Socrates Web Beta v1.0

 
Futbol Basketbol Tenis Bisiklet Diğer Sporlar

Diğer SporlarNykanen’in Laneti

Matti Nykanen, kayakla atlamanın altın çocuğuydu ama bu, alkol ve sorunlarla devam eden hayatının sadece küçük bir parçasıydı...

 

*Bu yazı, ilk olarak Ozan Can Sülüm imzasıyla Socrates’in Şubat 2016 sayısında yayımlandı.


 

“Matti Dr. Jekyll ve Mr. Hyde. Ayıkken dünyanın en iyi, en naif insanı, sarhoşken ise en azılı suçlular kadar tehlikeli.” – Nykanen’in biyografisini yazan Egon Theiner.

48 yaşındaydı. Harrachov’daki Certak Tepesi’ne çıktığında etrafındakiler “Ne hâle gelmiş be!” diyordu. Aslında son 10 seneyle kıyaslarsanız hâli iyiydi. Söylediğine göre alkolü bırakmış, psikoloğuyla birlikte şiddet sorunlarını aşmış, normale dönüyordu. İki ayrı saldırı suçundan toplam 42 ay hapis yatmıştı. Derler ya, düşünecek çok zamanı olmuştu içeride. En çok düşündüğüyse o tepeye yeniden çıkmaktı. Yeniden uçmak… 36 metreye atlayabildi. Yani kariyer rekorundan 155 metre düşük bir mesafeye. Gerçi mesafenin önemi yoktu. O yeniden atlayabilmenin, normale dönmenin keyfini çıkarıyordu. Onun için normal olan, uçmaktı.

Matti Nykanen kayakla atlama tarihinin en başarılı sporcusu. Alkol sebebiyle yalnızca 10 sene devam eden kariyerinde beş büyük bireysel şampiyonluğu kazandı, kayakla atlamanın ‘kariyer slam’ini yapan ilk kişi oldu. Finlandiya takımını tek başına rekorlar listesinde zirveye çıkardı. Günümüzde onun yaptıklarını deneyen çok kişi var ama becerebilen yok. Aynı, kariyerini sonlandırdıktan sonra onunki gibi bir hayat yaşayan fakat onun kadar dibe vuramayanlar gibi.

[mailerlite_form form_id=2]

Zirveden inmek Nykanen’i psikolojik olarak dağıtmıştı. 14 yaşında alkole başlayan biri psikolojik sorun yaşayınca ne hâle gelir, siz düşünün. Bu arada, alkole başlamak naif gelebilir kulağınıza. Bir Finlandiyalının alkolizm sınırına gelişini ve sınırı buldozerle yıkarak geçişini düşünmeniz gerek.

Kariyerini kısaltan şeyi, kariyeri bittikten sonra eskiye duyduğu özlemi dindirmek için iyice abarttı. Zirvede olmamak ve kaybetmek onun alışkın olduğu bir şey değildi ki alkol sorunlarının şiddet sorunlarına dönüşmeye başladığı dönemde kaybettiği bir ‘parmak güreşi’ mücadelesi sonrasında rakibini bıçaklamaya çalışması durumu anlatıyor sanırım.

Aslında huzur, zirvedeyken de çok hissettiği bir şey değildi. Aykırı, antrenmana gitmek yerine stüdyoya girip kayıt yapan, sarhoş olup şov programlarına katılan bir adamdı Nykanen. Öyle ‘ailenizin sporcusu’ olmadı hiç. Huzuru bulmaya çalıştığı zamanlar, kariyerini sonlandırmaya niyetlendiği zamanlar. İki sene süren ilk evliliği, hemen arkasından üç senelik ikinci evliliği ve kariyerini bitirirken ikinci eşinden ayrılması… Matti Nykanen, kralı olduğu kayakla atlamaya daha fazla devam edemediği için o kadar sinirlendi ki kendisine, üçüncü evliliğinde “Bu soyadı daha fazla taşıyamıyorum” deyip eşi Sari Paanala’nın soyadını aldı. Yine huzur bulamadı.

Eskiye olan özlemini alkolde araması, yüzünü devlet pullarına basan Finlandiya’yı da mahvediyordu hâliyle. Herkes alkol sorununa yardım etmeye çalışıyordu. Marketlerde ona alkol satmayan, sokakta görüp eve taşıyanların çabası karşılık bulmadı, sorunlar alkolle sınırlı kalmadı. 2000’lerin başında tanıştığı iş kadını ve hayranı Mervi Tapola’nın evlilikleri boyunca 15 kez boşanma dilekçesi vermesi, Nykanen’in her dilekçede Tapola’ya şiddet göstermesi ve tutuklanması, Tampere polisinin karakolda ‘eşinin kafasında şişe kırmakla suçlanan’ adamla fotoğraf çektirmesi ve imza istemesi hayatının ufak bir özeti aslında. Başarı onun lanetiydi, hiçbir şeye ve hiç kimseye tutunamaması da kariyerinin ağırlığı altında ezilmesindendi.

Nykanen şimdilerde iyi. İflas ettikten sonra toparlandı. Boşanıp bir yıl ayrı kaldıktan sonra Tapola’yla yeniden evlendi. Veteranların yarışmalarına katılıyor, alkolü bıraktı. Onun hayatı düzeldi belki ama laneti Finlandiya Milli Takımı’na miras kaldı. O bıraktıktan sonra bayrağı devralan Janne Ahonen tarihin en büyüklerinden birine dönüşse de kariyerini asla tamamlayamadı. 2005 Planica’da 240 metreyi bulan ancak düştüğü için rekor sayılmayan atlayışından sonra hastaneye gitmeyi reddetti, zira yapılacak herhangi bir test sonrası alkollü olduğu ortaya çıkacaktı. 2008’de, Zakopane’de yapılan bir takım yarışında bütün takım alkollüydü. Matti Hautameki’nin odasında bir birayla başlayan eğlence kafayı bulmaya kadar gitmişti. Sonraki jenerasyondan Harri Olli abilerinden öğrendiklerini ileri taşımış, Matti gibi nezarethanelik olmuştu. Koç Tommi Nikunen ise her şeyin farkındaydı, ancak yapabileceği bir şey yoktu. Bu olanlar, Matti’nin lanetiydi…

“Onu durduramazsınız” diyor Egon Theiner ve devam ediyor: “Bir fırsatını bulacak ve yeniden içmeye, yeniden kavga etmeye başlayacak.”

Matti Nykanen bir spor efsanesi mi, yoksa o ve Finlandiya takımı efsanevi birer trajedi mi? Kararı siz verin.

İlginizi çekebilecek diğer içerikler

Kesişen Yollar

Kesişen Yollar

4 hafta önce
Selef

Selef

1 ay önce