NFL Rehberi: Balkabağına Dönüşenler…

Altıncı hafta maçlarında kimler öne çıkar? Geçen haftadan kalanlar neler? Hepsi ve daha fazlası her zaman olduğu gibi NFL Rehberi'nde.

13 Ekim 2018

Foto: Getty Images Turkey

Geçen haftaki yazıma “sürpriz yaşanabilecek maçların daha tahmin edilebilir olduğu” döneme girdiğimizi savlayarak başlamıştım. Aslında öyle de oldu, zira “tuzak” olarak nitelediğim ve şaşırtıcı da olsa güçsüz takımın galibiyeti vs. için bir rota görebildiğim maçlarda genelde beklentilerim doğrultusunda işler yaşandı. Sorun, neredeyse her maçta bunların yaşanmasıydı! Bunun en büyük sebebiyse, sene başında standardının üstünde başarı beklemediğim fakat sezona bomba gibi başlayan QB’lerin hepsinin aynı hafta saçmalamaya (yahut özüne dönmeye) karar vermesi oldu diyebilirim. Bu haftanın panoramasına bu dört Külkedisi ile başlayalım.

Ryan Tannehill (Miami Dolphins)

Geçen sene sakatlığı sebebiyle hiç maç oynayamayan ve kariyeri boyunca sıradan bir performans göstermiş olan Tannehill sezona zıpkın gibi başlamış, üst üste üç maç %70+ pas isabeti göstermiş ve en azından 2 touchdown pası atmış, hatta 3. haftada Oakland Raiders karşısında 155.3 QB reyting ile mükemmele yakın bir performans ortaya koymuştu. Her ne kadar 4. haftada New England deplasmanında epey kötü bir performans sergilese de bunu artık klasikleşmiş Gillette Stadyumu fobisine bağlayıp geçici addetmek makbuldü. Fakat geçen hafta, takımı zorlu Cincinnati Bengals deplasmanında 17-10 öndeyken öyle bir interception yaptı ki hiçbir şekilde anlam vermek mümkün değil. Yani tamam, baskı yediği için topu elinden çıkarmak zorunda hissetmiş olabilir kendini ama bunun yolu topu kalabalığın içine rastgele atmak mıdır? Hadi onu da yaptın diyelim, topu neden takım arkadaşının kafasına atıyorsun birader? Netice itibariyle Tannehill son iki haftayı %56.36 pas isabeti, 1 touchdown, 3 interception ve 54 gibi epey kötü bir QB reytingle tamamlamış oldu. Kariyerine bakınca o kadar da kötü bir sezon beklememeli kendisinden belki ama sene başındaki Tannehill performansını da abartmış olduğumuz garanti gibi.

Joe Flacco (Baltimore Ravens)

Bir durup düşününce insan fark ediyor ki, geride bıraktığı 10 yıllık kariyeri boyunca denediği her 100 pasın 2.5’ini kaptırmış olan bir QB’nin sezona %1.17 gibi düşük bir oranla başlaması ciddi bir uyarı işareti olmalıydı. Fakat Ravens’ın Buffalo Bills karşısında aldığı sansasyonel galibiyet ve ezeli rakiplerinden Pittsburgh Steelers’ı savunmaları sayesinde rahat geçmesi, Joe Flaccid günlerinin gelmekte olduğu gerçeğine gözleri –en azından benim gözlerimi- kör etti sanırım. Flacco’nun pek pas baskısına maruz kalmaması ve de John Brown’dan etkin bir şekilde yararlanması da rasyonel açıklamalardı bu seneki performans artışı için, fakat gerek koşu gerek pas savunması adına ortalamanın üstünde yer alan Cleveland Browns takımı bize Flacco’nun neden güvenilmez bir QB olduğunu hatırlattı. Maçı sadece 1 interception ile tamamladı tecrübeli oyun kurucu, fakat özetleri izleyenler görmüştür ki rahat en az 2-3 tane daha pas kaptırabilirdi ki veremediği 27 isabetsiz pasın tam 8 tanesine rakip temas etmeyi başardı (pass deflected). Ravens savunması onlara maç kazandırmaya devam edecek elbette, ama yedekte bekleyen çaylak oyun kurucu Lamar Jackson’ın rolü giderek artabilir sezon ilerledikçe.

Marcus Mariota (Tennessee Titans)

Mariota ile ilişkim epey çalkantılı oldu bu yıl. Önce onun yerine oynamakta olan Blaine Gabbert’ın ne kadar kötü bir QB olduğu unutup Titans’ın performansını küçümsedim, sonra yanlışlanınca bu sefer Mariota’nın hücuma katkısını abarttım sanırım, zira şu satırları yazmışım geçen hafta: Kolunda yaşadığı sinir zedelenmesinden sonra geçen hafta sahalara dönen QB Marcus Mariota’nın hücum performansının kötü olmasını normal gibi görmüştüm aslında ama bu çok büyük bir hataymış zira Mariota bu hafta sahada çok daha özgüvenli bir duruş sergiledi, topu tutuşu da kıyaslanamaz bir şekilde daha iyiydi. Halbuki Titans, uzatmalarda Philadelphia Eagles’ı yenerken öyle efsane bir performans da göstermemişti Hawaii doğumlu genç oyuncu: 2 touchdown, 1 interception, %69.8 pas isabeti ve 99.4 QB reytingi. Nitekim bu hafta o yanlış kararlar veren Mariota geri döndü; şu interception’ı yaparken ayrıca şu pozisyonda dünyanın en yanlış kararını verdi ve tabiri caizse ucuz yırttı. Tennessee’nin maçı 1 sayıyla ve son anda kaybetmesi aslında gerçekliği pek isabetli yansıtmıyor diyebiliriz.

Blake Bortles (Jacksonville Jaguars)

Ve işte haftanın yıldızı: 33/61 pas isabeti, 1 touchdown, 4 (dört!) interception, 5 yere çalınma! Öncelikle Bortles’ın geçen seneden beri gösterdiği pozitif ivmeyi unutup CV’sine bütüncül olarak bakalım: Kendisi ligde oynamaya başladığı 2014 senesinden beri en az 50 maç yapmış QB’ler en çok pas kaptıran (71!), en düşük QB reytingine ve en düşük ikinci touchdown yüzdesine sahip olan oyun kurucuydu. Bu sene Patriots ve Jets maçlarındaki performansı sebebiyle kendisi biraz abartıldı sanırım zira geçen hafta kaptırdığı pasların iki tanesi akıl almaz saçmalıktaydı. Birincisinde rakibe “al da kap” dercesine yumuşak bir top attı, ama daha da komiği topu kendi takım arkadaşının kafasına nişanlayıp sektirerek rakibe teslim ettiği interception’dı. Gerçekten azıcık QB tecrübesi olan birisi, o topun oradan geçmeyeceğini akıl eder. Özetle Bortles, hem de ligin en kötü savunmalarından birine karşı, sene başından beri bortlamadığı kadar bortladı geçen hafta. Gene de kendisinin tutturduğu ilginç düzeni akılda tutmalı; tek sayılı haftalarda %56.3 pas isabeti, 2 touchdown ve 5 INT ile oynarken çift sayılı haftalarda bu istatistikler %69.9 pas isabeti, 6 touchdown ve 2 INT’e dönüşüyor. Belki bu hafta peri onu gene ziyaret edip bir kez daha balkabağından bir mucize yaratır.

Potansiyel aday: Andy Dalton (Cincinnati Bengals)

Blake Bortles’ın liderliğini yaptığı listelerde nispeten üst sıralarda yer alan bir isim Dalton, fakat kendisi bu sene kariyerinin en iyi performanslarından birini sergiliyor. Buna çeşitli açıklamalar getirmek mümkün: Mesela A.J. Green’in yanı sıra Tyler Boyd’un da atletik bir dış açık (WR-wide receiver) olarak Dalton’ın baskı altında sıpıttığı pasların başarılı olma ihtimalini arttırması, ya da bu sezon tam zamanlı hücum koordinatörlüğüne terfi alan Bill Lazor’ın geliştirdiği farklı hücum setleri gibi. Fakat şimdiye kadar değindiğim dört Külkedisi’nin dördüne de aynı açıklamaları getirmiştim sene başından beri ve de ne olduğunu gördük. Bence Dalton’ın da bu peri masalından uyanacağı günler yakın.

SABİT SORU 1: NFL bu hafta bir çuval inciri berbat etmek için ne yaptı?

Bu soruya cevapların çıtası gittikçe düşüyor maalesef. Bu hafta beni en çok sinirlendiren üç olayın müsebbibi de hakemlerdi. Birincisi, şu pozisyonun tekrarını izledikten sonra dahi topun ilk önce Packers’lı oyuncuya temas ettiğine kanaat getirdiler (hemen gelin Türkiye’de VAR odasında işe başlayın). İkincisi, oyunculara sevinçlerinden ötürü penaltı verme işgüzarlığında bir engeli daha aşıp, bütün New Orleans Saints takımı Drew Brees’in tarihin en çok pas yardası atan oyuncusu olmasını kutlarken Mike Thomas’a rakiple dalga geçme (taunting) penaltısı çaldılar. Üçüncüsü, bu sene cılkı çıkan roughing the passer (oyun kurucuya gereksiz sertlik) penaltılarına bu sefer Eagles savunmacısı Michael Bennett kurban verildi. Yani cidden Kirk Cousins yere daha yumuşak iniş yapamazdı o çelmeden sonra, ne yapacaklar yahu savunmacılar Jedi zihin kontrolü mü?!

SABİT SORU 2: Güzel şeyler de oldu mu?

Bu soruya gecikmeli bir cevap veriyorum zira gözümden kaçmış bu. Bütün cinsiyetçi yorumlara karşın iki hafta önce ilk defa bir NFL maçı iki adet kadın spiker tarafından anlatılmış. Bu spikerlerden biri olan Hannah Storm’un maç sonrasında Dan Patrick ile yaptığı röportajı buradan dinleyebilirsiniz.

GEÇİCİ SORU: Case Keenum touchdown pası atabildi mi?

Evet, hem de iki tane! Maçın daha ilk çeyreğinde touchdown pasına ulaşıp 197 dakikalık orucunu bozmuş oldu. Böylece NFL tarihinin 7 maçlık “en az 30 pas deneyip de touchdown yapamama rekoru”nu kırma şansını yitirirken, kişisel 4 maçlık rekorunu da egale edememiş oldu.

HAFTANIN EN’LERİ

En hızlı top taşıyıcı: Bulduğu ilk boşluktan vınlamakla kalmayıp bir iki çelme denemesinden de sıyrılan, ve bunlarla da yetinmeyip son anda end zone’a atlayarak touchdown’u bulan Dolphins oyuncusu Jakeem Grant bu haftanın en hızlısı oldu.

Topla en çok mesafe kat eden oyuncu: Grant’ten daha etkileyici bir oyun New York Jets savunmacısı Marcus Maye’den geldi. Olmayan hızına rağmen gerektiğinde gücünü, gerektiğindeyse kıvraklığını ve aklını kullanarak kaptığı pası tam 104 yarda boyunca taşıdı ve touchdown’u almayı kıl payı kaçırdı.

En pes etmeyen savunmacı: Doğal olarak yukarıdaki pozisyonda o son çelmeyi takan Denver Broncos WR’ı Courtland Sutton da bu ödülü almış oldu.

En hızlı sack (yere çalma): Gerçi bu pozisyonda çevirimin yetersizliği ortaya çıkıyor ama mazur görünüz. San Francisco 49ers hücum seti başlar başlamaz 2.37 saniye içinde C.J. Beathard’ın elinden topu söken Arizona Cardinals savunmacısı Haason Reddick, devamında takımının sayıyı bulmasını ve maçı kazanmasını da dolaylı şekilde sağlamış oldu.

En mucizevi pas: 3. haftadan beri belki de biraz fazla eleştirdiğim Jets QB’si Sam Darnold, bu hafta geri dönmekle kalmadı, Robby Anderson’a da bu zorluk derecesi inanılmaz yüksek touchdown pasını atmayı başardı.

En beklenmedik yarda kazanımı: Los Angeles Chargers hücumunun karakteristiği, topladığı yardalara rağmen yeterli sayı bulamamaktır. Bu hafta bu makus talihlerini Austin Ekeler sayesinde biraz yendiler diyebiliriz, zira kendisi normalde ~10 yarda kazanılıp nihayete erecek olan bu pozisyondan inanılmaz kıvraklığı ve hızı sayesinde 44 yardalık bir touchdown çıkarmayı başardı.

NFL’e göre en iyi 15 oyun: NFL bu hafta tembellik etmeyip videoyu hazırlamış, fakat Brees’in tarihî bir pas vermesi diğer oyunlara biraz haksızlık edilmesine sebep olmuş. Özellikle 10 numarada kendine yer bulan Dak Prescott’ın verdiği zor pas daha üstlerde yer almalıydı bence.

Özel mansiyon: Russell Wilson’ın oyunu uzatıp uzatıp David Moore’a lazerle attığı bu pas nasıl yukarıdaki listede yer bulamadı anlamış değilim açıkçası. Gene Tavon Young’ın kaptığı bu pas güzel bir akıl, refleks ve atletizm birleşimiydi. Fakat ondan daha da etkileyici bir savunma oyunu varsa o da Joe Flacco’dan kaptığı pası adeta bir dış açıkmış gibi çelmelerden kaça kaça götüren Jordan Lucas idi.

Maç boyu başarı ödülleri: Bu hafta maçları izlerken notlarımın arasında spektaküler hareketleriyle bir kereden fazla dahil olan üç oyuncu şunlardı: Isaiah Crowell (Jets), James Conner (Steelers), Adam Thielen (Vikings).

Haftanın muskalısı: Ligin en iyi takımı olunca talih kuşu da arada yardımcı oluyor herhalde ayıp olmasın diye. Jared Goff’ın standart altı bu pası interception dahi olabilecekken Tyler Higbee Hızır gibi yetişip bir de üzerine 18 yarda ekliyor.

N’apıyorsunuz evladım?: Vikings savunmacısı Xavier Rhodes, maç boyunca eşleştiği Alshon Jeffery’yi gerçekten iyi tuttu ama bazen görev aşkını abarttı demek yanlış olmaz sanırım.

HAFTANIN TAHMİNLERİ

(Parantez içindeki sayılar hem seçtiğim handikap, hem de o takımın zannımca maçı kazanma ihtimalini göstermekte. Siz de FiveThirtyEight sitesinde maçlara olasılık atayabilir ve onların modelini yenmeye çalışabilirsiniz.)

Yazının başında da değindiğim gibi, geçen haftaki tahminlerimde tuzak ifadesini sıklıkla kullanmamın bir sebebi vardı ve kişisel tarihimin en başarısız haftasını böylece geride bırakmış oldum. Okuyucular, özellikle de Pazar gündüz maçları için benim tahminlerimin tersine güvenerek daha başarılı sonuçlar elde edebilirler. Zaten bu haftaki maçlar da gene epey garip.

(Perşembe) New York Giants – Philadelphia Eagles (-3, %55): Maç öncesi mini analizimde belirttiğim üzere, Giants’ın kendi evinde oynamasına rağmen Eagles’ın zafiyetinden istifade edecek kapasitede olduğunu düşünmemiştim. Maç da bu sebepten erken koptu –Giants’ın Eli Manning konusunda ciddi bir iç diyalog yaşaması şart- ve de bu senenin en heyecansız Perşembe maçlarından birini izlemiş olduk.

Atlanta Falcons (-3, %63) – Tampa Bay Buccaneers: Falcons’ın ne yapıp ne edip kazanması gereken bir karşılaşma bu, şampiyonluk yarışında sürpriz at olarak görülen bir takımın sezona 6 maçta 5 mağlubiyet ile başlaması kabul edilemez zira, yer yerinden oynar. Tabii Atlanta temsilcisi için kötü haber şu: Defansları gerçekten berbat hâlde. Geçen hafta Steelers koşucusu (running back-RB) Conner’a verdikleri şu 3rd down gayet yeterli bir örnekli anlatım teşkil eder sanırım. İşin daha da kötüsü, geçen hafta Steelers ön yedilisi QB Matt Ryan’a adeta işkence etti tam 11 QB hit (oyun kurucuya şarj) ile, yani Falcons’ın en güçlü yanı olan hücumu da böylece ritm bulmakta zorlandı. Peki Tampa Bay nasıl bir rakip? En son bıraktığımızda Chicago Bears’den fark yemektelerdi, ve de ligin Atlanta’dan da kötü bir savunması varsa bu da onların. Ayrıca pas hücumları artık yedekte oturacak olan Ryan Fitzpatrick sayesinde lige alev alev başlamış olsa da o ritmi bir daha bulup bulamayacakları da şüpheli. Koşu hücumunda ise gene DVOA’ya göre sondan ikinci sıradalar. O yüzden Falcons şu zorlu fikstürünün en kolay maçına çıkacak, farka dahi koşabilir ritmini erken bulursa. Ama işte sene başından beri maç kazanmakta çektikleri sıkıntılar insanı biraz mütereddit bırakmıyor değil.

KAÇMAZ! Cincinnati Bengals – Pittsburgh Steelers (+1.5, %52): Bu iki takım her sene Cincinnati’nin sahasında bir defa karşılaşıyor ve şartlar ne olursa olsun bir şekilde Steelers maçı kazanıyor. QB Ben Roethlisberger 14 senedir Steelers forması giyiyor, bu 14 senede 14 Bengals deplasmanının 12’sinden galibiyetle dönmüş durumda. Peki Bengals neden bu maçı kaybedebilir favori olmasına rağmen? Birincisi, her ne kadar ön yedilileri epey sağlam olsa da defansları o kadar etkileyici değil. İkincisi, başta da anlattığım gibi Dalton’ın hata yapma günleri yaklaşmakta. Üçüncüsü, geçen hafta Ryan’a hayatı zindan eden ligin en iyi 4. ön yedilisine sahip olan Steelers, o maçtaki kadar olmasa da Dalton’ı hırpalayacaktır. Öte yandan şunu kesinlikle unutmamalı, Steelers sene başından beri, Bengals ise tarihsel olarak dengesiz performanslar sergilemiş iki kulüp, o yüzden kağıt üzerinde çekişmeli geçmesi beklenen bu maç erkenden de kopabilir. Ya da mesela Roethlisberger gayet iyi oynadığı geçen haftaki maçta dahi bu tür garip kararlar verme ve pas kaptırma potansiyeline sahip. Ama bence psikolojik faktörler ve de normalleşme beklentileri uyarınca Steelers galibiyete daha yakın.

Cleveland Browns – Los Angeles Chargers (+1, %51): Makus talih derbisi! Geçen hafta ligin sükseli takımlarından Ravens’ı savunması ile yenmiş Browns, sene başından beri ilk defa rahat bir galibiyet almış –fakat ona rağmen gene de atması gereken sayıyı atamamış- Chargers’a karşı. Bu maça dair her türlü analiz daha birinci dakikadan çöpe atılabilir, o açıdan müthiş potansiyelli bir maç bu. Zaten Cleveland Browns sene başından beri oynadığı beş maçta alınabilecek her türlü sonucu aldı: Uzatma galibiyeti/beraberliği/mağlubiyeti, normal süre galibiyeti/mağlubiyeti. Beşte beş! İstatistiki olarak imkânsıza yakın bir şey bu! Bu sene iyi hücumlar iyi savunmalarla karşılaşınca genelde hücumlar üstünlük sağlıyor NFL’in yeni trendi gereği, o yüzden Chargers’ı ve de kariyerinin hemen her kategoride şimdilik en iyi sezonunu geçiren (%7.5 touchdown, %1.1 interception, 116.4 QB reytingi) QB Philip Rivers’ı az da olsa önde görüyorum.

Oakland Raiders – Seattle Seahawks (-2.5, %58): Londra maçları başlıyor! Tahmin edilemezlikleri sebebiyle her zaman eğlenceli oluyor bu maçlar, bunda da ilginç bir skor görme şansımız fazla o yüzden. Seattle temsilcisi beni bu sene ciddi anlamda etkileyen takımlardan birisi, zira yaşadıkları sakatlıklara ve kadrodaki kayıplara rağmen savunmaları epey iyi bir şekilde yoluna devam ediyor. Geçen hafta Shaquill Griffin 4th&2’da aptalca bir penaltı yapmasa belki de maçı kazanacaklardı! Hücum anlamında bazı maçlarda fazla muhafazakâr kaldılar ama bu süreklilik arz etmemekte, ki insanın QB’si Wilson olunca bir şeyler çıkıyor elbet. Geçen hafta da ligin en iyi takımı olan Rams’e karşı Wilson sadece 13 tane isabetli pas attı ama bunların 3 tanesi touchdown oldu, ki gene bu pasların 3 tanesi epey derin toplardı. Raiders bu alanda epey güzel fırsatlar sunacaktır Wilson’a. Gene Wilson’un önündeki offensive line ligin en vasatlarından, ama ona iyi bir haberim var: Raiders’ın ön yedilisi ligin en kötü ikinci ön yedilisi, o yüzden bu maç özelinde o kadar da hırpalanmayacak! Ayrıca Seahawks’ın koşu hücumu da Chris Carson ve Mike Davis sayesinde dirilmiş durumda. Peki Raiders hakkında hiç mi iyi bir şeyler söyleyemeyiz? Eee, pas hücumları fena değil, ve Martavis Bryant geçen hafta bir fumble yapmasına rağmen iyi bir opsiyona dönüşüyor onlar için. Bir de Marshawn Lynch ilk defa eski takımına karşı forma giyecek, aşırı motive şekilde çıkabilir maça.

Miami Dolphins – Chicago Bears (-3.5, %57): Chicago’yu en son iki hafta önce izlediğimizde Tampa Bay karşısında Kansas City Chief’miş gibi oynuyorlardı. (Tesadüf değil tabii bu, zira baş antrenörleri Matt Nagy geçen sene Chiefs’in hücum koordinatörüydü). Geçen sezon boyunca toplam 7 touchdown pası veren QB Mitchell Trubisky, bir maçta 6 tane touchdown pası atıp hayatının en iyi pas hücumu performansını sergilemişti, ve de kandırmacalı hücumlarla (burada ayrıntılı incelenmiş hepsi) Bucs’ı afallatmışlardı adeta. Bu performans tekrarlanabilir mi? Mümkün, zira Dolphins’in ön yedilisi de tıpkı Bucs gibi ligin en kötülerinden, bu da demektir ki Trubisky gene o kadar yoğun bir pas baskısı görmeyecek. Ayrıca geçen hafta yaptığı hataları ayrıntılı incelediğim Tannehill, insan yiyen Bears ön yedilisi karşısında muhakkak zorlanacaktır. Peki Dolphins’in hiç mi şansı yok? Aslında var, ki geçen hafta Bengals karşısında iyi savunma yaparak ve koşu hücumuyla Bengals’ı dağıtarak 17-0 öne geçmişlerdi. Ayrıca bu sene kendi evinde oynadıkları iki maçı da kazandılar, ve Bears de bilakis deplasmanlarda bir mağlubiyet, bir de ucu ucuna galibiyet aldılar. Ayrıca Miami’nin pas savunması halen daha ligin en iyilerinden. Ama işte Tannehill ve Bears ön yedilisi eşleşmesi tek başına yeterli bir sebep bunlara güvenmemek için.

Minnesota Vikings (%66) – Arizona Cardinals (+10): Bu maçı Minnesota temsilcisi alır almasına, fakat bu handikap çok fazla. Arizona ekibi ligin en iyi savunmalarından birine sahip ve ilk haftalarda aldıkları kötü sonuçların birinci sebebi QB Sam Bradford artık yedek kulübesinde. Evet, Cardinals hücumu öyle aman aman iyi değil; geçen hafta 28 sayı atmalarına rağmen bunun yarısı maçın son 4 dakikasında gelmişti, ve de San Francisco 49ers’ı tam 5 top kaybına zorlamaları skorda etkili olmuştu. Ama gene aynı Cardinals hücumu ligin en iyi savunmalarından Bears ve Seahawks’a karşı da 14 ve 17 sayı bulabilmişti sırasıyla. Bu sene bu takımlardan çok daha kötü bir görüntü çizen Vikings’e karşı en az bu civarda sayı bulabilirler gene. Her ne kadar Stefon Diggs-Thielen-Kirk Cousins üçlüsü epey iyi bir performans sergilese de (ki Cousins lig tarihinde dört maç üst üste 30+ isabetli pas atan ilk QB oldu geçen hafta) bunlar illa sayıya dönüşmüyor Vikings adına. Ha, bütün bu yazdıklarımın üzerine Vikings gider de maçı 38-10 falan kazanırsa ona da şaşırmam açıkçası ama gene de henüz Vikings -10’luk bir güven vermiyor bana.

New York Jets (-2, %54) – Indianapolis Colts: Sonucuna dair en fikrimin olmadığı maçlardan bir diğeri de bu. Colts QB’si Andrew Luck’ın bu son derece yetersiz hücum ekibine her maç bir şekilde 20 sayı attırması gerçekten takdire şayan. Öte yandan sene başından beri defansını övdüğümüz Colts, Texans ve Patriots’tan sırasıyla 37 ve 38 sayı yemiş hâlde. Defansının övülmesine sebep, Redskins ve Eagles karşısında sergiledikleri performanstı ki iki takım da zaten beklentilerin altında kalmış durumda. Ben Jets QB’si Darnold’ı çözebilmiş değilim henüz; derin pas atmayı seviyor ama bunlarda pek isabet sağlayamıyordu, ta ki geçen haftaya kadar. Ligin özellikle 1st down’larda derin pas vermeye bayılan savunmalarından biri olan Colts’a karşı, gene WR Robby Anderson bir sinerji yakalayabilir mi Darnold? Maçın kaderini de bu sorunun cevabı belirleyecek zaten.

Indianapolis Colts’un pas savunma istatistikleri.

Washington Redskins – Carolina Panthers (-1, %59): Haftanın en anlamadığım iki handikapından birisi bu. Evet, geçen hafta Panthers Eli Manning’e uzun pas fırsatları verdi, Cam Newton kötü bir maç çıkardı ve Graham Gano’nun mucizevi field goal’u sayesinde maçı kazanabildiler ama gene de kazandılar. Redskins’in hücumu Giants’tan da kötü, savunmaları da denk ve gene kötü. Daha yeni Saints karşısında şöyle bir pozisyon verdiler ki yani gören secondary’leri (arka alan savunması) ofsayt taktiği uyguluyor sanır.

Bu sene göreve başlayan Panthers hücum koordinatörü Norv Turner’ın önceliklerinden birisi Newton’ın verdiği pasların zorluk düzeyini düşürmekti, nitekim iki sene önce paslarının %24.3’ünü sıkı bir savunmanın (tight coverage) içine atan Newton için bu oran bu sene %16.9’a düşmüş durumda. Gene Newton’ın sazı eline alıp koşma konusunda bu sene gelişen istatistiklerini de düşünürsek, Panthers galibiyete uzanmalı böyle bir Redskins karşısında.

Houston Texans (%54) – Buffalo Bills (+10): İşte bu da haftanın en anlamadığım handikapı. Gerçi bunda Bills’in sene başından beri sergilediği dengesiz performansın etkisi büyük. Şunu biliyoruz: Bills savunması cidden iyi, ve tıpkı geçen sene olduğu gibi rakibi top kaybına zorladıkları maçlarda olumlu skorlar elde ediyorlar. Bu açıdan bakıldığında Texans da ortalamanın üstünde top kaybeden bir takım. Öte yandan Bills’in iyi oynamasında bir başka etken rakibin koşu savunmasının kötü olması, ve bu konuda Texans’dan yana pek şansları yok. Peki Houston temsilcisi cephesinden işler nasıl? Birincisi dediğim gibi geçen hafta Cowboys koşucusu Ezekiel Elliott’ı durdurmayı başardılar, bu hafta da sıkıntı yaşamayacaklardır. QB’leri Deshaun Watson geçen seneden bildiğimiz kıvraklığına her geçen hafta daha çok kavuşmakta. WR’ları DeAndre Hopkins de haftanın en’leri kısmında gördüğümüz gibi muhakkak iyi işler yapmakta. Fakat Texans, Watson, Hopkins, yıldız savunmacı J.J. Watt gibi birkaç oyuncu dışında epey kötü bir takım. Bills yıldızlar topluluğu mu? Tabii ki hayır, fakat bu sezon şimdiye kadar izlediğimiz, Tehlikeli Bölge’den (Red Zone) %36.36 gibi düşük bir başarı oranıyla geri dönen Texans’ın 10 sayı farklı bir galibiyete rahat ulaşacağını düşünmek çok çok zor.

Denver Broncos – Los Angeles Rams (-7, %74): Denver’ı anlayan bana da anlatsın lütfen. Birincisi, geçen hafta ligin en iyi pas savunmalarından birine karşı hücum setlerinin tam %75’inde pas tercih etmelerini anlamak istiyorum (tamam, geri düştükleri için bu tercihi yaptılar belki ama koşu başına 5.4 yarda toplarken sadece 17 defa koşmak nedir  yahu?) İkincisi, iyi olduğu varsayılan secondary’lerinin Jets karşısında düştüğü durumu anlamak istiyorum. Üçüncüsü de Crowell özet görüntüleri videosundan görüleceği üzere Broncos oyuncularının ellerinin/formalarının yağlanıp yağlanmadığını öğrenmek istiyorum çünkü nasıl tackle (çelme) konusunda bu kadar aciz kalınabilir anlayamıyorum Rams’in üç zayıf noktasını keşfettik bu sezon şimdiye kadar: Kıvrak bir rakip QB, hızlı dış açık oyuncuları ve de çok sağlam bir koşu oyunu. Geçen seneki Case Keenum bu tarife uyardı belki ama bu sene o Keenum’dan eser yok. Broncos savunması da geçen haftaki kafada çıkarsa maça, göz açıp kapayıncaya kadar Rams 30’lu sayılara ulaşmış olur. Belki Philip Lindsay – Royce Freeman ikilisi Broncos’u taşır diyeceğim de Jets karşısında sadece 17 defa koşmuş oyuncular, maçta öne geçeceği neredeyse garanti olan Rams karşısında kaç defa koşma fırsatı bulur bilinmez.

Dallas Cowboys – Jacksonville Jaguars (-3, %56): Bu haftaki tuzak maçlara bir örnek daha. İki takım da Tehlikeli Bölge’de rakibine pek sayı fırsatı vermemekle birlikte kendi de sayı çıkaramayan karakterde. Tabii ki Jaguars savunması ligin en iyilerinden, fakat bir zayıf noktaları rakip iç açıklar (tight end-TE) ve geçen hafta gördük ki Geoff Swaim epey iyi bir opsiyon olabilir Cowboys için. Keza taze bortlamış QB’lerinin nasıl bir performans göstereceği de meçhul. Bortles’ın şansı, Cowboys’un pas savunmasının lig 24.sü olması, o yüzden gene göz boyayıcı bir performans sergileyebilir. Gene Cowboys’un iyi bir sonuç alabilmesi için koşucuları Elliott’ın çok iyi bir maç çıkarması lâzım, ve de sağlam Jaguars koşu savunması karşısında bu epey zor olabilir. Neticede Jaguars hanesindeki artılar daha fazla bu maç için, ama gene hiçbir skor beni şaşırtmaz.

Tennessee Titans (+2.5, %51) – Baltimore Ravens: Külkedisi Derbisi! İki oyun kurucunun performansını da en başta analiz etmiştim, tekrara girmeyeceğim o yüzden. İyi savunmaların karşılaşacağı (özellikle Titans’ın Tehlikeli Bölge savunması epey iyi), düşük skorlu, bol hatalı, ilginç bir maç olacak. Ev sahibi belki bir adım öne çıkar skor yakın olacağı için.

KAÇMAZ! New England Patriots (%52) – Kansas City Chiefs (+3.5): Nihayet ikinci bir “kaçmaz!” maça rast geldik, bu da bu haftaki eşleşmelerin genel hâlini iyi anlatır herhalde. Chiefs defansının ne kadar kötü olduğu sürekli konuşuluyor, fakat o kötü Chiefs defansının iyi yaptığı bir şey var ki Patriots hücumunun panzehiri olabilir: Pas baskısı. Ligin en iyi pas baskısı yapan 11. ön yedilisine sahip Chiefs, ki bunu da geçen hafta uygulamalı izledik. Bortles, pas vermek için geri adım attığı pozisyonların %48’inde baskı gördü. Patriots için bir şans, bu sene Brady’nin önündeki offensive line’ın geçen senenin aksine sezona epey iyi girmiş olması. Patriots için bir başka şans, Brady’nin işler sıkıştığında en güvendiği isimlerden biri olan Julian Edelman’ın cezasının bitmiş olması. Ki Colts karşısında, slot pozisyonunda sıkışık savunma arasında nasıl boşluk bulabildiğini unutanlara hatırlattı tekrar Edelman. Yani özetle Patriots bu sene hücum anlamında tekrar zirveye yaklaşmakta, savunma anlamında da geçen seneden daha iyi. Ama işte rakip Chiefs; dört senedir oynadıkları üç maçta, Patriots’a en ağır iki mağlubiyetini tattırmış olan (14-41, 27-42) bir takım bu. Bu sebeplerden ötürü bol skorlu, üstünlüğün sürekli değiştiği, Tehlikeli Bölge’ye gelen takımın sayı almadan gitmediği, seyir zevkinin üst düzey olduğu ve bir defansif oyunun maçın kaderini değiştirdiği bir müsabaka izleme ihtimalimiz epey yüksek. Eğer handikap 3’ün altında olsaydı Patrick Mahomes’un Gillette Stadyumu’nda dizlerinin titremesi ihtimaline güvenip Patriots seçerdim, fakat 37-34 gibi bir maç skoru hayal edebiliyorum ve de o yarım puanı da Chiefs hanesine avantaj olarak yazıyorum.

Green Bay Packers (-10, %80+) – San Francisco 49ers: 49ers’ın zaten boğuştuğu sakatlıklar yetmezmiş gibi bir de genç koşucuları Matt Breida çok yüksek ihtimal oynamayacak bu hafta. Packers geçen hafta Lions karşısında farklı sayılabilecek bir mağlubiyet aldı, ama ilk hafta aldıkları mucizevi galibiyetin diyetini ödediler resmen: Ligin en istikrarlı kicker’larından Mason Crosby tam 4 field goal, 1 de ekstra sayı kaçırdı.

Zaten ilk çeyrekte gelen ve de Aaron Rodgers’a hiç yakışmayan bu yere çalma bile nasıl bir maç olacağının işaretçisiydi Packers için. Aslında toplam hücum yardası adına Detriot Lions’ı neredeyse ikiye katlasalar bile (521-264!) bu skora yansımadı. Rodgers’ın son yıllarının Mike McCarthy gibi hücum setleri açısından epey kısır bir baş antrenörle heba olacağı düşüncesi biraz üzücü aslında, fakat ona yanıp yakınılacak maç bu yaralı San Francisco ile oynanacak maç olamaz. Packers galibiyete çok rahat uzanır.

Geçen haftanın handikap tahminleri: 4-10-1

Sezonun handikap tahmini toplamı: 29-44-5 (%39.2)

Geçen haftanın kim kazanır tahminleri:  8-7-0

Sezonun kim kazanır tahmini toplamı: 46-29-2 (%61.3)

Burak Tekin

  • BUNLARA DA BİR GÖZ ATIN