaz Aaron Rodgers, sakatlanınca bütün stadyumun adını çığırdığı Jason Peters, Kansas City’nin defansının belkemiği Eric Berry… NFL’in her sene yayınladığı “en iyi 100 oyuncu” listesinin 6., 8., 12., 13. isimleri bunlar. Buna takımların oyun kurucu mevkiinde yaşadıkları sakatlık ya da diğer sebepli sıkıntıları da eklersek benim açıklamam belli.

Colin Kaepernick’in laneti bu. Bir NFL takımı kuyruğunu kıstırıp/tükürdüğünü yalayıp Kaepernick’i kadrosuna katana kadar bu tür gelişmeler yaşanmaya devam edecek. (Deshaun Watson özelinde bu Houston Texans sahibi Robert McNair’in üzerine davet ettiği kötü karma puanının etkisi de olabilir. Geçen haftaki yazıyı oyunculardan “mahkûmlar” diye bahsetmesinin yankılarıyla açmıştım. Sonrasında “ben aslında oyunculardan değil lig yetkililerinden bahsediyordum” diye bir özür metni yayınlasa da Texans oyuncuları –tabiri caizse- yemedi tabii bunu ve Pazar günü bu görüntüyü sundular. Sonrasında hafta içinde Kaepernick’in lige açtığı muvazaa davası kapsamında McNair’in –birkaç takım sahibiyle beraber- telefon kayıtlarını ve emaillarını teslim etmesi istendi. Ve gördüğünüz gibi hikâye gene Kaepernick’e bağlandı ve ben tezimde iddialıyım.)

NFL listesinden bahsetmişken, 7. sırada yer alan isim Ezekiel Elliott’in cezasına dair ihtiyati tedbir talebi pazartesi gecesi reddedildi ve de nihayet bu pazar gününden itibaren 6 maçlık cezasını çekmeye başlay… Pardon geçici bir durdurma/tehir kararı çıkmış dün o yüzden pazar günü forma giyebilecek. Bu Elliott hakkında sene başından beri verilen yaklaşık 1237189. karar. ABD yargısının başına Şener Şen’in geçtiğini bilmiyordum.

Neyse, tekrar güzel şeylerden bahsetmeye başlayalım ve tahminlere geçmeden önce bu haftaya gene de damga vuran takasları kısaca değerlendirelim.

Jimmy Garoppolo zu San Francisco 49ers: Boston Celtics – Milwaukee Bucks maçı esnasında alt yazıyla duyurulan ve Boston şehrinde yaklaşık 5 kalp krizi, 8 inmeye sebep olan bu takas, ilk bakışta çok manasız gözüküyordu Patriots için. Sene başında ne doktorların, ne mühendislerin istediği fakat Tom Brady’nin varisi olarak gördükleri için bırakmadıkları Garoppolo’yu, ilk değil de 2. tur draft pick’i karşılığında yollamak? Fakat düşününce, Garoppolo’nun kontratı sene sonunda bitiyor ve de artık oynadığı takımın ilk oyun kurucusu olmak istiyor. Patriots’ın ne kadar para önerirse önersin garanti edemeyeceği bir şey bu zira pijamalı kaleci Gábor Király (41) futbolu bırakmadan –ki o bile artık millî takımdan emekliliğini istedi- Tom Brady Amerikan futbolunu bırakmayacak, ki daha önce hedefinin 45 yaşına kadar oynamak olduğunu belirtmişti. Mayıs ayında “heh heh şakacı” diye geçiştirilebilirdi bu beyan ama 40 yaşında, yakın tarihin en kötü Patriots savunmasına rağmen 8 maçta 6 galibiyet alan bir QB’nin lâfı ciddiye alınmalı.

Gene de Bill Belichick’in takası açıkladığı konuşmadaki ses tonu, bu takası istemeye istemeye mecburiyetten yaptığını gösteriyor. Bu sene gelecek vaat eden iki oyun kurucu ile vedalaşmak zorunda kaldı nihayet ve de takımın esas kanayan yarası defans mevkiine de bir ekleme yapamadan takas dönemi bitti. 49ers cephesinden bakınca da işler karışık. Daha iki hafta önce yeni umut olarak ilk 11’de çıkan çaylak oyun kurucu C. J. Beathard’ın bu kariyeri bitti gibi fakat bu hafta gene onun maça çıkması muhtemel. Eğer Garoppolo kalan 7 haftada beklenen performansı veremezse (ki 49ers kadrosunun genel kalitesine bakarsak sınırlı Patriots performansını tekrar etmesi düşük ihtimal) sene sonunda kendisine buna rağmen bol sıfırlı bir kontrat önerecekler, bu da bugüne dek neredeyse herkesin bir olguymuş gibi bahsettiği Kirk Cousins’lı 49ers senaryosunun çökmesi demek. Eğer aksi yönde hareket ederlerse de boşu boşuna 2. tur draft pick’inden vazgeçmiş olacaklar. Beklenmedik anda gelen beklenmedik bir taahhüt oldu bu gelecekleri adına.

Jay Ajayi zu Philadelphia Eagles: Eagles’ın Peters’ı kaybetmesinden sonra hücum koruma hattına bir ekleme yapması beklenirdi, fakat lig genelinde hatların kötü günler geçiriyor olması (meraklısına bu uzun analiz epey güzel bir derleme) o mevkii biraz pahalı kıldı. Eagles da “oyun kurucumuzu doğrudan koruyamazsak koşu tehdidimizi çeşitlendirip dolaylı olarak koruruz” gibi bir düşünce ile oraya bir ekleme yaptı. Ajayi’nin kronik diz probleminin 6 yıl sonra tekrar nüksediyor gibi olması iyi bir işaret değil, Miami Dolphins de muhtemelen nasıl olduğunu kimsenin anlamadığı 7 maçta 4 galibiyetlik performansına aldanmayıp yeniden inşa moduna girmeyi tercih etti belli ki. Eagles içinse düşük riskli, ortalama getirili bir hamle; lig ortalamasında olan koşu hücumlarını bir tık daha üst düzeye çıkarırlarsa zaten gayet iyi gözüken Super Bowl kazanma şanslarını daha da arttırmış olurlar. Bir ilk bakışta gözükmeyen risk, “atarlı” kişiliği bilinen koşucu (RB) LeGarrette Blount’ın azalan top dokunuşlarına nasıl tepki vereceği –zira 2014 senesinde Pittsburgh Steelers’ı terk edip tekrar yuvası Patriots’a dönmüştü bu sebepten.

Duane Brown zu Seattle Seahawks: Gerçekleşen en “yara bandı” takas buydu herhalde. Seattle Seahawks, ligin en kötü hücum koruma hatlarından birine sahip olmasına rağmen şampiyonluk için iddialı bir durumdaydı (Russell Wilson’a şapka çıkarılmalı gerçekten) ve de dış koruma mevkii (tackle) en zayıf halkası idi bu hattın. Tıpkı Eagles gibi, ligi domine eden bir takımın olmaması ve herkesin kırılgan bir görüntü sergiliyor olması “o sene bu sene olabilir verelim gitsin draft pick’leri ne kaybederiz ki?” düşüncesiyle yapılmış bir takasa yöneltti muhtemelen Seahawks’ı. Texans içinse gerçek bir zamanlama hatası oldu bu takas. Brown sözleşme uzatma meselesi yüzünden tam 3 ay boyunca Texans forması giymemişti. Takıma geri döndüğü maçta -kaderin bir cilvesi ki Seahawks’a karşıydı o maç- da Watson’ı yere çaldırmadı ve 37 adet 3-adım-geri (drop-back) hücum setinin sadece 2’sinde baskı yedirdi. Texans’ın Brownsuz geçirdiği haftalardaki şansı, oyun kurucu mevkiinde Watson gibi çok iyi baskıdan kaçabilen birine sahip olmalarıydı. Aynı hafta hem Watson’ı, hem de Brown’u kaybetmeleri bu sezon için epey kötü bir gelişme oldu. Öte yandan Watson’ı ikame edebilecek bir QB’leri zaten olmadığı için belki de Brown kaybının zararı marjinaldir.

Kelvin Benjamin zu Buffalo Bills: 7 haftada sadece 8 pas touchdown’ı yapabilmiş, bunların en uzunu 22 yarda ile iç açık (TE) Logan Thomas tarafından gerçekleştirilmiş bir takıma Benjamin gibi kendisi ispatlamış bir derin pas tehdidi ister misiniz diye sormak, kele merhem sormak gibi bir şey olsa gerek. Bills de alıp başına sürmek istedi doğal olarak, hele ki karşılığında sadece 2 tane pick verecekse. Bu takasın Buffalo temsilcisi açısından pek sorgulanacak bir yanı yok. Panthers’a gelirsek… Sözü Golden State Warriors’ın yıldızı Stephen Curry’ye bırakalım. Delilik doğru sözcük bence de: Carolina temsilcisinin Dolphins gibi lige havlu atması söz konusu değil, koşu hücumları berbat hâlde ve en önemli oyun kurucularının en güvendiği isimlerden biri olan derin pas tehditlerini sepetlemiş oldular. Panthers’ın açıklaması “daha hızlı bir dış açık ekibi oluşturmak” lâkin evdeki hesabın çarşıya uyup uymadığını bu hafta sonu göreceğiz. En azından Cam Newton’ın gelişmelerden pek mutlu olmadığını söyleyebiliriz.

HAFTANIN EN GÜZEL HAREKETLERİ

Bu hafta etkileyici oyunlar açısından bereketli geçti diyebiliriz. Tevon Coleman’ın üç çelmeden kaçıp aldığı koşu yardaları, Jalen Mills’in pası kaptıktan sonra beklendiği gibi sahadan dışarı çıkmak yerine 7 tane 49ers oyuncusunu bakkala yollayıp touchdown’ı yapması, George Kittle’ın tuttuğu şu pas, Chris Conte’nin düşerken kaptığı pas, Marcus Peters’ın Jamaal Charles’ın ellerinden söküp almakla yetinmeyip bir de touchdown’a koşması hep harikaydı fakat bu hafta bu bölümü esasen saygı duruşuna tahsis etmek istiyorum.

Öncelikle geçmiş olsun Zach Miller. Sakatlık videosu izleyemiyorsanız açmayın, fakat belki de futbol hayatı bitmişken şu topu yakalamak müthiş iş. Tabii ki NFL işgüzarlık hususunda önde gelen bir müessese olduğundan bu touchdown iptal edildi ama adamın dizi döndü yahu. Verin 6 sayıyı topu tam kontrol edememişmiş! DİZİ DÖNDÜĞÜ İÇİN OLABİLİR Mİ? NFL’in Miller’a göstermediği saygıyı biz gösterelim.

İkincisi saygı duruşu ise bize sezonun en heyecanlı maçını izleten Watson ve Russell Wilson ikilisine geliyor. Watson’ın sakatlığa kurban gitmesi, bu özet görüntüleri daha da duygu yüklü yapıyor tabii ama Fuller’a yolladığı şu balistik füze ya da baskıdan kaçıp neredeyse kameranın yakalayamadığı hızda verdiği şu pas… Ya da siz bütün Watson özet görüntülerini izleyin. Tabii Wilson’ın hakkını da yememeli, özellikle Paul Richardson ile kurduğu bağlantılar… Ya da siz onun da bütün özet görüntülerini izleyin en iyisi.

HAFTANIN SABRİ BEYLERİ

Türcü olmadığım için bu bölüme sadece insanları konu etmiyorum, diğer canlıların da Sabri Bey olmaya hakkı var; Jalen Richard kayıp düşmekle yetinmiyor üzerine topu da kaybediyor; Philip Rivers topu elinde tutmaktan sıkılıyor; Winston topla beraber yere çalınmamak için, eee, şu hareketi yapıyor; Matt Ryan bir değil iki defa set başlangıç pasını elinden kaçırıyor; Kansas City Chiefs 14-0 önde olmasına ve de avantajlı saha pozisyonuna rağmen şu gereksizliği yapıp pası kaptırıyor. Bunların hepsi normal bir haftada zirveye oynayacak derecede saçmalıklar –tamam kedinin suçu yok belki- ama Chargers degaj kontracısı Travis Benjamin’in yaptığı imza attığı saçmalık, hata üstüne hata yapıyor olması itibariyle haftanın tartışmasız en yüksek tonda “Sabri Bey n’apıyorsunuz?”unu hak ediyor. Birader hadi dışarı çıkan topu tutmaya kalktın tamam, tutamadın düşürdün o da tamam, çık dışarı kurtul ya da ileri git yok onu da yapmıyorsun, sabit dur bari, ı-ıh, KENDİ GOL BÖLGENE DOĞRU NİYE KOŞUYORSUN YAHU?!?! Neticede Patriots havadan 2 sayı kapmış oluyor.

DOKUZUNCU HAFTANIN TAHMİNLERİ

Sezon başından beri en başarılı tahmin haftamı geride bırakmış olarak bu haftaya nasıl başladım? Eee…

New York Jets – Buffalo Bills (-3): Jets – Bills eşleşmelerini bilen bilir, muhakkak saçma gelişmeler olur. Bu zaviyeden bakınca, kağıt üzerinde Buffalo ekibi ne kadar güçlü ve favori olursa olsun kendilerini seçerken milyon tane “ama” kullanmıştım. Nitekim içime doğru şeyler doğmuş, ilk 7 maçında sadece 3 top kaybı yapan Bills, sadece Jets karşısında 3 top kaybı yaptı (hem de haftaya Sabri Bey ödülü için epey iddialı top kayıplarıydı bunlar) ve de böylece sezonun en farklı mağlubiyetini almış oldu. Tabii Bills yererken Jets övgüsünü es geçmemeliyiz, gerçekten büyük bir oyun ortaya koydu gerek Jets savunması, gerekse koşucu Matt Forte.

Philadelphia Eagles – Denver Broncos (+7.5): Gerek basketbol, gerek futbolda yeni takas yapmış takımlara karşı ihtiyatlı yaklaşmak adetimdir. Genelde oyuncu kaybeden takım beklenenden daha iyi, kazanansa daha kötü oynar. Philadelphia için ters gidebilecek bazı şeyler var bu maç: Daha önce de belirttiğim gibi koşucu rotasyonu, ve de Denver savunma hattının Jason Peters’dan doğmuş eksikliği dolduramamış Eagles hücum koruma hattını parçalama ihtimali –ki geçen hafta 49ers bile yeterince sıkıntı verdi-. Tabii Denver temsilcisi için de işler iyi gitmiyor zira geçen haftaki berbat performansından sonra (kaptırdığı üç pasın üçü de göz göre göreydi) nihayet Trevor Siemian yedeğe çekiliyor. Peki yerine kim başlayacak? Seneler sonra muhtemelen “yahu Robert Patterson’a benzeyen bir oyun kurucu vardı, eşek yüküyle para koparmıştı adı neydi?” sorularının öznesi olacak adaşım Brock Osweiler! Texans adına geçen seneki kötü performansından sonra tekrar kürkçü dükkanına dönen Osweiler, ummadık taş performansı göstermek için çok ideal koşullarda. Öte yandan 2-3 tane pas kaptırırsa maç Eagles adına daha kolay geçebilir tabii. Gene de 7.5 handikap Denver için ideal.

New York Giants (+4) – Los Angeles Rams: Hangi deli daha birkaç hafta önce gömdüğü Giants takımını seçer değil mi? New York temsilcisi dinlenme haftasından önce Seahawks’a karşı 24-7 kaybetmişti, ki bu skor bile yeterince caydırıcı olmalı fakat maça dair notlarımda hep Giants’a övgü var: Tehlikeli bölge (red zone) savunmalarını övmüş, hücum koruma hatlarının Seahawks’a karşı direnişini takdir etmişim. Sene başından beri tek galibiyet almalarına rağmen birçok maçın içinde kalabilmiş bir takım hüviyeti sergilediler. Tabii hücumda yaşadıkları büyük yıkımdan önceydi bu maçların ekseriyeti lâkin bu maç Giants’ın hücum opsiyonu koşu oyununa yüklenmek olacak ve de Rams savunmasının iyi olduğu alan o değil. Öte yandan WR Sterling Shepard geri dönüyor, Orleans Darkwa ve Wayne Gallman vasatüstü koşucu performansları sergiliyorlar, ve de Giants nedense sezonun ikinci yarısında heo daha iyi performans gösteren bir takım. Bu sebeplerden haftanın sürprizini yapacaklarını düşünüyorum. Tabii Todd Gurley Giants savunmasına aldırış etmeden koşu yardalarını toparlarsa bütün bu öngörülerim boşa çıkar ama iki maçtır izlediğim Giants savunması en azından bu maçın skorunu yakın tutar intibası uyandırıyor.

New Orleans Saints – Tampa Bay Buccaneers (+7): Saints hücumu, çok kötü Buccaneers savunmasına karşı 30 sayı bulacaktır muhtemelen. Tampa Bay temsilcisinin oyun kurucusu Jameis Winston da omuz sakatlığı ile uğraşıyor ve de son haftalardaki performansı hiç iç açıcı değildi. Bunlar kağıt üzerinde Saints’i ön plana çıkaran sebepler fakat aslında eşleşme olarak tam zıttı etki yaratma potansiyeline sahipler. Buccaneers’in koşu oyunu şu an hücumu için tek iyi giden şey ve de New Orleans temsilcisinin pas savunması ne kadar iyiyse (çaylak Marshon Lattimore etkileyici performansına devam ediyor, ki Chicago Bears karşısında da takımını ipten aldı) koşu savunması da o kadar kötü. Geride bıraktığımız maç, Chicago’nun başına gelen aksilikler ve de birden 30+ pas atmaya karar vermelerine rağmen epey yakın bir skorla bitmişti. Benzer bir senaryo bu hafta da tekrarlanabilir. Ayrıca Saints’in etkileyici pas savunması istatistiklerine karşın bunun yükünü dış açık savunmacıları çekiyor, savunma ön hattı değil ve de baskı yemeyecek bir Winston’ın vasat performansı dahi maç skorunu yakın tutabilir.

Jacksonville Jaguars – Cincinnati Bengals (+5.5): Jaguars’ın denklemini geçmişte açıklamıştım. Rakibin koşu savunması iyi mi? Evet, Bengals DVOA’ya göre 10. sırada. Rakibin koşu hücumu iyi mi? Hayır, Bengals bu kategoride 27. sırada. Bengals hücum koruma hattının ligin 30. sırasında olduğunu düşünürsek Jaguars ön beşlisi onları duman edebilir. Öte yandan Bengals hücumu, A. J. Green’in hiç yoktan yakaladığı paslarla bir şekilde ilerlemeyi de başarıyor. Tabii Bengals’ın aynı zamanda pas baskısı yaratabilen bir savunma ön beşlisi var ve de bu QB Blake Bortles için hiç de iyi haber değil. Bortles dinlenme haftasından önce Jaguars Colts’u 27-0 yenerken 18/27 pas isabeti ile 330 yarda gitmişti, ama bunu savunmada lig 29.su, pas baskısında lig 23.sü bir takıma karşı yapmıştı. Aynı kategorilerde sırasıyla 11. ve 12. olan bir takıma karşı üretebildikleri skor düşecektir. Yakın skor beklentisi mevcutken 5.5 handikap cazip duyuluyor ama her şeyin olabileceği bir maç bu.

Carolina Panthers (+2.5) – Atlanta Falcons: İki takımın durumunu da bana tek kelimeyle özetleyin derseniz iyidir derim, iki kelimeyle özetle derseniz iyi değildir derim. Atlanta temsilcisi, rezil bir Patriots maçından sonra Jets karşısına “hücumumuz hâlâ hayatta” deme fırsatıyla çıkmıştı fakat o fırsatı çarçur etti. Hücumları adına tek iyi şey, QB Matt Ryan’ın Julio Jones’a attığı 53 yardalık pastı. Eğer bunu daha sık denerlerse belki bir şeyler değişir fakat o ışık hâlen daha mevcut değil. Bir diğer kötü haber, Panthers defansının Jets ve Patriots’a kıyasla çok daha iyi olması. Öte yandan elimizde bu sene dengesiz performanslar listesinde üst sıralara oynayan bir Carolina temsilcisi var. Luke Kuechly önderliğinde defansları her daim iyi olacak, ve de son maçta hücum koruma hatları ilk defa Newton’ın dayak yemesine engel oldu (yere çalınmayı geçtim darbe bile almadı) fakat koşu oyunu adına sıfırlar (bu kategoride takım lideri son maçta da 44 yarda ile Cam Newton oldu) ve de pas oyununda da Benjamin takasını gerçekleştirdiler. Gene de Panthers’a itimadım son tahlilde daha fazla.

Houston Texans – Indianapolis Colts (+7): Yazının başından beri yeterince konuştuk zaten de, Deshaun Watson’sız bir Texans takımının nasıl oynadığını unuttuysanız ilk haftanın ilk yarısının özetini izleyebilirsiniz ama tavsiye etmem hayat buna vakit harcamak için çok kısa. Texans bu hafta üniversite takımıyla bile oynuyor olabilir ve ben gene de rakiplerini seçerdim handikaplı bahiste. Oyun kurucu Tom Savage, zayıf bir hücum korum hattının ardında sıkıntılı anlar yaşayacaktır. Geçen hafta Bengals’ı, QB Jacoby Brissett’in son çeyrekte kaptırdığı pas ve de son hücumda sağlam duramamış hücum koruma hattı olmasa yeneyazmış bir Indianapolis ekibi, sene başında benzer kötülükte bir oyun oynayan Houston temsilcisine karşı aynı performansı sergileyebilir kesinlikle.

Tennessee Titans – Baltimore Ravens (+3.5): Gene favori olmayan takımı seçeceğim, bu da demek ki muhtemelen yukarıdaki tahminlerimin en az bir ikisi tutmayacak ama elim mahkûm buna. Vasat altı Titans pas hücumunu ligin en iyilerinden olan Ravens pas savunmasına karşı düşününce vücudumun her bir santimetrekaresine bir titreme geliyor. İki hafta önce bıraktığımızda 12-9’luk bir skorla ligin en kötü maçına imza atmış ve de Cleveland Browns’u zar zor yenmiş bir Tennessee ekibi nasıl 3.5 sayıyla favori olur aklım almıyor. Aslında alıyor, zira Ravens da az dengesiz bir takım değil, oyun kurucuları Joe Flacco beyin sarsıntısı geçirdi daha geçen hafta, ve de Titans’ın fena olmayan bir koşu savunması var. Ama nasıl ki Flacco sakatlanmadan önce lig 28.si Miami pas savunmasına karşı senenin en iyi performansını çıkarmışsa lig 23.sü Titans’a karşı da en azından idare eder bir performans sergileyecektir. Titans’ın sayı umudu bu hafta koşucular DeMarco Murray ve Derrick Henry’nin sırtında olacak, fakat bu isimlerin herhangi birinin bu sene 100 yarda ile flört ettiği sadece 3 maç var ve biri muhtemelen benim bile bir 20-30 yarda kapacağım Jaguars’a karşı. O yüzden fazla ümitlenmemek lâzım.

San Francisco 49ers – Arizona Cardinals (-2.5): Kenarda yeni takas edilmiş yedek beklediği için kendini aşan bir performans göstermek isteyen bir oyun kurucu (Beathard), kariyeri boyunca 14 touchdown’a karşılık 20 pas kaptırmış bir oyun kurucuya karşı (Drew Stanton). Of ki ne of. Bu maçtan güzel bir şeyler çıkması ihtimali sıfıra yakın. Cardinals’da Carson Palmer’ın arada fırlattığı derin toplar falan vardı en azından hücum planı içinde ama Stanton’ın onu tekrarlayacağı şüpheli –ki belki de denemese daha iyi-. Arizona’nın koşu hücumu berbattı bu sene Johnson sakatlığından sonra ama en azından artık Adrian Peterson var derdim ama ortalama bir Rams koşu savunmasına karşı 11 denemede 21 yarda gidebilmiş olması ürkütücü. Öte yandan 49ers adına umut verici tek şey henüz 1 dakika bile oynamamış ve muhtemelen bu hafta da oynamayacak olan bir oyun kurucu. En azından nispî bir düzeni olan ve de bir hafta dinlenme/yeni QB ile antrenman fırsatı bulmuş takımı seçiyorum ama kısmet.

Seattle Seahawks (-7)– Washington Redskins: Washington için bir diğer “çok sakat var” haftası ama yani öyle böyle değil, liste gittikçe uzuyor. Seahawks yaptığı takasla Wilson’ın işini biraz daha rahatlatmış durumda, Texans gibi ortalama üstü bir savunmaya 41 sayı attılar, evet Texans’ın hücum koruma hattının berbat olması da yardımcı oldu onlara ama şu an takım momentum yakalama sürecine girmiş gibi duruyor. Karşılarında ise neredeyse Craigslist’te oyuncu ilanı verecek hâle gelmiş bir Redskins var. Geçen hafta Cowboys karşısında özellikle Cousins elinden geleni yapsa da ve maçı rekabetçi bir düzeyde tutsalar da hücum koruma hatları süre geçtikçe dağılmaya başladı doğal olarak. Seattle’ın rahat kazanmaması epey şaşırtıcı olur, bu maça dair esas soru geçen hafta efsane bir performans sergilemiş olan WR Paul Richardson’ın kaldığı yerden devam edip edemeyeceği.

Dallas Cowboys (-2.5) – Kansas City Chiefs: Chiefs savunması zaten iyi değil fakat son 3 maçtır iyice kötü görüntü sergilemeye başladı. Tabii bu izlenimde içkin bir önyargı var zira 2’sini kaybettiler ve de hücumları eskisi kadar iyi gözükmediği için savunmaya yansımış gibi oldu ama nihayet DVOA’ya bakarsak pas savunmasında 20., koşu savunmasında 31. sıradalar. Eğer Elliott bu maç oynamıyor olsaydı daha farklı şeyler söylemek mümkün olurdu fakat kendisinin en az 100 yarda kapması garanti gibi bir şey. Tabii madalyonun öteki yüzü de var, Cowboys da hem pas hem koşu savunmasında Chiefs’in sadece 1 sıra üstünde; bu da Kansas City RB’si Kareem Hunt için oldukça iyi bir haber. Fakat iki takım adına fark yaratacak birimler Cowboys’un hatları. Gerek Chiefs QB’si Alex Smith’e baskı yapacak ön beşli, gerekse QB Dak Prescott’un önündeki muhafızlar Kansas City ekibindeki muadillerine kıyasla çok daha iyi durumda. Bu da ibreyi Dallas temsilcisine doğru çeviriyor.


Miami Dolphins – Oakland Raiders (-3):
Evet, Oakland kötü durumda, Khalil Mack gibi bir oyuncuya sahip olan savunmaları lig 31.si, başantrenörleri bu genç grubu belki de yeterince idare/motive edemiyor, kağıt üzerinde iyi bir hücum ekibine sahip olmalarına karşın sadece 3 maç kazanabildiler (tabii haklarını teslim edelim, yenildikleri rakipleri (Redskins, Broncos, Ravens, Chargers, Bills) hep ortalama üstü bir savunmaya sahipti)… Öte yandan rakipleri Miami Dolphins, hücumları adına tek iyi şey olan Jay Ajayi’yi takas etti. Hafta içinde yazdıklarımın arkasındayım.

Green Bay Packers – Detroit Lions (-2): Lions’ın geçen sene kazandığı 9 maçın 8’inde fark 7 sayıdan azdı. Görünen o ki karma tersine döndü zira bu sene kaybettikleri 4 maçın 3’ünde fark 7’den azdı, ve de bu kategoriye girmeyen Saints maçında da efsane bir geri dönüşe imza atmanın eşiğinden dönmüşlerdi talihsiz bir şekilde gene. Geçen sene sonunda da üst üste 4 maç kaybettiklerini düşünürsek sanırım artık üzerlerindeki talihsizlik bulutunu atmanın vakti geldi. Geçen hafta hücumda brüt olarak tam 494 yarda gidip 0 (sıfır!) touchdown yapabilmiş olmalarından daha büyük bir fidye düşünemiyorum gerçekten karma için. Ligin bugünkü hâlini aldığı 1970 yılından beri net olarak 482 yarda gidip (yere çalınma ile kaybedilen yardalar düşülünce) de 0 touchdown yapabilmiş Lions dışında sadece 2 takım var. Yani evet, rakipleri Steelers’ın tehlikeli bölge savunması fena değil (rakiplerinin oradan touchdown bulma oranı %47.62 ve ligde 9.lar) ama yani yok böyle bir şey. Green Bay Packers için Aaron Rodgers sakatlığından sonra yazdığım her şey hâlâ daha geçerli. Lions’ın koşu savunması ligde 30. sırada ve de bu yüzden koşucuları Ty Montgomery ve Aaron Jones iyi katkı verecektir ama Steelers’ın aksine tehlikeli bölgeden rakiplerine sayı verme oranları %73.68 ve de genel olarak da savunmaları daha kötü. Lions için bir diğer kötü gelişme de sakatlık listelerinin Washington kadar olmasa da yüklü olması, lâkin QB Matthew Stafford sene başından beri yediği dayaklara rağmen maçları bu kadar yakın tutabildi, o yüzden istisnai bir durum söz konusu olmayacaktır Redskins’in aksine.

Geçen haftanın tahminleri: 9-4-0

Sezon toplamı: 53-62-3

İlginizi çekebilecek diğer içerikler

Kazanmak

Kazanmak

11 ay önce
Dönemler Üstü

Dönemler Üstü

11 ay önce