Socrates Web Beta v1.0

 
Futbol Basketbol Tenis Bisiklet Diğer Sporlar

FutbolKurtarıcı

Son olarak Roma'yı çalıştıran Claudio Ranieri, Sampdoria'nın başına getirildi. Tecrübeli İtalyan teknik adamın Serie A duraklarını hatırlayalım...

26 Mayıs 2019’da Serie A’da sezonun son maçları oynandığında, Roma Parma’yı 2-1 yenerken sezonu 66 puanla altıncı sırada bitirmiş ve Şampiyonlar Ligi biletini üç puan farkla kaçırmıştı. 8 Mart’ta Eusebio Di Francesco’nun yerine getirilen Claudio Ranieri ile sezonun sona ermesinin ardından yollar ayrıldı. Sadece 12 hafta süren ikinci Roma kariyeri sonrası Claudio Ranieri, 2019-20 sezonu başladığında herhangi bir takımla sözleşme imzalamamıştı. Ekim ayı geldiğinde Sampdoria, Serie A’da 3 puanla son sıradaydı ve Eusebio di Francesco ile yollar ayrıldı. Mart ayında Roma’da gerçekleşenler ekim ayında bu kez Sampdoria’da yaşandı ve Claudio Ranieri, yine Eusebio di Francesco’nun yerine Sampdoria’nın başına geçti. Yeni kariyerindeki ilk maçını yıllar önce Scudetto’ya çok yaklaştığı ve görev yaptığı son takımı Roma’ya karşı oynayan Claudio Ranieri’yi yine zorlu bir süreç bekliyor. Teknik direktörlük kariyerinin önemli bir bölümünü Serie A takımlarında geçiren Claudio Ranieri, genelde benzer anlarda görev almış ve kurtarıcı rolü üstlenmişti.          

Cagliari (1988-1991)

Teknik direktörlük kariyerinin ilk yıllarını Lametini ve Puteolana’da geçiren Claudio Ranieri, 1988 yılında Cagliari’nin başına geçti. Cagliari o dönem Serie C’deydi ve bir önceki sezonu 11. sırada bitirmişti. Yeni teknik direktörüyle yükselişe geçen takım, 1988-89 sezonunu Serie C şampiyonluğu ile bitirip Serie B’ye yükseldiğinde Ranieri’de kariyerinde ilk kupasını kazanmıştı. Bir sonraki sezon aynı başarıyı tekrarlayan takım artık Serie A’daydı. Cagliari, Serie C’den Serie A’ya, bir diğer ifade ile sadece iki yıl içinde üçüncü ligden birinci lige yükselmişti. Dönemin en iyi oyuncularının ve takımlarının yer aldığı Serie A’nın yeni takımı Cagliari, Marsilya’dan transfer edilen Enzo Francescoli’nin yanı sıra iki Uruguaylı oyuncu Daniel Fonseca ve Jose Herrera’yı kadrosuna kattı. 1990-91 sezonunda uzun süre ligin son sıralarında yer alan Cagliari, son 10 haftada yaptığı çıkışla Serie A’da kalmayı başardı. Henüz üç sezon öncesine kadar Serie C’nin 11. sırasında yer alan Cagliari, İtalya Ligi’nin en üst klasmanında mücadele etmiş ve Napoli, Parma gibi takımları yenme başarısını göstermişti. 

Napoli (1991-1992)

1990 yılı Napoli için zirveye çıkış olduğu kadar gerileme döneminin de başlangıcıydı. Maradona önderliğinde 1989-90 sezonunu Serie A şampiyonu olarak tamamlayan Napoli için bir sonraki sezon işler iyi gitmiyordu. İlk üç haftada bir, on haftada yedi puan toplayabilen takımda sorun en büyük yıldızlarının artık sahada olamamasından kaynaklanıyordu. Maradona’nın kokain kullandığının ortaya çıkması ve aldığı ceza nedeniyle sezon boyu oynayamaması tüm takımı etkilemişti. Napoli sezonu sekizinci sırada tamamlarken, 1991 yazında Maradona ve teknik direktör Alberto Bigon ile yollar ayrılıyordu.1991-92 sezonu öncesinde yeni bir sayfa açılmalıydı ve bu sayfa son yıllarda Cagliari ile yükselişte olan teknik direktör ile açıldı. İlk kez büyük takım çalıştırmanın yanı sıra kriz yönetimi deneyimini elde eden Claudio Ranieri yeni takımıyla ilk sezonunda dördüncü olarak iyi bir derece elde etti. 1992-93 sezonu başında aldığı üst üste mağlubiyetler nedeniyle kasım ayında kovulan Claudio Ranieri, Napoli kariyerini geride bırakırken takıma ve İtalyan futboluna Gianfranco Zola ve Fabio Cannavaro’yu kazandırıyordu.   

Fiorentina (1993-1997)

Fiorentina, 1992-93 sezonunda dört teknik direktörle çalışmış ve sezon sonunda Serie B’ye düşmüştü. 1993-94 sezonu için tek hedef Serie A’ya yeniden yükselmek olan Fiorentina’da önceki yıllarda Cagliari ve Napoli’de çalışan Claudio Ranieri göreve getirilmişti. Sezon sonunda Fiorentina Serie A’ya dönerken, 1994 yazında transfer edilen Rui Costa, Gabriel Batistuta ile takımın 9-10 numaralı hattını altı sezon boyunca oluşturacaktı. Fiorentina 1994-95 sezonunu onuncu sırada tamamlamış, Serie A gol krallığını ise Gabriel Batistuta kazanmıştı. Bir sonraki sezon Fiorentina ligi dördüncü sırada bitirirken İtalya Kupasını kazanma başarısını göstermişti. Kariyerinde (o ana kadarki) en önemli kupasını kazanan Claudio Ranieri için bir sonraki sezon çıkış yılı olacaktı. 1996-97 sezonuna Milan’ı yenerek İtalya Süper Kupası ile başlayan Fiorentina, Kupa Galipleri Kupasında yarı finale kadar yükseldi. Yarı finalde Bobby Robson’ın çalıştırdığı ve kadrosunda Ronaldo’yu bulunduran Barcelona ile eşleşen Fiorentina ilk maçta Camp Nou’da 1-1’lik avantajlı skor elde etmesine rağmen kendi sahasında 2-0 yenilerek finalin kapısından döndü. Barcelona’da Bobby Robson’ın yardımcılığını yapan Jose Mourinho ilerleyen yıllarda Claudio Ranieri’nin sıkça karşısına çıkacaktı. Fiorentina sezonu dokuzuncu sırada bitirmesine karşın özellikle Kupa Galipleri Kupasındaki başarısı Claudio Ranieri’nin İtalya dışında teklifler almasını sağlamıştı. 10 yıl sürecek İspanya (Valencia, Atletico Madrid) ve İngiltere (Chelsea) dönemi başlıyordu. 

Parma (2007)  

Parma için 2006-07 sezonu kötü başlamıştı. Torino beraberliği ile başlayan sezon üst üste beş mağlubiyetle devam etmiş, takımın mağlubiyet sayısı 13.haftada 9, 24.haftada 14 olmuştu. 11 Şubat 2007’de Roma karşısında alınan 3-0’lık mağlubiyet sonrası Stefano Pioli ile yollar ayrılırken bir gün sonra yerine getirilen isim 10 yıl sonra Serie A’ya dönen Claudio Ranieri’ydi. 23 haftada sadece üç galibiyet alan ve 15 puan toplayabilen Parma 19.sıradaydı ve sezon sonunda Serie A’da kalabilme hedefini gerçekleştirmek zor gözüküyordu. Claudio Ranieri, Parma kariyerine 1-0’lık Sampdoria mağlubiyetiyle başlamıştı ve 28.hafta geride kaldığında Parma yine 19.sıradaydı. 29.haftada Siena galibiyetiyle başlayan çıkış sezon sonuna kadar devam etti ve Parma son dokuz haftada 23 puan topladı. Sezon sona erdiğinde Parma 12.sırada bulunuyor ve henüz iki ay öncesine kadar neredeyse imkânsız görünen hedef gerçekleşmiş oluyordu.  Claudio Ranieri, 31 Mayıs 2007’de Parma’dan ayrılırken, bir sonraki durağı (bir sezonluk aranın ardından) Serie A’ya yükselen ve şampiyonluk hedefleyen bir takım olacaktı.   

Juventus (2007-2009)

Calciopoli sonrası Serie B’ye düşürülen Juventus, 2006-07 sezonu sonunda tekrar Serie A’ya yükselmişti. 4 Haziran 2007’de Claudio Ranieri ile üç yıllık sözleşme imzalayan Juventus, Serie A’ya döndüğü ilk sezonda ligi üçüncü sırada tamamlayarak Şampiyonlar Ligi biletini aldı. Ranieri böylelikle Juventus’u alışık olduğu lige geri döndürmüştü. 2008-2009 sezonunda Şampiyonlar Ligi’nde Real Madrid ile aynı grupta yer alan Juventus rakibiyle oynadığı her iki maçı da kazanmış ve gruptan lider çıkmayı başarmıştı. Ligde sezonu Inter’in ardından ikinci sırada bitiren Juventus, calciopoli sonrası iki sezon içinde bir anlamda toparlanma süreci geçirmişti. Ranieri, Juventus kariyeri boyunca kupa kazanamamasına rağmen ligde elde ettiği sıralamaları kriz döneminden çıkmaya çalışan ve Antonio Conte dönemine kadar devam edecek Juventus’un geçiş süreci açısından başarılı bir dönem geçirdiğini gösteriyordu. 

Roma (2009-2010) 

Roma, 2009-10 sezonuna takımda beşinci sezonunu geçiren Luciano Spalleti ile başlamıştı. Ancak ilk iki haftada alınan iki mağlubiyet sonrası Luciano Spalleti istifa etmiş ve yerine Claudio Ranieri getirilmişti. 2010 yılı ocak ayından itibaren üst üste galibiyetler almaya başlayan Roma, Inter ile şampiyonluk yarışındaydı. Özellikle mart ayında Inter’in kaybettiği puanlar sonrası daha da iddialı konuma gelen Roma sezonun 31. haftasında kendi sahasında Inter’i 2-1 mağlup ederek şampiyonluk yolunda en kritik virajı da geçmişti. 33.hafta Atalanta’yı mağlup eden Roma, Inter’in Fiorentina ile berabere kalması sonrası yeni liderdi. Kalan beş maçta alınacak beş galibiyet veya Inter’in yapacağı puan kayıpları Roma’ya tarihindeki dördüncü Serie A şampiyonluğunu getirecekti. Inter’in Şampiyonlar Ligi fikstürü ve Roma’nın 23 maçlık yenilmezlik serisi bu durumu mümkün gösteriyordu. Ancak, 35. hafta yani ligin bitimine sadece üç maç kala, Roma’nın kendi sahasında 1-0 öne geçtiği, Totti, Toni, Vucinic, Perrotta ile birçok gol kaçırdığı ve 90 dakika sonunda aldığı 2-1’lik Sampdoria mağlubiyeti çok şey kaybettirecekti. Giampaolo Pazzini’nin golleri Sampdoria’ya sadece üç puan getirmiyor, liderlik koltuğunun Inter’e geçmesine ve Scudetto hayallerinin sona ermesine neden oluyordu. Son üç haftada Roma dokuz puan almasına karşın sezonu Inter’in iki puan gerisinde 80 puanla ikinci sırada tamamladı. İtalya Kupasında finale çıkan Ranieri’nin Roma’sı yine Mourinho ve Inter engeline takılarak kupayı kaybetti. Luciano Spalletti’nin istifası sonrası çıkış yakalayan Roma yeni teknik direktörü ile sezon sonunda iki kupa kazanmaya çok yaklaşmıştı. Ancak, karşılarında 2009-10 sezonunun flaş takımı Inter ve Jose Mourinho vardı.

Jose Mourinho’nun Şampiyonlar Ligi zaferinden sonra Inter’den ayrılıp Real Madrid’e gitmesi Claudio Ranieri için bir avantaj sayılabilirdi. Son iki sezonda Juventus ve Roma ile ikincilik gördükten sonra Mourinho’nun olmadığı 2010-11 sezonu sonunda hedef Scudetto’yu kazanmaktı. Ancak, bir sezon önce 80 puan toplayan Roma ilk galibiyetini beşinci haftada almış ve haftalar ilerledikçe şampiyonluk yarışından uzaklaşmıştı. Şubat ayında alınan üst üste üç mağlubiyet sonrası Claudio Ranieri, Serie A kariyeri boyunca ilk kez sezon sonunu göremeden görevden alındı.  Alınan son mağlubiyette Genoa’nın teknik direktörü olan Gian Piero Gasperini ile Claudio Ranieri’nin yolları birkaç ay sonra ilginç bir şekilde tekrar kesişecekti.    

Inter (2011-2012)

Inter sezona Genoa kariyerinde çıkış yakalayan Gian Piero Gasperini ile başlamıştı. Ancak, Gasperini’nin görev süresi sadece beş maç sürmüş ve bu beş maçın dördü mağlubiyetle sonuçlanmıştı. Bir sezon öncesinin üç kupalı takımı Inter, dördüncü hafta sonunda Serie A’da 18.sıradaydı. 22 Eylül 2011’de Inter’in yeni teknik direktörü Claudio Ranieri olmuştu. Bologna deplasmanında alınan 3-1’lik galibiyetle başlayan süreç hem Serie A’da hem de Şampiyonlar Liginde iyi gidiyordu. 18.sıradan aldığı takımı sezon ortasında beşinci sıraya kadar yükseltirken, Şampiyonlar Liginde grup aşamasını da lider tamamlamıştı. Ancak, 29 Ocak 2012’de alınan Lecce mağlubiyeti sonrası gidişat bu kez tam tersi yöne doğru gitmeye başladı. Serie A’da alınan üst üste dört mağlubiyet ve Şampiyonlar Ligi ikinci turunda Marsilya’ya elenilmesi, Claudio Ranieri’nin Inter’deki son haftalarıydı. 25 Mart’ta Juventus karşısında alınan 2-0’lık mağlubiyetin ardından Claudio Ranieri, başkan Massimo Moratti’nin kovulanlar listesine eklediği bir diğer teknik direktör oluyordu.   

Roma (2019)

Fulham, Premier Ligin 27.haftasında 17 puanla 19. sırada yer alıyordu. 14 Kasım’da takımın başına geçen Claudio Ranieri beklentileri karşılayamazken bir Southampton galibiyeti ile başlayan Fulham kariyeri bir Southampton mağlubiyeti ile 28 Şubat’ta sona eriyordu. İngiltere’de bu gelişmeler yaşanırken İtalya’da önceki sezonun başarılı takımlarından Roma, Şampiyonlar Liginde ikinci turda eleniyor Serie A’da ise altıncı sırada yer alıyordu. 7 Mart’ta kulübün aldığı karar sonrası teknik direktör Eusebio di Francesco’nun görevine son verildi. 8 Mart’ta göreve getirilen isim İtalya’ya yedi yıl aradan sonra dönen ve henüz bir hafta önce Fulham’daki görevine son verilen Claudio Ranieri’ydi, Roma, kısa vadedeki hedefi olan dördüncü sırayı almak, Claudio Ranieri ise kendi açısından kötü geçen Fulham kariyeri sonrası yeni takımıyla Şampiyonlar Ligi bileti almak istiyordu. Ranieri, ikinci Roma kariyerine Empoli galibiyeti ile başlamasına rağmen 12 maçın altısında puan kaybetti. 38.hafta sonunda Roma altıncı sırada yer alıyor ve Şampiyonlar Ligine gitme hakkını üç puan farkla kaçırıyordu. 26 Mayıs 2019’daki Parma maçı, Claudio Ranieri’nin ikinci Roma kariyerinin de sonu oluyordu.

Yazı: Onur Bilgiç

İlginizi çekebilecek diğer içerikler

Miras

Miras

4 hafta önce
Kesişen Yollar

Kesişen Yollar

1 ay önce