Socrates Web Beta v1.0

 
Futbol Basketbol Tenis Bisiklet Diğer Sporlar

DergiKralın Ardından

Michael Jackson öleli tam altı yıl oldu. 'Pop'un kralı'nı efsanevi İstanbul konseri ile anıyoruz.

Ne yazdı ama… 1993 yazından söz ediyorum. İlk gençliğini ve gençliğini İstanbul’da geçiren ya da İstanbul’a gelme imkânı bulabilen herkes için efsanevi bir yazdı. 15 yaşındaydım ve o yaz, hayatımın en çok para peşinde koştuğum yazıydı sanırım. Para, beleş davetiye ve şişe kapağı! Michael Jackson konserinin en aklımda kalan tarafı da bu zaten. Konserin kendisi değil, konser bileti almak için topladığımız kapaklar aklımda…

Biz 1993’te, bazı konserleri bazı içeceklerin kapaklarını biriktirip aldığımız biletler ile izledik. Sağa sola haber salıp, insanlara masalardan kapak toplattığımı anımsıyorum, annemin çantasından kapak çıktığını falan. Topladık, aldık biletlerimizi ve son anda gelmedi Michael Jackson. Hatta sanki, Michael Jackson Türkiye’ye geldi de, gelmesine rağmen iptal edildi diye kalmış aklımda. Dedikodunun bini bir para. Yok teninin rengi çok tuhaflaşmış da sahneye çıkmak istemiyormuş, yok hastalanmış ölüyormuş, yok aslında zaten ölmüş de bir dublör varmış… Biletlerimiz var ama konser yok.

Neyse ki yıl bereketli, üzüntüden ayılıp bayılmıyoruz. Sonra Ahmet San’dan –ki hemen hemen bütün konserleri o organize ediyordu- bir haber geldi, yapıyoruz konseri diye. Sanki eski biletlerimizle girdik diye hatırlıyorum. Konser hayal meyal aklımda, internetten bakınca hafızam tazelendi, konserin başındaki gözlük atışını hatırladım mesela. O güne kadar görmediğim bir ışık şovuyla başlayıp bittiğini, arkadaşlarıma konserden sonra günlerce “Aslında o değilmiş, dublörü gelmiş” geyiği yaptığımızı, biraz kıvırmaya başladığımız İngilizcemizle bağırarak eşlik etmeye çalıştığımızı ve o dans ederken hepimizin ağzımız açık kalakaldığımızı hatırlıyorum. Bir de ya gelişinde ya da gidişinde, uçağının kapısından el sallamasını.

Yıllar sonra bir gün Michael Jackson öldü. Çocukluğumuzun bir sayfası daha kapandı. Denedik, moonwalk dansını yapamıyoruz. Hoş zaten çocukken de yapamıyorduk ama artık hiç yapamıyoruz.

*Çiğdem Mater’in kaleme aldığı bu yazı, Socrates Dergi’nin Mayıs sayısı için Harun Tekin’in hazırladığı ‘İnönü’nün Unutulmaz Yazı 93’ dosyasında yayımlanmıştı.