Socrates Web Beta v1.0

 
Futbol Basketbol Tenis Bisiklet Diğer Sporlar

FutbolMiras

Marcos Alonso, Chelsea’nin bu sezonki yıldızlarından biri. İspanyol sol bekin yetenekleri, aileden kalan bir miras aslında…

Yıllar sonra Şampiyonlar Ligi adıyla milyonları peşinden sürükleyecek organizasyonun ilk finali için Real Madrid ve Stade de Reims, 13 Haziran 1956’da Parc des Princes çimlerine çıkmıştı. İki ülke şampiyonunun amacı da -o zamanki adıyla- Avrupa Kupası’nı kazanan ilk takım olmayı başarmaktı. Fransızlar, uzun süre daha kararlı gözüktü. 66. dakikaya girilirken 3-2 öndeydiler de… Fakat sahneye beklenmedik bir isim çıktı ve planları bozdu: Marcos Alonso Imaz nam-ı diğer Marquitos. Hector Rial, Alfredo Di Stefano ya da Francisco Gento gibi saf hücum yeteneklerinden tehlikeler bekleyen Reims savunması, biraz da kendi sakarlıkları nedeniyle Madrid’in sağ bekinden golü yemişti. Beraberlikle morallenen Real Madrid, beş dakika sonra yıldızlarından Rial’in golüyle, Avrupa Kupası’na ulaşan ilk takım olacaktı…

Marquitos, 1954’te Madrid’e ayak bastı ve sekiz sene boyunca Real Madrid formasını giydi.
Marquitos, 1954’te Madrid’e ayak bastı ve sekiz sene boyunca Real Madrid formasını giydi.

Dede

Futbola başladığı Racing Santander’de profesyonel olarak üç sene geçiren Marquitos, 1954’te Madrid’e ayak bastı ve sekiz sene boyunca Real Madrid formasını giydi. Üçü üst üste olmak üzere beş La Liga şampiyonluğu kazandı. Madalya koleksiyonunun en afilisi, Avrupa arenasında topladıklarıydı. Stade de Reims’i mağlup ederek ilk kupayı kazanan Real, takip eden dört sezonda da tahtını kimselere bırakmadı. Marquitos, bu ulaşması güç başarının gizli kahramanlarından biriydi. Beş Avrupa finalinin dördünde WM sistemindeki sağ bek pozisyonunda yerini almıştı. 1962’de Real Madrid’den ayrıldı ve 38 yaşına kadar futbol oynamaya devam etti. 1971’de sahalara veda ettiğinde, bayrağı devralma sırası oğluna gelmişti…

Baba

Marcos Alonso Pena, 1 Ekim 1959’da dünyaya geldiğinde babası, Real Madrid’deki son sezonunu geçiriyordu. Baba Alonso, başkentten ayrılsa da Marcos, kısa süre sonra kulübün altyapısında futbola başlayacaktı. Fakat Real’deki profesyonellik hayalleri gerçekleşmedi. Memlekete döndü ve La Liga’daki ilk maçına Racing Santander formasıyla çıktı. Sağ kanattaki futbolu, onu kısa sürede Atletico Madrid’e, oradan da Barcelona’ya taşıdı.

Alexanko, Gary Lineker, Bernd Schuster ve Diego Maradona gibi yıldızlarla Camp Nou’ya çıktı, milli takımın elemanlarından biri oldu. Barcelona, 1983 Kral Kupası Finali’nde Real Madrid’i 2-1 yenerek kupaya ulaşırken, 90. dakikada zaferi getiren kafa golü Marcos’tan gelecekti. Euro 84’te finalde Fransa’ya kaybeden İspanya’nın kadrosundaki yerini de almıştı. 1974’ten beri La Liga’da zirveyi göremeyen Katalanlar, 1985’te mutlu sona ulaştığında Barcelona hücumlarını sağ kanattan yönlendiren isim de yine ikinci kuşak Marcos Alonso idi.

Ertesi sezon, babasının 30 yıl önce yakaladığı başarıya çok yaklaşacaktı. Barcelona, Şampiyon Kulüpler Kupası Finali’nde Steaua Bükreş karşısına çıktığında açık ara favoriydi ama Sevilla’daki final, sürprizlerle dolu bir geceye sahne oldu. Romanya şampiyonu, seri penaltı atışları sonucunda Barcelona’yı elemiş, Steaua kalecisi Helmuth Duckadam ise Barca’nın kullandığı dört penaltıyı da kurtarmıştı. Dördüncü ve son kurbanı da Marcos Alonso Pena olmuştu…  1990’da Santander’e dönen kanat oyuncusu, o sezon sonunda mirası yeni sahibine bırakıyor ve yeşil sahalardan kulübeye çekiliyordu…

Oğul

Marcos Alonso Mendoza, 28 Aralık 1990’da dünyaya geldiğinde babası, profesyonel kariyerinin son yılını oynuyordu. Dokuz yaşında, aile mesleğini yapmaya karar verdi ve Real Madrid altyapısında futbola başladı. Babasının başaramadığını başarıp Real’in A Takımı’na yükselse de dedesi gibi kalıcı olamadı. ‘Memleket takımı’ Racing Santander’e karşı 90. dakikada Gonzalo Higuain’in yerine oyuna girdi ve Madrid kariyerinin tek resmi maçını kayıtlara işledi. 20 yaşında, cesaret isteyen bir kararla ülke değiştirdi, Bolton Wanderers’a transfer oldu. Belki de kaderini değiştiren hamle, 2013 Mayıs’ında geldi. İtalya’nın ‘fırsatlar kulübü’ statüsüne en uygun takımlarından Fiorentina, Marcos Alonso’yu Floransa’ya davet etti. İstikrarsız sezonu, Sunderland’da kiralık geçen yarım sene takip etti.  Fakat İngiltere dönüşünde kendini buldu ve Vicenzo Montella ile Şampiyonlar Ligi vizesini zorlayan Fiorentina’nın değişmez sol beki oldu. 2015-2016 sezonunda takımın başına geçen Paulo Sosa ile yükselişi devam etti. Fiorentina, üçlü ve dörtlü savunma varyasyonlarını sahaya yansıtırken, iki sistemde de sahadaki yeri garantiydi. İtalya Milli Takımı Genel Direktörü Gabriele Oriali ile Fiorentina maçlarını izlerken “Şöyle bir bekimiz olmadı be abi!” minvalinde dert yanması olasılıklar dahilinde olan İtalya antrenörü Antonio Conte, Euro 2016 sonrasında Chelsea’ye imza attığında, ilk icraatlarından biri de Marcos Alonso’ya mavi formayı giydirmek oldu. Hem de 24 milyon Pound karşılığında…

Marcos Alonso, bu sezon Antonio Conte'nin sisteminde önemli işlere imza attı.
Marcos Alonso, bu sezon Antonio Conte’nin sisteminde önemli işlere imza attı.

Chelsea, Antonio Conte ile 2016-2017 sezonuna damga vuruyor ve Premier Lig şampiyonluğu için en büyük aday. İngilizlerin pek de alışık olmadığı 3-5-2 ile başarıya ulaşan Conte’nin saha içindeki en önemli sistem parçalarından biri de Marcos Alonso. İspanyol bekin 90 dakika sahada kaldığı hiçbir maçta yenilmeyen Conte’nin takımı, şampiyonluğa ulaşırsa, sezonun kahramanlarından biri de Alonso olacak. Kariyerinin başında ‘umutsuz’ görünen vaka, bambaşka bir senaryo halini aldı ve büyük bir sakatlık yaşamadığı sürece de böyle devam edecek gibi. Dedesi ve babasının mirasını devam ettiren Marcos Alonso, futbol hayatını noktaladığında onlardan farklı bir rolle hatırlanabilir. 30 yıl sonra, yıldızlar arasında kaybolan kanat oyuncusundan ziyade yıldız listesine dahil olan bir sol bekten, ‘üçüncü kuşak’ Marcos Alonso’dan bahsedebiliriz…

İlginizi çekebilecek diğer içerikler