Socrates Web Beta v1.0
 
Futbol Basketbol Tenis Bisiklet Diğer Sporlar

BasketbolNBA Başlıyor: Merkez Grubu

NBA'de yeni sezon başlıyor! Hasan Al, Merkez Grubu'nda yer alan Chicago Bulls, Cleveland Cavaliers, Detroit Pistons, Indiana Pacers ve Milwaukee Bucks'ı mercek altına aldı.

CHICAGO BULLS

2000’li yılların ikinci yarısından itibaren Doğu Konferansı’nda tepelere oynamasına alışık olduğumuz Bulls için son birkaç yıldır işler pek de iyi gitmiyor. Geçtiğimiz üç sezonun yalnızca birinde play-off yapabildiler ve bunu başardıkları tek sezonda da ilk turda elendiler. İstikrarlı şekilde başarılı olan kadronun en önemli iki ismi Derrick Rose ve Jimmy Butler’ı takaslayan Bulls, 2017 yazıyla beraber bir yeniden yapılanma süreci içinde. Minnesota’dan Butler karşılığında alınan Zach LaVine ve 2017 Draftı’nda 7. sıradan seçtikleri Fin uzun Lauri Markkanen bu yeni yapılanmanın ana parçaları olacak gibi gözüküyor. Bulls için yazın en önemli hamlesi ise Milwaukee’de sakatlıklardan bir türlü kurtulamayan “Chicago’nun çocuğu” Jabari Parker’ı şehre geri getirmek oldu. Yine bu yaz takıma katılan genç pivot Wendell Carter Jr. da bu genç ve potansiyelli nüvenin önemli bir parçası olacak.

Koç Fred Hoiberg’in elinde gelecek vaat eden bir kadro var ancak bu kadronun biraz daha zamana ve oyun planına ihtiyaç duyduğu söylenebilir. Zach LaVine ve Jabari Parker çok iyi iki skorer olmasına karşın kötü savunmacılar ve sağlık durumları bir soru işareti. Lauri Markkanen-Wendell Carter ikilisi ligin en heyecan verici uzun ikililerinden biri ve geçtiğimiz sezonu fena geçirmeyen Kris Dunn da takımın birinci oyun kurucusu olarak gözüküyor.

Bulls geçen sezon oyunun hücum tarafında NBA’in en plansız ve verimsiz takımlarından biriydi ve rakamlar da bunları doğrular nitelikte. Bulls, geçtiğimiz sezon maç başına 88.8 şut denemesi ile ligin en çok şut deneyen takımı olurken bu şutların yalnızca %43.5’inde isabet bularak bu kategoride ligin en dibinde yer aldılar. Sağlıklı kalabilen bir LaVine-Parker ikilisi verimi arttıracaktır ancak guard rotasyonundaki darlık hücum yönündeki tavanı belirleyebilir.

Chicago Bulls da Doğu Konferansı’ndaki diğer birçok ortalama takım gibi konferansın zayıflığından yararlanarak kendini playoff potasına sokmak isteyecektir. Ancak onların da gidebileceği yer belli ve bu yer, kronik sakatlar LaVine ve Parker’ın sağlık durumuna göre beklenenin çok daha gerisinde kalabilir.

Yıldız Oyuncu : Zach LaVine

2017 yılında yaşadığı ağır ACL sakatlığına kadar kariyerinin her sezonunda istatistiklerini ve oyununu geliştiren LaVine, sakatlığının da etkisiyle Towns-Wiggins-LaVine üçlüsünden Minnesota’nın ilk vazgeçtiği isim oldu ve Jimmy Butler karşılığında Chicago’nun yolunu tuttu. LaVine, sakatlığı sebebiyle bir yılı aşkın bir süre sahalardan uzak kaldı ve geçen sezon forma giyebildiği 24 maçta da sakatlığın etkilerini tam olarak atlamamış gözüktü. Ancak LaVine, 2016-2017 sezonunda yaşadığı talihsiz sakatlığa kadar olan bölümde maç başına 20 sayı ile oynayabilecek ve bunu yaparken de verimli kalabilecek bir skorer olduğunu gösterdi. Chicago Bulls da ona olan güvenini bu yaz 4 yıl için 78 milyon dolarlık bir kontrat imzalayarak gösterdi. 1 numarada daha fazla vakit geçiren ve ikili oyunlarını geliştirmiş bir LaVine için bu sezon çıkış sezonu olabilir ve All-Star tartışmalarında adını görebiliriz.

Dikkatle İzlemek Lazım : Wendell Carter Jr.

 2018 NBA Draft’ı son yıllarda hiç olmadığı kadar uzun ağırlıklı bir draft oldu ve ligin sonraki on yılına damga vurabilecek uzun oyunculardan birkaçının lige girmesini sağladı. Draftta ilk yedi sırada seçilen oyuncudan beşi uzun pozisyonunda oynuyor ve bu oyunculardan Wendell Carter Jr. NBA’e en hazır isimlerden biri olarak öne çıkıyor. Duke çıkışlı oyuncu, sezon boyunca kolejden takım arkadaşı ve Draft’ın 2 numarası Marvin Bagley’nin biraz gölgesinde kaldı ancak birçok scout’a göre şu an için Carter çok daha iyi bir oyuncu ve Bagley’e oranla daha iyi bir NBA kariyerine sahip olacak. 19 yaşındaki oyuncunun dikkat çeken özellikleri NBA’e hazır fiziği, hücum fundamental’ı, istikrarlı hale getirdiği dış şutu ve savunmadaki potayı koruma yeteneği. Oyununda temel bir eksiklik göze çarpmayan Carter, çok iyi geçirdiği Yaz Ligi’nde neler yapabileceğinin fragmanını izletti. Uzunların öneminin gittikçe azaldığı modern basketbolda Markkanen-Carter uzun ikilisinin neye evrileceğini takip etmek heyecan verici olacaktır.

CLEVELAND CAVALIERS

Son birkaç sezondur konuşulan senaryolar doğrulandı, beklenen gerçekleşti ve ligin en iyi oyuncusu bu yaz ikinci kez şehri terk etti. Ancak bu kez daha az drama ve ardında bir şampiyonlukla. En iyiyi kaybeden bir takımın güç yitirmemesi için kadroya çok önemli eklemeler yapması gerekir ve Cavs’te durum böyle değil. Yani, geçen sezondan çok daha zayıf bir kadroya sahip oldukları kesin. Kadroyu büyük ölçüde korumayı başardılar ve durum, LeBron’un takımdan ilk ayrıldığı 2010 yazı kadar kötü gözükmüyor. Kadroda hala Kevin Love gibi bir yıldız, iyi görev adamları ve Collin Sexton ve Cedi Osman gibi potansiyelli gençler var. Yaz döneminde kadrosuna önemli bir ekleme yapmayan Cavaliers’ta en önemli hamleler Kevin Love ile 5 yıllık yeni sözleşme imzalamak ve LeBron döneminde çok eleştirilen koç Tyronn Lue ile yola devam etmek oldu.

Geçtiğimiz sezon Cleveland Cavaliers adına, oyunun savunma tarafı tam bir kâbustu. NBA’in en kötü savunma takımlarından biri olan Cavs, 111 “defensive rating” istatistiği ile bu alanda yalnızca ligin en az maç kazanan takımı Phoenix Suns’ın önüne geçebilerek 29. sırada yer aldı. Ancak bu sezon takımda önemli roller alması beklenen Cedi ve Sexton’ın çok iyi savunmacılar oluşuyla, bu departmanda takımın daha iyi bir noktada olması beklenebilir. Özellikle Collin Sexton’un müthiş motoru ve atletizmiyle katacağı dinamizm, savunmayı bir seviye yukarı taşıyacaktır.

Cleveland Cavaliers, 2010 yazının aksine LeBron ertesi sezona yeniden yapılanma moduyla başlamıyor. Hatta, Cavs’ten önceki takımlarında önemli rol oyuncuları olan ancak Cleveland’a geldikten sonra adeta dibe vuran Jordan Clarkson ve Rodney Hood gibi oyunculardan verim almayı başarıp J.R Smith’in de kafasını biraz sahaya vermesini sağlayabilirlerse Doğu’da play-off yapmayı başarabilirler. Ancak bu ihtimal gerçekleşse bile play-off ilk turunda yolculuğu sona eren bir Cavs çok muhtemel gözüküyor.

Yıldız Oyuncu : Kevin Love

 Geçtiğimiz dört sezonda LeBron James ve Kyrie Irving gibi oyuncularla beraber oynarken geri planda kalması ve buna bağlı olarak istatistiklerinin düşmesi, Kevin Love’ın ne kadar iyi bir oyuncu olduğunu bir nebze unutturdu. Ancak hatırlamak gerekir ki Love, Minnesota Timberwolves’ta birinci opsiyon olduğu 2010-2014 yılları arasında ligin en iyi uzun forvetlerinden biriydi ve sakatlığından dolayı sadece 18 maç forma giyebildiği 2012-2013 sezonu hariç, bütün sezonlarda 20 sayı ve 12 ribaund ortalamalarının üzerine çıkmayı başarmıştı. Love, oyunun savunma tarafında hiçbir zaman iyi bir oyuncu olmadı (Love’ın 10 yıllık NBA kariyerinde bir sezonda tutturduğu en yüksek blok ortalaması 0.6) fakat sağlıklı bir Kevin Love’ın her maçta bir double-double tehdidi olduğu kesin. LeBron’un takımdan ayrılışıyla artık bu takımın lideri o ve 5 numarada daha fazla süre alan bir Love’ın tekrar Minnesota dönemindeki ortalamalarına yaklaştığı bir sezon seyredebiliriz.

Dikkatle İzlemek Lazım : Cedi Osman

Evet, Cavs’in 8. sıradan draft ettiği Collin Sexton da heyecan verici bir oyuncu ve buraya o yazılabilirdi. Hayır, Cedi’nin buraya yazılmasının sebebi kayırmacı bir yaklaşım ve Türk olması değil. Amerikalı birçok NBA yazarına göre de Cedi bu sezon Cavs adına heyecan verici noktaların başında geliyor. Oynadığı her profesyonel sezonda oyununun üstüne koyuşunu heyecanla ve takdirle izledik. Geçen sezonun başında ise NBA’e adımını attı ve oynadığı tek sezonda önemli bir oyuncu olabileceğini gösterdi. Ligdeki ilk sezonunda fiziksel olarak büyük gelişim gösteren Cedi, geçen sezon kalabalık rotasyonda kısıtlı süreler buldu ve bu süreleri çok iyi değerlendirdi. Yaz döneminde LeBron ve Durant gibi isimlerle beraber antrenman yapan Cedi, bu antrenmanların faydalı olduğunu ise Yaz Ligi ve milli takımda oynadığı eleme maçlarında gösterdi. Bu maçlarda topla oynarken çok daha rahat gözüktü ve hücumda topu yönlendirebilecek kapasitede olduğunu kanıtladı. Ayrıca dribbling üzerinden attığı şutlarında da büyük gelişim gösterdiğini gördük. Cedi, sezonun ilk maçından itibaren ilk beş başlamayabilir ama geçen sezona oranla çok daha önemli süreler alacağı kesin. Cavs’in kanat rotasyonundaki zayıflığı da göz önüne alındığında sezon ilerledikçe Cedi’nin rolünün arttığını ve ilk beşe yerleştiğini görebiliriz.

DETROIT PISTONS

Detroit Pistons, geride kalan dokuz sezonda yalnızca bir kez play-off yapabildi ve bunu başardıkları tek sezonda da ilk turda elendiler. Doğu Konferansı’nın alt sıralarından kurtulmak isteyen Pistons, değişime geçtiğimiz sezonun ortasında başladı ve Clippers’tan Blake Griffin’i takas yoluyla kadrosuna kattı. Yaz başında Stan van Gundy’nin kovulmasıyla boşalan koçluk görevine ise son yıllarda çok iyi bir Toronto Raptors yaratan ancak play-off’larda bir türlü başarı elde edemeyen Dwayne Casey getirildi. Ölü sezonda yaptığı en önemli eklemelerden ikisi 36 yaşındaki Jose Calderon ve 34 yaşındaki Zaza Pachulia olan Pistons’ın, iyi bir yaz dönemi geçirdiğini söylemek pek mümkün değil. Blake Griffin-Andre Drummond ikilisi, kağıt üstünde ligin en iyi pota altı ikililerinden biri ancak kadronun geri kalanı muhtemel bir play-off serüveni için pek umut verici gözükmüyor.

Detroit Pistons, geçtiğimiz sezon %37.3 ile ligin en isabetli üçlük atan 5. takımıydı. Bu yüzdeyi, sezon boyunca %43.6 ile toplam 159 üçlük isabeti bulan Anthony Tolliver’a borçlulardı ancak Tolliver, gelecek sezon Minnesota Timberwolves forması giyecek (2018 yılında bir takımın Toliver’ın ayrılışından bu denli etkileneceği kimin aklına gelirdi). Kadroda hala Reggie Bullock ve Luke Kennard gibi önemli şutörler var ancak özellikle Griffin-Drummond ikilisinin beraber oynadığı dönemlerde şutörlere alan yaratma konusunda sıkıntılar yaşayabilirler ve bu sebeple aynı yüzdeyi gelecek sezon da tekrar etmeleri zor olacaktır.

Yeni koç Dwayne Casey’nin, topu daha çok paylaşan, rotasyona daha fazla oyuncuyu dahil ettiği ve geçtiğimiz sezonlara oranla daha verimli hücum eden bir Pistons izletmesi mümkün. Doğu Konferansı’ndaki birçok baş altı takımın olduğu gibi, Detroit Pistons’ın da play-off yarışı içinde olmasını bekleyebiliriz. Ancak kadrodaki oyuncuların birbirleriyle olan uyumu, bazı soru işaretlerini beraberinde getiriyor. Kadro derinliğinin yetersiz oluşu ve bu uyum sorunu sebebiyle 40-45 arası galibiyetle normal sezonu kapatmaları ve iyi ihtimalle play-off ilk turunda elendikleri bir sezon muhtemel gözüküyor.

Yıldız Oyuncu : Blake Griffin

Detroit’te takımın yıldızının Andre Drummond mı Blake Griffin mi olduğu tartışılabilecek bir konu. Özellikle de Drummond’ın kariyerinin en iyi, Griffin’in ise kendi standartlarının altında bir sezonu geride bıraktığını düşünürsek. Ancak Griffin’in CV’sinde bulunan 5 All-Star ve 4 All-NBA takımı seçimine bir noktada hürmet etmek ve ona bu payeyi vermek gerek. Sağlıklı kalmayı başarabilen bir Blake Griffin, NBA’in en önemli hücum silahlarından biri. Detroit Pistons da bu önermeye güvendi ve Griffin’in Clippers ile 2017 yazında imzaladığı 173 milyon dolarlık kontratın yükü altına girmeyi göze aldı. Kariyerinin ilk dönemlerinde “sadece smaç yapıyor” minvalinde eleştirilerle oyunun çok yönlü olmayışı eleştirilen Griffin, geçtiğimiz sezonlarda oyununda büyük değişiklikler yaptı. Bu değişikliklerin en göze çarpanları, artık daha çok topa yön veren bir oyuncu olması ve dış oyununu geliştirmesiydi. Kariyerinin ilk yedi sezonunda toplam 268 üçlük deneyen Griffin, yalnızca geçtiğimiz sezon 322 üçlük denedi. Griffin, sağlıklı kalmayı başarabilir ve Andre Drummond’la iyi bir ikili kurabilirse tekrar All-Star formuna dönerek Detroit Pistons’ı bir seviye yukarı taşıyabilir.

Dikkatle İzlemek Lazım : Luke Kennard

Luke Kennard, NBA’de ikinci sezonuna girmeye hazırlanıyor ve geçtiğimiz sezon hiç de fena olmayan bir çaylak sezonu geçirdi. Kolejden, çok iyi bir şutör olarak gelen Duke çıkışlı Kennard, bu özelliğini NBA seviyesine de taşıdı ve ilk sezonunda %41.5 ile üçlük kullandı. Aynı zamanda top hakimiyetinin iyi olması ve ikili oyunları iyi oynayabilmesi, top paylaşımını ön planda tutan Dwayne Casey’nin sisteminde önemli bir parça olmasını sağlayacaktır. Pistons’ın kanat rotasyonunda derin bir oyuncu havuzuna sahip olmaması, bu sezon için sürelerinin artması anlamına gelebilir. Bir sezon tecrübelenmiş ve rolü artan bir Kennard’ın takımın bir numaralı dış tehdidi olmasını bekleyebiliriz.

INDIANA PACERS

Indiana Pacers, geçtiğimiz sezon beklentileri aşarak Doğu Konferansı’nı 5. sırada bitirdi. Cleveland Cavaliers ile eşleştikleri ilk tur serisini 7. maça kadar götürdüler ancak LeBron James’in insan üstü performanslarına engel olamadılar ve ilk turda elendiler. Taraflı tarafsız birçoklarının takdirini toplayan Pacers, yaz dönemini de iyi geçirdi ve bu sezon ilk turun ötesine geçmeye kararlı gözüküyorlar. Pacers, geçen sezon başarılı olan çekirdeği korudu ve Memphis Grizzlies’te harika bir sezon geçirerek serbest oyuncu piyasasının en gözde isimlerinden biri haline gelen Tyreke Evans ile bir yıllık sözleşme imzaladı. Doug McDermott ve Kyle O’Quinn gibi iki önemli rol oyuncusu ile kadroya derinlik katıldı. Geçtiğimiz sezon takımın önemli parçalarından olan Lance Stephenson’ın sözleşmesi ise uzatılmadı.

Başarılı geçirdiği iki sezonun ardından bu yaz kontratı uzatılan koç Nate McMillan’ın elinde dinamik ve her an her takıma problem çıkarabilecek bir kadro var. Victor Oladipo’nun liderliğindeki kadro; Myles Turner ve Domantas Sabonis gibi iki genç ve yetenekli uzunu ve Darren Collison, Thaddeus Young, Tyreke Evans, Bojan Bogdanovic gibi kaliteli oyuncularla Doğu Konferansı’nın güçlü ekiplerinden bir tanesi.

Pacers, geçtiğimiz sezon savunma kaynaklı bulduğu sayılar ve etkili hızlı hücumlarıyla öne çıktı. Ligin, rakip takımların top kayıplarından en çok sayı bulan 3. takımı olan Pacers, aynı zamanda maç başına bulduğu 14.8 hızlı hücum sayısı ile bu alanda ligin en iyi 5. takımıydı. Ligin en patlayıcı oyuncularından biri olan Oladipo’nun varlığı ile yine bu kategorilerde tepelerde olmalarını ve rakiplerini savunmadaki iyi oyunlarıyla yenmeye çalışmalarını bekleyebiliriz.

Pacers, bu sezona daha güçlü bir şekilde giriyor ve geçen sezonki beklenmeyen başarı, onlara umutlanmak için yeterince sebep sunuyor. Doğu Konferası’nı ilk dört içinde bitirerek saha avantajını elde edebilirlerse ilk turu sorunsuz geçeceklerdir. Bu sezonun sürpriz takımlarından biri olmaya adaylar ve ikinci turda karşılarına gelebilecek Celtics, Sixers, Raptors, üçlüsünden birini elemeyi başarırlarsa en son 2014’te gördükleri Doğu Konferansı Finali’ne tekrar ulaşabilirler.

Yıldız Oyuncu : Victor Oladipo

 Indiana Pacers, Paul George karşılığında Oklahoma City Thunder’dan Victor Oladipo ve Domantas Sabonis’i aldığında bir süper yıldızı kaybetmiş ve iki yetenekli genç oyuncu kazanmış gibi gözüküyordu. Ancak aradan geçen bir sezonda Victor Oladipo harika işlere imza attı ve Indiana Pacers’ın takastan kârlı çıkan taraf olarak gözükmesini sağladı. Oladipo, geçtiğimiz sezonu 23.1 sayı, 5.2 ribaund, 4.3 asist ve 2.4 top çalma ortalamalarıyla top çalma kralı olarak tamamladı. Kariyerinde ilk kez All-Star seçildi ve sezon sonunda Yılın En Çok Gelişme Gösteren Oyuncusu (MIP) ödülünün sahibi oldu. Kariyerinin başından beri müthiş bir atlet ve çok iyi bir savunmacı olan Oladipo, Pacers’ın hücumda dizginleri onun eline vermesiyle bir takımı yönetebileceğini ve ligin önemli skorerlerinden birisi olabileceğini gösterdi. Oladipo, ligde oyunun iki yönünü de çok iyi oynayabilen az sayıda guard’dan biri. Bu sezon, yine All-Star karmasında kendisine yer bulmak ve takımını play-off’ta bir adım öteye taşımak en önemli hedefleri olacaktır.

Dikkatle İzlemek Lazım : Myles Turner

 Ligdeki ilk iki sezonunu çok iyi geçiren ve gelecekte ligin en önemli pivotlarından olması beklenen Myles Turner için, geçtiğimiz sezon görece durgun geçti. Sezonun bazı bölümlerinde sakatlığı sebebiyle formasından uzak kalan oyuncunun, süreleriyle beraber ortalamaları ve yüzdeleri de geriledi. Ancak Turner için bu sezon kariyerinde tekrar çıkışa geçtiği sezon olabilir. Modern basketbolda 3 sayı çizgisinin gerisinden yüzdeli isabet bulabilme ve savunmada çemberi koruyabilme işlerini üst düzeyde yapabilen uzunlar artık çok değerli ve Turner bu iki beceriye sahip olması nedeniyle elit bir sınıfın üyesi. Hücumda yüzdelerini arttırır ve dış şutunu daha istikrarlı hale getirebilirse Pacers’ı bir seviye yukarı taşıyabilir ve geçen sezon takım arkadaşı Victor Oladipo’nun yaptığı gibi kariyerinde ilk kez All-Star seçilebilir.

MILWAUKEE BUCKS

2001 yılından beri Doğu Konferansı’nda ilk turun ötesine geçemeyen Milwaukee Bucks, geçtiğimiz sezon bu seriyi sona erdirmeye çok yaklaşmıştı. Normal sezonu 44 galibiyetle Doğu Konferansı’nın 7. sırasında bitiren takım, ilk turda Boston Celtics’e 7 maç sonunda elendi ve yolculukları yine ilk turda son buldu. Bucks için bu sezon artık ilk turun ötesine geçmek, gerçekçi olmayan bir hedef değil ve bu doğrultuda oldukça yoğun bir yaz dönemi geçirdiler. Mayıs ayında takımın başına Atlanta Hawks ile başarılı sezonlar geçiren Mike Budenholzer getirildi. Büyük umutlarla draft edilen ancak yaşadığı sakatlıklar sebebiyle bir türlü Milwaukee’nin istediği o skorere dönüşemeyen Jabari Parker’ın sözleşmesi uzatılmadı. Kadroya yapılan en önemli eklemeler ise takımın eski oyuncusu Ersan İlyasova ve serbest oyuncu olarak imza atan pivot Brook Lopez’di.

San Antonio Spurs tedrisatından geçerek baş antrenör olan ve Atlanta’da oynattığı top paylaşımına dayalı hücum ağırlıklı oyunla bilinen yeni koç Mike Budenholzer’ın elindeki kadronun, geçen sezona oranla daha güçlü bir kadro olduğunu söylemek mümkün. Ligin en önemli süper yıldızlarından biri haline gelen Giannis Antetokounmpo’nun liderlik ettiği kadro, NBA’in en “underrated” oyuncularından biri olan Khris Middleton’ı ve Eric Bledsoe gibi tecrübeli bir guard’ı barındırıyor. 2016-2017 sezonunda Yılın Çaylağı seçilen Malcolm Brogdon, Ersan İlyasova ve Brook Lopez gibi veteranlar kadroya derinlik katıyor.

Milwaukee Bucks geçtiğimiz sezon, Antetokounmpo’ya alan açmakta ve istikrarlı bir dış şut katkısı bulmakta oldukça zorlandı. Maç başına denedikleri 24.7 üç sayılık atış ile ligin en az üçlük deneyen 6. takımı oldular ve bu üçlüklerin yalnızca %35.5’inde isabet bulabilerek bu alanda da tüm ligde 22. sırada yer aldılar. Yeni koç Mike Budenholzer’ın oyun felsefesiyle ve uzun pozisyonundan yüksek yüzdeli dış şut katkısı verebilen iki isim Ersan ve Lopez’in gelişiyle dış şut denemelerinin ve yüzdelerinin artacağını öngörebiliriz.

Milwaukee Bucks, kadro kalitesiyle birçok takıma problem çıkartabilecek bir görünümde ve yollarının açık gözüktüğü Doğu Konferansı’nda play-off dışında kalmaları sürpriz olur. Kadroya yapılan eklemelerle, geçen sezon yaşadıkları dış atış ve ribaund problemlerini çözebilirlerse Doğu’nun sürpriz takımlarından biri olabilir ve 17 yıllık kötü seriye son vererek Play-offlar’da ilk turun ötesine geçmeyi başarabilirler. Ancak bu noktada karşılarına çıkması muhtemel takımlardan Boston Celtics ve Philadelphia Sixers, onlara bir gömlek büyük gelebilir ve yolculuklarının konferans yarı finalinde sona erdiğini görebiliriz.

Yıldız Oyuncu : Giannis Antetokounmpo

Giannis Antetokounmpo, 2016-2017 sezonunda MIP ve All-Star seçilmesinin ardından geçtiğimiz sezonu da 26.9 sayı, 10 ribaund, 4.8 asist, 1.5 top çalma ve 1.4 blok ortalamalarıyla harika geçirdi ve All-Star ve All-NBA takımlarında kendine yer buldu. Antetokounmpo, ligde geçirdiği beş sezonda, sadece basketbol oynamak için laboratuvarda üretilmiş gibi gözüken olağanüstü fiziğini geliştirmekle kalmadı. Lige girdiğinde ham olan yeteneklerini de keskinleştirdi ve her sezon istatistiklerini geliştirerek NBA’in en önemli oyuncularından biri haline geldi. İşin daha da korkuncu, henüz 24 yaşında olan Giannis’in dış şutu, hala savunmaları yakın tutacak bir seviyede değil ve oyununun bu yönünü de geliştirdiğinde gelebileceği seviyeyi hayal etmek oldukça güç. Yunan oyuncu, bu sezon MVP ödülünün en büyük adaylarından biri ve geçtiğimiz sezonki performansını koruyup takımını normal sezon ve play-off’ta başarıya taşıyabilirse bu ödülü kazanan en genç oyunculardan birisi olabilir.

Dikkatle İzlemek Lazım : Khris Middleton

 Milwaukee Bucks, genç ve potansiyelli oyuncu bakımından NBA’in pek de zengin olmayan kadrolarından biri. Zaten Khris Middleton da bu takımın en önemli ikinci oyuncusu ve onu dikkatle izlememizi gerektiren şey çıkış yapacak olması veya potansiyeli değil. Middleton çoktan kendini ispatlamış bir oyuncu ve onu dikkatle izlemeye değer kılan şey sakin bir ustalıkla işlediği oyunu. 27 yaşındaki oyuncu, geçtiğimiz sezonu 20.1 sayı, 5.2 ribaund, 4 asist ve 1.5 top çalma ortalamalarıyla tamamladı ve birçoklarına göre All-Star olmayı hak etmesine rağmen Doğu Karması’nda kendine yer bulamadı. Oyunun iki yönünü de çok iyi oynayabilen Middleton, geçtiğimiz sezonki formunu devam ettirirse Bucks’ın olası play-off yürüyüşünde önemli bir pay sahibi olabilir ve geçen sezon hak ettiği All-Star onuruna bu yıl kavuşabilir.

İlginizi çekebilecek diğer içerikler