Socrates Web Beta v1.0

 
Futbol Basketbol Tenis Bisiklet Diğer Sporlar

RIO 2016Meydan Okuma

41 yaşındaki Oksana Chusovitina, Rio 2016'nın en çok konuşulan isimlerinden. Fakat Chusovitina'nın meydan okuduğu tek şey zaman değil.

*ESPN’de yayınlanan D’Arcy Maine imzalı bu yazının orijinaline buradan ulaşabilirsiniz.

Jimnastiğin Amerikalı yıldızı Simone Biles 1997’de doğduğunda Oksana Chusovitina çoktan beş dünya şampiyonluğu ve bir olimpiyat altını kazanmıştı.

Biles’ın takım arkadaşı Laurie Hernandez 2000 yılında doğduğundaysa Chusovitina anne olmuştu bile.

Gabby Douglas 2012’de ilk kez bir olimpiyatta yer alırken Chusovitina altıncı defa oyunlara katılıyordu.

Bu listeye bütün gün boyunca madde eklemeye devam edebiliriz çünkü 41 yaşındaki Chusovitina kadar olasılıkları alt üst edip zamana karşı koyan başka bir sporcu olmayabilir. Rio Olimpiyat Oyunları’yla birlikte yedinci kez bu sahnede boy gösterecek.

ABD’nin takım kaptanı Aly Raisman 22 yaşında ve ikinci defa olimpiyata katılıyor. Takım arkadaşları yaşı ve alışkanlıklarından dolayı Raisman’a “Büyükanne Aly” takma ismini layık görmüşler. Her ne kadar Raisman’ın jimnastik için yaşlı olduğunu düşünseniz de bu unvanı Chusovitina’dan, yani olimpiyatta jimnastik branşında yarışan en yaşlı kadından, alması için geçirmesi gereken onlarca yıl var.

Chusovitina, 1975 yılında günümüzde Özbekistan sınırları içinde kalan topraklarında doğdu ve jimnastikle Sovyetler Birliği’nin sert spor sistemi içinde tanıştı. Katıldığı ilk büyük yarışma olan Sovyetler Gençler Ulusal Şampiyonası’nda genel klasmanı birinci bitirdi ve bunu başardığında henüz 13 yaşındaydı. 1991 yılında ilk Dünya Şampiyonası’na katıldı ve biri altın olmak üzere üç madalya kazandı. Altın madalyayı öyle zorlu bir hareketle kazandı ki, o harekete ismi verildi. Aradan 25 yıl geçmesine rağmen yer hareketlerinde 2016 Olimpiyat Oyunları’nı kazanması beklenen Biles bile aynı hareketi yapmayı deneyecek. Bu da hareketin ne kadar zor olduğunu anlamak için yeterli.

İşin ilginç yanı ise 1991 yılında Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla birlikte Chusovitina’nın kariyerinin sona erdiğini düşünmesiydi. Özbekistan aniden bağımsız bir ülke haline gelmişti ve üst sınıf jimnastikçi eğitme konusunda yeterliliği koca bir soru işaretiydi. Dağılan Sovyetler Birliği’nin ardından eski ülkeleri birleştiren bir takım kuruldu ve Chusovitina, 1992 Barcelona’da ilk olimpiyatına katılma fırsatı yakaladı.

Takım arkadaşlarıyla katıldığı açılış seremonisi hâlâ Chusovitina’nın en sevdiği olimpiyat anısı… Çevirmeni, eski takım arkadaşı ve şimdi antrenör yardımcılarından biri olan Svetlana Boguinskaia aracılığıyla “Bizzat o anları yaşamak inanılmazdı” diyor Chusovitina.

“Birinin okla olimpiyat halkalarını vurduğunu ve okla birlikte halkaların alev aldığını gördüm. Gerçekten gözlerime inanamamıştım, hâlâ en sevdiğim anımdır.”

Yaşanan siyasi karmaşaya ve belirsizliğe rağmen eski Sovyet ülkelerinden oluşan takım altın madalyayı kazanmayı başardı. 24 senedir üzerine çokça konuşulan ve üç ülkeyi kapsayan bir hikâyenin başlangıcıydı aslında.

Diğer jimnastikçilerin bile inanmakta zorlandığı bir kariyerden bahsediyoruz. 2008 Beijing’de denge klasmanında altın madalya kazanan emekli jimnastikçi Shawn Johnson “Ben 24 yaşındayım ve bunun nasıl mümkün olduğunu aklım hayalim almıyor” diye özetliyor aslında meseleyi. “Onun kariyerini Simone Biles’la karşılaştırabilirim. Şu an insanlar nasıl Simone Biles’ın tüm branşlarda hâkimiyet kuracağını varsayıyorsa, aynı şekilde her yıl Oksana’nın da mücadelede yer alacağını ve madalya peşinde olacağını düşünüyorlar. Artık kimse kaç yaşında olduğunu bilmiyor çünkü sayısız olimpiyatta boy gösterdi. Gerçekten harika, tam bir efsane.”

Başarılı ilk olimpiyatının ardından, Chusovitina Özbekistan’a döndü ve yeni ülkesi adına antrenman yapıp müsabakalara katılmaya başladı. 1996, 2000 ve 2004 olimpiyat oyunlarında Özbekistan adına yarıştı. Ülkesi için popüler bir figüre dönüşürken ulusal şeref madalyasına layık görüldü ve 2001 yılında kendisine özel bir pul bastırıldı.

Chusovitina, Özbek güreşçi Bakhodir Kurbanov ile 1997 senesinde evlendi ve 1999 yılında, Sidney Olimpiyat Oyunları’ndan bir yıl önce, çiftin ilk çocuğu Alisher dünyaya geldi. Chusovitina annelik görevini ve jimnastik kariyerini dengede götürmeye çalışırken Alisher’e 2002 yılında lösemi teşhisi konuldu. Haberle perişan olan aile, Alisher’in tedavisi için 2002 yılında Köln’e taşındı.

Almanya’da bulunduğu sırada Chusovitina önce Alman milli jimnastik takımıyla çalışmaya başladı, sonrasında da Alman vatandaşlığı için başvuruda bulundu. Oğlu kanserle olan mücadelesine devam ederken Chusovitina 2006 yılında Almanya adına ter dökmeye başladı. 2008 Beijing Olimpiyat Oyunları’nda, 33 yaşındayken, ilk bireysel madalyasını atlama masasında gümüş kazanarak elde etmişti.

Bu heyecan verici gelişmeye rağmen, Chusovitina evine döndüğünde asıl haberi aldı. Olimpiyatltan kısa süre sonra doktorlar Alisher’in kanserden kurtulduğunu söylediler. “Hayatımda aldığım en iyi haberdi. Madalya kazanmak veya kazanmamak, böyle bir haber aldığınızda gerçekten her şey önemini kaybediyor. Dünyadaki hiçbir madalya o telefon konuşmasının yerini tutamaz. Sporda alınan herhangi bir başarı bunun yanında karşılıksız kalıyor.” O anı bu cümlelerle anlatıyordu Chusovitina.

Chusovitina kısa süreliğine de olsa emekli olmayı düşündü ancak sonunda jimnastikten uzak kalamayacağını anladı. Hissettiği tutku ve hırs sayesinde Alman jimnastikçilerle antrenman yapmaya ve müsabakalara katılmaya devam etti. 2011 ve 2012 Avrupa Şampiyonaları ile 2011 Dünya Şampiyonası’nda kazandığı madalyalar da Chusovitina’nın verdiği kararın doğruluğunu kanıtlar nitelikteydi.

Diğer jimnastikçilerle arasındaki yaş farkı büyüyordu; ancak Chusovitina gençlerin yer aldığı bir spor dalında nadir bir örnek olarak kalmaya devam etti. 2012 Londra Olimpiyat Oyunları sırasında, kendisinin altıncı olimpiyatıydı, Chusovitina Olimpiyatlar biter bitmez emekli olacağını açıkladı. Ancak atlama branşında aldığı beşinciliğin yaşattığı hayal kırıklığıyla, emeklilik kararı çok uzun soluklu olmadı. “Akşam herkese emekli olacağımı söyledim ama bir sonraki sabah uyandım ve kararımı değiştirdim.”

“Kelimenin tam anlamıyla olan buydu. Emekli oldum dedim ve sabah yatakta uzanırken, ‘Başarmak istediğim her şeyi başaramadım ve hala bazı şeyler kazanabilirim’ diye düşündüm. İşte tam bu yüzden bir sonraki olimpiyat için çalışmaya başladım çünkü hâlâ bir şeyler başarabileceğimi hissediyordum.”

Yeniden Özbekistan adına yarışmaya başlayan Chusovitina son dört yılını Rio için çalışarak geçirdi. İlerleyen yaşı ve sakatlık korkusu sebebiyle belki diğer jimnastikçiler kadar antrenman yapmıyordu. “Şu noktada, fiziksel açıdan çok da fazla antrenmana ihtiyacım olduğunu düşünmüyorum” diye açıklıyor durumu.

“Çok fazla zihinsel antrenman yapıyorum. Yıllar içinde kas hafızam oldukça gelişti. Genel olarak spor salonunda, iki veya iki buçuk saat geçiriyorum.”

“Sonrasında hareketi ve gerekli yetenekleri gözümün önüne getiriyorum. Bunu tamamen zihinsel olarak yapıyorum ve spor salonuna gittiğimde yaptığım tüm bu zihinsel hazırlık hareketlerimde canlanıyor. Atlama yapıyorsam, tam olarak vücudumun ne yapması gerektiğini biliyorum. Daha yükseğe çıkmam mı gerek, yoksa hareketi daha güzel mi yapmalıyım, yoksa inişimi mi ayarlamalıyım fark edebiliyorum.”

Chusovitina kalan zamanını evinde eşi ve 16 yaşındaki oğluyla geçiriyor. Jimnastik ve aile hayatı arasındaki denge kesinlikle faydalı ve motivasyonunu korumasını sağlıyor. Jimnastik için gerekli fiziksel gücü ve yeteneği korumak oldukça zor ama asıl zoru spora karşı hissettiğin tutkuyu koruyabilmektir diye açıklıyor Boguinskaia. “Vücudum ve aklım üç Olimpiyattan sonra tamam dedi. Verebileceğim her şeyi vermiştim” diye devam ediyor Boguinskaia. “Sanırım Oksana’nın devam etmesini sağlayan bu, hala bir şeyler yapabileceğini ve daha iyisini başarabileceğini düşünüyor.”

“Ve biliyor musunuz? Bence yapabilir. İlk madalyasını 1992 Barcelona’da, ikinci madalyasını da beşinci olimpiyatında aldı. Bu yıllar ilerledikçe kötüye gitmediğini, tam tersine iyileştiğini gösteriyor. İşte tam olarak bu yüzden yarışmaya devam ediyor.”

Chusovitina ve Boguinskaia, olimpiyattan önce son haftalarını Stroudsburg, Pennsylvania’da antrenman yaparak geçirdi. Özbek jimnastikçi podyuma çıkma ümidini taşısa da, Rio’dan hemen önce beklentilerini daha düşük tutuyor. “Sadece orada olmak istiyorum!” diye anlatıyor.

“Benim yaşıma geldiğinizde iki hafta oldukça uzun bir süre haline geliyor. Her şey olabilir. Yani şu an amacım Rio’ya gidebilmek ve kondisyonumun yerinde olduğundan emin olmak. Sonrasında yaşanacakları beraber göreceğiz.”

Tam bir “şakacı” olarak nitelendirilen Chusovitina, hem rakipleri hem de takım arkadaşları tarafından fazlasıyla seviliyor. Sporun sert doğasına rağmen, “hep esprili bir tavrı var ve çevresindeki insanlara şaka yapmaya bayılıyor” diye aktarıyor Boguinskaia. “Onunla yeni tanışan insanlar ne kadar şakacı olduğunu fark edince şaşırıyorlar. Şu anda aynı odada kalıyoruz ve eğer ışığımı ondan önce söndürürsem hemen tam bir büyükanne olduğum hakkında şaka yapmaya başlıyor. O 41, ben 43 yaşındayım ve aradaki iki yaş farkını hatırlatma konusunda oldukça hevesli.”

Şakalara rağmen, Chusovitina sakin kalmasını Boguinskaia’ya bağlıyor ve yaşıt birilerinin yakınlarında olmasından mutluluk duyuyor. Sohbet konularıysa oldukça değişken; çocukları, moda, politika, jimnastik dışındaki her konu masaya yatırılıyor. Jimnastikle yatıp kalkan çoğu genç rakibine nazaran oldukça farklı bir tavır.

Oldukça tartışmalı ve meşhur Produnova hareketini yapan sayılı kadın sporcudan biri olan Chusovitina, Rio 2016’da yine şansını denemeyi planlıyor. “Ölüm kasası” olarak isimlendirilen Produnova inanılmaz zorlayıcı yapısı ve yanlış hamle sonucu sporcular için oluşturduğu tehlike ile biliniyor. Mükemmel bir şekilde yapılmazsa jimnastikçiler sırt üstü düşme tehlikesi mevcut.

Ama eğer ayaklarının üzerine düşebilenler için, 7.0 zorluk seviyesine sahip Produnova, ciddi bir madalya şansı sağlıyor, özellikle diğer jimnastikçilerin 6.3 zorluk seviyesinde olan Amanar’ı kullandıklarını düşünürsek.

Yakın zamanda The New Yorker’ın Produnova’yı deneyip denemeyeceğine dair sorusuna Biles oldukça mesafeli bir şekilde, “Kendimi öldürmeye çalışmıyorum” yanıtını verdi.

Chusovitina’nın Produnova konusundaki cesaretine rağmen, geleceği konusunda çok net bir karara sahip değilmiş gibi görünüyor. 2016 Rio’nun son olimpiyatı olup olmayacağı sorusuna kendi tarzında yanıt veriyor, “Evet de demeyeceğim, hayır da.” Ama ne olursa olsun, jimnastiğe elinden gelen her şeyi verdiği ortada. Kariyeri hakkında “Gerçekten arkamda keşke yapsaydım diyeceğim bir şey kalmadı,” diyor Chusovitina.

“Her yıl müsabakaların ardından, geriye kendimden bir şey bıraktığımı düşünüyorum. İnsanlar beni hatırlayacaklar, benim kariyerimin uzunluğu akıllarda kalacak. Jimnastikte bu derece uzun soluklu yer almak sanırım arkamda bırakabileceğim en iyi miras.”

“Dünya şampiyonası ve olimpiyat madalyalarım var ve miras olarak jimnastiğe olan sevgimden başka bir şey bırakabileceğimi düşünmüyorum.”

Gerçekten insanların onu unutabileceğini düşünmek hayli zor. Tabii ki, eğer yarışmaya devam ederse, bu tam anlamıyla imkânsız olacak.

Çeviri: Alper Suat Orhan

İlginizi çekebilecek diğer içerikler

En Zor Karar

En Zor Karar

3 sene önce
O AN

O AN

3 sene önce