Socrates Web Beta v1.0
 
Futbol Basketbol Tenis Bisiklet Diğer Sporlar

Diğer SporlarNFL Rehberi: Asayiş Berkemal

NFL’de bir haftayı daha geride bıraktık. Haftanın kazananları, kaybedenleri, en’leri ve gelecek haftanın tahminleri. Hepsi ve daha fazlası NFL Rehberi’nde…
Burak Tekin2 ay önce

NFL sezonu genel hatlarıyla dörde ayrılabilir: İlk 4 hafta takımların iyiliğinin ya da kötülüğünün abartıldığı dönemdir, bunu sürpriz yaşanabilecek maçların daha tahmin edilebilir olduğu (bu hafta bu tatta birkaç maç var, analiz kısmında değineceğim) 4-5 hafta takip eder, sonra Playoff mücadelesi veren takımların güçsüz takımları ekseriyetle domine ettiği dönem gelir ve nihayet sakatlıklar-dinlendirilen oyuncular-çaylak olup forma şansı bulanlar vs. gibi bilinmezliklerle bezeli son 2-3 haftanın kendine has kaosu başlar. İşte geçen hafta alınan bazı sonuçlar bizi sakinleştirerek ligin bu seneki resminin kabasını çizmemize yardımcı oldu. Güneşin doğudan doğmaya devam ettiğini bize ispatlayan beş takımla bu haftanın yazısına başlayayım.

New England Patriots

NFL dünyası her sene “o sene bu sene mi? Patriots savunması çok kötü, Brady artık yaşlandı, [rastgele bir AFC East takımı] sezona iyi başladı ve onların hanedanını çökertebilir” muhabbeti döndürüyor ve her sene en geç 5. haftada Patriots dominant bir galibiyet alıp bütün bu heyecanlı diyalogları kış uykusuna yatırıyor. Bu seneki kurban da gerek defansının interception’ları, gerekse hücum elemanlarının hızı övülen Miami Dolphins oldu; 4. çeyreğin son 3 dakikasına kadar sayı bile bulamadılar Patriots’a karşı (ki bulduklarında da sahada yedek oyun kurucu (quarterback) ve NFL tarihinin en tatlı kontratlarından birini imzalamış olan Brock Osweiler vardı) Pats’in running back (RB-koşucu) mevkiinde yaşadıkları sakatlıklara rağmen çaylak Sony Michel formunu bulmaya başladı, Tom Brady ile wide receiver’ları (dış açık) arasında bir güven bağı oluşmaya başladı, defans kendine geldi gibi –en azından ilk haftaki performansına yaklaştı-, yeni takas edilen hızlı WR Josh Gordon uyum sağlayacak gibi gözüküyor, WR Julian Edelman’ın cezası bitiyor, bütün bunlar tight end (TE-iç açık) Rob Gronkowski’nin de başının rahatlaması demek olacak… Massachusetts eyaleti derin bir nefes alabilir.

Tampa Bay Buccaneers

Sene başında ligin en kötü takımlarından birisi olması beklenen Bucs, sezona zıpkın gibi, fişek gibi başlayıp, hem de bunu yaşlı kurt Ryan Fitzpatrick’in önderliğinde yapınca herkesin dengesi şaşmıştı. Fakat üçüncü haftada 6 dakikaya 3 interception sığdıran Fitzpatrick’in, geçen hafta da maça cezası biten ve Bucs’ın geleceği olarak görülen QB Jameis Winston’ın önünde başlayacak olması sebebiyle şu soruları sormuştum: “Peki bu nasıl bir psikolojik etki yaratır, FitzMagic mi görürüz sahada yoksa FitzTragic mi? Bears’in insan yiyen ön yedilisi, Bucs’ı ne kadar zorlar?” Az bile sormuşum, zira maçın ilk yarısı 38-3 bitti. İkinci yarıda oyuna giren Winston, 5 isabetli pas verdikten sonra 6.sında rakibe attı, hadi onu önündeki muhafız hattının beceriksizliğine yahut Khalil Mack’in insanüstü bir savunmacı olmasına versek bile maçı şu epey kötü interception ile bitirdi. Evet, analiz kısmında ayrıntılı değineceğim üzere Bears hücumu mucizevi bir gün yaşadı (Winston ile Fitzpatrick’in QB reytinglerini toplasak dahi Bears QB’si Mitch Trubisky’ye yetişemiyor!) ama nihayet Tampa Bay ekibi ligin en kötü iki pas defansından birine yakışır bir sonuç aldı bu sezon.

Buffalo Bills

Vikings karşısında aldıkları sürpriz galibiyete güvenip Green Bay Packers’ı deplasmanda mağlup etmelerini beklemiyordu kimse tabii ki, fakat 1-2 sayı bulsaydınız yahu? Önceki hafta çaylak QB’leri Josh Allen’ın defansları aşıp da gelmesine kurban olmuştuk, lâkin bu hafta Bills’in offensive line’ı (muhafız hattı) neden ligin en kötüsü olduğunu hatırlattı bize ve Allen’ın tam 7 defa yere çalınmasına (sack) müsaade etti. Yedi! Evet, Bills defansı fena değil ama berbat bir offensive line, çaylak bir oyun kurucu ve yetenek düzeyi şüpheli bir dış açık topluluğunu bir araya getirince ortaya çıkması gereken sonuç kalburüstü defanslara karşı çift hanelere ulaşamayan bir takım.

Jacksonville Jaguars

Sene başında hücum anlamında ne yapacağı soru işareti olan bir takımdı Jaguars, ki ilk hafta New York Giants karşısında pek de etkileyici bir performans ortaya koymamışlardı. Sonra 34 sayı buldukları Patriots galibiyeti geldi, sadece gelmekle kalmadı belki de senenin en iyi pas yakalayışlarından birini de izletti bize, QB Blake Bortles Russell Wilson’a dönüştü ve birden Jaguars hücumunun sene boyu bendine sığmayıp taşacağını düşündük. Fakat Tennessee Titans’a karşı sadece 6 sayı bulabildikten sonra, maç skorunun ve istatistiklerin tamamen aldatıcı olduğu bir Jets maçını da geride bıraktılar. Bortles 29/38 pas isabeti, 388 yarda gibi epey etkileyici duran oyunundan 2 touchdown çıkarabildi ve yaptığı 1 interception’a en az 2 tane daha eklenebilirdi rahatlıkla. Jaguars adına sevindirici bir gelişme, T.J. Yeldon’ın yükselen performansı ve sunduğu ofansif çeşitlilik, fakat bu sene bizi gene 1 maç parlayıp 3 maç vasat kalacak bir takım beklemekte.

Cleveland Browns

 Browns logosunu çizgi filmlerin sürekli kaybeden karakterlerinden biri yapsa sırıtmaz gerçekten. Wile E. Coyote olsun, Jerry olsun, Elmer Fudd olsun hepsi mükemmel tercihler; ya da sloganlarını “Roket Takımı yine çuvalladı”ya dönüştürebilirler. Geçen hafta QB Baker Mayfield’a Night King benzetmesini uygun görmüştüm ama işte bir yere kadar o da. Maçın daha ilk çeyreğinde 1 yarda çizgisine kadar gelip (bir yahu bir!) tam 3 defa touchdown deneyip başaramadıkları bir akın gerçekleştirerek zaten belli ettiler aslında olacakları ama Browns’a yaraşır talihsizlikler zinciri maçın bitimine 1 dakika 54 saniye kala başladı. 8 sayılık avantajlarını koruyamadılar, topu rakiplerine verdiler (ki haklarını yemeyelim iki adet hakem skandalı da yaşanmadı değil), touchdown üzerine 2 ekstra sayı yediler, 30 saniye kala topu geri kazanmalarına rağmen field goal kovalamak yerine şu manasız pasla interception yaptılar, uzatmalarda da maçı kaybettiler. Her hafta cevapladığım sabit sorulardan birinin “Cleveland Browns nasıl çuvalladı?” olması gerekmekte sanırım.

SABİT SORU 1: NFL bu hafta bir çuval inciri berbat etmek için ne yaptı?

Aslında bu illa ki bu hafta olan bir gelişme değil, fakat NFL’in senelerdir ortaya koyduğu cinsiyetçi uygulamalar, belki Amerika gündeminin de etkisiyle son birkaç gündür çeşitli yazılarla gündeme gelmeye başladı. Mesele, ponpon kızların (cheerleaders teriminin Türkçesi de epey ilginç esasen) başına gelen ve kulüplerin ve ligin üzerini örttüğü skandallar. Washington Redskins’in bu kadınları zengin taraftarlar için üstsüz poz vermeye ve birlikte gece kulüplerine gitmeye zorlaması, Houston Texans’ın asgari ücretin de altında bir ücretle çalıştırması ve benzeri bir sürü uygulama birkaç aydır dile getirilse de NFL’in ve kulüplerin bunlara şimdiye kadarki yanıtı basit bir reddedişten öteye geçmedi. Bu sene bu konunun çeşitli zamanlarda gündeme gelmesini ve NFL’in bir noktada pot kırmasını bekliyorum o yüzden.

SABİT SORU 2: Güzel şeyler de oldu mu?

Saha dışı için bu soruya cevap hayır maalesef, fakat saha içinde NFL’in en iyi haftalarından birini geride bıraktık. Tam üç maç uzatmaya gitti, Los Angeles Rams – Minnesota Vikings maçı hatırladığım en iyi Perşembe gecesi maçlarından biri oldu, ve oynanan 15 maçın sadece 4 tanesinde fark erkenden açıldığı için kazanan belliydi. Öte yandan gerek oyun kurucuların değişen kurallarla birlikte iyice pamuklara sarılması, gerek illegal contact (nizami olmayan temas) penaltısının geçen seneye kıyasla üç kat artması, gerekse baş antrenör ve hücum koordinatörlerinin run-pass option (RPO, QB’nin pas ya da koşuya karar verdiği ve rakip savunmaları boşa düşürebilen setler) ve play action (koşu feyki) setlerine daha çok başvurmaları ve hıza daha çok önem vermeleri, bu sene rekor düzeyde hücum aktivitelerinin gözlenmesi anlamına gelmekte. Özellikle touchdown pası enflasyonu görülüyor, bu da Amerikan futbolunun hücum yönünü sevenler için şüphesiz iyi haber.

GEÇİCİ SORU: Case Keenum touchdown pası atabildi mi?

Hayır, üçüncü maçını da 0 touchdown ve 1 interception istatistiği ile tamamladı. Epey istikrarlı o konuda, kabul etmek lâzım.

HAFTANIN EN’LERİ

En hızlı top taşıyıcı: Brandin Cooks (Rams). Yukarıda da değinmiştim zaten, özellikle maçın ilk yarısı inanılmazdı. Bence geniş özetleri izleyin muhakkak kaçırdıysanız.

En hızlı yere çalma: Margus Hunt (Indianapolis Colts). Bu yere çalma, Houston Texans hücumunun sadece field goal ile sonuçlanmasını sağladı bir yerde fakat Colts maçı gene de kaybetti çünkü…

En kötü koçluk: Frank Reich (Colts). Tamam, beraberlikle yetinmeyip kazanmayı düşünmesi takdir edilebilir belki ama hocam kendi sahandasın, topu kaybedersen Texans senin 43. yardandan hücuma başlayacak ve 24 saniyeleri olacak yani neye güveniyorsun?!?

En iyi koçluk: Mike Vrabel (Titans). Reich’ın garip bir mantık silsilesi sonucu uzatmada aldığı kararın doğrusu Vrabel’dan geldi. Zaten Eagles bir field goal bulmuş olduğu için kaybedecek hiçbir şeyi yokken harika bir 4th&15 hücumu gerçekleştirdi, daha da önemlisi rakip sahanın 32. yardasındayken field goal ile yetinmeyip 4th&2 denedi ve başarıya ulaştı. Risk alınacak yer var, alınmayacak yer var; Vrabel doğru yeri seçti.ç

Topla en çok mesafe kat eden oyuncu: Trevor Williams (Chargers). Geride bıraktığımız hafta savunma oyunları açısından biraz kısırdı fakat Williams’ın bu 86 yardalık interception return’ü, hele sonlara doğru yorulmuş bedenini iterek taşıması takdire şayandı (takım arkadaşlarının perdelemelerini de unutmamalı).

En pes etmeyen savunmacı: Gene yukarıdaki oyunda esasen bir hücum elemanı olmasına rağmen tam 103 yarda geri koşup nihai tackle’ı yapan WR Pierre Garçon (49ers).

En mucizevi pas: Jared Goff -> Cooper Kupp (Rams). Aynı maçta Kupp’ın 70-yardalık touchdown’u daha çok konuşuldu belki ama bu daha kısa touchdown pasının zorluk derecesi cidden inanılmazdı, ki maçın spikeri Joe Buck hislere tercüman oluyor hemen sonrasında: “Come on!’”

En beklenmedik yarda kazanımı: George Kittle (San Francisco 49ers). Geçen haftaki maç analizimde 49ers’ın Chargers’a kolay lokma olmayacağını savlarken şu ifadeyi kullanmıştım: Garoppolo kompetan bir QB olsa da sezona o kadar iyi başlamamıştı ve geçen maçta özellikle tight end (TE-iç açık) George Kittle defalarca ekmeğini taştan çıkarmak durumunda kalmıştı. Kittle o 113 kiloluk cüssesiyle nasıl o hızlara ulaşıyor ve o kıvraklığı sergiliyor anlamak güç.

Haftanın en iyi oyunları: NFL bu hafta ilk 15 videosu yapmamış, ki zaten yapamazdı, inanılmaz bir haftayı geride bıraktık Amerikan futbolu adına. Zaten bence özellikle bol skorlu biten bütün maç özetleri izlenmeli, ama alternatif olarak bütün touchdown’ları izleyebilirsiniz. Ayrıca Ezekiel Elliott’ın (Cowboys) maç boyu performansı, Melvin Gordon’ın (Chargers) maç boyunca bir türlü yere indirilememesi, Kareem Hunt’ın maç boyu performansı da totalde ön plana çıkan işler oldular. Gene yere indirilememe konusunda Quincy Enunwa (Jets) ve Martavis Bryant (Raiders) da etkileyici işler yaptılar. Marshawn Lynch zaten.

Ama bir oyuncuya ayrı bir paragraf açmak şart. Patrick Mahomes, kardeşim, sen nesin böyle ya? Maçı izlerken aldığım notlar ekseriyetle ünlem işaretlerinden oluşuyor ama cidden 10 senelik tecrübesi olan oyuncuların yapacağı işleri daha çaylak hâliyle ortaya koyuyor Mahomes. Yani özellikle şu sol elle attığı pas inanılmaz bir şey.

Haftanın muskalıları: New Orleans Saints’in punt returner’ı Brandon Tate şanslılığın kitabını yazdı bu hafta. Onun kadar olmasa da 49ers’ın zaruri QB’si Beathard’ın interception’a davet çıkarmasına rağmen Kyle Juszcyzk’in ellerinde kalan pası da ikinci sırayı alır herhalde.

HAFTANIN TAHMİNLERİ

(Parantez içindeki sayılar hem seçtiğim handikap, hem de o takımın zannımca maçı kazanma ihtimalini göstermekte. Siz de FiveThirtyEight sitesinde maçlara olasılık atayabilir ve onların modelini yenmeye çalışabilirsiniz.)

Eğer yazılarımı geçen seneden beri okuyorsanız, maçlarda neler yaşanabileceğini tahlil edip nihayet yanlış olasılığa güvenme konusunda epey mahir olduğumu biliyorsunuzdur. Bu sene de şimdiye kadar 11 maç handikaplı skorunun +-3 sayı civarında sonlandı ve ben bu 11 maçın 9’ında yanlış tahmini yapmış oldum. Durmak yok yola devam.

(Perşembe) New England Patriots (%80+, -10) – Indianapolis Colts: Maç öncesinde de kısaca anlattığım üzere bu maçı Colts’un alma ihtimali yoktu, her ne kadar Perşembe maçı adetlerine uygun olarak saçma sapan anlar yaşansa da –özellikle Brady o tam isabet paslarını tutamayan hücumdaşlarını maç sonrası bir kaşık avokado dondurmasında boğmuş olabilir- Patriots galibiyete uzanmayı bildi.

Buffalo Bills – Tennessee Titans (-5.5, %69): Başta da dediğim gibi, geçen haftaki karşılaşma Bills’in offensive line’ının kağıttan inşa edilmiş olduğunu bizlere hatırlattı. Sırf Titans’ın ligin ilk 10’unda yer alan bir defensive line’a sahip olması bile denklemi tek başına değiştirmeye yeter aslında, fakat başka ögeler de mevcut. Kolunda yaşadığı sinir zedelenmesinden sonra geçen hafta sahalara dönen QB Marcus Mariota’nın hücum performansının kötü olmasını normal gibi görmüştüm aslında ama bu çok büyük bir hataymış zira Mariota bu hafta sahada çok daha özgüvenli bir duruş sergiledi, topu tutuşu da kıyaslanamaz bir şekilde daha iyiydi. Zaten ikame ettiği QB Blaine Gabbert yani, sırf bu bile 10-14 sayılık bir gelişme anlamına gelmeli. Bununla birlikte tır gibi bir RB olan Derrick Henry’ye, ve yukarıda övdüğüm Vrabel’in liderliğinde daha kompetan bir teknik ekibe sahipler. Mesela Mariota’nın en güçlü yanı koşu feykli hücum setleriyken bunu gerektiği kadar tercih etmiyordu geçen sene Titans, bu sene durumlar farklı. Bütün bunların ışığında Titans’ın bu hafta sonu bu maçı kazanamaması için sadece iki sebepten bahsedebiliriz; Bills’in Vikings karşısında olduğu gibi erkenden üstünlüğü alması, ve Titans’ın Eagles zaferinin sarhoşluğunu yaşaması.

Cincinnati Bengals – Miami Dolphins (+6, %51): Gerçek anlamda tuzak bir maç. Geçen hafta sansasyonel galibiyet alan takım, sansasyonel mağlubiyet alan takıma karşı. Dolphins’in hücumu sahadan silinirken QB Ryan Tannehill de şartlar ne olursa olsun New England deplasmanında kötü oynayıp maç kaybetme (artık 6’da 6) geleneğini sürdürdü. Miami ekibinin Cincinnati deplasmanı için geçerli olan bir fobisi yok bildiğim kadarıyla. Öte yandan savunmaları da –her ne kadar Patriots’a 38 sayı vermiş olsalar da- hala daha ilk 10’da yer alıyor ve sondan 3. olan Falcons savunmasına kıyaslanamaz. Ayrıca Dolphins savunmasının en öne çıkan özelliği kaptıkları interception’lar; sezonun ilk 4 maçında 8 yıllık kariyerinin en yüksek int%’ine ulaşmış Bengals QB’si Andy Dalton bunu beğendi. Evet, bu sene takımdaki rolü artmış WR Tyler Boyd sayesinde Dalton pas baskısı altındaki performansını bir tık üste çıkartmış durumda fakat bunun sürdürülebilir olduğundan emin değilim. Bengals, performansı epey artmış olan Giovani Bernard’la koşu hücumundan ekstra katkı alıp bu maçı gene de kazanabilir ama işleri o kadar kolay olmayacak.

Cleveland Browns – Baltimore Ravens (-3, %71): Ravens, onlar açısından sezonun en büyük sınavlarından biri olan Steelers deplasmanından başarıyla döndü. Baltimore temsilcisinin başarısına şüpheyle yaklaşmamak için iki sebebimiz var: Birincisi, QB’leri Joe Flacco, en rahat sezonlarından birisini yaşıyor pas baskısına maruz kalmama adına. Bunda daha sık kullandıkları koşu feykli hücumlar, kalabalık ve ortalamanın üstünde performans sergileyen muhafız personeli ve hayatımda gördüğüm en az futbolcuya benzer isme sahip olan John Brown’ın gerçek bir tazı olması –uzun pas atmaya bayılan Flacco için gerçek bir bayram- etken diyebiliriz. İkincisi, son beş senedir sadece bir kez ilk 10’da yer alamamış Ravens savunması gene çok iyi başladı sezona. Koşucuları Alex Collins sene başından beri çok sıkı savunmalarla mücadele etmek zorunda kalmıştı ve Browns savunması da kağıt üzerinde bu konuda epey iyi, fakat geçen haftanın özet görüntüleri bambaşka bir hikâye anlattı. Ayrıca Browns kesin bu maçı kaybetmenin bir yolunu bulur, tıpkı Ravens karşısında son 5 maçı kaybettiği gibi.

Detroit Lions – Green Bay Packers (%58): Haftanın en anlamlandıramadığım ve her şekilde tuzak kokan maçlarından bir diğeri de bu. Lions adına olumlu göstergeler yok değil: Hücumları biraz daha çeşitlilik gösteriyor, Kerryon Johnson 100 koşu yardasına yaklaşamasa da fena işler çıkarmadı, savunmada Darius Slay Jr. sivrilmekte vs. Packers adına olumsuz göstergeler de yok değil, bilhassa Rodgers’ı koruması gereken hattın performansı ziyadesiyle fena. Ama bunlar –ve ev sahibi avantajı- bu maçı “ortada” olarak nitelemeye yeter mi? Hele ki Packers’ın ön yedilisi geçen hafta Allen’a işkence etmişken? Hiç sanmıyorum. Fakat bütün modeller maçı ya ortada, ya da Lions’a yakın gösteriyor. Göremediğim bir şey var herhalde.

KAÇMAZ! Kansas City Chiefs (%54) – Jacksonville Jaguars (+3): Haftanın en iyi maçı, ve belki de AFC Şampiyonluk maçının provası. Yazının başında Jaguars savunmasının hücum olarak bir üst seviyeye çıkamadığından bahsetmiştim, ama karşısında Chiefs savunmasını bulan her hücum bir açılıyor. Ayrıca Jaguars bu tür zor maçlarda şov yapmayı seviyor ve daha Pazartesi gecesi Broncos tarafından hırpalanan Chiefs hücumu ondan daha da güçlü bir savunmanın karşısına çıkacak. Gene Pazartesi Phillip Lindsay ve Royce Freeman ikilisi gösterdi ki efektif bir koşu hücumu Chiefs’in panzehiri olabilir (bu gerçekten bu sene izlediğim en kötü koşu savunmalarından biriydi), Jaguars’da da Yeldon ve Leonard Fournette ikilisi o rolü tekrar edebilir. Tabii ki Mahomes gelmiş geçmiş bütün QB’ların ruhunu kara büyü ile bünyesinde toplamış gibi duruyor ve ona karşı bir tahminde bulunmak kolay iş değil, ama Chiefs ilk mağlubiyetini bu hafta alırsa şaşırtıcı olmaz.

New York Jets – Denver Broncos (+1, %56): Gene tuzak kokan bir maç. Jets, ilk haftadaki o sürpriz galibiyetinin ekmeğini yemekte sanki hâlâ, zira geçen hafta izlediğim QB Sam Darnold üç haftadır aynı Darnold: Söylenen senaryo dışına çıkamayan, improvize edemeyen, pas attığı yeri telgrafla belirleyen bir oyun kurucu. Bu yüzden hırpalayıcı gücü olan her savunma ona sorun yaşatacaktır, ve Broncos da bu tarife uymakta. Öte yandan Keenum sezona çok kötü başladı ve Jets’in pas savunması çok iyi durumda, bu da sıkıntı anlamına gelebilir Denver temsilcisi için. Fakat nihayet Lindsay ve Freeman ikilisi yeter sayıda yarda toplayacaktır. Yalnız şunu da ekleyeyim: Jets hissesi almak istiyorsanız doğru zaman bu olabilir.

KAÇMAZ! Pittsburgh Steelers (%51)– Atlanta Falcons (+3): Kesinlikle kaçırılmaması gereken bir diğer maç, zira şampiyonluk için direkt favori olmasa da plase olarak görülecek grupta yer alan bu iki takımın sezonu erkenden nihayete erebilir. Steelers’ın en büyük avantajlarından birisi QB Ben Roethlisberger’ı koruyabilen offensive line’ları idi; fakat geçen hafta Ravens karşısında onlar da parlak bir görüntü vermedi ve bu da Big Ben’in pas kalitesine olumsuz olarak yansıdı. Buna en az iki üç hafta daha oynamayacak olan Le’Veon Bell’i ikame etmeye çalışan James Conner’ın nihayet teklemesi de eklenince Steelers hücumu koca bir yarı boyunca sayı üretemedi. Onlar için iyi haber, savunmada en önemli üç oyuncusundan da mahrum durumda olan (liberolar Keanu Neal ve Ricardo Allen, linebacker (ön libero) Deion Jones) ve defansı tel tel dökülen Falcons ile kendi evlerinde oynayacak olmaları. Kötü haber ise Falcons’ın her maç 35 sayı yese de bir o kadar atma potansiyeline sahip olması. Geçen hafta Flacco’nun bile avlayabildiği Steelers savunması, Julio Jones, Mohamed Sanu ve Calvin Ridley üçlüsüyle nasıl mücadele edecek fikrim yok. Rakip savunmalar üç maçta 6 touchdown’a imza atan kurnaz Ridley’yi ciddiye almaya başlayınca da bu Tevin Coleman’a yeni koşu pası rotaları açacak ve Jones’u rahatlatacaktır. Bu iki takımı tamamen denk görüyorum o yüzden ve bir şekilde 1-2 sayı farkla bitecek bir maç öngörüyorum.

Carolina Panthers (-6, %68) – New York Giants: Panthers’ı 14 gündür izlemediğimiz için en son performanslarının ne kadar etkileyici olduğunu unutmuş olabiliriz, ama gerek yeni hücum koordinatörlerinin Cam Newton’a daha fazla serbesti sağlaması olsun (maç başına 9.3 koşu!), gerek RB Christian McCaffrey’nin artan performansı olsun, gerekse defanstaki sallantılarının önünü almak için libero Eric Reid’i kadrolarına katmaları olsun epey iyi bir takım göreceğiz sahada bence. Giants’ın geçen haftaki performansına lâf etmek istemiyorum, özellikle ilk yarıda harika bir Tehlikeli Bölge (Red Zone) savunması gösterdiler ama geçen seneden de hatırlıyoruz bu resmi: İlk yarı direnen, fakat ikinci yarıda nihayet yorulan savunma, maçı bir türlü kopartamayan hücum ve gelen farklı mağlubiyetler. Eli Manning’in emeklilik vakti gelmiş artık, uçan Saquon Barkley de onu kurtaramıyor.

Los Angeles Chargers (%54) – Oakland Raiders (+6): Makus talihiyle en çok dalga geçilen takım doğal olarak Browns fakat Chargers’ı da unutmamak lâzım. 49ers’ın esas QB’si Jimmy Garoppolo sakatlanıp sezonu kapatmışken, Gordon harika bir maç geçirmişken (104 koşu, 55 pas yardası), savunmanın yükselen yıldızı Derwin James şu müdahaleyi yapmasa maçı kaybedebilirlerdi dahi. Bu haftaki rakipleri Raiders geçen hafta uzatmalar dahil 45 sayı atmış olsa da ikna edici bir hücuma sahip değil, çok top kaybediyorlar ve secondary’leri (derin savunmaları) da kötü. Fakat Chargers’ın artık ezberlenmiş savunma sistemlerine karşı yaratıcı koçlar her zaman çözüm üretebiliyor ve Raiders’ın da bu açıdan büyük bir sıkıntı yaşayacağını sanmıyorum. Raiders’ın bu seneki sıkıntısı maçlara iyi başlamamaları değil, iyi bitirememeleri idi ve bunun problem yaratmayacağı takımlardan biri geçen hafta mağlup ettikleri Browns ise bir diğeri de Chargers. O yüzden Chargers nihayet galibiyete uzansa bile işi kolay değil. En azından Raiders bu hafta kumdan field goal kullanmak zorunda kalmayacak.

KAÇMAZ! Philadelphia Eagles (%53)– Minnesota Vikings (+3): Steelers – Falcons maçına benzer tınılara sahip olan bir başka mücadele. Geçen sene NFC Şampiyonluk maçı oynamış işi takımın bu senenin daha 5. haftasında kısmen “tamam mı devam mı” maçına çıkacak olmasını kimse beklemiyordu, zira 5 maçta 3 mağlubiyet demek NFC’de en azından ilk 2’ye büyük ihtimalle veda etmek anlamına gelecek. Vikings geçen senenin en iyi savunmalarından birine sahipken, bu sene DVOA’da 25. sırada. Özellikle secondary’leri çok yavaş kalıyor ve derin paslara karşı aşırı çaresiz bir görüntü sergiliyor. Eagles savunmasının durumu o kadar vahim değil ama onların da sıkıntısı hücumda; özellikle geçen sene 3rd&down’larda (üçüncü haklar) tutturdukları mucizevi yüzdenin sürdürülebilir olup olmayacağı şüpheli (nitekim Titans karşısında 5/15’te kaldılar), Wentz çok fazla pas baskısına maruz kalıyor ve geçen hafta Alshon Jeffery’yi kazanmaları iyi bir gelişme olmasına rağmen hücumda çeşitlilik sıkıntısı yaşıyorlar. Onun dışında Vikings’e verdikleri 4th&15’de de görüldüğü gibi sakatlanan libero Rodney McLead’in yerini doldurabilmiş değiller. O yüzden maçı kim kazanır hiçbir fikrim yok, berabere biterse şaşırmam fakat şundan eminim: İki takımın da WR’leri ömürlerinde tutmadıkları kadar pas tutabilirler.

San Francisco 49ers (%52) – Arizona Cardinals (+3.5): Beathard vs. Rosen! Evet sarkastik bir giriş oldu bu, zira bu maçın bende uyandırdığı heyecan hissi 0. Gene sorunları malum iki takımın karşılaşması, ama geçen hafta biraz ışık veren ve pasları düşürülmese Seahawks karşısında takımını ilk galibiyete uzaklaştırmaya yaklaşan çaylak QB Josh Rosen’ın bir sürpriz yapabileceğini düşünüyorum bu maçta; en azından gene yakın skorlu bir mağlubiyet alabilirler. 49ers savunmasının geçen haftaki nispeten iyi performansına fazla aldanmamak lâzım ayrıca.

Seattle Seahawks – Los Angeles Rams (-7, %73): Rams için kötü bir şey söylemek zorunda bırakılırsam, secondary’lerinin –ligdeki trende uygun olarak- yavaş gözükmesi diyebilirim. İyi bir şey söylemem istenirse de bir 3000 kelime daha yazmam gerekir. Rams hücumunun en inanılmaz yani, setin başında dizildiklerinde hangi eşleşme sorununu kullanacaklarını tahmin etmenin hiç zor olmaması fakat buna rağmen o seti başarıyla uygulayabilmeleri. Bu sene 4 maçta sadece üç defa 3&out yaşadılar, üç! Maç başına 10 yarda gidemedikleri akın sayısı 1 bile değil yani. QB Goff geçen maç alınabilecek en yüksek QB reytingi aldı, yani kelimenin gerçek anlamıyla mükemmel bir maç çıkardı. Seahawks’a gelirsek, geçen maç “savunmaları fena gözükmüyor yahu?” dedirtirken, o savunmanın en önemli ve sene başından beri sözleşme uzatılmaması temelli sıkıntı yaşayan Earl Thomas bacağı kırıldığı için sezonu kapattı ve sahadan ayrılırken kendi yedek kulübesine orta parmağını gösterdi. Hücumda da işler iyi değil: Russell Wilson gibi ligin en yetenekli oyun kurucularından birisine ligin en tutucu hücumlarından birini oynatıyorlar, ve bu takım Cardinals gibi vasat sayılabilecek bir savunmaya karşı 10 3rd down denemesinin 0’ından (yazıyla sıfır) başarılı ayrıldılar. Yani Rams kaybedene kadar her maçı kazanacağına inanmak doğru hamle. Ha, bir de Rams’in Aaron Donald’ı var.

Houston Texans (-3, %51) – Dallas Cowboys: Haftanın “bir çiçekle bahar olmaz” maçı da bu olsa gerek. Cowboys hücumuna sene başından beri en sık getirilen eleştiri tıpkı Seattle gibi çok sıkıcı ve tahmin edilebilir olmalarıydı. Fakat bu hafta koşucuları Ezekiel Elliott’a 88 yardalık pas attılar ki bu Elliott ilk iki haftaki maçlarda aldığı koşu yardasından fazla! Elliott aynı zamanda 152 yarda da koşup Cowboys’un galibiyetinde önemli pay sahibi oldu. Gene 1 koşucu, 3 iç açıklı setleri de hem kendi, hem de lig normallerinin üzerinde bir oranda kullandılar. Peki buna devam edebilecekler mi? Cowboys’un formülü şu diyebiliriz: Elliott oynarsa takım da oynar. Bu haftaki rakipleri Texans ligin en iyi ikinci koşu savunmasına sahip. Buna J.J. Watt liderliğinde varlığını yeniden hatırladıkları pas baskısını da eklersek Cowboys’u hiç de kolay bir maçın beklemediğini söyleyebiliriz. Peki Texans’ın üst üste iki maç kazanabileceğine inanmalı mıyız? Watson’ın gittikçe ısınıyor olmasına güvenmeli miyiz? Ya Cowboys’un? Seçim sizin.

New Orleans Saints (-6, %55) – Washington Redskins: Gene iki güven vermeyen takımın karşılaşması. Washington ekibi şimdiye kadar Cardinals’a 18 sayı fark attı, Colts’tan 12 sayı fark yedi ve Packers’ı 14 sayı farkla yendi. Bu maçta hangi takımı izleyeceğimiz konusunda hiçbir fikrim yok. Saints’in pas savunması ligin en kötülerinden biriydi bugüne kadar ama Ryan Fitzpatrick, Tyrod Taylor ve Matt Ryan’ın alt ettiği savunmayı Eli Manning alt edemedi. Peki bunu Saints defansının –geçen sene olduğu gibi- sezon ilerledikçe toparlamasına mı yormalı, yoksa Manning’in malulen emeklilik çağının gelmesine mi? Yine hiçbir fikrim yok. Gene de geçen hafta düşürdükleri paslara rağmen Alvin Kamara’ya –özellikle şu pozisyonda ayağını havada tutması müthiş- ve Saints ekibine güvenmeye devam edeceğim ben. En azından işler kötü giderken şapkadan tavşan çıkarabiliyorlar, Alex Smith de işler iyi giderken tavşanı şapkaya geri sokabiliyor. Ama altını çizeyim, çok iddialı değilim bu hususta.

Geçen haftanın handikap tahminleri: 4-9-2

Sezonun handikap tahmini toplamı: 25-34-4 (%42.4)

 

Geçen haftanın kim kazanır tahminleri:  11-4-0

Sezonun kim kazanır tahmini toplamı: 39-22-2 (%63.9)

İlginizi çekebilecek diğer içerikler