Socrates Web Beta v1.0

 
Futbol Basketbol Tenis Bisiklet Diğer Sporlar

GündemYorumKlasik Bir Gün

Tek günlük klasikler neden farklıdır? Bisiklet sezonu Belçika'da gerçekten açılırken bu sorunun cevabını arayalım.

Yol bisikleti sezonu sessiz sedasız başlar. Avustralya ve Orta Doğu’da düzenlenen yarışlar, takvimin girişinde yer alır ama çok büyük fırtınalar koparmaz. İlk işaretleri oralarda alır, ısınma turları atar, favori bisikletçilerilerimizin son durumlarını öğreniriz. Avrupa kıtası dışına çıkan iki teker, farklı yerler ve kültürler tanımak açısından ilgi çekicidir ama çok da fazla bir şey vaat etmez. Sporcular ve organizatörler biraz para kazanır, siz de biraz bisiklet izlemiş olursunuz. Sonra dönüş vakti gelir. Eve dönüş.

İlk gürültüler için Belçika’yı beklemek gerekir. Her sene, şubat ayının sonunda, bir cumartesi günü Omloop Het Nieuwsblad yapılır. 200 kilometre uzunluğundaki bu yarış, Bahar Klasikleri’nin sert bir provasıdır. Rüzgarı eksik olmaz, hayatta kalmak ve kazanmak için güçlü bir fiziğe ve taktik zekaya sahip olmanız gerekir. Yol boyunca bir düzine küçük tepecik ile karşılaşır, telaffuzu bir hayli çaba gerektiren bu tepelerde Flamancanın ve bisikletin ne kadar zor olduğunu hatırlarsınız. Bir gün sonra sıra Kuurne-Brussels-Kuurne’ye gelir. Genellikle toplu sprint ile noktalanan yarış, Bahar Klasikleri’nin kimliğinden biraz ayrı durur fakat bu sorun yaratmaz. Mühim olan, gürültünün devam etmesidir. Belçika haftası başlamış, bisiklet sezonu ‘gerçekten’ açılmıştır.

Bugün günlerden Omloop Het Nieuwsblad. Geçen sene takvimin en güzel yarışlarından birine sahne olan, Team Sky’ın Britanyalı bisikletçisi Ian Stannard’ın Etixx Quick-Step’ten üç ismin önünde kazandığı klasikte bu sene de ciddi adaylar var. Dünya Şampiyonası ve Grease müzikalindeki performansıyla şu an dünyanın en iyi bisikletçisi olduğunu kanıtlayan Peter Sagan, gökkuşağı mayosuyla start çizgisinde olacak. Efsaneler Fabian Cancellara ve Tom Boonen, geçen yılın Ronde van Vlaanderen galibi Alexander Kristoff, iki sene önceki Paris-Roubaix şampiyonu Niki Terpstra, en iyi ikinci Greg Van Avermaet ve bir türlü geçinemediği takım arkadaşı Philippe Gilbert, Belçika’nın genç umudu Tiesj Benoot ve ondan önce genç umudu olan ama son dönemde performansıyla soru işareti yaratan Sep Vanmarcke de yine orada olacak. Bazıları bugün, bazıları da yarın kazanmak için…

Aslında mesele kazanmak ya da kaybetmek de değil. En azından izleyenler için, takvimin başında yer alan bu iki yarışın önemi finiş çizgisi geldiğinde belli olmaz. Başlangıç çok daha önemlidir. Hatta bazen çok daha öncesi… İnternet siteleri ve gazeteler özel dosyalar yapar, bu yarışları defalarca kazanan efsanelerle röportajlar yayımlanır. Onlardan biri olan Roger de Vlaeminck her sene bu vakitler birilerine laf atar, “Benim dönemimde her şey daha zordu” der, çoğu zaman Tom Boonen ile kendisi arasında yapılan kıyaslamalara güler, kendisinin daha iyi olduğunu, vatandaşı Tom’un asla Giro di Lombardia ve Liege-Bastogne-Liege kazanamadığını ifade eder. Bazen de bu sene olduğu gibi Belçika soğuğunda bir gazeteci ile üç bant bilardo oynarken Peter Sagan’ın saçlarına, pelotondaki sakal modasına laf atar.

Sonra yarış gelir. Yol kenarında yerini alan yüzbinlerce seyirciyi görür, patates kızartması ve barbekü kokularını burnunuzda hissedersiniz. Eğer yarış Eurosport’ta değilse, internetten Belçika televizyonu Sporza’nın yayınını bulmaya çalışırsınız. Flamanca bilip bilmemeniz mühim değildir, dediklerinden tek kelime anlamasanız bile spiker Michel Wuyts’un sesinden bir Tom Boonen atağı dinlemek her zaman ilginçtir. Hele bu atak Taaienberg’de geliyorsa… Wuyts kalın sesiyle yağmuru, çamuru, mücadeleyi anlatır, ara sıra “Söz sende Renaat” diyerek sözü motosiklette olan Renaat Schotte’ye bırakır, son gelişmeler ve takım arabalarından röportajlar alınır ve finişe geliriz. Yağmur ihtimali ve yalancı bir güneşle başlayan yarış, akşam karanlığında sona erer. Bir gün sonrası için sözleşiriz. Arkasından gelecek haftayı bekleriz, peşinden bir sonrakini. Milan-San Ramo, Ronde Van Vlaanderen, Paris-Roubaix çok uzakta değildir.

Bu yarışların “klasik” sıfatı ile anılmasının tek sebebi sırtlarını dayadıkları tarihler, gelenekler ve büyük şampiyonlar değildir. Belki de klasik olan, bu hisler ve alışkanlıklardır. Yani, başlıyoruz. Birkaç hafta boyunca uyanmak için daha iyi sebepleriniz olacak.

İlginizi çekebilecek diğer içerikler