Socrates Web Beta v1.0

 
Futbol Basketbol Tenis Bisiklet Diğer Sporlar

EditoKökler

Socrates'in 67. sayısında ana konu: Ayrılık. Girişte ise Caner Eler'in kaleminden kolej basketbolu efsanesi John Thompson ve Patrick Ewing yer alıyor.

“Belki de sandığımız kadar geride bırakmamıştık birçok şeyi. İçimizde bir şey olduğu gibi kalmıştı; etrafımızdaki dünyadan korkuyorduk ve -kendimize ne kadar kızarsak kızalım- birbirimizi bırakamıyorduk.” – Beni Asla Bırakma, Kazuo Ishiguro

La Grande Bellezza’nın bir sahnesinde Rahibe Maria “Neden sadece kök yiyorum biliyor musun? Çünkü kökler önemlidir” der ana karakter Jep Gambardella’ya dönüp. Bir Sorrentino filmine istinaden bu replik alaycı olabilir belki ama rahibe bunu dedikten sonra Jep’in köklerine, muhteşem güzelliği gördüğünü düşündüğü âna yolculuk etmesi anlamlıdır. Edward Said’in Yersiz Yurtsuz kitabında ele aldığı üzere kökler, insanın temel meselelerinden biri olan aidiyet hissini besler. Bugünlerde birçok insanın köklerinden kopup yerinden yurdundan ayrılmak zorunda kaldığı bir dünyada kök salmak daha da zor. Fakat yolun başında zor olacak gibi gözükse de, arada yapraklar dökülse de, hayattan ayrılana değin kök salabilenler de var.

Georgetown Üniversitesi, yetmişlerin başında NCAA’in en başarısız takımlarından biridir. 1972’de okul yönetimi, St. Anthony Lisesi’ni başarıdan başarıya koşturan John Thompson’ı koçluğa getirir. Washington doğumlu Thompson, lisede parladıktan sonra beyaz Cizvit öğrenci ağırlığına sahip Georgetown’ın siyah öğrencilere sıcak bakmayan tavrı nedeniyle Providence Üniversitesi’ne gitmiş biridir. Bu nedenle Harvey Araton’un New York Times’ta yazdığına göre okul yönetiminin bir siyaha teklif sunmasını yadırgamıştır. O dönem biraz olsun ırk bariyerlerini yıkmaya başlayan NBA’e nazaran NCAA’de siyahların maruz kaldığı ayrımcılık daha ciddi boyutlardadır. Boston Celtics forması giydiği iki senede Bill Russell’ın yedeği olarak iki NBA şampiyonluğu kazanan Thompson’ı zorlu bir mücadele beklemektedir.

Sürekli ırkçı saldırılara maruz kalan takımına savunmacı ve agresif bir oyun kimliği kazandırır. Üçüncü sezonunda da Georgetown Hoyas’ı NCAA Turnuvası’na götürür. Oyuncu seçimlerinde siyahlara öncelik vermesinden dolayı ırkçılıkla eleştirilince “Providence, buz hokeyi takımına hep Kanada kasabalarından beyaz oyuncu seçiyor” diye cevap verir. Siyah hakları savunucusu kimliği öne çıkmıştır. 1981’de ise asıl kırılma yaşanır. Thompson önce Oklahoma’nın teklifini kabul etmez, ardından ‘Yeni Bill Russell’ denen Patrick Ewing’i okula gelmeye ikna eder. Ewing, “Thompson’ın siyah olması ve oyuncularıyla iletişim tarzı hoşuma gitti” der. 1982’de NCAA Finali’ni Michael Jordan’ın son saniye basketiyle North Carolina’ya kaybederler ama 1984’te Hakeem Olajuwon’lu Houston Üniversitesi’ni yenip tarihi bir zafer kazanırlar. Thompson, NCAA şampiyonluğu kazanan ilk Afro-Amerikalı koç olur. Basın toplantısında bu konuyla alakalı hisleri sorulduğundaysa tersleyerek cevap verir: “Diğer kabiliyetli siyah koçlar bu ülkede sürekli reddediliyorlar. Final Four’daki ilk siyah koç unvanını gururla taşıyamam.”

John Thompson ve tamamı siyahlardan oluşan Georgetown Hoyas sembole dönüşür. Başkan Reagan’la poz verdikleri Sports Illustrated kapağı unutulmazlar arasına girer. ABD’de siyahlar her yerde Georgetown formalarıyla dolaşmaya başlar. Thompson da omzuna koyduğu beyaz havlusuyla, oyuncularını koruyan babacan tavrıyla bir çekim merkezine dönüşür. 1982 Finali’nde maçı tayin eden top kaybını yapan Fred Brown’a sarılıp teselli etmesi daha sonra birçok yeteneğin Georgetown’ı seçmesini sağlamıştır. Ama bir yandan da tepki paratoneridir. Oyuncularının röportajlarını kısıtlaması, NCAA tarafından önerilen otellerde kalmamaları derken ‘Hoya Paranoya’ tanımı ortaya çıkar. Takımının etrafında haşin bir koruyucu kalkan gibidir.

Ewing yıllar sonra “Koç, benim için çok fazla yumruk yedi. Basınla konuşmayı sevmiyordum. Boston’da Jamaika göçmeni bir çocuk olarak büyümek zaten kolay değildi” demiştir. 1985’te bir final daha oynarlar. Thompson yıllar içinde Alonzo Mourning, Dikembe Mutombo ve Allen Iverson gibi büyük yıldızların da yetişmesine katkı sağlar. Oyuncularının büyük bölümünün diplomalarını almalarıyla da övünen bir eğitmendir. 1989’da NCAA’in maddi sıkıntısı olan siyahlara zorluk yaşatabilecek akademik kriter teklifini salonu terk ederek protesto edip öğrencilerin burs hakkını korur. Aynı yıl uyuşturucu baronu Rayful Edmond’la konuşup oyuncularından uzak durmasını sağlar. Bench’te de uçta değil, hep oyuncularının tam ortasında oturur. Öncü siyah koç olarak kabul edilen ve hep böyle oturan John McLendon’a saygısından…

1999’da görevinden istifa edince yerine önce asistanı Craig Esherick sonra da 2004’te oğlu John Thompson III geçer. 2017’de kovulan oğlunun yerine de Pat Ewing gelir. Ewing’in bağışıyla inşa edilen John Thompson Jr. Spor Merkezi’nde ölmeden önce danışman olarak hâlâ bir ofisi vardır. Okuldan kopamamıştır. Ewing gibi… Ewing teklifi kabul etmeden önce eski koçuna danışır ve “Kabul et, yine bizden biri olmalı” yanıtını alır. “Büyük John” belki de bunu bilmenin huzuruyla geçen ay, 78 yaşında hayata veda etti. Geride 27 yıl, 596 galibiyet ve sayısız rekor bıraktı. Ama mirası sayıların ötesindeydi. Iverson “Koç, hayatımı kurtardığın için teşekkürler” derken Mutombo “O akıl hocam, öğretmenim ve kahramanımdı. Onun için oynama şansı bulan pek çoğumuz için bir baba figürüydü. Ondan sadece basketbolu değil, nasıl iyi bir insan olunacağını da öğrendim” ifadelerini kullanır. Kök salmak böyle bir şey olsa gerek.

Bu sayı; insanoğlunun zalimliğiyle köklerinden koparılanlar, yaşadığı zorluklara rağmen kök salmanın sadece ev, yer, yurt olmadığını görüp kendi ‘evlerini’ inşa edenler ve bunu miras bırakanlar için…

İlginizi çekebilecek diğer içerikler

Açıksözlü

Açıksözlü

2 ay önce
Ütopya

Ütopya

3 ay önce
Eşitlik

Eşitlik

4 ay önce