Socrates Web Beta v1.0

 
Futbol Basketbol Tenis Bisiklet Diğer Sporlar

FutbolKaptanlık Bandı

Fenerbahçe’de çok fazla sorun var. Anlatmak uzun sürebilir ama Ozan Tufan’ın kaptanlık bandını takması önemli bir özet olarak sunulabilir.

Fenerbahçe, sezona kötü bir giriş yaptı. Son olarak Vardar’a iki maçta da yenilerek Avrupa defterini Eylül ayını görmeden kapadı. Vardar gibi bir takıma elenmek şaşırtıcı olsa  da aslında Fenerbahçe’nin ilerleyen dönemde Avrupa arenasında maç kazanması pek de kolay değildi. Yine de sonuçlar esastır ve Fenerbahçe’nin zayıf bir Makedon takımına elenmesi infial çıkmasına neden oldu.

Kulüp içinde eleştirilerden nasibini almayan yok. Yönetim (daha net ifadeyle Aziz Yıldırım) zaten yıllardır istifaya davet ediliyor. Aykut Kocaman’ın geri dönüşünü benimsemeyenler çok fazlaydı, artık Vardar maçlarından ve ardındaki basın toplantısı tavrından sonra bu sayı daha da arttı. Futbolcular ise zaten ateş altında. Taraftarların tribüne gelme oranı bir süredir düşüktü ama gelenlerin de takımı rahatlattığını söyleyemeyiz. Fenerbahçe basınından birçok kişi ise taraftarları da suçluyor. Yani kısacası; herkes birbirinden şikayetçi ve tablo karanlık.

Planlama önemlidir. Hava da önemlidir. Fakat en önemlisi sahadaki güçtür. O güç, oyuncu kalitesinden ibarettir. Teknik direktör o gücü ortaya çıkarabilir, en etkili şekilde kullanma maharetini gösterebilir daha fazlasını da yaratamaz. Taraftar da aynı işi yapar ama etkisi çok daha düşüktür. Sahnede oyuncular vardır ve günün sonunun onlar belirler. Fenerbahçe; her büyük ve istikrarsız kulübün yaptığı gibi yine aynı hataya düştü. Geçen sezon hem oldukça kötü bir performans sergileyen, hem de duygusal olarak yıpranmış takımı yenilemedi. Birkaç transfer yapıldı, teknik direktör değişti ama o kadar. Yine de herkese yetti. Bu değişimlerin sonuç getireceği tahmin edildi ve yeniden şampiyonluk şarkıları söylendi.

Avusturya’daki Graz maçından sonra birçok Fenerbahçeli, “İşte bu, artık top oynayan bir takımımız var” diyordu. Gazete köşelerinde de benzer cümleler yer alıyordu. Oysa değişen bir durum söz konusu değildi. Yeni transferlerden sadece iki tanesi (Valbuena – Dirar) ilk 11’deydi. Genç oyuncu Ahmethan ile bu sayı üçe çıkıyordu ama zaten Ahmethan bilinçli bir tercih değil, yanlış planlamanın ve geç kalınmışlığın yaptırımı olarak sahadaydı. Hemen hemen aynı oyuncular, farklı bir teknik adamla sezona başlayıp ilk sınavdan sonuç alınınca, değişimin geldiği düşünüldü.

Aradan sadece bir ay geçti ve Fenerbahçe eskisinden de kötü durumda. Şaşırtıcı değil. Zaten kadro kalitesi artmamıştı. Üstüne kötü sonuçlar gelince oyuncular üzerindeki yıpranmışlık biraz daha arttı ve önlenemez bir kabus ortaya çıktı.

Vardar maçında Mehmet Topal oyundan çıkınca kaptanlık bandını son dönemin çok tartışılan oyuncusu Ozan Tufan aldı. Ozan, sevilen bir figür değil. Ona karşı haksızlık yapıldığını düşünsem de kendisinin hatalarını olduğunu da söylemek lazım. Yine de sahadaki 11 oyuncuya bakınca Ozan Tufan’ın kaptanlık bandını takması çok da abes değil. Mehmet Topal oyundan çıkarken, sahadaki yeni transfer sayısı 5’e (Kameni, Isla, Dirar, Valbuena, Soldado) yükselmişti. Genç Ahmethan ile bu sayı 6’ya çıkıyor. Ozan dışında geriye kalan dört isim de (İsmail, Neustadter, Skrtel, Aatıf) Fenerbahçe’deki ikinci sezonlarını geçiriyor. Yani Ozan Tufan hepsinden daha eski bir isim. Kaptanlık, kıdeme göre geçecekse Ozan Tufan, doğru isimdi. Kaptanlık meziyetlerinden dolayı bir değerlendirme yapılacaksa gösterdiği performansla Skrtel dışında uygun bir isim yoktu. Yani aslında o dakikada (Dakika 75, skor 1-1) bandı kim taksa tribünlerin hoşuna gitmeyecekti. İsmail Köybaşı’nın daha önce kaptanlık bandını takarak sahaya çıktığı ve kırmızı kart gördüğü maçları da unutmamak lazım.

Yani Ozan’ın bandı takması sorun değil. Fakat ortaya çıkan tepki, oluşan fotoğraf Fenerbahçe’nin yaşadığı sorunun aynası olarak gözükebilir. Takım eski, yıpranmış, değişmesi gereken oyunculardan kurulu gözüküyor. Fakat, sezonun en kritik dakikalarında sahaya baktığımızda takımda iki seneden fazla süre geçirmiş oyuncu yer almıyor. Yani bir kaos var ve oraya kim dahil olsa ne havayı değiştirebiliyor ne de kendisi saf ve duru kalabiliyor.

Eleştirilmekten, yuhalanmaktan, hatta oyundan çıkmaktan korkan oyuncu sorumluluk almaktan korkar. Bu da saha içine çok net biçimde yansır. Birçok oyuncunun zaman zaman atağa çıkmayıp yerinde kalmasının veya sadece yan pas oynamasının sebebi de budur. Riske giremez, taşın altına elini sokamaz. Hatta belki oyuncu değişikliği esnasından formaliteden bir bant değişimini bile kolay kolay kabullenemez. Oyuncu grubu bu ruh haline girince, rollerini de ortaya çıkarmaz. Mesela Fenerbahçe’de yaklaşık üç sezondur bir saha iç lideri, oyunun komutanı bir isim çıkmıyor. Belki, bu sezon Valbuena bunu değiştirecek ama o da yanındakiler eşlik ederse…

Fenerbahçe’de sorun tabi ki ıslıkları her geçen gün çoğaltan taraftarda değil. Bu yapının kurulmasına neden olan üst tarafa bakmak lazım. Fakat bu ayrı bir yazı konusu belki de. Tam bu noktada gelecek tahmini yapılabilir. Fenerbahçe, sezon başında şampiyonluk havasına girse de, benim görüşüm bunun imkansız olduğuna yönelikti. Şimdi ise şansı biraz daha arttı. En azından Avrupa’da Aralık ayına kadar sürecek bir fikstürden kurtuldu. Mesele sadece fikstür değil; oradaki altı maç içinde alınacak yenilgiler, yapılacak puan hesapları yıpranma kat sayısını daha yukarıya çekecekti. Şimdi bütün darbeler bir an önce geldi ve bitti. Türkiye’de kötü sonuçları unutturmak oldukça kolaydır. Belki de en kolay yöntemi transferdir ve önümüzde de transfer için fena olmayan bir süre var. Östersunds maçlarından sonra devamlı uçak indiren Galatasaray’ın tam da bugünlerde yaşadığı coşku Fenerbahçe için de çok uzak değil. Fakat yine de beklentileri yukarı çekmemek lazım; her iki takım için de sezon sonu yetersiz kalacakmış gibi duruyor. En azından Vardar ve Östersunds’u yenemeyen iki takımın da geçmesi gereken bir Başakşehir var. Sevilla ile başa baş oynayan Başakşehir ile kapışabildikten sonra da Beşiktaş’a gözlerini dikebilirler.

İlginizi çekebilecek diğer içerikler

Kesişen Yollar

Kesişen Yollar

1 gün önce
Gençliğime Mektup

Gençliğime Mektup

3 gün önce