Socrates Web Beta v1.0

 
Futbol Basketbol Tenis Bisiklet Diğer Sporlar

GenelKawhi, Durant ve LeBron Fazla mı Güçlü?

Günümüzün süperstarları, takımların yöneticileri olmuş durumda. Ve bir kontratın gerçek değerinin ne olduğuna artık onlar karar veriyor.

Bu yazı, ilk olarak Marc Spears imzasıyla The New York Times’ta yayımlanmıştır.


NBA’deki serbest oyuncu pazarı ilk haftasını geride bıraktı ve yıllardır sıkıntılı iki organizasyon, yaptıkları inanılmaz hamlelerle adeta yeniden doğdu. Nets ve Los Angeles Clippers, ligin en sevilen süperstarlarını şehirlerinin göz alıcı takımlarının elinden almayı başardı.

Bu bir haftalık süreçte, birçok devasa imza ve takas gerçekleşti. Varolan süreçlerin orkestra şefleri, süperstarlardan başkası değildi.

Basketbolun en büyük isimlerinin, diğer hiçbir Kuzey Amerika spor liginde görülmeyen ‘takım oluşturma yetkisi’ne sahip olduğuna dikkat çekmemiz gerekiyor. Kevin Durant ve Kyrie Irving, adeta Knicks’i hiçe sayıp şehrin uzun süredir zorluklarlarla boğuşan diğer takımı Nets ile sözleşme imzaladı. Ardından dönemin en popüler ismi Kawhi Leonard, onunla özdeşmiş “Susup oyununa bak” mantalitesinin dışına çıkarak beklenmedik bir hamleyle Paul George’un kendi yanına, Los Angeles’a gelmesinde çok büyük bir pay oynayarak Clippers’ın Lakers’ı gölgede bırakmasını sağladı.

Basının parıltılı ışıltılarından olabildiğince kaçmaya çalışan Leonard, 2010 yazında LeBron James’in başlattığı, yaz sonundaysa Dwyane Wade ve Chris Bosh’la birlikte bir ‘süper takım’ oluşturduğu ‘yıldız-genel menajer’ oyunculardan asla olmamıştı. Şaşırtıcı değildir ki James, yeni takım arkadaşı Anthony Davis ile beraber, Leonard’ı Lakers’a getirebileceğini düşünüyordu.

Geleceğini LeBron-vari bir şekilde kendi ellerine alan Leonard, NBA’i potansiyel bir kavşağın içine sürükledi. Leonard’ın George’u takasa ikna etmesiyle birlikte, yıldızların en üst seviye oyuncular üzerinde kontrolü ellerine almasının ne kadar doğru olduğu üzerindeki tartışmaları yeniden alevlendirdi.

Oklahoma City Belediye Başkanı David Holt, varolan tartışmaların dozunu George’a veda tweet’iyle biraz daha arttırdı: “Sanırım artık NBA’in gerçeğine alışmamız gerekiyor. Yıldızlar, serbest oyuncu statüsünde olmasa bile aslında öyleler.” Holt’un bu sözleri, belli köşelerde alayla karşılandı — Çoğunlukla da kendi takımları Seattle SuperSonics’in Holt’un şehrine taşınmasından dolayı içlerinde büyük bir yara olan Sonics taraftarları tarafından.

Yine de birkaç NBA yöneticisi, Holt’un bu ve benzeri açıklamaları açık açık yapmasından dolayı pek de memnun olmadı.

NBA’deki takım sahiplerini ve Adam Silver’ı rahatsız eden daha belirgin bir gösterge ise, Leonard’ın sözleşme detaylarının en erken şekilde Salı gününe yetişecek olmasıydı. Ligdeki 30 takımın temsilcileri, her sene Vegas’da düzenlenen Yaz Ligi boyunca kapalı kapılar ardında toplantıya çağrılmıştı. Bu toplantıda bazı takımların, LeBron ve Kawhi gibi süperstarların kendi yıldızlarını hedef aldıklarındaki yaşadıkları çaresizliği Adam Silver’a anlatacaklarına kesin gözüyle bakılıyordu. 

Silver’ın toplantıda oldukça meşgul olacağı “güç dinamiklerinin” başka bir boyutu da var: Oyuncularının dörtte üçünün siyahi olduğu bir ligde, “sahip” kelimesinin; eski moda, saldırgan ve köleliği besleyici bir tanım olduğundan endişelenenleri sayısı yadsınamayacak kadar fazla.

Bu söylemlerin seviyesi her ne kadar artıyor gibi gözükse de, aslında pek de yeni sayılmazlar. Silver, Şubat 2014’te David Stern’in yerine geçmeden önce bile, lig yetkilileri — takımların yönetici kadrosundan herhangi bir direktif gelmediği müddetçe — oyuncular arasındaki konuşmaları denetlemenin karmaşık olmasının yanı sıra, aynı zamanda aşırı derecede müdahaleci bir tavır olabileceğini söylemişti.

Her ne olursa olsun, oyuncuların bu tarz sözüm ona ‘entrikaları’, ligin yararına işleyebilir. Her yıldız kendi çıkarlarını göz önünde bulundurarak karar verse de NBA tarihinin en çılgın serbest oyuncu döneminin ardından lig, uzun süre sonra hiç olmadığı kadar rekabetçi olabilir.

Golden State Warriors, geçtiğimiz dört sezonda ezici bir favori olarak görülse de, bu sene ligdeki yıldızlar eskiye nazaran daha adil bir şekilde dağıldı. Bunun için, NBA tarihinin en korkulabilecek üçlüsünü oluşturmak yerine; Kanada’daki kahramanlara yakışır yaşamını, James ve Davis’e rakip olmak için Los Angeles’e taşıyan Kawhi Leonard’a teşekkür etmeliyiz.

Lakers, eğer Clippers Leonard’ı şampiyonluktan üç hafta sonra cezbetmeyi başaramasaydı, Warriors’un mutlak favori boşluğunu rahatlıkla dolduracaktı. 2019-20 sezonu, şu an için, net bir şampiyonluk adayı olmadan başlayacak gibi gözüküyor. Warriors, Durant’i Nets’e kaptırmasının yanı sıra, Klay Thompson’ın sakatlığından dolayı koca bir sezonu oynayamama tehlikesi ile de karşı karşıya.

Hâlihazırda ucu açık olan ligin, birçok küçük bütçeli şampiyonluk adayları da var. Utah Jazz, Indiana Pacers ve New Orleans Pelicans, yaptıkları gayet mantıklı hamlelerle normal sezonun sonunda kendilerini çok iyi yerlerde bulabilirler. Bu pozitif takımların yanı sıra, Oklahoma City’li taraftarlar — takımlarının aldığı sert darbeler sonunda — diğer takım taraftarlarına nazaran ligi daha üzgün bir şekilde sonlandırabilir.

Temmuz 2016’da, Draymond Green liderliğindeki birkaç Golden State oyuncusu, Durant’ı Bay Area’ya getirmek için oldukça başarılı bir operasyon yürüttü. Bundan tam üç sene sonra George, Thunder’ın üst üste ikinci kez play-off ilk turunda elenmesi ve Leonard’ın yüksek baskıları sayesinde yönetime takas talebini iletti. Üstelik hınca hınç dolu bir partide elinde mikrofonuyla “kalacağını” söyledikten sonra. Russell Westbrook gibi topu muazzam yoğunlukta domine eden bir oyun kurucuyla oynamanın, Durant ve George’un ayrılığında önemli bir rol oynaması, Oklahoma yıldızına getirilen eleştirilerden.

Thunder adına tek teselli, pazarlık üstadı genel menajer Sam Presti’nin George takasında Clippers’tan aldığı tur haklarıydı. Böylece Thunder, olası Westbrook ayrılığını da göz önünde bulundurarak, tekrardan yapılanma için kendisine uzun bir yol açmış oldu.

Arkadaşlıklar ve şehir lokasyonları da son dönemde oyuncuların kararlarını etkileyen en değerli faktörlerden. Leonard’ın tekrardan memleketi Güney Kaliforniya’da oynamak istemesi, Toronto’nun korkularındandı. George, Oklahoma’dan kaçmak için rakip takımların yöneticileriyle durmadan zaman geçiren karakterlerden değildi. Ancak yakın dostu Leonard ile buluşma ve memleketi Güney Kaliforniya’da oynama şansını elde edince bu fırsatı kaçırmak istemedi. 

Irving, Durant ile birlikte oynamak için can atıyordu ve üstüne üstlük New Jersey’de büyümüştü. Nets ile sözleşme imzaladıktan hemen sonra, bu formayı giymenin kendisi için hayal olduğunu söylüyordu. Durant (Maryland) ve Boston’ın yeni süperstarı Kemba Walker (New York) tam olarak evlerine dönmeseler de, yaptıkları transfer hamleleri hiç kuşkusuz onları daha da yakınlaştırdı.

Spor kültürüne sahip olan toplumlar, motivasyonları her ne olursa olsun, etkilerini zorla göstermek için çaba sarf eden yıldız oyunculardan her zaman rahatsız olmuştur. Ve -spor branşı fark etmeksizin- tüm takım sahipleri, bu oyuncuların güçlerini azaltmak için her türlü yola başvurmuşlardır.

Yine de geçtiğimiz cumartesi günü bir röportajında bu noktaya değinen Sam Smith, şöyle düşünüyor: “Oyuncuların yaptıklarını seviyorum. İnsanlar ‘süper takımlar’ oluşturulmasının hiç adil olmadığından bahsediyor ancak takım sahipleri, ya da Jerry West ve Red Auerbach gibi aklıselim genel menajerler, böylesine hanedanlıklar yarattıklarında bu durumdan hiç de hoşnutsuz olmuyorlar.”

Leonard’ın George’u da yanında getirmesi, her halükarda, beklenmeyen bir durumdu ve hiç kimsenin aklına gelmemişti. Gelenekselleşmiş menajer kitlesini, amcası Dennis Robertson’ı ‘Team Kawhi’ın başına geçirerek kendisinden uzak tuttu. Ekibinden asla bir sızıntı olmasını istemeyen Leonard’ın ekibi, transferin çok büyük bir bölümünde sessizliği korudu. Kawhi, serbest oyuncu pazarı 30 Haziran’da açıldığında arkasına yaslandı ve tam bir gün boyunca gelen teklifleri bekledi. Sonrasındaysa beş gün sürecek sistematik bir operasyona başlayan Leonard, yaklaşık bir haftalık yolculuğunu istediği kontratla tamamlamaya çalıştı.

Bazıları, bu kadar uzun süre beklemesini gösteriş olarak değerlendiriyordu. Ancak Kawhi, perde arkasında Clippers’a baskı yaparak George için eldeki tüm tur haklarını zorlamasını istemişti. 

Belki de, “Jordan Kuralları”nın yazarı Sam Smith için yeni bir devam kitabı yazmanın zamanı gelmiştir: Toronto Raptors forması altında, hem saha içini hem de saha dışını en iyi şekilde geçiren Kawhi Leonard’ın kitabı, “Kawhi Kuralları”.

“Kawhi’ın sadece lige değil, aynı zamanda serbest oyuncu pazarına da hükmedebileceğini kim tahmin edebilirdi ki?” demişti Smith. “Bu, sessizliğiyle ünlü birisi için çok fazla şey anlatıyor.”

İlginizi çekebilecek diğer içerikler