Socrates Web Beta v1.0

 
Futbol Basketbol Tenis Bisiklet Diğer Sporlar

BasketbolKenetlenme Zamanı

EuroBasket’e günler kala Milli Takım’ın en tecrübeli oyuncularından Semih Erden, büyük şampiyonalarda takım ruhunu nasıl ayakta tuttuklarını anlattı. Semih’e göre işin sırrı oyuncuların asla birbirini yarı yolda bırakmamasında.

Semih Erden, EuroBasket’te yer alacak Türkiye kadrosunda Sinan Güler’le birlikte en az üç büyük turnuva görmüş iki oyuncudan biri. 2007’de ‘merhaba’ dediği Avrupa Basketbol Şampiyonası serüveninin beşinci bölümü için yeniden Milli Takım’da. Ersan İlyasova ve Ömer Aşık gibi önemli ribaund toplayıcılarından yoksun olan koç Ufuk Sarıca, çemberin içine düşmeyen toplarda Erden’e bel bağlayacak.

Geçen sezonu Darüşşafaka’da geçiren 31 yaşındaki pivotun Milli Takım tecrübesi elbette kıtasal şampiyonalarla sınırlı değil. Ülke basketbolunun zirve günlerini yaşadığı 2010 Dünya Basketbol Şampiyonası, Erden’in de hafızasında ayrı bir yere sahip.

KARA BULUTLAR

2010’da -özellikle turnuva başlamadan önce- her şey sütliman değildi. Almanya’da yapılan bir hazırlık turnuvasından galibiyetsiz dönen Milli Takım, grup maçlarını oynayacağı Ankara’daki son dostluk mücadelelerinde de izleyenleri tatmin edememişti. Semih, o günlerde takımın içinde bulunduğu durumu şöyle açıklıyor: “2010 öncesi Ankara’da bir turnuva oynamıştık. Dünya Şampiyonası’na az bir süre kala, son haftalarda kötü bir periyot geçiriyorduk. Basketbol yazan çizenler bir anda aleyhimize birtakım şeyler yazmaya başladı, daha şampiyona başlamadan. Bu, bizim için en kötü şeydi.”

Bugünkü kadroya kıyasla uluslararası tecrübesi çok daha fazla olan oyunculardan kurulu 2010 kadrosunun böylesine tökezlemesi gerek izleyicilerden gerekse de basından ciddi eleştiriler almıştı. Dönemin koçu Bogdan Tanjevic’ten başlayıp tüm takıma uzanan bu eleştiri yağmuru arasında Erden’e göre kadrodaki oyuncular birbirlerine kenetlenme ihtiyacı duymuş.

“Abilerimizin öncülüğünde, sadece oyuncuların olduğu bir toplantı yaptık” diye hatırlıyor o günleri Erden; “En büyüğümüzden en küçüğümüze kadar herkes söz aldı. ‘Bir şeyler göstermek zorundayız, bir şeyler yapmak zorundayız’ dedik. Tabii ki güvenenler de vardı takıma ama güvenmeyenleri nasıl sustururuz, onların söylemlerini nasıl geri çeviririz, diye kendi aramızda bir toplantı yaptık.”

“Toplantıdan iki üç gün sonra ilk maça çıktık ve o maça çıktığımızda inanılmaz bir ortam vardı. Ankara’daki taraftarın sevgisi inanılmazdı.”

-Semih Erden

KADER DEĞİŞTİREN TOPLANTI

Dış etkenlerden uzak, sadece baş aktörlerin hazır bulunduğu o oda, belki de başarı fitilinin ilk ateşlendiği yer olmuş. O toplantının yarattığı olumlu hava, grup maçlarında seyircinin müthiş desteğiyle birleşince, ortaya ülke spor tarihinin en özel başarılarından birine dönüşen peri masalı gibi bir turnuva çıkmış: “Toplantıdan iki üç gün sonra ilk maça çıktık ve o maça çıktığımızda inanılmaz bir ortam vardı. Ankara’daki taraftarın sevgisi inanılmazdı. Biz de o heyecanla ilk maçı kazandık ve 2010 serüveni öyle başladı. Finale kadar giden bir yolculuk oldu. Takım içindeki güven, birbirinin arkasını kollamak bu olsa gerek.”

Yenilenmiş kadrosuyla Milli Takım’ın, yedi yıl sonra bir kez daha kenetlenmeye ve birbirinin arkasını kollamaya ihtiyacı var. O günlerde bu havaya önayak olan isimler maçları takım elbiseleriyle saha kenarından takip edecekler. O rolü sırtlanma görevi ise artık Semih Erden gibi takımın ‘yeni eskileri’nde.

İlginizi çekebilecek diğer içerikler