Socrates Web Beta v1.0

 
Futbol Basketbol Tenis Bisiklet Diğer Sporlar

GündemTenisYorumNew York Deplasmanı

Djokovic düşmanca bir kalabalığa karşı ikinci Amerika Açık şampiyonluğunu kazandı. Acaba bir gün benzer desteği arkasında görebilecek mi?

*Christopher Clarey’nin kaleme aldığı bu yazı, New York Times’da yayımlandı.

Arthur Ashe’i dolduran taraftarlar yaptığı her hatayı alkışlıyordu. Hatta zaman zaman servis rutinini bile gürültülerle taciz ettiler. Neredeyse 20 bin kişinin tek bir ortak amacı vardı; Roger Federer’in altıncı Amerika Açık şampiyonluğu yolunda finiş çizgisini geçmesi. İşte New York’ta, ışıkların altındaki bir pazar gecesinde yeni bir hikaye yazılıyordu.

Novak Djokovic’in bu düşmanca kalabalıkla mücadele etme şekli, tıpkı diğer pek çok şeyi gibi sıra dışıydı.

“Kendi zihnime bir oyun oynamaya çalıştım,” diyordu ertesi gün olanları anlatırken Djokovic. “Onlar Roger diye bağırıyorlardı ancak ben Novak dediklerini hayal etmeye çalıştım.”

İlk planda Djokovic’in bu karşıt kalabalığı kendi adına kullanabilmesi için çok bir umut gözükmüyordu. Bu Grand Slam’ler tarihinde çok az görülmüş bir olaydı ve bunu bir avantaja çevirmek övgüleri yanında getiriyordu.

Federer’in antrenörlerinden Severin Luthi de bu konuda cimri davranmamıştı: “Djokovic’in yaptığı işe şapka çıkartılmalı. Yaşananlar tuhaftı ve tüm bunlar karşısında sakin kalabilmesi büyük iş.”

Djokovic’in cephanesinde bulunan bu kişisel savunma mekanizmasının kişisel bir tarihi var. Sadece kariyeri değil, hayatı da muhtelif mücadelelerin içinde geçti. Bir çocuğun en uzak olması gereken şey olan savaşın izleri, Sırbistan’ın geçtiği ekonomik darboğaz ve henüz küçükken ayrılmış ebeveynler… Bu olayların onu güçlendirdiği çok açık ki, ilk andan beri yapmaya çalıştığı şeyi yaptı; Roger Federer ve Rafael Nadal’ın partisini berbat etti. Artık yeri, zirvede onların yanı.

fed1
Federer, Djokovic ile oynadığı son üç Grand Slam finalini kaybetti.

Bu sezon üç Grand Slam turnuvası kazandı ve Frasa Açık’ı finalde kaybetti. 2009’da getirilen yeni puan hesaplama sistemine göre bir rekor olan 16 bin sıralama puanını topladı. Daha Eylül ortasından ‘yıl sonu 1 numarası’ koltuğunu garantiledi. Bunları yapan adama kulak vermek gerekli.

“Kortta tıpkı herkes gibi çok fazla duyguyu aynı anda yaşıyorum” diyordu Novak. “Düşünmeye çalışıyorum. Zaman ve tecrübe bana baskı ile nasıl mücadele etmem gerektiğini öğretti. Ancak tabii karakterimin bunda payı olmadığını söylersem yalan olur. Uygunsuz şartlarda büyüdüm ve diğer çoğu oyuncunun bu şekilde yetiştiğini sanmıyorum. Bu şartlar beni keskinleştirdi. Hatıralarım, dün gece gördüğüm ortam ve benzerleriyle mücadele edebilecek gücü aldığım yer.”

Tarafsız bir gözlemci için o pazar akşamında New York seyircisinin yaptığı şey sıra dışıydı. 2013 finalinde Andy Murray’ye Wimbledon yolunda omuz veren taraftar bile işin içine bu kadar dahil olmamıştı. Djokovic orada da filenin karşı tarafındaydı ve 77 yıllık ‘Britanyalı tek erkekler Wimbledon şampiyonu’ hasretinin bitişini en yakından izlemişti. Bu Amerika Açık finalinde de şartların nasıl olabileceğine dair bir fikri vardı.

“Korta çıktığımda beni nelerin beklediğinin bilincindeydim. Zihnen buna hazırdım ve en zorlandığım anlarda bundan çok yardım aldım.”

Ertesi gün bir televizyon stüdyosundan diğerine giden yolda daha rahatlamış bir adam vardı. Sesi kısık, kirpi saçları dağınık ve kol derisi, bir önceki gece yaşadığı düşüş sebebiyle hafifçe sıyrılmış…

Röportajın ilk bölümü büyük bir minibüsün arka tarafında, ikinci kısım ise fotoğraf çekimi için gidilen Central Park’ın yürüyüş yollarında yapıldı.

Bu, Djokovic’in bu sene New York’ta yaptığı ilk eylül gezisiydi. Geçmiş yıllarda New Jersey’deki evlerinde Amerika Açık macerasını sürdüren Djokovic ailesi, bu yıl Manhattan’da bir otel odasına döndü.

“Çok yakın bir arkadaşım bunu söylemişti ve katılmamak elde değil. Bu şehir, içinde gerektiği kadar bulunduğunuz zaman size büyük bir enerji veriyor,” diyordu Novak. “Ama çok uzun kalırsanız enerjinizi alıp götürebilir.”

novak1
Central Park gezintisinin ardından kupa ile poz verildi.

Djokovic ikâmet adresi olan Monaco’ya elinde 10. Grand Slam kupası ile döndü. Nadal(14) ve Federer(17) artık menzilin biraz daha içerisinde. Daha önce aynı anda oynayan üç oyuncu bunun bir benzerini yapmamıştı. Teniste ‘açık dönem’ öncesi, amatör ancak yetenekli oyuncuların hızlı bir şekilde profesyonelliğe geçmesi ve sonrasında Grand Slam’lere katılım haklarını kaybetmesi zaten bu açıdan uygun bir örnek değil.

Tarihi 50 yıla yaklaşan ve 1968’den beri süregelen ‘açık dönem’ için bile bu durum oldukça sıra dışı. Djokovic, Nadal ve Federer sürekli olarak yeni hamleler peşinde. Djokovic’in glutensiz diyeti mesela bunlardan biri. Tıpkı final günü Novak’ın lobları karşısında o kadar da başarılı olamayan Federer’in ikinci servis karşılama stratejisi SABR (Roger’ın sinsi saldırısı) gibi.

Djokovic, Federer ile oynadığı son üç Grand Slam maçını kazandı: 2014 ve 2015 Wimbledon ve 2015 Amerika Açık finalleri…

Federer’in 17 Grand Slam’lik rekoru bir dönem uzak bir hayalden ibaretken, şu anda peşinden gitmeye değer bir umut ışığına dönüştü.

“Düşünmediğimi söylersem bu dürüstçe olmaz, bu aşamada artık Roger’ın rekoru tabii ki aklımda.”

28 yaşında ve acaba yeterli zamanı var mı?

“Eğer vücuduma dikkat eder ve içinde bulunduğum kafa yapısını sürdürürsem, bu bana uzun bir tenis yaşamı verebilir. Eğer buna sahip olabilirsem, daha fazla Grand Slam için savaşacağım.”

O da kendini tıpkı Serena Williams ve Federer gibi 30’lu yaşlarının ortalarına kadarken oynarken hayal edebiliyor. “Nereye kadar gidebileceğimi görmek artık benim için bir oyun, bir mücadele gibi.”

Park yürüyüşü yavaş yavaş sona ererken Djokovic’i bekleyen bir fotoğrafçı topluluğu göze çarpıyor. Artık son bir sorunun tam zamanı. Bir Grand Slam seyircisinden, pazar gecesi Roger’ın aldığı desteği almak için neler gerekliydi?

Novak bir an duraksadı ve bu konuda ne kadar dolu olduğunu gösterircesine uzunca yanıtladı:

“Öncelikle kalıcı olmak çok önemli. Gerçek tenis seyircisi, sadece galibiyetleri değil oyuna olan tutkuyu ve bağlılığı da görmeyi istiyor. Turnuvalara, rakiplere ve seyirciye duyulan saygı da önemli tabii. Bu biraz neyi temsil ettiğiniz ile alâkalı. Tenisten oldukça çok şey alırken, bir şeyler de veriyor musunuz?

“Bir bütün hâlinde, bu şekilde hareket etmek çok önemli ve benim yapmaya çalıştığım da bu. Umuyorum seyirciler bunu bir gün hatırlar. Ancak Roger ile dün gece gibi şartlar altında oynarken bunu beklemek çok gerçekçi olmaz.”

Son soru, onu fotoğrafçılara giden yol esnasında epey bir meşgul etmişti. Sırada kayaların üstüne çıkıp, arkaya Manhattan manzarasını da alarak kupa ile fotoğraf çektirmek vardı.

Turistler de bu hoş sürprizin tadına vardı ve ellerinde telefonları ile profesyonellere katıldı. Çekim bittiğinde geride hışırdayan sonbahar yapraklarının sesi kaldı. Neredeyse hâlâ sabahın sakinliği güne hakimdi. Bir yaz daha bitiyordu ve Djokovic bir kez daha 1 numarada, bir kez daha kariyerinin en tepe noktasındaydı.

 

 

 

İlginizi çekebilecek diğer içerikler