Maç #49: Fransa-Arjantin

Rusya 2018'de İkinci Tur, dev bir eşleşme ile başlıyor. Fransa ve Arjantin, çeyrek final vizesi için karşı karşıya geliyor...

30 Haziran 2018

Fotoğraf: FIFA.com

Dört yıl beklediğimiz Dünya Kupası’nın çoğu bitti, azı kaldı. Günde üç-dört maç izlediğimiz günler güzel bir anı olarak belleklerimizdeki yerini alacak. Ama iyi haber: İşin en güzel kısmı şimdi başlıyor.

Rusya 2018’in grup aşaması sonrası ilk maçı; kupayı isteyen ama şu ana kadarki performansıyla hayal kırıklığı yaratan iki takımı karşı karşıya getiriyor. Fransa, sonsuz gibi duran oyuncu havuzundan seçtiği 23 kişilik muhteşem kadrosuyla C Grubu’nu lider tamamlamayı bildi ancak Danimarka, Peru ve Avustralya karşısındaki üç maçta sadece üç gol atabildiler – hatta onların birini de Aziz Behich kendi kalesine attı. Savunmanın her iki tarafında da stoper özellikli bekler kullanan ve hücumda şu ana kadar hem yaratıcılık hem de çeşitlilik sıkıntısı çeken Deschamps’ın ekibi bu dev eşleşmeden çıkamazsa artık onları ‘Deschamps’ın ekibi’ diye anabileceğimizi sanmıyorum.

Benzer problem, hatta çok daha büyüğü, Arjantin için de geçerli. Hatta Jorge Sampaoli’nin son grup maçına takımın başında çıkmama ihtimali dahi konuşuldu. Ancak ilk iki maçta hayal kırıklığı yaratan takım, Nijerya önüne nispeten daha ideal bir düzende çıkarak en azından maçı kazanarak kendini ikinci tura attı. Yine de geride kalan üç maçın ardından zihinlerde ‘Arjantin ne oynuyor?’ sorusunun belirginleşmiş bir cevabı yok. Sanki takım, turnuvadaki her dakikayı finalin son on dakikasıymış ve gole ihtiyacı varmış gibi oynuyor. Organizasyon, yerini karmaşaya bırakıyor. Saha içi diziliş sürekli değişiyor; bir maçta göbekte oynayan oyuncu diğer maçta kendini kanatta buluyor. Dünya futbolunun önde gelen yetenekleri kenarda otururken Enzo Perez, Acuna ve tabii ki Meza gibi isimler sahada yer alıyor. Ancak her şeye rağmen çok üst düzey hücum oyuncularına ve hepsinin ötesinde Messi’ye sahipler ki sadece bu bile diğer her şeye baskın çıkabilir.

Gülen tarafın çeyrek final vizesi ile birlikte özgüven de kazanmaya ihtiyaç duyduğu, kaybedenin ise tüm koşullardan bağımsız olarak büyük yıkıma uğrayacağı mücadele, unutamayacağımız anlar yaşamamızı sağlayabilir.

Atahan Altınordu

Atahan Altınordu
2006'da girdiği İstanbul Bilgi Üniversitesi'nden hâlâ mezun olmadı. 2008'den bu yana spor medyasında çalışıyor.

  • BUNLARA DA BİR GÖZ ATIN