Socrates Web Beta v1.0

 
Futbol Basketbol Tenis Bisiklet Diğer Sporlar

FutbolLucescu’nun Kadıköy anıları

Lucescu, Türkiye'de Galatasaray ve Beşiktaş'ı çalıştırdı, Fenerbahçe'nin hep karşısında oldu. Kariyerinin en büyük başarısını kazanırken ise Kadıköy'deydi. Üstelik sahada Fenerbahçe yoktu!

UEFA Kupası’nı kazanan Galatasaray’ın en fırtınalı dönemiydi belki de… Çıta, Türkiye futbol tarihinde hiç olmadığı kadar yukarıya çekilmişti. Fakat takımdaki krizler efsane teknik adam Fatih Terim’in ayrılmasına neden olmuştu. Koltuk Mircea Lucescu’ya devredilmişti. En ufak başarısızlık onun için iplerin çekilmesine neden olabilirdi. Fakat, o Galatasaray’da iki, Türkiye’de dört sezon kaldı. Dolu dolu geçen dört sezon boyunca değişmeyen tek şey, ‘Luce’nin devamlı Fenerbahçe’nin ezeli rakiplerinde olmasıydı. Rumen teknik adamın Kadıköy ilçesindeki anıları, derbilerin tarihine de ışık tutuyor, en sonuncusu da Lucescu’nun kariyerinde daha farklı parlıyor.

7 Şubat 2001

Mircea Lucescu, Kadıköy’e ilk çıktığında Kadıköy biraz eksikti! Yenilenen Şükür Saracoğlu Stadı’nın okul tarafındaki kale arkası tribünü yapım aşamasındaydı. O nedenle efsaneler arasına geçen maçı izleyenlerin sayısı 35.000’de kaldı! Türkiye Kupası yarı finali tek maç üzerinden oynanıyordu ve şans Fenerbahçe’ye güldü. Karşılaşma Kadıköy’de oynandı. Maça hızlı başlayan ise Galatasaray’dı. Emre Belözoğlu, 6. dakikada sarı-kırmızılı takımı öne geçirdi. O dönem Fenerbahçe’ye üstünlük sağlamakta zorlanmayan Galatasaray’ın maçı farka götürebileceği tahmin ediliyordu. Fakat, Fenerbahçe ezeli rakibine cevap vermeyi başardı. Bunun mimarı ise Haim Revivo’ydu. Sezonun ilk yarısında durgun olan İsrailli, o maçta adeta şaha kalktı. Tam üç asist yaptı; Ogün Temizkanoğlu, Sehat Akın ve Samuel Johnson fileleri havalandırdı, ilk yarı 3-1 sona erdi.

İkinci yarının başında Galatasaray, çalımlarla ceza sahasına giren Hasan Şaş’ın golüyle farkı bire indirdi. Bu golden sonra Haim Revivo tek başına sahne aldı , çıktığı izinden maç sabahı dönen Taffarel’in de yardımıyla, kendi golünü attı. Maçın son 10 dakikalık bölümünde Galatasaray yüklendi ve sonuç almayı başardı. Önce Jardel umutlandırdı, ardından Abdullah Ercan, uzak bir noktada penaltıya sebebiyet verdi. Son dakikada kazanılan  penaltıyı, tıpkı Milan maçında olduğu gibi, Ümit Davala ağlara yolladı. 4-4’lük maç gerçekten dört dörtlüktü ve yarım saati  daha vardı. Fakat o yarım saat sessiz geçildi. Gerçi, Lazetiç’in kaçırdığı penaltının hemen ardından stadyum hoparlöründen ‘gol’ sesi geldi ama kazananı belirlemek için nefeslerin tutulduğu penaltı atışlarına geçildi.

İnşaat hâlindeki tribünün önündeki kaleye penaltı atmak, Galatasaray için avantaj olabilirdi ama Lucescu’nun öğrencileri bu avantajı kullanamadı. Hasan, Ümit, Jardel kaçırdı, finale çıkan Fenerbahçe oldu. Sarı-lacivertliler, 1989’da 3-0’dan 4-3’e dönen efsane maçın ardından ilk kez ezeli rakibini Türkiye Kupası’nda eledi. Lucescu ise karşılaşmanın ardından hem kendi oyuncularını, hem rakip taraftarları, hem stadın koşullarını hem de kupanın statüsünü eleştirdi. Oysa belki de sadece sahada Hagi olsaydı her şey daha farklı olacaktı!

6 Mayıs 2001

Galatasaray ile Fenerbahçe kupa macerasını böyle atlatmıştı ama görülecek bir hesap daha vardı. Galatasaray, üst üste beşinci şampiyonluğa giderken, Fenerbahçe yıllardır biriken başarı açlığını gidermek istiyordu. Sezonun 31. haftasına girilirken Galatasaray üç puan farkla rakibinin önünde liderdi. Türkiye, tarihinin en büyük ekonomik krizlerinden birini yaşıyodu fakat tüm ülke siyasi ve ekonomik gündemi bir kenara bırakıp, dev derbiyi beklemeye başladı.  Televizyonlar özel yayınlar yaptı, maç günü gazeteler manşetlerini derbiye ayırdı. Mart ayında ‘Köpekler istedi diye atlar ölmez” diyen Lucescu, ise o demecinin ardından ilk kez Kadıköy’e çıktı. Üstelik bu sefer şubat ayındaki maçtan farklı olarak tribünler daha kalabalıktı. Galatasaray oldukça sert bir atmosferde sahaya çıkarken Lucescu’da bu sertlikten nasibini aldı. Rumen teknik adamın üzerinde su şişeleri patladı. Akıllarda Luce’nın foto muhabirlere sahaya atılan cep telefonlarını gösterdiği kareler kaldı.

Maç içinde ise Mustafa Denizli, Rumen hocayı alt etti. Ali Güneş’i 10 numara bölgesine iten Denizli, gurbetçi oyuncunun ayağından bir gol buldu. Lucescu ise en önemli iki gol silahı Arif Erdem ve Mario Jardel’i yedek kulübesinde tutarak büyük riske girdi. Fenerbahçe Yusuf Şimşek ile farkı ikiye çıkarınca, Galatasaray’ın golcüleri oyuna girdi. Baskı da sonuç verdi, Suat Kaya 15 dakika kala farkı bire indirdi. Aynı pozisyonda Rüştü Reçber sakatlanınca, yedek kaleci Oğuz Dağlaroğlu sorumluluk aldı. Rakip kaleyi abluka altına alan Galatasaray’ın hücum oyuncuları, genç Oğuz’ı geçemedi ve beraberlik golünü bulamadı. Fenerbahçe sahadan galibiyetle ayrılırken, puan durumunda da averajla rakibinin önüne geçti. Maç sonunda Lucescu yine sinirliydi; “Bugün medeniyet çizgisinin en alt seviyesindeydik. Fenerbahçe Avrupa’da nasıl mücadele edecek” dedi. Fenerbahçe üç hafta sonra şampiyonluğa uzanarak sezonu yıllar sonra Şampiyonlar Ligi biletiyle noktaladı.

16 Şubat 2002

Fenerbahçe önceki sezonu şampiyonlukla noktalayınca, ortaya yıldız savaşı çıktı. Üç İstanbul takımından biri şampiyon olursa formasına yıldız ekleyecekti. Ve üçü de zirvede amansız bir yarışa girmişti. Karşılaşma 16 Şubat günü oynandı ama Florya maça erken hazırlandı! 14 Şubat günü sevgilileri ve eşleri ile Sevgililer Günü’nü kutlayan Galatasaraylı futbolcular, şaşırtıcı bir haber aldılar. Lucescu, takımı beklenmedik bir şekilde erkenden kampa aldı! Bir önceki sezon Kadıköy’de oynadığı iki maçı da unutamayan Rumen teknik adam bu sefer ipleri sıkı sıkı tutmak istemişti. Bir önceki sezon önce 35.000, sonra 42.000 taraftar önüne çıkılmıştı. Bu sefer 52.000 Fenerbahçeli tribünde olacaktı.

Tribünler doluydu ama atmosfer geçen sezonki kadar sert değildi. Sessizlik hakimdi Kadıköy’de. Sessizliği bozan ise Rapajc’in muhteşem golü oldu. 27. dakikada atılan golden birkaç dakika önce Hırvat oyuncunun serbest vuruşunu tek eliyle kurtaran Mondragon, bu sefer çaresiz kalmıştı. İkinci yarıda ise tarihe geçecek olaylar yaşandı. Hakem Ali Aydın, dört Galatasaraylı futbolcuya kırmızı kartını gösterdi. Rakibini 7 kişi yakalayan Fenerbahçe bir türlü ikinci golü bulamadı. O sezon uygulamaya konulan ikili averaj maç içinde yeni stratejilerin belirlenmesine neden oldu. Galatasaray sezonun ilk yarısında oynanan karşılaşmayı 2-0 kazanmıştı ve 63’ten sonrasını 10, 80’den sonrasını 7 kişi oynadığı maçı 1-0’da tutmayı başardı. Belki de Lucescu’nun kampı işe yaramıştı!

Fakat sonuçta kaybeden Galatasaray’dı ve Lucescu maçtan sonra yine öfkeliydi. ”Bu maç, bir hakemin bir karşılaşmayı nasıl rezil ettiğinin göstergesidir” diyen Rumen teknik adam tribün olaylarına tepki göstermekten de kaçınmadı.

2 Şubat 2003

Lucescu Galatasaray’ı sezon sonunda şampiyonluğa taşıdı ve ödülünü takımdan gönderilerek aldı! Yeni bir kulüp bulması ise hiç zor olmadı. Beşiktaş, 100. yılında şampiyonluk istiyordu ve bunu en iyi “ligi bilen hoca” formülüyle çözeceğine inanıyordu. Lucescu ilk sezonunda ligi öğrenmiş, ikinci sezonunda ustası olmuştu! Beşiktaş’taki ilk sezonunda ise kendini aştı. Sezonun ilk yarısını namağlup kapadı. Fenerbahçe ise her geçen gün zirveden uzaklaşıyordu. İki takım arasında 18 Ekim’de oynanması gereken maç Avrupa kupası maçları nedeniyle ertelenmişti. İki ezeli rakip 3.5 ay sonra, ikinci yarının başında, Kadıköy’de karşı karşıya geldi. Soğuk, rüzgarlı ve rahatsız edici bir havada oynanan maçın futbol kalitesi oldukça düşüktü. Henüz 15. dakikada sol bek İbrahim Üzülmez’in üstüne basan sağ bek Fatih Akyel kırmızı kart görünce, Beşiktaş rahatladı. 56. dakikada Ahmet Dursun’un golü geldiğinde ise Fenerbahçe’nin gardı iyice düştü. Maç sonunda Beşiktaş liderliğini sağlamlaştırdı. Fenerbahçe 9 puan geriye düştü. Mircea Lucescu, Kadıköy’deki ilk galibiyetini elde ederken, ona derbi hediyesi olarak ertesi gün ‘Frederico Giunti’ verildi. Kadıköy’de ilk kez kazanan (320 gündür resmi maçlarda kaybetmeyen) Rumen teknik adam, bu sefer herhangi bir şikayette bulunmadı. Zevksiz ve tek gollü maçtan akılda kalan en önemli olay ise Ariel Ortega için açtırılan ‘‘Cobarde Gallina‘ pankartı oldu.

30 Kasım 2003

2003-04 sezonunun 2003 takvimi Beşiktaş için coşkuluydu. Bir önceki sezonun şampiyonu ligde yine rakipsiz ilerliyordu. İlk 13 maçta sadece altı puan kaybetmişti. 14. haftada ise yolu Kadıköy’e düşmüştü. Kadıköy’e Fenerbahçe’nin 9 puan önünde gelen Beşiktaş, 90 dakika sonra sahadan aynı puan farkıyla ayrıldı. Lucescu istediğini almıştı. Bunda 84. dakikada Ahmed Hassan’ın attığı golün payı büyüktü. Sergen’in unutulmaz frikiği Beşiktaş’ı öne geçirmiş, Pierre Van Hooijdonk iki golle solak yıldıza cevap vermişti. Lucscu belki de en cesur derbilerinden birini oynamıştı. Tümer ve Sergen yan yana sahadaydı, İlhan en öndeydi, skor istenildiği gibi olmayınca Giunti çıktı ve bu isimlere Ahmed Hassan eklendi. Luce’nin hamleleri işe yaradı. Beşiktaş, zorlu deplasmanda puan çıkarmasını başardı ve şampiyonluk yolunda dev bir adım attı. Fakat Lucescu yine de memnun değildi. Maç sonunda oldukça gergindi. Fenerbahçe’ye üç kırmızı kart çıkması gerektiğini ifade eden Rumen teknik adam, rakiplerine ‘katil’ benzetmesinde bulunurken Serhat Akın’ı da oyucularını tahrik etmekle suçladı. Bu gerginlik sanki ligin ikinci yarısının habercisi gibiydi!

20 Mayıs 2009

Lucescu Türkiye’de unutulmayacak bir dört sezon yaşadı. Şampiyonluklar kazandı ve kaybetti. En son kaybedişi ise olay oldu. 11 puandan verilen şampiyonluk onun sadece Beşiktaş’tan değil Türkiye’den ayrılmasına neden oldu. Gittiği yer çok uzak değildi, Karadeniz’in diğer tarafında Ukrayna’nın yolunu tuttu. Shakhtar Donetsk’te inzivaya çekileceği ve Türkiye’den uzak kalacağı tahmin ediliyordu. Fakat her zaman Türkiye’nin gündemine girmeyi başardı. Yine de Donetsk’te kendi kurduğu yapıyı bırakmayı tercih etmedi. Ve 5 sene sonra, 2009’da Türkiye’ye geldi. Bu sefer kupa kazanmak için Kadıköy’deydi.

UEFA Kupası finalinde Werder Bremen ile karşılaştı. İstanbullu futbolseverler, hem genç Mesut Özil’i, hem de eski tanıdık Lucescu’nun kurduğu yapıyı izlemek istiyordu. Tabi bu arada ezeli rekabet de unutulmadı! Galatasaraylı taraftarlar, o sezonun finalinde Kadıköy’de olacaklarını düşünmüş, biletlerini aylar öncesinden almıştı. Takımları gelmeyince, kendileri gitti! ‘Galatasaray’ tezahüratları stadyumda yapıldı, ev sahibi Fenerbahçeliler de onlara karşılık verdi. Arayı bulmak isteyenlerin ‘Türkiye’ tezahüratları geniş yankı bulmadı! Bu sesler altında 20 yaşındaki Luiz Adriano golünü attı. Naldo ona cevap verdi. Normal süre 1-1 sona erdi. 97’de Jadson Silva’nın golü skoru belirledi. Kazanan Shaktar Donetsk oldu. Lucescu, daha önce derbi ortamlarıyla, kırmızı kartlarla, yabancı maddelerle ayrıldığı stadyumdan bu sefer UEFA Kupası ile çıktı ve Kadıköy defterini 2015 yılının Temmuz ayına kadar kapadı.

İlginizi çekebilecek diğer içerikler

Kurtarıcı

Kurtarıcı

1 ay önce
Miras

Miras

2 ay önce
Kesişen Yollar

Kesişen Yollar

2 ay önce