Socrates Web Beta v1.0
 
Futbol Basketbol Tenis Bisiklet Diğer Sporlar

BasketbolKız Babası

Steph Curry, şu sıralar yeni şampiyonluklar kutlamanın yanında çocuklarını büyütmekle de meşgul. Ve kızlarının geleceği için söylemek istediği bir şeyler var.

*Bu yazının orijinali, Steph Curry imzasıyla The Players’ Tribune’da yayımlandı.


Şu sıralar evimde bir mucize gerçekleşiyor. Bunu kâğıda dökmem gerektiğini hissediyorum. Çünkü bittikten sonra elimde yazılı belgeler olduğundan emin olmalıyım.

Öyleyse kaydı başlatalım:

Altı yaşındaki kızımız Riley, ileride ebeveynleri gibi olmak istiyor.

Tamam, biliyorum. Bu sonsuza kadar böyle kalmayacak.

İsyankâr dönemin de bir gün geleceğini biliyorum.

Fakat şu an neler mi oluyor?

Riley’e sorduk; “Hey, Ri Ri, büyüdüğünde ne olmak istiyorsun?”

Tereddüt dahi etmeden cevap verdi: “Basketbolcu bir aşçı.”

Dediğim gibi, kız bugünlerde ailesini seviyor.

Yalan söylemeyeceğim, geçen sefer sorduğumuzda makyözlükle at biniciliği arasındaydı. Bu seferki ne kadar gerçek, kim bilir? Burada bütün planlarına anlam veriyormuşum gibi davranmayacağım. Önce aşçılık kitabını mı bitirip basket atmaya başlayacak? Yoksa basketbolu halledip restoran imparatorluğunu inşa etmeye mi yönelecek?

Bunlar bir yana, ortada bir yetenek durumu da var. Artık topu üst üste 100 kez sektirebiliyor. Şimdi de sol elini yeterli seviyeye çıkarmak için uğraşıyoruz (Evet, şutları da hiç fena değil.)

Aşçılık cephesine dönecek olursak da Riley’nin olayı her şeyi yapmak. Makarnadan keke, yumurtadan… oyun hamuruna. Laboratuvarında işini yaparken bize kameraları kurduruyor ve kendi YouTube şovunu sunar gibi davranıyor. Bu çılgınca. Muhtemelen oyun hamurunu tatmanızı önermem çünkü çok yapışkan fakat temelleri şimdiden gayet iyi gözüküyor. Elit seviyede tarif uygulamaları ve gerçekten yaratıcı renk seçimleri var.

Her neyse, sıkıntı yok. Şaka bir yana, ebeveynlerini ilerisi için bir rol modeli olarak gören bir kıza sahip olmak Tanrı’nın bir lütfu gibi.

Bu sırada, artık Riley gerçekten karakterinin oluşmaya başlayacağı o yaşlara gelmeye başladı. Bu da benim için öğrenmeye açık bir deneyim oluyor.

Büyümek mi? Annem Sonya tarafından yetiştirildiğim için çok şanslıyım. İnanılmaz ve prensiplerine sıkı sıkıya bağlı bir kadın. Lake Norman’da kendi okulu Christian Montessori School’u açacak vizyona ve cesarete sahipti. Yine çok şanslıyım ki yedi senedir de aynı şekilde harika ve prensipli bir kadınla, Ayesha’yla evliyim. O da başarılı bir iş kadını ve aynı zamanda üç çocuğumuza da harika annelik yapıyor. Bu yüzden, hayatım boyunca Amerika’da kadın olmanın ne demek olduğuna dair bir eğitim alıyormuşum gibi hissediyorum.

Bu eğitimden çıkardığım tek bir ders var. Kadınları her zaman dinlemek, onlara inanmak ve konu insanların kadınlardan beklentilerine gelince de neyin doğru olduğunu her zaman sorgulamak.

Başka bir deyişle, bu fikirler bir süredir kafamdaymış gibi düşünmek istiyorum.

Fakat ne olursa olsun…

Riley ve Ryan çok hızlı büyüyorlar. Ayesha’yla ben, son zamanlarda bu dünyaya getirdiğimiz kızların gözlerinde ışıltılar görüyoruz. Artık onları dünyaya hazırlıyoruz. İtiraf etmeliyim ki cinsiyet eşitliği problemi benim için daha şahsi ve son zamanlarda daha gerçek olmuş durumda.



Kızlarım büyürken gelecek için hapsoldukları hiçbir çerçeve olmadığını bilsinler istiyorum. Hepsi bu. Yetişkin olduklarında cinsiyetlerinin, ne düşüneceklerini, nasıl biri olacaklarını veya ne yapacaklarını belirleyen bir kurallar kitabı olmadığı bir dünyada yaşasınlar istiyorum. Gelecekleri için büyük hayaller kurabilecekleri, kendilerini tamamen eşit muamele görecekleri kariyerler için hazırlayabilecekleri bir ortamda yaşamalılar.

Ve elbette, eşit paralar kazandıkları kariyerler.

En kısa sürede, bir araya gelip böyle bir geleceği nasıl mümkün kılacağımızı çözmeye çalışmak bence çok önemli. Sadece babalar ve kızları olarak ya da belirli nedenler için değil. Ve sadece Kadın Eşitliği Günü’nde de değil. Her gün ama her gün bu ülkede cinsiyetler arası maaş uçurumunu kapatmak için uğraşmalıyız. Çünkü bu uçurum, kadınları her gün etkiler durumda. Ve bu, uçurum, Allah’ın her günü kadınlara kim olduklarına, değerlerine ve ne yapıp yapamayacaklarına dair yanlış bir mesaj yolluyor.

Geçen hafta, hiçbir zaman unutmayacağım bir işe imza attım. Kızlar için bir basketbol kampı düzenledim.

Şimdilik buna “birinci geleneksel” diyelim çünkü kesinlikle bir daha yapmayı planlıyorum. Basket atmayı seven 200 kızın bir sahayı paylaşması ve onları iş üzerinde izlemek çok keyifliydi.

Fakat sanırım bundan biraz daha fazlası da vardı. Bence bu, insanların bakış açılarını değiştirebilecek türden bir iş. Çünkü artık biri kamp düzenleyen bir NBA oyuncusu gördüğünde, bunun doğrudan erkekler için olduğunu farz etmeyecek. Kadınların oyunu “kadın basketbolu” olarak nitelendirilmeyecek. Yalnızca basketbol, kadınlar tarafından oynanan ve herkes tarafından hoş görülen.

Kampla ilgili ısrar ettiğimiz tek şey, birinci sınıf bir iş yapmak istememizdi. Ve gerçek şu ki 2018’de kadınları işin içine dahil etmiyorsanız, birinci sınıf iş yapamazsınız.

Dediğim gibi, kamp muazzamdı. Hayatımda birbirine bu kadar bağlı bir grup çocuk görmemiştim. Bulunduğum bütün erkekler kamplarında, etrafta koşup, vahşice davranan birkaç çocuk olurdu. Fakat bu kampta, o kızlar her şeylerini verdiler. En ufak bir ânı bile boşa geçirmediler. Her antrenmandan sonra bana doğru koşup “Steph, Steph, sana çocukken nasıl çalıştığını sormak istiyorum, benim durumuma da bakabilir misin?” gibi sorular sordular. Gerçekten özel bir şeydi bu.

Kızlar sadece saha içinde değil, saha dışında da etkileyiciydiler. Tarih boyunca erkekler tarafından domine edilmiş bir başka sektör olan iş dünyasında ve spor alanında başarılı olmuş kadınlarla soru cevap seansları düzenledik. Ve kampçılarımız onlara sorduklarıyla beni hayrete düşürdüler. Gösterdikleri nezaket, verdikleri önem adeta yüzlerinden akıyordu ve elbette olgunluklarıyla farklılıkları… Gerçekten şaşkına döndüm.

Kızlardan biri JPMorgan Chase & Co’da başkan yardımcılığı yapan Ariel Johnson Lin’e: ”Bir iş toplantısındasınız ve sunacak çok iyi fikirleriniz var fakat toplantı diyelim ki sekiz erkekten ve kadın olarak sadece sizden oluşuyor, böyle bir durumda fikrinizi sunmadan önce iki kere düşünür müsünüz ya da iş yerinde düşüncelerinizi kelimelere dökerken, vücut dilinizi kullanırken ya da ses tonunuzu ayarlarken cinsiyet dengesizliği sizi etkiliyor mu?” gibi bir soru sordu.

Tekrar ediyorum, bu akılalmazdı. Yani sonuçta 14 yaşında bir çocuktan bahsediyoruz. Kampta düzenlenen basit bir soru cevap etkinliğinin bilgi ve düşünce seviyesinin böylesine yukarıda olması ve onunki gibi sorular inanılmazdı. Maalesef 2018 yılında halen genç kadınlar iş yerleriyle ilgili bu soruları sormak zorundalar. Çünkü bu, içlerinde kökleşmiş bir sorun. Eşitsizlik, her zaman karşılaşabileceğiniz bir durum.

Ariel soruyu güzelce cevapladı.

Uzun bir cevaptı fakat size kısaltılmış şekilde aktaracağım: “Kendiniz olun. İyi olun ve mükemmellik için uğraşın. Fakat her zaman kendiniz olun.” Bütün kızlar ahenkle kafalarını salladılar. Dürüst olmam gerekirse benim için çok güçlü bir andı. Kızları, kendileri için rol model seçebilecekleri insanlarla bağlantı kurdukları, deneyimlerini ve fikirlerini paylaştıkları bir pozisyona getirmek benim için tatmin edici bir duyguydu. Ve elbette sadece basket atıp kendileri olabildikleri, kendilerini ana sahnede hissedebildikleri bir ortam yaratmak…

O an beni mutlu etse de genel olarak tatmin olmaktan çok uzağım. Doğrusu kendimi süreç için çalışan kadınlara yardım etmek için her zamankinden daha hırslı hissediyorum.

Haydi, gelin fırsat ve maaş uçurumunu kapatmak için çalışalım.

Bunu hep birlikte yapalım.

Yani “kadınlar eşitliği hak ediyor” derken, siyaset yapmış olmuyorum değil mi?

Bu, insanların karşı çıktığı bir şey de olamaz, değil mi?

Olamaz.

Bu yazın başlarında, sezon bittikten birkaç hafta sonra Ayesha ve ben üçüncü çocuğumuz, ilk oğlumuz Canon’ı kucağımıza almanın mutluluğunu yaşadık. O zamandan beri aklımı kurcalayan şeylerden biri de bu dünyada bir erkek çocuk yetiştirmenin ne anlama geldiği.

Sadece cinsiyeti sayesinde biliyorum ki Canon, ablalarının yalnızca hayal edebileceği bir takım avantajlara sahip olacak. Bir veli olarak bunu nasıl karşılayabilirsiniz ki? Bir erkek çocuğa öğretmeniz gereken değerler nelerdir?

Düşünecek çok şey var.

Fakat sonunda bence cevap gayet basit.

Geçen hafta kampta kızlara ne söylediysek ona da aynısını söylersiniz: “Kendiniz olun. İyi olun ve mükemmellik için uğraşın. Fakat her zaman kendiniz olun.”

Bence ona her zaman kadınları dinlemesi, onlara inanması ve konu insanların kadınlardan beklentilerine gelince de neyin doğru olduğunu sorgulamasını öğretirsiniz.

Bence artık onun jenerasyonunda konuyu öğrenmenin yetmediğini, kadınların eşit haklara sahip olması için gerçek bir destekçi olması gerektiğini öğretirsiniz.

Bunu yapıyor olmanız lazım.

Yıl 2018, okullar tatil. Şimdi iş yapma zamanı.

Çeviri: Barış Öztürk

İlginizi çekebilecek diğer içerikler