Socrates Web Beta v1.0

 
Futbol Basketbol Tenis Bisiklet Diğer Sporlar

Diğer SporlarNFL Rehberi: Kritik Haftalar

NFL'de normal sezonun sonuna yaklaşılıyor. Geçtiğimiz haftanın öne çıkanları ve bu haftanın tahminleri NFL rehberimizde.
Burak Tekin2 sene önce

NFL’in gerçek anlamda başladığı dönemlere doğru (genelde Şükran Günü haftası bu tanımlamaya uygun görülür) hızla yaklaşıyoruz. Tarihsel olarak bu haftadan sonra hangi takımların Playoff yarışı içinde kalacağı, hangilerininse havlu atıp gelecek senenin draft’ına odaklanmaya başlayacağı belli oluyor az çok. Öte yandan bu sene daha önce de belirttiğim üzere öyle bir “denk güçlerin mücadelesi”ne sahne oluyor ki lig, alışılmışın çok üstünde önemli maç yaşanabilir son haftalarda. En azından benim hafızamda 11. haftaya geldiğimizde sadece 4 takım için “Playofflara kesin gidemez” denebildiği bir sezon yok. Bu statüye sahip takımlar Cleveland Browns (0-9), San Francisco Giants (1-9), New York Giants (1-9) ve Indianapolis Colts (3-7). Bu listeye gitme ihtimali çok düşük olan Tampa Bay Buccaneers (3-6), Chicago Bears (3-6) ve Arizona Cardinals’ı (4-5) eklersek 7 takıma ulaşıyoruz. Sene başından beri kötü oyunundan dem vurulan Miami Dolphins’i, Deshaun Watson’sız bir hiç olan Houston Texans’ı, hücum anlamında izleyenlere sadece birkaç özet görüntü materyali vaat eden Cincinnati Bengals’ı vs. bu listeye hâlâ daha ekleyemiyor olmamız çok enteresan.

İlk iki hafta sonrasında “bu sene cayır cayır yanar bu konferans!” dedirten AFC takımlarından Oakland Raiders ve Denver Broncos tepetaklak oldu, Kansas City Chiefs duraklama döneminde, Buffalo Bills klasik düşüşüne muhtemelen başladı, Jacksonville Jaguars’ın tek boyutluluğu ciddi endişe sebebi, Pittsburgh Steelers’in çıkardığı maçlar nerden baksan tutarsız, nerden baksan ahmakça… Orada gene sene başındaki bütün endişeleri yavaş yavaş boşa çıkaran bir New England Patriots hükümranlığının sinyalleri yayılmaya başladı. NFC cephesinde lige damga vuran üç buçuktan dört takım var: Philadelphia Eagles (8-1), New Orleans Saints (7-2), Los Angeles Rams (7-2) ve yarım ağızla Minnesota Vikings (7-2). Bu dört takımdan üçünün oyun kurucusu (QB), çok değil geçen senenin en çok eleştirilen oyun kurucuları arasındaydı! Football Outsiders’ın 2016 QB sıralamasında 34 oyuncu arasından Jared Goff (Rams) sonuncu, Case Keenum (Vikings) sondan 4., Carson Wentz ise sondan yedinci! Bu oyuncuların, tecrübenin kazanma eğilimi gösterdiği Playofflarda nasıl bir performans sergileyeceği sorusu için henüz erken muhakkak, ama fırtınalı ve sürpriz dolu dönemlerin işaretleri bunlar belki de.

Tabii skandalsız bir NFL yazısı girizgahı olmaz, buraya sadece futbol konuşmaya mı geldik? Haftanın en önemli gelişmesi, NFL müdürü Roger Goodell ile Dallas Cowboys’un sahibi Jerry Jones arasındaki savaşın alevlenmesi oldu herhalde. ESPN’in Cuma günü yayınladığı habere göre Jones, Goodell’e aynen şunları söylemiş: “Senin peşini bırakmayacağım, bu hususta elimden geleni ardıma koymayacağım. [Deflategate zamanında] Robert Kraft’in senin peşine fena düştüğünü sanıyorsan, benim sana edeceklerimin yanında Kraft ödleğin teki kalır.” Wow dostum! İnsanın aklına Liam Neeson’ın meşhur monoloğu geliyor. Öte yandan Goodell’in eli de armut toplamıyor ki onun yanında konumlanan takım sahipleri de –epey imkân ve ihtimal dışı olsa da- Jones’i NFL’in dışına atma planları yapmaya başlamışlar. Goodell’in kontrat uzatması da gerçekleşecek gibi duruyor, tabii istediği hayat boyu sağlık sigortası (makul sayılabilir), 49.5 milyon dolar maaş (uçuk bir miktar, ama hali hazırda zaten 30 milyon dolar aldığı için göreceli olarak gene makul) ve de hayat boyu özel uçak erişiminden (işte bunu açıklayamıyorum ve gayet şımarıkça duyuluyor) hangilerine kavuşacak orası bilinmez. Öte yandan oyuncuların tepkilerinden en dokunaklı olanı “oynayan biziz, bizim niye hayat boyu sağlık sigortamız yok?” sorusu. Hele ki beyin sarsıntısı ve CTE skandallarını düşünürsek gayet makul bir istek. Belki de Goodell yanlışlıkla bir işe yarar bu diyaloğu başlatmak suretiyle.

Beyin sarsıntısı demişken, kağıt üzerinde bu sorunla mücadele için yaratılmış olan protokolü atlatmak epey kolay zira önceki hafta Seattle Seahawks QB’si Russell Wilson, geçen hafta da Colts QB’si Jacoby Brissett gösterdikleri semptomlara rağmen maça geri döndüler. Seahawks’ın bu ihmalinden ötürü, sıkı durun, tam 150 bin dolar ceza alma ihtimali var! Kesin derslerini alırlar ve bir daha böyle bir şeye kalkışmalar bu neredeyse kulübü iflas ettirecek cezadan sonra. Bu kadarı da acımasızlık artık…

Ben de onlar gibi acımasız olmayıp NFL’in hakkını vereyim gerçi; sadece skandal yaratmıyor, arada bunları sonlandırıyorlar da. Ezekiel Elliott’ın yılan hikayesine dönen ve bir kadına uyguladığı fiziksel şiddetten ötürü aldığı 6 maçlık cezaya itiraz masalı nihayet sonlandı. Elliott şu an ABD dışında bir ülkede antrenmanlarına devam ediyor. Hangi ülke olduğunu bilmiyoruz ama insanın aklına bazı senaryolar geliyor. Ama Elliott skandalının sonlanması sadece tek bir anlama gelebilir: Benzer yeni bir skandal! Jameis Winston’ın geçen sene bindiği Uber aracının kadın şoförünü taciz ettiği iddiası araştırılıyor Cuma günkü haberlere göre. Winston iddiaları yalanlasa da geçmişte kendisine yöneltilen tecavüz iddiasından bolca eleştirilen bir soruşturma sonrası ceza almadan kurtulmuş olmasının getirdiği kötü şöhret, hele ki çoğu ünlünün kirli çamaşırlarının ortaya döküldüğü ve kadınların başlarına gelenleri dile getirmesinin toplumsal bedelinin nihayet azalmaya başladığı şu dönemde, Winston’a karşı olan tutumu muhakkak etkileyecektir.

Hasıl-ı kelam garp cephesinde yeni bir şey yok. O yüzden bir süreliğine vicdanımızı ve etik yükümlülüklerimizi portmantoya asıp haftanın saha içinde yaşanmış güzel ve komik olaylarına odaklanalım.

HAFTANIN EN GÜZEL HAREKETLERİ

Pas atışları/tutuşları: Austin Ekeler (Jacksonville gölü balesi), Maurice Harris (Odell Beckham Jr. özel ödülü), Robert Woods (derin pasların bol bol yaşandığı bir haftada en iyi oyun), Brice Butler, Julio Jones, Sterling Shepard (Odell Beckham Jr. öz hakiki özel ödülü), Demaryius Thomas (hani hiçbir şey yoktan var olmazdı?)

Koşular/diğer: Jamaal Williams (kafayı kırmak deyiminin bir anlamı bu olabilir mi?), Jaguars’ın degaj fake’i (ligin 3. haftasında kullandığın bir oyunu tekrar kullanıp hem de başarılı olmak?), Alfred Morris (havada duruyor şahitleri var), Dion Lewis (yol boş ordan kaptırdık mı gideriz), Cam Newton (takımın sadece oyun kurucusu değil en iyi koşucusu olmak bunu gerektirir), Cameron Artis-Payne (takımın en iyi koşucusu olmaya çalışmak bunu gerektirir)

Savunma: Matthias Farley, Chargers pas kapışı (ekip çalışmasının önemi), D.J. Swearinger (smaç basar gibi havada asılı kalması)

EN İYİ HÜCUM OYUNU: Heyecanın sürekliliği ve de alınan sonucun büyüklüğü açısından Wilson ve Doug Baldwin’in ortaklaşa yarattığı bu şaheser. Takım arkadaşları Russell Wilson’ı kurtlara yem ediyor adeta, 4. saniyede görüldüğü üzere Doug Baldwin bir an önce rotasını koşmak için usulen bir perdeleme yapıyor ama hiçbir etkisi yok, sonra Wilson’ın her zamanki sihirbazlıklarından biriyle uzatabildiği bu oyunda o zor koşullarda atılmış gayet yüksek pası inanılmaz bir sıçrayışla yakalayıp adeta o perdelemeyi telafi ediyor. Spor filmlerindeki son an sahneleri gibi bir oyun sanki.

EN İYİ SAVUNMA OYUNU: Nevin Lawson’a boynun neden eğri diye sormuşlar, kendi işimi kendim yaparım demiş. Kendisinden 30 kilo daha ağır Seth DeValve’ın ellerinden topu söküyor, yere düşen topun üzerine atlıyor, kalkıp mükemmel bir spin ile üzerine gelen savunmacıdan kurtuluyor ve sonrasında 0-100’e 3.6 saniyede ulaşıyor. Güç, farkındalık, refleks ve atletizmin mükemmel bir kombinasyonu.

HAFTANIN SABRİ BEYLERİ

Bu hafta üçü de birbirinden değerli üç konuğumuz var, aralarında seçim yapmak zor.

Öncelikle bahtsız bir organizasyonun bahtsız oyun kurucusu Deshone Kizer ile başlayalım. Maçın sonunda kaptırdığı şu pasın (ki bu sene tehlikeli bölgede kaptırdığı üçüncü pas oldu) hiçbir izahı olamaz. Fade pası zaten mükemmel işlemesi gereken, ziyadesiyle riskli bir oyun, Kizer hiçbir okumada bulunmadan, üç defans oyuncusuna göstere göstere o pası atıyor ve takımının farkı 1 touchdown’a indirip çok zor da olsa maçı kazanmasına engel oluyor. İşin trajedisi şu ki, daha fahiş bir hatayı ilk yarının sonunda yapmıştı. Takımının mola hakkı yok, sen gol bölgesine sızmaya çalışıyorsun, herkes üzerine çullanıyor, yerden 10 saniye boyunca kalkamıyorsun ve de süre bitiyor. Maçtan sonra herkes Browns başantrenörü Hue Jackson’a çullanmıştı fakat ortaya çıktı ki sahadaki dizilişe göre Kizer kendisi son anda karar vermiş buna.

https://www.youtube.com/watch?v=IWWaCZr_KX4

Gelelim ikinci Sabri Bey’e: Bears başantrenörü John Fox. Zamanında annesi babası kendisini “evladım öyle her şeye itiraz olmaz!” diye uyarmamış belli ki, takımının gol çizgisine 1-2 yarda uzaklıkta olduğu pozisyona itiraz ederek topu rakibine kazandırdı! Tamam, belki suçun hepsi Fox’un değil, çünkü bu touchback kuralı bizzat NFL’in sitesinde yayınlanan bir yazının da dediği gibi ligin en kötü ve en anlamsız kuralı. Top oyuncunun kontrolünde gol çizgisini geçtiği anda zaten touchdown, geçemeden kaybederse ve dışarı çıkarsa çıktığı noktada top takımında tekrar. Fakat kontrolünü kaybettiği top gol bölgesine geçerse o zaman top rakibe geçiyor. Bu kuralın varoluş sebebini anlayabiliyoruz, zira touchdown yapamayacağını anlayan oyuncunun topu o bölgeye körlemeye atmasını engellemek, fakat belli ki adaletsiz durumlara yol açıyor. Bu haftanın tek kurbanı Bears de değil zira Titans’ın da başına benzer bir durum geliyor. Ama bu Fox’un Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan olduğu gerçeğini değiştirmiyor. İlk videoyu izlemeseniz bile bu alıntıyı kaçırmayın zira Fox’un karar açıklandığı andaki surat ifadesi gerçekten paha biçilemez.

 

Gelelim haftanın belki de en büyük kahramanlarına: Jacksonville Jaguars ve de San Diego Chargers, bir Sabri Bey resitali sundular adeta bize. Bence şu andan itibaren yaşanan her şeyin özet görüntüleri muhakkak izlenmeli, ama bu Alıklar Birliği’nin her bir bireyi ayrı mükafatlandırılmalı. Saçma bir pas kaptıran Blake Bortles, hemen ardından oyunu başlatamayıp ceza alan Philip Rivers ve Chargers, üzerine koşarken topu düşüren Ekeler (bütün bunları 3 saniyede başarıyorlar), sonrasında 15 saniye içinde bir daha pas kaptıran Bortles, kaptığı pasla beraber koşmak yerine kutlamalar yapan ve hiç yarda kazanmayan Tre Boston, bu yüzden bir dahaki akınında degaj yapmak zorunda kalan ve topu gayet güzel bir bölgede Jaguars’a teslim eden Chargers, gene de 24 saniye kala zor bir saha golü denemesi yapacakken gereksiz bir faulle 15 yarda ceza alıp Jaguars’ı avantajlı bir yere getiren Chargers savunmacısı Joey Bosa… Hepinizin kalbimdeki yeri apayrı.

HAFTANIN TAHMİNLERİ

Öncelikle bir Sabri Bey ödülü de kendime vermem lâzım sanırım. Geçen haftaki yazımın başlarında “Green – Ramsey kavgasında iki oyuncu da maçtan atıldı fakat ekstra ceza almadı” yazdıktan sonra tahminler kısmında “Green yukarıda da belirttiğim üzere cezalı durumda.” yazmayı başarmışım. Tabii ki Green oynadı ve de Bengals maçı tahminim başarısız oldu. Fakat kafa karışıklığımı net bir şekilde ortaya seren bu örnekten de belli olacağı gibi hayatımın en kötü tahmin performansını gerçekleştirmiş oldum. Bunun üzerine bu hafta hem tahmin analiz yöntemlerime, hem de bizzat tahminlere yeni bir açılım getiriyorum. FiveThirtyEight sitesinin bu sene tedavüle koyduğu bir tahmin oyunu var; özetle her maçı kimin kazanacağına dair olasılıksal tahminde bulunuyorsunuz ve de bir maça dair iddianız arttıkça, bilemediğiniz halde size kesilecek ceza puanı da o kadar artıyor. Sezonun geri kalanında bu tahminlere de yer vereceğim. (Puanlama gereği en çok iddialı olduğum maç %85’i geçmeyecek ama siz onu %99 falan gibi düşünebilirsiniz.) Geçen haftanın tahminleri ve sonuçları burada. Bu haftaya dair tahminleri de burada. Bu hasar kontrol çabasından sonra haftanın maçlarına geçebiliriz.

Pittsburgh Steelers – Tennessee Titans: Bu maçın handikaplı tahminine dair tweet atamadım Perşembe günü, fakat yukarıdaki tabloda da görüldüğü üzere Steelers’ın kazanmasını bekliyordum. Zira bu sene Pittsburgh ekibi, kağıt üzerinde güçlü olup bunu sahaya, özellikle de ağır favori olduğu maçlarda yansıtmakta güçlük çeken bir hüviyete bürünmüş durumda. Geçen haftaki kıl payı Colts galibiyetinden sonra bu hafta işleri daha ciddiye almaları kendilerine yakışan davranış olurdu ve de şaşırtmadılar. Savunmaları bu sene rakiplerini en çok top kaybına zorladıkları maçı çıkardı 4 pas kapma ile (ve Titans QB’si Marcus Mariota’yı 5 defa da yere çaldılar), Ben Roethlisberger 3 defa yere çalınmasına rağmen 4 touchdown pası attı ve 30/45 isabet oranıyla 299 yarda aldı. Daha da etkileyici olan, DeMarco Murray ve Derrick Henry ile ligin en iyi koşu hücum performanslarından birini ortaya koymuş Titans’ın bu silahını tamamen etkisiz kılmalarıydı. Titans bu senenin “aaa o kadar maç mı kazandılar?” hissi uyandıran takımları arasında üst sıralarda yer almakta (tabii kimse Miami Dolphins’i geçemez) ve de vasat hücumları ve vasat altı savunmalarıyla yolları pek de açık değil.

Chicago Bears (+3) – Detroit Lions: Yaşadıkları Sabri Bey anı olmasa, alışılagelmiş düşük skorlu galibiyetlerinden birini daha alması işten bile değildi Bears’in. 8. haftada ligin en alevli takımlarından New Orleans Saints’e sadece 20 sayı vermiş olmaları da savunmaları için epey önemli bir gösterge. Geçen haftaki performanslarına dair bir soru işareti, alametifarikaları olan koşu oyununa sadece 16 defa başvurmaları, ve de senenin flaş oyuncularından Tarik Cohen’in sadece 1 defa (bir!) topu taşımış olmasıydı. Evet, rakipleri Packers’ın zayıf pas savunmasından istifade etmek istenmesi normal ama siz koştuğunuzun iki katı pas atan bir takım değilsiniz ki? Ama bir iyi haber, bu haftaki rakipleri Lions’ın DVOA’ya göre koşu savunmasının pas savunmasından daha kötü olması, bu da maç planında daha çok Jordan Howard ve Cohen anlamına geliyor. Lions’ın tehlikeli bölge savunmasında ligin en başarısız ekiplerinden biri olduğunu (%50 touchdown oranı), Bears’in ise bu konuda en iyilerden biri olduğunu düşünürsek düşük skorlu bir maç olma ihtimali epey yüksek, ve bu maçlar da favori olmayana yarar genelde. Ligin en kötü pas savunmalarından biri olan Browns’a 17/26 isabet oranı ile 249 yarda gidebilmiş Lions pas hücumunun, ve de sene başından beri bir türlü üzerindeki ölü toprağını atamamış koşu hücumunun da Chicago karşısında dirilişe geçmesini beklemek biraz fazla iyimserce olur sanki.

New York Giants – Kansas City Chiefs (-10): Giants savunmasının 2 hafta önce Rams’e verdiği tarihi 3. ve 33 pas touchdown’ından sonra hatalarından ders çıkardığını ve bu hafta antrenmanda sürekli çelme çalıştığını düşünebilir belki insan ama bu büyük bir hata olur zira bu hafta San Francisco 49ers iç açığı Garrett Celek gene elini kolunu sallaya sallaya şöyle bir touchdown yaptı. Uzun lâfın kısası Giants savunması berbat hâlde, ve bu hâlde ligin son zamanlarda biraz duraksasa da en alevli hücumlarından birinin karşısına çıkacaklar. Ha, bir de başantrenörleri Ben McAdoo ligin dalga malzemesi ve de hâlâ daha kovulmamış olması sezonun en büyük sürprizlerinden biri. Evet, Kansas City temsilcisini iki hafta önce bıraktığımızda QB’leri Alex Smith sezonun ilk pas kaptırmasını gerçekleştirmişti ama o zaman rakipleri, hat destekçisi Sean Lee oynarken bambaşka bir savunma kimliği sergileyen Dallas Cowboys’du. Kariyerinin lk 5 maçında maç başına 122, deneme başına 6.28 yarda giden ve 4 touchdown alan Kareem Hunt, son 4 maçtır bu rakamları sırasıyla 48, 3.29 ve 0’a düşürmüştü. Hele ki bir hafta dinlendikten sonra tekrar yükselişe geçmesi için Giants’tan uygun bir rakip olamaz. Giants’ın şu an yapacağı en iyi şey maç kaybetmek ve de iyi bir draft sırası elde etmek. Bu amaç doğrultusunda Chiefs’ten fark yiyeceklerdir. Eric Berry’nin yokluğunun epey sarstığı Chiefs defansının açıkları bir süredir hücumu tarafından kapatılamıyor ama bu maçın yakın skorla bitmesi gerçekten büyük sürpriz olur. Vegas’ın maçtan beklediği skor 28-18, ve de Chiefs’in 30+ bulması için ideal koşullar mevcut.

https://www.youtube.com/watch?v=jEFwibN_hG4

Miami Dolphins – Tampa Bay Buccaneers (kazanır): Haftanın “para verseler izlenmez” maçlarından birisi. “Esas oyun kurucusu sakat olduğu için yaşlı yedek oyun kurucusunun eline bakan, ara ara gösterdiği hücum parlamasına karşın istatistiksel olarak iç açıcı yerlerde bulunmayan ve de kazandığı maç sayısı ile ortaya koyduğu oyun kesinlikle tutmayan X temsilcisi” diye başlayan bir cümlede X’in yerine iki takım da gelebilir. Fakat son tahlilde Tampa Bay ekibine meylettiren bazı faktörler mevcut. Birincisi, Fitzpatrick’in paslarının geçen hafta dış açık DeSean Jackson’a bütün senenin en iyi performansını sergilettirmiş olması. İkincisi, sakat sakat oynamaya çalışan bir Winston yerine sakat olmayan bir Fitzpatrick’in daha iyi bir performans verme ihtimali. Üçüncüsü de Tampa Bay savunmasının geçen hafta New York Jets karşısında uyanması ve de 6 yere çalma gerçekleştirmesi. Tabii Miami’nin pas koruması Jets’e kıyasla çok çok daha iyi durumda ama Saints’ten –maç erken kopmuş olsa da- sadece 30 sayı yiyen, Panthers ve Jets’e sırasıyla 17 ve 10 sayı imkânı tanıyan bir defansın Ravens’dan 40, Panthers’dan 45 yemiş bir defanstan daha iyi bir ivme yakaladığını söylemek mümkün.  Gene de çok ihtimalli bir maç tabii bu.

Green Bay Packers – Baltimore Ravens (-2): Green Bay temsilcisi için iyi giden bazı şeyler vardı aslında. Brett Hundley “artık uzun paslar veriyorum” single’ı ile çıkış yakalamış gibiydi (tabii bunda Bears’in oyun planını Hundley’nin uzun pas verememesi üzerine kurmuş olmasının sürpriz etkisi de olabilir). Hücum koruma hatlarının bütün vasatlığına rağmen sadece üç defa yere çalınmıştı aynı zamanda Hundley. Dış açık Davante Adams’ın 5/8 pas tutma ve 90 yardalık istatistiği de fena olmayan Bears defansına karşı gayet ümitlendiriciydi. Fakat bunların hepsi manasız zira Packers’ın yıldız koşucularının ikisi de bu hafta oynamıyor. Hundley’nin yöneteceği pas ağırlıklı bir hücumun, DVOA’ya göre ligin en iyi 3. pas savunmasına karşı bir şeyler yapabilme ihtimali çok çok düşük. Ravens oyun kurucusu Joe Flacco’nun bu maç yapması gereken lig 23.sü bir pas savunmasına karşı saçma top kayıpları yapmamak. Tabii bu Flacco gibi bu sene 8 touchdown pasına karşı 10 pas kaptırma ile oynayan biri için çok kolay bir vazife değil, zira pas savunmasında 24. sırada yer alan Titans’a karşı iki hafta önce 2 pas kaptırdı kendisi, ama o maçta bile 20 sayıya ulaşmayı bilmişti Ravens. Packers’ın bu maç 18 sayıyı görmesi çok zor gözüküyor.

Minnesota Vikings – Los Angeles Rams (+2.5): Sene başında “11. haftanın en çekişmeli karşılaşması bu olacak” diyene kahkahalarla gülünürdü ama hayat böyle bir şey. İki takımın da savunması bu senenin dikkat çeken performanslarını sergilemekte, ve iki takımın da oyun kurucusu yukarıda belirttiğimiz gibi inanılmaz sıçramalar yapmış durumda. Rams’in pas, Vikings’in ise koşu savunması daha iyi durumda, ki bu hem Vikings’in isimsiz yıldızı Adam Thielen, hem de Rams’in yıldız koşucusu Todd Gurley için işlerin kolay olmayacağı anlamına gelmekte. Her yönüyle denk bu eşleşmenin muhtemel kazananını tahmin etmek için biraz sayılardan uzaklaşıp Vikings organizasyonundaki gelişmelere dikkat etmek lâzım. Takımın yıldız oyun kurucusu Teddy Bridgewater, neredeyse 2 yıl süren sakatlığından sonra sahalara duygusal bir şekilde geri dönmüş durumda. Her ne kadar Keenum beklentilerin çok üzerinde bir performans sergilese de, gerek geçen hafta yaptığı iki hatalı pas kaptırmada olduğu gibi hataya meyilli çizgisi, gerekse Bridgewater’ın mazideki performansının ve de “takımın geleceği” etiketinin yaratacağı baskı Vikings için iyi gelişmeler sayılamaz. Keenum’ın yaptığı hatada Bridgewater, onun uzun süren sakatlık sonrası beklentileri karşılayamaması durumunda da Keenum sesleri yükselebilir, ki şimdiden bu yönde rivayetelr mevcut. Rams’in şu an üzerinde duruyor olduğu bir kaygan zeminin olmaması, Los Angeles ekibini bir adım öne çıkarıyor.

Houston Texans – Arizona Cardinals (+2): Cardinals’ın şansı yaver gitmiyor bu sene. Yedek QB Drew Stanton beklentileri aşan bir performans sergilerken onun da dizinden sakatlanması, takımın yedeğin yedeği Blaine Gabbert’a dönmesine neden oldu. Gabbert kariyeri boyunca %56 pas isabetiyle oynamış, 38 touchdown’a karşılık 37 pas kaptırmış, en son maçını 11 ay önce yapmış bir QB. Doğal olarak hakkında pek iyi şeyler düşünülmüyor kendisinin. Tabii başantrenörü Bruce Arians’a göre kötü şöhretinin sebebi “boktan takımlarda oynamış” olması. Eh, sezonu Football Outsiders modeline göre 6.2, FiveThrityEight modeline göre 7.2 galibiyet ile bitirmesi beklenen bir takım için iddialı sözler sanki bunlar? Öte yandan Texans’ın QB’si hâlâ daha Tom Savage. Geçen hafta ilk top düşürmesini yapması yaklaşık 2.5 dakika süren, 3 defa yere çalınıp 2 de pas kaptıran Savage’ın birkaç düzgün pas fırlatabilmiş olmasına aldanmak için geçerli sebepler yok. Yani Arians’ın önderliğinde özet geçmek gerekirse bir yanda bildiğimiz bok, öbür yanda belki de bok olmayan bok varken ikincisini seçmek daha makul geliyor kulağa. Maça dair bildiğim bir şey var lâkin, o da izlemenin zulüm olacağı.

[mailerlite_form form_id=2]

Cleveland Browns (+8) – Jacksonville Jaguars: Geçen haftanın en net Sabri Bey performanslarının öznesi olan iki takım karşı karşıya geliyor. Cleveland temsilcisi bu sene hiç maç kazanamamış olmasına rağmen, ligin en iyi 2. koşu savunmasına ve de ligin en iyi 6. koşu hücumuna sahip. Biliyorum şaka gibi geliyor kulağa ama bu böyle. Tabii pas baskıcıları Jamie Collins’in sezonu kapaması pas savunmaları için epey kötü bir haber fakat hata yapmaya meyilli bir Blake Bortles’ın ve de koşu savunmasının antitezi bir takım hüviyeti sergiliyor Browns. Geçen hafta da kendilerini seçmiştim Lions karşısında, ve de 3. çeyreği berabere tamamlamayı bildiler her ne kadar sonrasında gelen iki touchdown işleri bozsa da. Fakat Detroit ve Jacksonville temsilcileri arasında önemli bir fark var: İlki son çeyrekte NFL’in en iyi ikinci takımıyken, öteki bu kategoride 19. sırada. Cleveland bu hafta maçı çekişmeli götürebilirse, son çeyrekte işi daha kolay olacaktır. Tabii Pazar günü dizimi “yahu ben NFL’in tehlikeli bölgede pas kaptırma lideri, sene başından beri özgüveniyle oynanmış, geçen hafta amatörce hata yapmış Kizer’a nasıl güvendim?!” diye döversem de hiç ama hiç şaşırmam. Öte yandan geçen hafta ligin en iyi pas/en kötü koşu savunmalarından biri olan Chargers’a karşı Bortles’a 51 (elli bir!) pas attırmış, topu sadece 27 defa koşturmuş bir Jaguars maç planlamasından bahsediyoruz. Bilemiyorum Altan.

New Orleans Saints (-7.5) – Washington Redskins: New Orleans’a iki haftadır saçma sebepler uydurup güvenmiyorum, iki haftadır Drew Brees şu şarkıyı yolluyor bana Twitter’dan. Bu hafta da aynı hatayı yapmayacağım. Neymiş efendim, LeSean McCoy Saints’in koşu savunmasını delermiş. Evet, maçın başında bir kere 36 yarda aldı, sonra kendisini gören cennetlik. DVOA’ya göre koşu hücumunda 28. olan Buccaneers’a ve 25. olan Bills’e sırf isim bazlı güvenerek ağzımı yeterince yaktım. Bu haftaki rakipleri Redskins koşu hücumunda 23. sırada. İsterlerse Usain Bolt’u oynatsınlar hiç öyle varsayımlara bulaşmayacağım. Saints koşu hücumu rakibi vura vura yıkıyor, 2-3 yardaya ihtiyacı oldukları durumlarda affetmiyor. Washington ekibinin savunma ön yedilisi bu senaryolarda ligin en kötü takımlarından birisi DVOA’ya göre. Geçen hafta, 1957’den beri ilk defa 295+ koşu yardası ve de 6 koşu touchdown’ı almış takım oldu New Orleans Saints. Bir akınlarında hiç pas dahi atmadılar, gerek yoktu çünkü. Evet, belki Washington ekibi hücum anlamında Tampa Bay’den ve de Buffalo’dan daha iyi bir ekip ama sakatlarının durumunda umut verici gelişmeler de yok. Dominant bir Saints hücum koruma hattı karşısında pas baskısı açısından da fazla şansları olmayacaktır. Sene başından beri hayalet gibi gezinen, ama en azından rakibi şanıyla meşgul tutan Terrelle Pryor da oynamayacak bu hafta, bu da pas tutma ekibi için de kötü haber. Redskins’in sorunları belli ki maç günüyle de sınırlı değil, zira son iki haftanın flaş savunmacısı D.J. Swearinger antrenmanları ciddiye almadıklarından şikayetçi oldu Pazartesi günü, ki bu aslında kaliteli kadrolarına karşın sahaya ve skor tabelasına bir türlü o kaliteyi yansıtamamalarını da açıklar. Hasıl-ı kelâm, Saints alev almış durumda ve Redskins’in o yangını söndürecek dermanı yok.

Los Angeles Chargers (-6)– Buffalo Bills: Buffalo temsilcisinin maç kazanabilmesi için rakipten top çalması gerekiyor. Bu sene kazandıkları 5 maçta rakipleri ortalama 2.8 top kaybı yapmışken, kaybettikleri dört maçta bu sayı 1. Los Angeles Chargers, bu sene sadece 10 defa top kaptırarak bu konuda en cimri takımlardan biri olmuş durumda. Chargers’ı durdurmanın yollarından birisi de pas baskısı ile oyun kurucu Philip Rivers’ı yıldırmak ama Bills savunma ön yedilisi bu konuda da ligin en kötü 3. takımı. Tüm bunların üzerine Bills’in oyun kurucusunu değiştirme kararı aldığını da düşünürsek koşullar hiç de lehlerine değil. Tyrod Taylor’ın geçen haftaki 9/18 pas, 56 yarda, 1 pas kaptırmalık performansı hiç iyi değildi, tamam ama karşısında cayır cayır bir Saints pas savunması vardı nihayetinde. Bütün sezonki performansını tek kalemde silip, hazırlık maçlarındaki performansı pek de umut vermemiş çaylak QB Nathan Peterman’a güvenmek enteresan bir karar (belki de havlu atıyorlar, ya da Taylor’a seneye fahiş fiyatlar ödemeyecekler o yüzden bağlarını yavaştan koparıyorlar) Bunun anlamı ne olursa olsun, karşısındaki takım maç kaybetme konusunda 3 maçlık bir seri haricinde ihtisas yapmış Chargers da olsa Bills’in bu karmaşada iyi bir performans sergilemesini beklemek biraz güç.

Denver Broncos (-2.5) – Cincinnati Bengals: Bir başka “tencere dibin kara, seninki benden kara” mücadelesi. Savunma koordinatörü Wade Phillips’in Broncos için önemi çok fazlaymış belli ki, bu sene onsuz o efsane savunmalarından eser yok. Oyun kurucuları Brock Osweiler 2 maçta 2 touchdown pasına karşılık 3 pas kaptırarak net negatifi yakaladı. Öte yandan elimizde “at Green’e!”den başka hücum planı olmayan, bu sebepten azıcık direngen bir savunmaya karşı 20 sayıyı geçmesi pek ihtimal dahilinde olmayan bir Bengals var. Düşünüyorum, Broncos’u seçtiğime inanamıyorum, sonra Bengals’ı seçtiğime daha da inanamıyorum. Son tahlilde şu var: Broncos’un Patriots maçını kaybetmesinin bir sebebi, daha maçın başında özel timlerinin üst üste üç kritik hata yaparak iyi savunma eforunu etkisiz kılmasıydı. Broncos’un koşu ve pas tutma silahlarına bakınca onları seçmek biraz daha huzur veriyor ama gerçekten bu maçtan her türlü sonuç çıkabilir.

Oakland Raiders – New England Patriots (-7): Bu filmi daha önce de izledik: Patriots sezona kötü başlıyor, takımın eski gücünde olmadığı düşünülüyor, sonra haftalar geçtikçe takımın eksiği gediği onarılmaya başlıyor ve birden karşımıza ligin en kötü savunmalarından birine sahip olmasına karşın (DVOA’ya göre 30.) son beş maçında rakiplerine sırasıyla 14, 17, 7, 13 ve 16 sayı vermiş bir takım çıkıyor. Performansının hiç tatmin etmediği zamanlarda bile şampiyonluğun en büyük iki favorisinden biri olma özelliğini kaybetmemesinin iki sebebi var tabii ki bu takımın; Bill Belichick ve Tom Brady. DVOA’ya göre ligin en iyi 4. hücumu olmasına karşın 3. haftadan beri 20 sayı barajını iki defa aşabilmiş, Buffalo Bills’den 34 sayı yiyebilmiş bir Raiders’a karşı dinlenme haftasını çok verimli geçirdiğini sahaya koyduğu oyunla belli eden bir Patriots’ın, Meksika’da oynanacak bu maçı farklı kazanma şansı hiç de az değil.

Dallas Cowboys – Philadelphia Eagles (-5.5): Bu maçı Cowboys’un kazanması için tek bir sebep yok açıkçası. Eagles hem savunma, hem hücum anlamında komple bir takım. Cowboys, koşu oyununu Ezekiel Elliott’ın yokluğuna göre ayarlayamayacağını belli etti. Varlığı ve yokluğu, takımın savunmasında Dr. Jekyll ve Bay Hyde etkisi yaratan hat destekçisi Lee oynayamayacak. Geçen hafta sahada olmaması, lig ortalamasında bir performans sergileyen Falcons savunma ön hattının elemanlarından Adrian Clayborn’un Prescott’ı tam 6 defa yere çalmasına sebep olmuş Tyron Smith de sahada yer almayacak. Cowboys başantrenörü Jason Garrett, takımdan önemli bir eleman eksildiğinde gerekli ayarlamaları yapamayacağını tekrar tekrar kanıtlamış durumda. Geçen hafta Dak Prescott yerle bir olurken, 2. ve 4. çeyreklerde sadece 1 defa koşu oyunu tercih eden, ilk çeyrekte ise 1. hakların hepsinde istisnasız koşan, maç planlama ve maç içi sürpriz yaratma konusunda pek bir artısı olmayan Garrett’ın, ligin en iyi takımlarından Eagles’a karşı bir sürpriz yapabilme ihtimalini hiç ama hiç yüksek görmüyorum. Pardon, en baştaki cümlemi değiştiriyorum: Eğer Prescott, bütün bu olumsuzluklara ve koçunun yetersizliğine karşın takımını sırtlar ve efsane mertebesine yükselirse belki Cowboys kazanabilir.

Seattle Seahawks – Atlanta Falcons (+2): Seattle temsilcisinin maç kazanabilmesini sağlayan iki bileşeni var: Russell Wilson’ın sihirbazlıkları ve de savunma timinin yaptığı ekstra işler. İşte bu bileşenlerin ikincisi çok ciddi darbeler aldı geçen hafta. Dış açık savunmacısı Richard Sherman sezonu kapattı, keza libero (S) Kam Chancellor da. Uç savunmacısı (DE) Michael Bennett’ın oynayıp oynamayacağı şüpheli. Bir diğer libero Earl Thomas sakatlıktan dönecek ve kondisyonunun %100 olup olmadığı belli değil. Seahawks’ın pas baskısı bu derin pas savunmasının çok önemli elemanlarının eksikliğini kapatabilirdi belki, ama bu sıkıntıların ilk test edileceği maçın Julio Jones ve Mohamed Sanu’ya sahip Falcons olması hiç ama hiç iyi bir tesadüf değil. Geçen hafta Cowboys hücum koruma hattını darmadağın eden Falcons savunma ön hattı, dış muhafız Duane Brown’ın muhtemel eksikliğinde Seattle ekibi için de sıkıntılar yaratabilir. Seahawks için iyi bir haber de var, Falcons’ın en önemli koşucusu Devonta Freeman da forma giyemeyecek bu hafta, fakat koşu oyunundaki ikinci tercih Tevin Coleman da yeterince kompetan bir oyuncu olduğu için bütün bu kötü haberleri geride bırakacak kuvvette değil. Bu yüzden ibre Falcons’dan yana bu maçta.

Geçen haftanın handikap tahminleri: 3-10-1

Sezon toplamı: 63-78-4

İlginizi çekebilecek diğer içerikler

Kesişen Yollar

Kesişen Yollar

1 ay önce
Selef

Selef

1 ay önce