Socrates Web Beta v1.0

 
Futbol Basketbol Tenis Bisiklet Diğer Sporlar

GündemYorum“KESİN ÇÖZÜM YOK”

Antoine Demoitie, Gent-Wevelgem yarışında hayatını kaybederken başrolde yine motosikletler vardı. Artık nasıl adımlar atılmalı? Aydın Ayhan Güney'e sorduk.

Geçen yılki Gent-Wevelgem’i nasıl hatırlıyoruz? Rüzgarın dağıttığı yarışı 40 kişi tamamlayabilmiş ve Luca Paolini kazanmıştı. Ya bu sene? Yıllar sonra yarışı anımsayınca akla Sagan’ın dünya şampiyonu olarak ilk yarışını kazanması veya Cancellara’nın mücadelesi gelebilir. Ama 2016 Gent-Wevelgem, Antoine Demoitie’nin hayatını kaybettiği yarış oldu.

Finişe 125 kilometre kala yaptığı kaza sonrası Demoitie yerdeydi ve arkadan gelen motosikletin kendine çarpması sonucu asıl darbeyi aldı. Direkt şehirdeki hastaneye kaldırılan 25 yaşındaki bisikletçi durumu ciddileşince Lille’e götürüldü ama takımı Wanty-Groupe Gobert’in sabah yaptığı açıklamaya göre kurtarılamadı.

Kazaların damga vurduğu 2015 sezonundan sonra neredeyse hiçbir şey değişmemişti. Ronde’de arka arkaya yaşanan araba çarpma hadiseleri, Vuelta’da etap galibiyetine giden Peter Sagan’ı engelleyen motosiklet… Daha fazla örnek vermeye gerek yok, zaten hazır hâli var.

https://www.youtube.com/watch?v=TsnZBUkjsx4

Peki şimdi ne olacak? Bisikletçiler ilk anda şok içerisindeydi. Kittel’den Cavendish’e, Geraint Thomas’a herkes Demoitie için iyi dileklerini sundu. Takımlarsa elbette sinirli ve somut adımlar istiyor. Onlara göre motor sürücüleri daha sıkı bir eğitimden geçmeli, bisikletçilerle aralarındaki mesafeler net bir şekilde ayarlanmalı. Bisiklet benzer bir süreçten daha önce de geçmiş, yaşanan olayların ciddiyeti artınca kask kullanımı UCI tarafından zorunlu kılınmıştı. Yani değişiklikler kapıda gözüküyor. Biz de bu değişimin arifesinde Türkiye Turu’nu uzun yıllar organize eden Aydın Ayhan Güney’e birkaç soru yönelttik.

UCI’ın yarışlarda bu tarz kazaları önlemek için aldığı önlemler neler?

UCI’ın güvenlik motorlarının ya da yarışa giren araçların, sporcu güvenliğini etkilememesi için konulan belli kuralları var. Son kural, yarışa giren sürücülerin bir eğitimden geçip lisans almalarının zorunlu olması ve bu sanırım önümüzdeki seneden itibaren geçerli olacak. Bu hem motosikletler hem de diğer araçlar için geçerli. Yarışlarda çalışan sürücüler genelde eski sporcu, hakem ya da pelotonu bilen insanlardı ama bu her yarışta böyle olmadığı için artık bir lisans istenecek.

Yarışlardan önce sürücülere bir bilgilendirme yapılıyor mu? Ya da kısa bir kurs söz konusu mu?

Tabii ama dediğim gibi, genelde mutlaka tecrübeli şoförler kullanılıyor. Türkiye Bisiklet Turu’ndan veya düzenlediğimiz diğer organizasyonlardan örnek vermem gerekirse, pelotonun içine giren sürücülerin tamamı eski bisikletçi. Çünkü pelotonu ve bisikletçilerin nerede geçip nerede geçmeyeceklerini çok iyi bilmeleri gerekiyor. Aslında bu tür sıkıntılar şuradan çıkıyor; biliyorsunuz yarışa giren motosikletlerin büyük bir kısmı güvenlik motorudur. Onlar dışında hakemlerin, televizyon kameramanlarının ve fotoğrafçıların motorları var. Hakemlerin ekiplerinde fazla problem çıkmaz çünkü işi bilen insanlardır ve yerleri bellidir. Güvenlik motorları da genelde pelotonun önünde gidip trafikle ilgili güvenliği sağladıkları için onlarla ilgili de problem olmuyor.

Sadece pelotonun ardında kalan güvenlik motorları pelotonun yanından geçer ama onlar da önce hakemden izin alır. Burada en büyük problem bence fotoğrafçılar ve naklen yayın motorları. Onlar sürekli hareket hâlindeler ve hep yarışın içinde olmak istiyorlar. Özellikle de Avrupa’daki dar yollarda böyle sonuçlar doğabiliyor. Türkiye’deki yollar geniş olduğu için bu kadar sıkıntılar hiç çekmedik ama dar yollarda ve motorcu sayısının çok fazla olduğu yarışlarda bu maalesef yaşanıyor. Bir limit getirilmesi gerek. Türkiye Turu’nda fotoğrafçı sayısı sekiz-dokuz motoru geçmiyordu. Organizasyonun kendi fotoğrafçıları birer motoru alıyordu, diğerleri de dönüşümlü olarak kullanılıyordu. Yarışta her fotoğrafçıya motosiklet verecek olsanız 20-25 tane motosiklet olur ve bu da ciddi bir tehlike yaratır. UCI bundan sonra ciddi kurallar alıp özellikle dar yollarda limitler koyacak. Bu fotoğrafçılardan bazıları en iyi anı ve görüntüyü yakalayabilmek için güvenliği bir kenara atabiliyor. Yarış içerisinde komiserlerinin izni olmadan hiç kimse bir yere gidemez ama bazen onları da dinlemiyorlar. Çok tecrübeli motorcular ya da gazeteciler bile bu riski alabiliyor.

Geçen sene Ronde’de Shimano aracı da bisikletçilere çarpmıştı. Bu tarz kazalar daha önce de olmasına rağmen UCI neden buna bir önlem almak için bir sporcunun ölümünü bekledi?

Aslında az önce de söylediğim lisans sistemiyle önlem almaya başlamışlardı. Ama bu belgeyi alan sürücüler kuralları biliyor olsa bile çok uzun süre araç kullandıkları için dikkatsizlikler olabiliyor. Shimano ya da takım arabaları gibi sürekli yarışın içerisinde hareket halinde olan araçlar ister istemez dar yollarda kazalara sebep olabiliyor ve bu maalesef olmaya devam da edecek. Bunun önüne geçmek için belki çok daha katı kurallar konmalı ve hareket kısıtlanmalı. UCI’ın lisans sistemi bu kazaları ne kadar önleyebilir o da net değil aslında. Şu anda yarışlara giren sürücüler kuralları biliyorlar ve lisanslarını alabilecekler ama dediğim gibi en iyi görüntüyü yakalama agresifliği sorun yaratabiliyor. Bazen de sporcuları çok yakında takip ediyorlar ki bildiğim kadarıyla da Antoine Demoitie’nin ölümüne neden olan kazanın da sebebi bu. Alınan yeni önemlerin de kesin bir çözüm olabileceğini sanmıyorum.

Andrei Kivilev’in 2003 yılında geçirdiği kaza sonrası UCI, bisikletçilerin kask kullanmasını zorunlu kılmıştı. Demoitie’nin hayatını kaybetmesi sizce neyi değiştirecek?

Mutlaka bir önlem almak için çalışmaya başlayacaklar ama zaten bu konuda çalışıyorlardı çünkü bu yeni bir problem değil. Geçen yıl da motosikletlerin ve diğer araçların sebep olduğu birçok kaza yaşandı. Shimano dışında motosikletlerle de sorunlar vardı ve hatta Sagan’ın bir yarışta büyük tepkisi olmuştu. Tüm bunlardan dolayı önlemler alınmaya başladı ama belki bunların uygulamasında geç kalındı. Bu önlemleri şimdi bir an önce uygulamaya başlayacaklardır. UCI’ın ilk yol komisyonu toplantısında bu ele alınacaktır. Sporculara belli bir mesafeden fazla yaklaşmama kuralı koyabilirler veya sporcuları geçmek için yolun belli bir genişlikte olması gerekliliği getirilebilir. Özellikle Hollanda gibi ülkelerde yollar çok dar ve bu yollarda bir şekilde motosikletin de öne geçmesi gerekiyor. Bu iyi kontrol edilmezse kötü sonuçlar doğurabiliyor. Yolun yedi-sekiz metreden dar olduğu yerlerde geçiş yasaklanabilir belki. Özellikle Klasik yarışların geçtiği dar yollarda geçişler tamamen yasaklanabilir. Hakem sayısında da artışa gidilebilir ama dediğim gibi bu kontrol edilmesi çok zor bir şey…

İlginizi çekebilecek diğer içerikler